Forum Düzeni
Serbest Kürsü
Burada her şey serbest, forumda kategorisi olmayan paylaşımlarınızı yapabilirsiniz.
Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree11Beğeni(ler)

  • Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 22 July 2019
Mesajlar: 835
Konular: 63
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 33 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 16 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 459
Verilen Beğeni: 747
Takım: Trabzonspor
Rep Gücü: 7
sükutu-ezber is on a distinguished road

Standart Cevap: Kibirli ve gururlu yaşıyoruz

05 September 2019
Soru Detayı
- Son Peygamber Efendimiz (asm)'in de Arap kültürü içinden çıkmış olması İslam'ın evrenselliğine gölge düşürür mü?

- Kur'an'ı tercümesinden okusak daha iyi olmaz mı; anlamadan okuduğumuzda sevabı olur mu?

- Bunlar hep bir kültürü mü ifade ediyor? Arap kültürünü mü yaşıyoruz?


Cevap
Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Bu konuda detaylarla birlikte bir şeyler yazmak “soru-cevap” sitilimizi aşar, kitap yazmak veya uzunca bir makale yazmak icap eder. Bu sebeple, -bildiğimiz kadarıyla- bu konunun anlaşılmasına katkı sağlayacak bazı noktalara dikkat çekmekle yetineceğiz.

a. Kur’an’ın kendisine vahiy olarak indiği peygamber(a.s.m)’in dili Arapça idi. Bir insan olarak Hz. Muhammed(a.s.m)’e Kur’an başka bir dilde inseydi elbette onu anlayamayacaktı. Tebliğ ve teybinle/açıklamakla görevli olan peygamberin(a.s.m) anlamadığı bir kitabı başkasına tebliğ ve açıklaması mümkün olabilir miydi?

“Biz her peygamberi, kendi milletinin lisanı ile gönderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice açıklasın.”(İbrahim, 14/4),

“Eğer biz Kur’ân’ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: 'Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap Arap! Olur mu böyle şey?' ” (Fussilet, 41/44)

mealindeki ayetler bu gerçeğe dikkat çekmiştir.

b. Kur’an, Allah’ın diğer kitap ve suhufları gibi elbette belli bir yerde, bir muhitte, bir çevrede gelmek zorundaydı. Yani, bütün insanlara birden hitap edecek şekilde, bütün dillerde birden gökten yağar gibi yeryüzüne inmesi sünnetüllaha aykırıdır. Söz gelimi İbranice konuşanlara Tevrat o dilde geldiği gibi, Kur’an’ın da ilk muhatapları olan Araplara Arap lisanıyla gelmek durumundaydı.

c. Kur’an-ı hakim, diğer semavî kitaplardan farklı olarak ifade tarzıyla, lafzıyla da bir mucize olmasıdır. İlk muhatapları olan Araplarca, Kur’an’ın bu harika belagatı, eşsiz fesahati, benzersiz bedî’ sanatının anlaşılması için, ilahî hikmet tarih içersinde Arapça’ya –diğer dillerden farklı- bir özellik, bir genişlik, kazandırmıştır. Bu bağlamda Arapları da ümmi bir millet olarak hazırlayıp, tarihî iftihar tablolarını yazıya dökemedikleri için hafızalarına yazmak zorunda bırakmıştır. Tarihlerini kafalarına kazımak için veciz sözler, kinaye, mecaz, istiare, teşbih gibi bedi dil sanatlarını kullanmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Bu sistem Araplarda şiir ve belagatı insanlık camiasında eşsiz bir zirveye taşımıştır. Bu husus, Arapların Kur’an’ı beşer üstü bir kelam olduğunu anlamalarını sağlamıştır. Bu sebepledir ki, yüz binlerce insan Kur’an’ın belagatına secde etmek zorunda kalmıştır. Büyük çoğunluğu Kur’an’ın bu eşsiz üslubu karşısında fazla dayanamayıp İslam dinine girmiştir. Siyasî, sosyal, kültürel, ekonomik gibi sebeplerden ötürü, İslam’ın hakikatlerine kulağını kapayanlar bile Kur’an’ın bu eşsiz ifade tarzının güzelliğini itiraf etmek zorunda kalmışlardır. Babalarının dinlerini terk etmeme adına bu mucizeye “sihir” demekle işin içinden sıyrılmaya çalışmışlardır.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Kur’an’ın Arapça olarak inmesinin bir hikmeti de -aklî / manevî ve lisanî bir mucize olan Kur’an’ın harikalığını yansıtma kabiliyetinde olan- Arapça dilinin bu özel konumudur.

