Çocuklara İslam anlatılırken, o yaşta algısına güzel gelebilecek, anlayabileceği yönlerinden bahsetmeniz lazım. Bu, kesinlikle İslam'ın kötü tarafları da vardır anlamına gelmez. Bahsettiğimiz şey, çocuğa İslam anlatılırken onun yaş grubuna göre anlayabileceği ya da henüz anlayamayacağı farklı yönleri olmasından kaynaklanır.

Çocuğun zaman içinde zihinsel gelişimi tamamlandığında, soyut ve somut işlem algısı oturduğunda İslam'ı da her yönü ile anlayabilecektir ancak ilk etapta, özellikle 13 yaş öncesinde henüz somut işlem algısı oturmadığı için ona İslam'ı somutlaştırabilecek tarafları ile aktarmak, onun dilinden konuşmak gerekir. Keza, yetişkinler arası iletişime baktığımızda da herkese her şey aynı şekilde anlatılmaz, karşımızdakinin dilinden konuşmak gerekir ki, özellikle soyut bir kavramdan bahsederken çocuğa da onun somutlaştırabileceği örneklerle aktarmak en doğrusu olacaktır. Burada, ona İslam'ı anlatan kişinin, çocuğun çevresinde olan annesinin, babasının, öğretmeninin, akrabaları gibi kişileri iyi yapan bilgileri öğrendiğini düşündürtmemiz lazım çocuğa.

Din değiştirmenin en yaygın görüldüğü dönem ergenlik dönemidir. Çocuk, bu çalkantılı dönemde anne ve babasının ona öğrettiklerini reddedebilir veya kabul edip devam edebilir. Dolayısıyla henüz 3 yaşında bir çocuğu, "kandırdık işte, bundan sonra hep bizimle olacak" diyemeyiz. İslam zaten bu zorlamanın önüne geçer. Kuran-ı Kerim'in 256. ayeti olan Bakara Suresi'nde "dinde zorlama yoktur" ifadesi vardır. Aslında bunun daha açık hali "zorlama, dinde yoktur" şeklindedir. Herhangi bir şekilde zorlamak dini değildir. Bu nedenle din eğitimi sırasında zorlamadan kesinlikle uzak durulmalıdır. Nasıl ki kalemle yazmayı öğretirken kulak çekilmesine bile hayır deniyorsa, İslam, kendinin öğretilmesi esnasında da bu zorlamaya mutlak surette hayır der.