İslâm kültürlerinde, belirli kurallara uyarak güzel yazı yazma sanatı. Hat sanatıyla uğraşan kişilere hattat denir. İslâmiyetten sonra Araplar, “küfi” denilen, köşeli karakterlerden oluşan yazı türünü benimsemişti. Bu yazı türü istekleri karşılamayınca, türlü yazı türlerinin ardından daha yuvarlak hatlara sahip altı temel yazı çeşidi geliştirildi. Bu altı yazı türünü kapsayan biçime de aklam-ı sitte dendi. Arapların en büyük hattatı olarak tanınan Yakut-u Mustasamî, aklam-ı sitteyi geliştirerek harflerin yapısına ayrı bir güzellik getirdi. Yakut’un ölümünden sonra hat sanatı Türkler ve Araplar arasında gelişmeye devam etti. Araplar daha süslü yazılar tercih ederken Türkler daha yalın ve sade yazmayı yeğlerlerdi. on beşinciyüzyılda II. Mehmet’in ve oğlu II. Bayezit’ın hattatlığını yapan ve Osmanlı-Türk hattatlarının babası sayılan Şeyh Hamdullah, aklam-ı sitteye o zamana değin ulaşılamayan bir güzellik ve olgunluk kattı. On yedinci yüzyılda yaşayan Hafız Osman da Şeyh Hamdullah’ın eksiklerini tamamlayarak yazıyı güzelliğinin en üst doruğuna ulaştırdı. Günümüzde ise hat sanatını icra eden en önemli hattatlar arasında, Fuad Başar, Doğan Çilingir ve Âdem Sakal’ı sayabiliriz.