d. Hikmet açısından önemli bir husus da şu olabilir ki; evrensel bir vahiy olan, bütün insanlara hitap eden, kıyamete kadar yürürlükte olmaya devam eden Kur’an’ın kullandığı lisanın konumu büyük önem arz eder. Sözcüklerinin değişik manalara gelebilecek şekilde geniş kapsama, az sözle çok manaları ifade edebilecek şekilde veciz üsluba, mecaz ve hakikati, mantık ve mefhumu, delalet ve mazmunu, sarahat ve işaratı yansıtabilecek şekilde incelikleri barındıran, estetik sanata sahip olmasıyla Arapça –böyle cihanşümul bir vahiy olan- Kur’an’ın dili olmaya hak kazanmıştır.

e. Şunu da unutmamak gerekir ki, Kur’an hangi dilde gelseydi, aynı sualler onun için de geçerli olacaktı. Halbuki vahiy, mutlaka insanların kullandığı dillerden biriyle inmek durumundadır. Bu ser-meşkle daha pek çok şey aşk edilebilir.

Cevap 2:

Bir ilahi kitap aynı anda bütün milletlerin dilinde gönderilemeyeceğine ve peygamber aynı anda bütün milletlerden çıkamayacağına göre bir dilin ve kavmin seçilmesi aklen zaruridir.

Peygamberimizin Araplar içinden gönderilmesinin ve Kur'an'ın Arapça olmasının milliyetçilikle ilgisi yoktur. Çünkü İslam menfi milliyetçiliği yani ırkçılığı yasaklar. Her millet ibadetler, haram- helaller ve Kur'an'ın öngördüğü ahkam dışındaki muamelerinde kendi örf ve kültürüne göre hareket eder, kendi geleneklerini yaşar. Diğer milletlerin Arap kültürünü yaşama zorunluluğu yoktur. Ama aynı dine mensup olmanın verdiği ilgiyle Müslüman milletlerin birbirini etkilemesi tabiidir.

İkinci bir husus, Kur'an'ın Arapça olmasını ve Hz. Peygamberin Arap milletinden çıkmasını takdir eden Allah'tır. Allah ise yaptıklarından dolayı kullara hesap vermez.

Kur'an'ın, her türlü dış etkiden masun kalan ve nahiv lisanı olan Arap diliyle gönderilmesinin sayısız hikmetleri vardır.

Bizi yaratan Allah, Kur’an-ı Kerimi Arapça olarak bize göndermiş. Elbetteki manasını öğrenmek için Türkçe, İngilizce gibi mealleri okumamız gerekir. Ancak namaz ibadetinde okuduğumuzda mutlaka aslından orjinalini okumalıyız. Çünkü onun aslı Arapça’dır. Allah Kur'an’ı Arapça olarak indirmiştir. Tercümesi Kur'an yerine geçemez.

Örneğin bir çekirdeğin aslını bozarak parçalara ayırsak, sonra da toprağa eksek ağaç olamayacaktır. Çünkü özellikleri kaybolmuştur. Bunun gibi Kur'an ayetleri, kelimeleri ve harfleri birer çekirdek gibidir. Başka dillere çevrilince özelliğini kaybedeceği için Kur'an olmayacaktır.

“Manasını anlamıyoruz” düşüncesine gelince, ister aslıyla isterse mealleriyle Kur'an'ın manasını anlamak ve onun hükümleriyle yaşamak, her Müslümanın görevidir. Zaten Kur'an anlaşılmak ve yaşanmak için gönderilmiştir. İngilizce bir kitabı bile anlamak için İngilizce öğrenen bir Müslümanın, Kur'anı anlamak için neden Arapça öğrenmediğini de bir düşünmek gerekir.

Ayrıca biz anlamasak da onun bize faydası vardır. Örneğin, dili tad alma özelliğini kaybetmiş bir insan yediği yemek ve gıdalardan faydalanamayacak mıdır?.. Kişinin dili tad almasa da yediği gıdalar gerekli organlarına gidecektir. Kur'an okumak da bunun gibidir. Aklı Kur'an'ın manasını anlamayan bir insan, onu ruhunun midesine atınca, aklı anlamasa da ruhunun diğer özellikleri onun manalarını alacaktır.

Diğer taraftan Kur'an'ın her harfine en az on sevap verileceği bildiriliyor. (Tirmizi, Sevabü'l-Kur'an, 16, 2912) Yüce Rabb’imizin (cc) lütfuna bakalım ki, Kur’an’ın her harfine en az on sevap veriyor. Kur’an’ı cuma, bayram, Ramazan, Kadir Gecesi gibi mübarek ve özel vakitlerde okuduğumuzda ise her harfine verilen sevap karşılığı bire yedi yüz hatta bire 700.000’e kadar çıkmaktadır. Meallerin mutlaka faydası var, ama hiçbir meal Kur'an yerine geçmeyeceği için, Kur'an'ın her harfinden alınan sevabı da alınamayacaktır.

