Sevmenin önemine hep inandım.
Sevdikçe; sevgilerin çoğalacağına...
Sevgi ektikçe, o tohumların büyüyüp filizleneceğine olan umudumu hiç yitirmedim.
Sonra zamanla sevmenin sırtımda bıraktığı yüklerin ağırlığı altında ezildim durdum...
Benim bir sözüm vardı, canı gönülden yazdığım,
Şöyleydi;
"İnsan bir tek sevdiklerinden sıkılmaz bu hayatta!"
Evet insan sevdiklerinden sıkılır mı hiç? Sıkılmaz...
Ben sıkılmazdım hiç...
Ama şimdi bu söz her ne kadar içimi yaksa da daha gerçekçi;
"İnsanın canını en çok sevdikleri sıkarmış bu hayatta"
Ne kadar doğru.
Hep böyle olmuyor mu?
En çok sevdiklerimiz, en büyük hayal kırıklıklarımız değil mi?
Sevdiğimiz kim varsa bizim için her zaman baş tacıdır!
Ta ki oradan inmek isteyene dek...
Sonuçta başımızın üstünde mi, yoksa yerde mi olmak istediğini herkes kendisi belirler...
"İnsanın canını en çok sevdikleri sıkarmış!
En çok sevdikleri canına okurmuş."
diyoruz ya ama neden? Bir nedeni olmalı değil mi?
Çünkü sevdiklerimize içimizi gözü kapalı emanet ederiz; Tüm çıplaklığıyla, sevincimizi, üzüntümüzü, hayallerimizi, hayattaki amacımızı, duygularımızı, yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı, daha doğrusu her şeyi...
Hâl böyle olunca her şeyimizi bilenlerin canımıza okuması da tereyağından kıl çeker gibi...
Siz istediğiniz kadar debelenin, onların umurunda bile değildir emanete hıyanet etmek...
"Vicdan" kelimesinin kişilerdeki öneminin sizdeki karşılığıyla bir olduğunu sanmayın...
Kimin vicdanının kör olduğunu bilemezsiniz...
Siz yine sevgi ekmeye devam edin, ama kurak topraklara değil...
Kimin gül, kimin diken bitireceğini elbette bilemezsiniz ama sularken ölçüyü fazla kaçırmayın...
Ölçülü olmak her zaman teraziyi dengede tutar. Fazla sularsanız çürür, az sularsanız kurur bunu unutmayın...
Sevgiyle Kalın...
Zeynep H. / 08.10.2019
Konu Zeze tarafından (14 April 2020 Saat 16:55 ) değiştirilmiştir.

3Beğeni(ler)








Hybrid-Şeklinde