Bir duyguyu ya da düşünceyi iğneleyici, alaycı bir biçimde dile getiren şiir. Şatıh kavramına giren sözler ya da şiirler genellikle iki kümede toplanmıştır:
a) Bilinçsiz olarak, ruhsal bir bunalım sırasında ya da kişinin kendinden geçmesi durumunda söylenen sözler.
Bu sözlerin bilinçaltı duyguları ve istekleri dile getirdiği kabul edilir. En bilinen örneği Hallacı Mansur'un "Ene'l-hak" sözüdür. Böylesi şatıhların tevili güçtür.
b) Mutasavvıf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufî inançların dile getirildiği, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirler.
Anlamca saçma görünen, gerçeküstü imgelerle kurulmuş bu şiirlerde, genellikle Sünnîliğe aykırı inançlar üstü kapalı, anlaşılmaz biçimde dile getirilmişlerdir. "Şathiyyat-ı sufiyane" denilen böylesi şiirler ancak şerh edilirlerse anlaşılabilirler. Yunus Emre'nin, "Çıktım erik dalına anda yedim üzümü" dizesiyle başlayan şiiri buna örnektir. Kaygusuz Abdal da bu tür şathiyyenin en iyi örneklerini vermiştir. Özellikle Alevî-Bektaşi ozanlarınca söylenen şathiyyeler, zamanla daha genel bir nitelik kazanmışlar; ciddî bir düşünce ya da duyguyu alaylı, iğneleyici bir dille işleyen şiirlerin tümüne şathiyye denilmiştir.
Şathiye Örneği
Yücelerden yüce gördüm
Erbapsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelam ile
Sen okursun hece Tanrı
(Kaygusuz Abdal)
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.










Ağaç şeklinde