Cevap 3:

İlk nazarda müminin, Allah’ına anladığı bir dil ile kulluk etmesi daha tabii ve temenniye şayan görünüyor; bunun için de en iyi vasıta ana dilidir. Fakat mesele incelendiğinde, farklı boyutlara ulaşmaktadır: Her şeyden önce dua ile namaz arasında açık bir ayırım yapmak icabeder. Namaz dışındaki duada mü'minin ihtiyaçlarını ve dileklerini Rabbine istediği dilde bildirmesi yasak değildir. Bu şahsi bir meseledir ve kulun, Halıkı ile olan vasıtasız münasebetleri ile ilgilidir. Buna mukabil namaz, kolektif ve umumi bir ibadettir ve namaza iştirak eden diğer mü'minlerin ihtiyaçları da dikkate alınmalıdır.

Namaz, prensip olarak ve tercihen cemaatle kılınır; tek başına (ferdi olarak) kılınan namaza müsaade vardır, fakat asla tercih edilmez, tercih cemaatle kılınan namazadır.

Şayet, İslamiyet herhangi bir bölgenin, ırkın veya milletin dini olsaydı, hiç şüphesiz sadece bu bölgenin, bu ırkın veya bu milletin dili kullanılabilirdi. Fakat, bütün ırklardan ve dünyanın bütün noktalarında oturan ve her biri diğerleri tarafından anlaşılmayan yüzlerce dili konuşan mü'minlere sahip, cihanşumul bir dinin icapları başka olacaktır. Mesela, Çince bilmeyen bir Türk Çin'e gittiğinde, sokaklarda bir takım Çince sesler işitecek ve onlardan hiçbir şey anlamayacaktır. Eğer bu sözler ezanın veya Allahü Ekber'in tercümesi ise, hiçbir şeyin farkına varamayacak ve mesela cuma namazını kaçıracaktır. (Çin'deki camiler, Türkiye'de minareleri ile kendini belli eden camilere hiç benzemez.) Aynı şekilde Türkiye'den geçen Çinli bir Müslümanın, (Türkiye'deki Müslümanlar kendi dilleriyle ibadet ettikleri takdirde) dindaşlarıyla ortak hiçbir tarafı olmayacaktır. Şu hâlde cihanşumul bir dinin bazı müşterek esasları olmalıdır. Bu konuda ezan ve kıraat, şüphesiz iki esas unsuru teşkil eder.

Beynelmilel kongre ve toplantılarda bu durumun bir örneği görülebilir. Mesela, Birleşmiş Milletler'de herkes kendi lisanını değil, Fransızca ve İngilizce gibi müsaade edilen dilleri kullanır. Umumun menfaati için hususi menfaat feda edilir.

Meselenin diğer bir cephesi daha vardır: Hiçbir tercüme, asla orijinalinin yerini tutamaz. Burada şu noktayı bilhassa belirtelim ki, İslam'dan başka hiçbir din, peygamberine gönderilen vahyin orijinaline sahip değildir. Bütün Hristiyanların, Yahudilerin ve Mecusilerin sahip olduğu dini kitaplar, tercümeler, toplamalar, vs.dir.

Şunu da unutmayalım ki, namazda kullanılacak pek az kelime vardır. Önce ezan ve kamet, sonra "Allahu Ekber", "Sübhane rabbiye'l-azim", "Sübhane rabbiye'l-a'la" gibi ifadelerin yanı sıra Fatiha suresi ve iki kısa sure. Hepsi bir sahifeyi aşmaz. Ve bu kelimelerin ekseriyeti herkesçe bilinir, bütün Müslümanların dillerine geçmiştir. O derece ki, çocuk veya namaza yeni başlayan biri, onları manalarıyla birlikte ve kendisini zahmetsiz ve büyük bir gayret sarfetmeden öğrenir. Bu ifadelerin manası bir defa öğrenilince, artık itiraza yer kalmaz.

Dünya işleri için lügatlar dolusu yabancı kelimeyi ezberleyenler, ebedi saadetin reçetesi olan ibadetlerimiz için Allah kelamından bir sayfalık ezberi fazla buluyorlarsa, şu gerçeği hatırlasınlar: Allah'ın, bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur. Ona ihtiyaç duyanlar sadece bizleriz.

Cevap 4:

Kur'an niçin aslından okunmalı?

Kur'an-ı kerim'de altı yerde “Kur'anen Arabiyyen” ifadesi geçer. Yani Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'i Arapça olarak indirdiğini bildirir. İbrahim suresinin 4. ayetinin meali de şöyledir:

“Hak dini onlara açıklasın diye, her peygamberi biz kendi kavminin lisanıyla gönderdik. Sonra Allah, dilediğini sapıklığında bırakır, dilediğini de doğru yola iletir. Onun kuvveti her şeye galiptir ve o her şeyi hikmetle yapar.”

