Samanyolu galaksisinde var oldukları bilinen iki yüz milyon (bazı kayıtlarda üç yüz milyon) yıldızdan birisi olan Güneş kütlesi sıcak gazlardan oluşan ve çevresine ısı ve ışık yayan orta boy bir yıldızdır.

Çapı dünya çapının 110 (1.4 milyon km), hacmi 1.3 milyon, ağırlığı ise 333.000 katı kadardır.

Güneşin yoğunluğu Dünya yoğunluğunun sadece dörtte biri kadardır.

Güneş kendi ekseni etrafında saatte 70 000 km hızla döner. Bir turunu 25 günde tamamlar.

Güneşin katmanları: Güneş % 75 hidrojen, % 20 helyum ve % 5 de diğer elementlerden oluşur.

Güneşte hidrojenin helyuma dönüşmesi sırasında (füzyon= erime, birleşme) büyük bir enerji ortaya çıktığı iddia edilir.

Tersinim teorisinin bu konudaki görüşünün tamamen farklı olduğunu, güneş enerjisini füzyon değil fisyon=ayrışma yöntemiyle elde ettiğini vurgulayalım.

Nedeni ise birbirlerine ters reaksiyonların ikisinde de (ayrışma - birleşme) enerji oluşmasının mümkün olmadığıdır.

Eğer ayrışmada enerji ÇIKIŞI meydana geliyorsa (ki bu bilimsel yöntemlerle kanıtlanmıştır) tersi olan birleşmede enerji EMİŞİ gerekirdi.

Tersinime göre güneş enerjisi ağır elementlerin daha hafif elementlere ayrışması sonucu elde etmektedir.

Bu elementlerde halen yapısında mevcuttur.

Güneşteki füzyon (tersinime göre fisyon) olayı sonucunda kırmızımsı bir alev 15-20 bin km yükselir ki bu olaya Güneş Fırtınası denir.

Güneşin yüzey sıcaklığı 6 000 °C ve merkez sıcaklığı ise 1.5 milyon °C’dir. (Bu merkeze yakın sıcaklığı olmalıdır.Merkez sıcaklığı on beş milyon K derecedir.)

Güneşten çıkan enerjinin ancak 2 milyonda birlik kısmı yeryüzüne ulaşır.

Güneş’in üç günde yaymış olduğu enerji, Dünya’da bilinen bütün petrol, kömür ve ormanlardan elde edilecek enerjiye eşittir.

Güneş ışınları yaklaşık 8 dakikada yeryüzüne ulaşır.

Güneş Dünyaya en yakın yıldızdır.

Günümüz teorileri Güneş’in yaklaşık 4.6 milyar yıl önce, yıldız patlamalarından arda kalan toz ve gazı da içeren muazzam büyüklükteki bir yıldızlararası gaz bulutun çökmesi ve oluşan basınçla tutuşması (füzyon olayının başlamasıyla) oluştuğunu kabul eder.

Fakat bu rakamın (dünya yaşının beş milyar yıl olduğu varsayıldığında) yanlış olduğu açıktır.

Güneşin sekiz milyar yıldan beri ışıdığını varsaymak daha doğrudur.

Tersinime göre böyle bir oluşum da mümkün değildir.

Yıldızların ışıması big bangin (tersinime göre genişim evresinin) kademeli bir uzantısı olmalıdır.

Kütle çekiminin etkisi altında kalan bulutlar büzüşmeye ve yoğunlaşmanın büyük olduğu yerlerde dönmeye başlarlar.

Oluşumun başlangıcı olan ilk birkaç milyon yıl içinde çökme sırasında dönme hızı çok büyüktür ve bundan dolayı da manyetik olarak son derece aktiftir.

Açısal momentumun korunması prensibine göre rotasyon hızı gittikçe büyümekte ve dış kısımlar yassılaşmaktadır.

Zamanla merkezi bölgenin çevresinde yassı bir disk oluşur.

Bu diskin dış kısımlarındaki gaz ve toz bulutları küçük yoğunlaşmalar gösterir.

Her yoğun bölge ana diskle aynı yönde kendi eksenleri etrafında döner.

Bu senaryo Dünya’nın ve diğer gezegenlerinin nasıl oluştuğunu açıklayan oldukça makul bir senaryo (dünya ve diğer gezegenlerin güneşten koptukları senaryosu) olarak kabul edilir.

Tersinime göre dünyanın güneşten koparak meydana geldiği senaryosunun gerçekliği mümnkün değildir.

Dünya güneşten kopmuş olsaydı yapı olarak (büyük oranlarda hidrojen az miktarda helyum) benzemesi gerekirdi.

Tersinime göre dünya ve katı kütleli gezegenler güneşin yörüngesine giren dev meteorların zamanla büyümesi sonucu oluşmuştur.

