
Çanakkale’nin Ezine ilçesi sınırları içerisinde Çanakkale Boğazının girişinde yer alan 13 bin 350 hektarlık alan 1996 yılında Troya Tarihi Milli Parkı olarak ilan edildi. Bu tarihten itibaren “Homeros’un doğası” ziyaretçilerin Troia kalesinden çevreye baktıklarında gördükleri doğal çevre koruma altına alındı. Alan 1998 yılında “UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındı.
Bölgede sadece kültür mirasının değil, doğa mirasının korunması da çok önemli. Park, Neolitik dönemden 20. yüzyıla kadar (1915 Çanakkale Savaşları anıtları) uzanan birçok arkeolojik ve tarihsel anıtı barındırıyor. Troia’ya, Çanakkale İzmir karayolunun 28. kilometresinden saptıktan sonra 5 kilometre içeride yer alıyor. Asya ve Avrupa kıtaları ile Ege ve Karadeniz arasındaki stratejik konumu nedeniyle Troia birçok yıkım ve savaşa tanıklık etti. Kent dokuz kez yıkıldı ve yeniden kuruldu. Bunların en önemlisini konu edinen, izmirli ozan Homeros’un İliada ve Odysseia destanlarının anayurdu da Troia idi. Kentteki ilk kazıları Alman H. Schliemann yaptı ve yurtdışına kaçırdığı eserlerle de arkeoloji tarihinde hep konu oldu. Bu eserler “Kral Priamos’un Hazinesi” olarak biliniyor. Bugün Troia buluntuları Almanya ve Rusya’nın dışında Phieladelphia, Atina, Londra, İstanbul, Çanakkale ve Troia arasında dağılmış durumda. Yaptığı kazılarla Troia kentini efsaneden gerçeğe dönüştüren isim ise M. Korfmann’dı.








Hybrid-Şeklinde