Bu durumda Kur'an'ın manası nasıl Allah'tan gelmişse, lafzı, ifadesi ve yazılışı bakımından da ilahidir. Kur'an dendiği zaman hem onun Arapça olarak okunan lafzı ve kelimeleri, hem de anlaşılan manası akla gelir ve hakikatte de öyledir. Bu iki hususiyeti birbirinden ayırmak, farklı mütalaa etmek mümkün değildir. Kur'an ancak kendi lisanı üzerine okunabileceği için, sadece o lisanın kendi harfleriyle yazılır, o harflerle okunur.

Araplardan başka Farsça, Hintçe, Çince, Uzak Doğu dilleriyle konuşan Müslümanlar da, biz Türkler de Müslüman oluşumuzdan bu yana Kur'an'ı Arapça olarak yazmış, o dille okumuşuz. İslam alimlerinin de ortak görüşü, Kur'an'ın başka dille yazılamayacağı yolundadır. Bunda ittifak vardır.

Zaten Kur'an'ı başka bir dille yazmak mümkün olmadığı gibi, başka bir dille doğru olarak okumak da mümkün değildir. Çünkü Kur'an harflerinin kendisine has özellikleri vardır. Bu harflerin bazılarının karşılığı ve okunuş şekli başka dilin alfabelerinde mevcut değildir. Söyleniş bakımından birbirine benzer harfler olsa da mahreçleri (ağızdan çıkış yerleri) itibariyle de farklıdır. Mesela, Arapça için “lügat-ı dad” denir; yani Fatiha suresinin sonundaki “veleddallin” deki “dad” harfi hiçbir lisanda bulunmamaktadır. Bu harfin bulunduğu bir kelimeyi başka bir lisanın ifade etmesi mümkün değildir.

Mesela, Türkçede sadece “h” harfi yerine Arapça'da üç çeşit “h” harfi vardır. Noktasız “ha” noktalı hırıltılı “ha” ve ”he”. Aralarındaki farkı küçük bir misalle açıklayalım. Noktasız ha / ح ile yazılan “mahluk” مَحْلُق , noktalı hırıltılı ha / خ ile yazılan “mahluk” مَخْلُق ve he / ه ile yazılan “mahluk” مَهْلُق. Her üçünün de Türkçe de yazılışı ve okunuşu aynıdır. Halbuki Arapça’da birincisi tıraş edilmiş, ikincisi yaratılmış, üçüncüsü ise helak edilmiş anlamındadır. İşte Kur’an’ı Latince yazıdan okuyan birisi bu farkları anlayamayacağından, söz gelimi Allah’ın yaratmasından bahseden bir ayeti, farkına varmadan “tıraş etmek” veya “helak etmek” manasına okuyabilecektir.

Yine Kur'an harflerinin içinde üç adet “ze” vardır. Biri ince “ze / ز ”, biri peltek “zel / ذ ”, diğeri de “zı / ظ” dır.

Türkçe deki “s” yerine üç harf bulunur. “sin / س " , "sad / ص” ve peltek "se / ث ”. Arapça'ya has bir harf vardır ki, o da “ayın / ع” olarak okunan harftir. Bu harf başka bir dilde pek bulunmamaktadır.

Şimdi Kur'an harflerini bilmeyen bir kişi, yukarıdaki harfler Türkçe ile yazıldığı zaman nasıl okuyacaktır? Bu harfleri çıkaramadığı gibi, okuduğu kelime ve ayetler de birer Kur'an kelimesi ve ayeti olmaktan uzak olmaz mı?

İşte Latin harfleriyle yazılmış olan Kur'an'ı, daha bunlar gibi pek çok mahzurlardan dolayı doğru olarak okumak mümkün değildir. Kur'an okumasını öğrenmek isteyen kimse ancak onu aslından okumak suretiyle öğrenebilir. Böylece sıhhatli bir neticeye varmış olur.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Kur'an-ı Kerim'in evrenselliği ve bazı örneklerle açıklar mısınız?..