Nitekim dünyanın yapısı bunu doğrular.

Güneş’in merkezinde sıcaklık 15 milyon °Kelvin, yoğunluk ise katı kurşun yoğunluğunun 12 misli kadardır.

Yukarıdaki bulgu tersinim teorisinin güneş enerjisini ayrışma (fisyon) yöntemiyle elde eder öngörüsünü doğrular.

Güneş’in yapısı bir dizi kabuk veya tabakalara göre tarif edilebilir.

Nükleer reaksiyonlarla, dört hidrojen atomu bir helyum atomunu oluşturduğunda kaybedilen kütlenin açığa çıkardığı fotonlar bildiğimiz Gamma ışınlarıdır.

Gerçekte son olguda oluşan element helyum değil hidrojendir. Güneş ağır elementler yönünden fakirleşmektedir.

Bu Gamma ışını şeklindeki foton Güneş’in en yoğun ısı yaydığı merkezinden yüzeyine düz bir çizgide hareket etse idi Güneş’in yüzeyine 2.5sn de gelirdi. Bizim gözümüze de 8.5 dakikada ulaşırdı.

Gerçekte ortalama olarak foton 10 milyon yılda Güneş’in korundan yüzeyine gelir.

Bu fotonlar yolları üzerinde yüklü partiküller ile çarpıştıklarında enerji X ışınları şeklinde yayınlanır.

Korda nükleer reaksiyonlar ile oluşan Gamma enerjisinin Güneş’in merkezinden dışarıya doğru hareket etmeye başlaması X ışınları şeklinde ve herhangi bir doğrultuda ve rastgele muhtemelen geriye doğru yayınlanabilir.

Fotonlar sonuçta düzensiz ve zigzaglı bir yol izler.

Güneş’in radyasyon bölgesi 1 milyon km. ye kadar uzanmaktadır.

Bu bölgenin dışında plazma soğumaya ve seyrelmeye başlar.



Güneş füzyon (tersinime göre fisyon) enerjisiyle ışıyan dev bir ateş topudur.

Yoğunluk Güneş’in merkezinden yüzeyine olan uzaklığın yarısında suyun yoğunluğu ile eşit değerdedir.

Radyasyon bölgesinin dış kenarında sıcaklık ise 500.000 °Kelvin’dir.

Bu arada K=Kelvin’in C=Celsius gibi bir ısı ölçü birimi olduğunu belirtelim.

C=Cesius sıcaklık biriminde suyun donma ısısı sıfır kaynama ısısı yüz, K=Kelvin sıcaklık biriminde ise suyun donma ısısı 273.15 kaynama ısısı ise 373.15 Kelvin birimi olarak kabul edilir.

Füzyon (fisyon) tepkimeleri Güneş’te her an doğal olarak gerçekleşmektedir.

Güneşin ısı ve ışığı; başlangıçta çok yüksek basınç altında kalan hidrojen çekirdeklerinden bir kaçının birleşerek helyuma dönüşmesi; bu dönüşüm sırasında ortaya çıkan enerjinin diğer atomları birleştirerek tepkimeyi tetiklemesi sayesinde meydana geldiği, saniyede 564 milyon ton hidrojeni 560 milyon ton helyuma çevirdiği, kalan 4 milyon ton gaz maddesi de enerjiye dönüştüğü varsayılır.

(Bu varsyımı gerçek kabul edersek) Güneşin her saniye hidrojen yönünden fakirleşmesi bir tersinim olayıdır.

Gerçekte azalan hidrojen değil kademeli olarak fisyona uğrayan ağır elementlerdir.

Canlılık için son derece hayatî öneme sahip güneş enerjisini meydana getiren bu müthiş olay milyarlarca yıldır hiç durmadan devam etmektedir.

Bu durum gelecekte bir gün güneşin enerjisini veren hidrojen bitecek, güneş sönecek ve yaşamın sonu gelecek mi sorusunu gündeme getirir.

Varsayıldığı gibi eğer Güneş saniyede 4 milyon ton kadar hidrojeni yakıt olarak kullanıp tüketiyorsa bir zaman sonra mevcut hidrojenini tüketip söneceği doğaldır.

Yapılan hesaplamalarda Güneşin var edilmesinden günümüze kadar (bu zamanı beş milyar yıl olarak kabul edersek) harcadığı hidrojen miktarı toplam kütlesinin ancak on binde üçü kadardır.

Hesaplamalar doğru ise güneşimizin daha çok uzun yıllar Dünyamızı ısıtıp aydınlatacağını göstermektedir.

Burada bitenin hidrojen değil kademeli olarak ayrışan ağır elementler olduğunu hatırlatalım.

Güneşimizin ömrü zannedilenden çok daha az olabilir.

Nitekim sönen pek çok yıldızın varlığı bunu gösteriyor.