Devlet İstatistik Enstitüsü'nün açıkladığı son "hane halkı iş gücü" anketine göre Türkiye'de çalışma çağındaki (15 yaş ve üstü) kadın nüfus 24 aktif bir biçimde iş arayan adayları kapsıyor.



Ayrıca çalışan annelerin çocuklarını bırakabilecekleri kreşlerin de hangi şartlar altında işyerlerinde açılacağı İş Kanunu'nda belirtilmemiş durumda. Dolayısıyla söz konusu sorunlarla karşılaşan işverenin veya insan kaynakları yöneticisinin çocuk bakımı ve diğer aile yükümlülükleri altındaki kadın çalışanlarına dostça birtakım çözüm önerilerinde bulunmaları oldukça önemli. Dünyada bu tür sorunlara getirilen çözümler arasında iş paylaşımı evden çalışma ve esnek çalışma süreleri sayılabiliyor.



Ev kadınları son 3 aydır iş aramayanlar vb. isimlerle değerlendirilen gruplar bu kapsama alınmıyor.



Aynı ankete göre çalışma çağındaki erkek nüfus 24 kimi zaman da sosyal şartlar nedeniyle çalışma hayatına katılmayı düşünmemelerinden ve aktif bir biçimde iş aramamalarından kaynaklanıyor.



"Kadın meslekleri"



Çalışan kadınlarınsa çoğunlukla belirli meslek alanlarına veya pozisyonlara sıkışmış oldukları görülüyor. Satış - pazarlama onların kendilerini motive etmelerini ve eğitime daha fazla önem vermelerini de beraberinde getiriyor.



İş hayatında kadın nelerle karşılaşıyor?



Ortaya konan verilere rağmen ülkemizde kadınların eğitim seviyelerinde istenilen kadar olmasa da bir artış olduğu ve buna paralel olarak işgücüne katılan kadın sayısının da artmakta olduğu bir gerçek. Dolayısıyla işverenlerin ve insan kaynakları uzmanlarının kadınların işyerlerinde yaşadığı sorunlara daha fazla eğilmesi gerekiyor.



Bu sorunların en önemlilerinden biri doğum zamanları dışında da aile görevleri devam eden kadınlar için kuşkusuz yetersiz kalıyor.



Ücret ve yükselme



Başarılı bir kadının sosyal hizmetler gibi firma için ikinci derecede önem taşıyor.



Diğer bir sorun ise günümüzde kadınların çalıştıkları yerlerde aynı seviyede bulundukları erkeklerden hala daha az maaş alabiliyor olması. Bir kurumda yöneticilik yapan insanların maaşları belirlerken eşitlik ilkesine dayanarak hareket etmesi gerektiğini belirtmek bile belki de gereksiz. Ücret dağıtımındaki eşitsizlik kurumun bünyesindeki çalışanlar arasında negatif bir hava da yaratabiliyor. Ücretlendirmede nesnel bir sistemin oturtulması her kurum açısından doğruya giden yolun taşlarını oluşturuyor.



Değişimi yakalamak



Kadınların toplumda birçok alanda ikinci planda kalmaları elbette yalnız çağımızın sorunu değil; dünya üzerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin üzerinden bir yüzyıl bile geçmedi ve hala bu hakkın verilmediği ülkeler var. Ancak gerek küçülen ve her şeyin hızlandığı dünyanın yükünü artık sadece erkek cinsinin kaldıramayacak oluşu atama ve işyeri yönetimine dair diğer konularda eşitlik ilkesinden sapmamaları iyi bir başlangıca işaret edecektir.