- Kur`an`ı Arapça okumanın hikmetleri nelerdir?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Konu sükutu-ezber tarafından (05 September 2019 Saat 18:17 ) değiştirilmiştir.
*Önemli olan kalp efendim
edebi,hayayı
imanı ,riyayı
Rabbinden korkmasını
dürüst olmayı
kendinde barındırır ,,,,


*Eyy gönül...!!
yarın Rabbinin huzurunda
nasıl çağrılmak istiyorsan
bu dünya da ona göre yaşa derim,,,



"Bir Hiç"
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 19 August 2019
Nereden: Andromeda
Mesajlar: 3.061
Konular: 663
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 188 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 63 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 1273
Verilen Beğeni: 867
Nereden: Andromeda
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Fenerbahce
Rep Gücü: 49
rainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond reputerainbow6 has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Kibirli ve gururlu yaşıyoruz
05 September 2019
@sükutu-ezber


Din zaten her yerde olmalı kardeşim Rabbimiz evde sadece ibadet edin namaz kılın demiyor,
Din her yerde ama insanlarda değil işte. İnsanlar adini anlamamış veya yanlış anlamış. Temel eleştirim burada ki din olsun, ideolojiler olsun asla hayatın merkezinde olmamalı. Zira bir şeyi hayatımızın merkezine alırsak, düşünme ve sorgulama yetimizi yitiririz. Mesela birisini seven ve onu hayatın merkezini yapan birisi, asla o kişinin yanlışlarını görmez, hata eder, hatalarını sorgulamaz . O yüzden azı kadar, çoğu zarar demiş atalarımız. Zaten insanlar dine körü körüne inandığı için, aman yanarız korkusu ile din empoze edildiği için bu haldeyiz ya.

Evet, din sadece namaz kıl demez. Ama insanımız öyle bir hale geldi ki, koca dini namaz kılayım, aman alkol içmeyeyim üzerine kurdu.
Hoşgörü, empati, insanlara ve hayvanlara hoşgörü ve yardım, ego ve kibirden uzak olmak, yetim, kul hakkı yememek olmak üzere yüzlerce kriter, kimi zaman namazdan bile üstün tutulmuş, insanların bu yönden hareket edilmesine salık verilmiştir ayet ve hadislerde. Ama insanların çoğu buna uymaz. Çünkü o namazını kıldı ya o yetiyor ona .


Deseki ben bu içkiyi birakmak istiyorum ama bırakamıyorum ayeti biliyor sadece günah işlemiş oluyor, ama deseki ya senede bir kaç gün içsem hiç bir şey olmaz dediği anda ayeti inkar ediyor ayeti inkar ettiğini için hem kafir hem günahkar oluyor, ondan sonra daha farklı bakıyorum,,,,
Nacizane bi şekilde bu fikrinize katılmıyorum. Nitekim kimse bilemez kimin ne olacacağını. Bunu sadece Allah bilir. Hiç namaz kılmayan, içki içen birisi yaptığı bir kaç iyilik ile cennete gidebileceği gibi; namaz niyaz peşinde olan ama yaptığı bir kaç kötü hareket sonucu cehenneme de gidebilir. Dinin özü burada işte. Allah ile kul arasında.

O dediklerin bahane kardeşim,,,, emin ol Türkçe olsaydı Kur'an yine bahaneler olurdu,,,,,
Bu dediğiniz ayrı bir olay. Haklılık payınız var. Lakin benim temas etmek istediğim durum, birileri bilerek Türkçe ibadeti ve Türkçe dinin öğrenilmesine engel olmak istedi. Atatürk ta o zamandan, fetö gibi belaların gelebileceğini görmüş ve ibadetin makbulü ana dil ile olur, yoksa insanlar sömürülür, tarikat ve cemaatlar türer demiş. Haklı da çıktı. Elmalı hamdi'ye Kuran'ı Türkçeleştiren, tefsir ve mealini yaptıran müstesna bir insandı. Çünkü bir insan bir dini ana dilinde öğrenmeli ki, ne olduğunu öğrensin, bilsin. Lakin aksi olunca insanlar bilmeden bir şeyin peşine gidiyor ve sonuç ortada .

Kardeşim iyi oku İslamı Kur'an-ı, Peygamberler hayatını orada bir eğrilik, kötülük görecek misin,,
İslam git sapık yollara demiyor sizin dediğinize katılmıyorum,,,
Tamam işte ben de bunu diyorum . İnsanlar okumuyor, sorgulamıyor, bilmiyor. Peygamberin veda hutbesinden bile bi haber insanlar var. Hayatında Kuran kabını açmayan ama ahkam kesen insanlar var. Buradaki ana konu islamdan ziyade insanlar ve o insanların bilmemesine rağmen ahkam kesmesi maalesef ki.


Olsun bazen yapıcı olur belki de eleştirmek hakaret etmeden aşağılamadan,,, konuşmak iyidir insanca,,,,
Ülkemizde tartışma kültürü kalmadı. İnsanlar değerlere saldırmadan kendini ifade edemez oldu. Veya fikrini hakaret etmeden ifade edemiyor. Aslında bunun nedeni bilgisizlik ve cehalet. Anca fikir yoksunu, cahil insanlar bu yola başvurur. Ha, sinirlenince de olur ki, o da işin az biraz kusuru diyelim .

İslama hakaret eden aşağılayan insanlar ve Atatürkçülere hakaret edenler veya inanmayanlara hakaret edenler bu bizleri hiç bir yere götürmez aksine daha da kötü olur,,,
Bunun nedeni ne sence ??. Şuan ki siyasi iktidar bizi o kadar parçaladı ki, bizi o kadar kutuplaştırıp, kamplaştırdı ki, bu dediğin oluyor artık. Zira insanlara nefret aşıladılar. Bırak iki kişinin tartışmasını, siyasi olarak en ufak ayrılığa düşen aile fertleri bile birbirlerine hakaret eder hatta daha kötüsünü yapar oldu!!. Ve en başta dediğim gibi. Tüm bunları da din sömürüsü harmanı ve birazda milliyetçilik sömürüsü harmanı ile yaptı. İşte eleştirilerimin de temek kaynaklarından birisi ).

Size kardeşce bir tavsiye bundan sonra insanlara değil hep Kur'an'a, Peygamber hayatına bakın inşallah,,, ve kusursuz insan yok diyin
Önce Kuran'a sonra insanlara baktığım için bunları diyorum ya. İnsanlar ile yaşadığımız için mecbur insanlara bakıyoruz.

Hatta bunla ilgili ve harika bir şekilde uyacak bir örnek vereyim. Malumunuz Cat Stevens müslüman olup, Yusuf İslam adını almıştı. Aradan yıllar geçtikten sonra şu ifadeyi kullandı; "ben kur-an'ı okudum müslüman oldum, ilk önce müslümanları tanısaydım asla
müslüman olmazdım"
). Aslında benim dediğimin özeti gibi. Benim eleştirim islamdan ziyade insana ve o dini sömürenlere.

Zaamnında fetö'yu eleştirdim, hakaret ettim diye bana dinsiz ve islam düşmanı diyenler, şimdi önüne gelene fetöcu diyor . Gel de şimdi bunu eleştirme.
sükutu-ezber bunu beğendin
"Ne zaman ki en sevdikleriniz yanıltır sizi, ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini , ne zaman ki yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz ,işte o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya." charles bukowski
Üyelik tarihi: 22 July 2019
Mesajlar: 835
Konular: 63
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 33 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 16 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 459
Verilen Beğeni: 747
Takım: Trabzonspor
Rep Gücü: 7
sükutu-ezber is on a distinguished road
Standart Cevap: Kibirli ve gururlu yaşıyoruz
05 September 2019
Telefondan yazdığım için zar zor bir şeyler yazmaya çalıştım bir kaç ayet geldi aklıma kardeşim,,
@rainbow6

Bakın Rabbimiz tartışmayla ilgili edep hayayı öğretir bizlere kimsenin inandığına hakaret etmeyin diye,,,

En'am süresi 108. Ayet


Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

Bu ayette de Rabbimiz hz. Musa'ya inanmayan kafir firavuna bile git yumuşak bir dille tebliğ et diyor,,,

Ta-Ha süresi 44. Ayet
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.

Ne ararsak aslında onun cevabını var Kur'an-ı Kerimde,,,,
*Önemli olan kalp efendim
edebi,hayayı
imanı ,riyayı
Rabbinden korkmasını
dürüst olmayı
kendinde barındırır ,,,,


*Eyy gönül...!!
yarın Rabbinin huzurunda
nasıl çağrılmak istiyorsan
bu dünya da ona göre yaşa derim,,,



"Bir Hiç"
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 22 July 2019
Mesajlar: 835
Konular: 63
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 33 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 16 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 459
Verilen Beğeni: 747
Takım: Trabzonspor
Rep Gücü: 7
sükutu-ezber is on a distinguished road
Standart Cevap: Kibirli ve gururlu yaşıyoruz
05 September 2019
,,,,,,,,,
rainbow6 Nickli Üyeden Alıntı
@sükutu-ezber




Din her yerde ama insanlarda değil işte. İnsanlar adini anlamamış veya yanlış anlamış. Temel eleştirim burada ki din olsun, ideolojiler olsun asla hayatın merkezinde olmamalı. Zira bir şeyi hayatımızın merkezine alırsak, düşünme ve sorgulama yetimizi yitiririz. Mesela birisini seven ve onu hayatın merkezini yapan birisi, asla o kişinin yanlışlarını görmez, hata eder, hatalarını sorgulamaz . O yüzden azı kadar, çoğu zarar demiş atalarımız. Zaten insanlar dine körü körüne inandığı için, aman yanarız korkusu ile din empoze edildiği için bu haldeyiz ya.

Evet, din sadece namaz kıl demez. Ama insanımız öyle bir hale geldi ki, koca dini namaz kılayım, aman alkol içmeyeyim üzerine kurdu.
Hoşgörü, empati, insanlara ve hayvanlara hoşgörü ve yardım, ego ve kibirden uzak olmak, yetim, kul hakkı yememek olmak üzere yüzlerce kriter, kimi zaman namazdan bile üstün tutulmuş, insanların bu yönden hareket edilmesine salık verilmiştir ayet ve hadislerde. Ama insanların çoğu buna uymaz. Çünkü o namazını kıldı ya o yetiyor ona .


Evet bunda hem fikiriz şahsım içinde diyebilirim bazen arkadaşlar arasında olsun diyorum neden İslamı hakkıyla bilmiyoruz ezbere din yaşıyoruz, okumuyoruz
İslamın ne gibi güzellikleri var zira abdestin öyle,,,
İnsan tanıyarak sever bizler nasıl bir Allah'a inanıyoruz biliyoruz daha çok bilsek tanımaya çslışsak belki de hatalarımız azalır,,
Daha çok severek yaparız ibadetlerimizi manasını bilerek,,,,

Şunlar var çok komik buluyorum
Evlenince kapanırım, evlenince namaz kılar, hacca gidince namaz kılar tövbe ederim,,,
Biri açılıyor neden açıldın dedim kocam istiyor diyor buyur buradan yak
Yahu kocaya mı bağlı İslam,,,
Hacdan sonra günah işlememem lazım oysa Müslümanım diye doğumundan ölümüne kadar Allah'a kul olmalı her zaman müslüman nasıl olması gerekirse her yerde her durumda öyle olmalı
Büyük cehalet maalesef




Nacizane bi şekilde bu fikrinize katılmıyorum. Nitekim kimse bilemez kimin ne olacacağını. Bunu sadece Allah bilir. Hiç namaz kılmayan, içki içen birisi yaptığı bir kaç iyilik ile cennete gidebileceği gibi; namaz niyaz peşinde olan ama yaptığı bir kaç kötü hareket sonucu cehenneme de gidebilir. Dinin özü burada işte. Allah ile kul arasında.
Yok kardeşim anladığın gibi değil tabi ki ölüne kadar nasıl bir insan olacağımızı kimse bilemez,,, hidayet veren Allah'tır
Bişri hafiyi duydun mu bilmiyorum sarhoşun önde gideni idi her akşam içiyırdu arkadaşlarıyla
Bir gün yerde küçük bir kağıt parçası bulur orada Allah yazıyordu saygıdan alıp sildi evine götürdü onun hürmetine hidayete erdi,,,
Yargı işi bize düşmez tebliğ yapıp kararı kişiye bırakacaksın,,, aceleci olmayacaksın bizlerde bu hata var,, bir iki şey anlattık mı Hemen islama girsin insanlar diyoruz,,, biz bile bazı sevmediğimiz huykarı bırakmak yıllar alıyor,,,



Bu dediğiniz ayrı bir olay. Haklılık payınız var. Lakin benim temas etmek istediğim durum, birileri bilerek Türkçe ibadeti ve Türkçe dinin öğrenilmesine engel olmak istedi. Atatürk ta o zamandan, fetö gibi belaların gelebileceğini görmüş ve ibadetin makbulü ana dil ile olur, yoksa insanlar sömürülür, tarikat ve cemaatlar türer demiş. Haklı da çıktı. Elmalı hamdi'ye Kuran'ı Türkçeleştiren, tefsir ve mealini yaptıran müstesna bir insandı. Çünkü bir insan bir dini ana dilinde öğrenmeli ki, ne olduğunu öğrensin, bilsin. Lakin aksi olunca insanlar bilmeden bir şeyin peşine gidiyor ve sonuç ortada .

Eğitim şart,,, çok kitap okumayı seven ülke değiliz daha çok kulaktan dolma bilgilerle yaşıyoruz çoğumuz,,,

Tamam işte ben de bunu diyorum . İnsanlar okumuyor, sorgulamıyor, bilmiyor. Peygamberin veda hutbesinden bile bi haber insanlar var. Hayatında Kuran kabını açmayan ama ahkam kesen insanlar var. Buradaki ana konu islamdan ziyade insanlar ve o insanların bilmemesine rağmen ahkam kesmesi maalesef ki.


O da ne kardeşim Hz. Muhammed sav sorsan cuma günü tırnak kesmek sevaptır yok neden çok evlendi derker,,,,

Oysa ömrünü İslama adamış her türlü hakaret aşağılama, dışlanma yaşamış 23 sene İslamı tebliğ etmiş İslam için ne savaşlar vermiş çoğu insan bilmez o kadar yani,,,,
23 senede İslam devletini kurdu Allah'ın izniyle,
Şimdi bizler ne kuruyoruz 50, 60 hadi 90 senelik ömrümüzde kocaman bir hiçç o kadar kör cahillik var işte,,





Ülkemizde tartışma kültürü kalmadı. İnsanlar değerlere saldırmadan kendini ifade edemez oldu. Veya fikrini hakaret etmeden ifade edemiyor. Aslında bunun nedeni bilgisizlik ve cehalet. Anca fikir yoksunu, cahil insanlar bu yola başvurur. Ha, sinirlenince de olur ki, o da işin az biraz kusuru diyelim .

Tartışma edebi usulu çok az bizler de tartışma güzeldir insanlar tartışmalı ama o konuda sınıfta kaldık,,,
Başlıyor insanlar hakaret küfür hayasuzlığa,,,
Ben yorum okumasını fikirleri severim ama küfürden edepsizce sözlerden okuyamıyorum,,,,



Bunun nedeni ne sence ??. Şuan ki siyasi iktidar bizi o kadar parçaladı ki, bizi o kadar kutuplaştırıp, kamplaştırdı ki, bu dediğin oluyor artık. Zira insanlara nefret aşıladılar. Bırak iki kişinin tartışmasını, siyasi olarak en ufak ayrılığa düşen aile fertleri bile birbirlerine hakaret eder hatta daha kötüsünü yapar oldu!!. Ve en başta dediğim gibi. Tüm bunları da din sömürüsü harmanı ve birazda milliyetçilik sömürüsü harmanı ile yaptı. İşte eleştirilerimin de temek kaynaklarından birisi ).
Evet Rabbimiz milliyetçiliğe, kavmiyetçiliği, konum üstünlüğünü yasakladı
Ben sadece sizin sadece kalbinizdeki İslamın takasına bakarım diyor bunu akıl etsek,,,

Biliyor musunuz kardeşim yıllar önce ilk meal
Okumaya başladığım da Rabbimiz çuğu yerde akletmiyor Musunuz diyor demek ki akıl etmek düşer bize,,,

Çoğu yerde Allah'ın sözünü geçen olaylar var saysak uzun sürer,,
Töre cinayetleri
Millet ne de saçmalıkları vs...


Önce Kuran'a sonra insanlara baktığım için bunları diyorum ya. İnsanlar ile yaşadığımız için mecbur insanlara bakıyoruz.

Hatta bunla ilgili ve harika bir şekilde uyacak bir örnek vereyim. Malumunuz Cat Stevens müslüman olup, Yusuf İslam adını almıştı. Aradan yıllar geçtikten sonra şu ifadeyi kullandı; "ben kur-an'ı okudum müslüman oldum, ilk önce müslümanları tanısaydım asla
müslüman olmazdım"
). Aslında benim dediğimin özeti gibi. Benim eleştirim islamdan ziyade insana ve o dini sömürenlere.

Evet bunu biliyorum Hatta çoğu zaman derim bunu böyle demiş diye,o yüzden her ne kadar İslam olan insan dikkat etmesi lazım destekte Yargı işini Rabbimize bırakacağız bizlerin t yapması gereken başta ben olmak üzere ibret alacağız elimizden gelirse yap bir şeyler gelmeyince anca dedikodusunu yaparız bu da hiç birşey ifade etmez,, boş lakırdıdan başka,, ,,,

Zaamnında fetö'yu eleştirdim, hakaret ettim diye bana dinsiz ve islam düşmanı diyenler, şimdi önüne gelene fetöcu diyor . Gel de şimdi bunu eleştirme.


İşte bu dünya ne olacağımız belli değil, sallamak lazım bazen izleyeceksin uzaktan,,,
Her zaman her yerde her hakaretimizde, davranışlarımız da, eylemlerimiz de RABBİM buna ne der desek gittiğimiz yol da tek kalsak da Allah için yürümek lazım vesselam,,,
Konu sükutu-ezber tarafından (05 September 2019 Saat 19:46 ) değiştirilmiştir.
rainbow6 bunu beğendin
*Önemli olan kalp efendim
edebi,hayayı
imanı ,riyayı
Rabbinden korkmasını
dürüst olmayı
kendinde barındırır ,,,,


*Eyy gönül...!!
yarın Rabbinin huzurunda
nasıl çağrılmak istiyorsan
bu dünya da ona göre yaşa derim,,,



"Bir Hiç"
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
  • Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevap
Son Mesaj
Neoma
Çocuk Masalları ve Şarkıları
0
05 February 2019 13:36
Neoma
Aşk - Şiir Dünyası
0
03 February 2019 16:01



Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.