ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumdenizi.com/uye-gunlugu/)
-   -   Bir gün daha eksildi ömürden (https://www.forumdenizi.com/uye-gunlugu/42564-bir-gun-daha-eksildi-omurden.html)

Zeze 03 February 2021 21:44

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Dünyanın çivisi mi çıktı, yoksa suyu mu çıktı bilmiyorum...
Bizim dönemimiz mi güzeldi, yoksa yüzyıl öncesi mi daha yaşanılırdı onu da bilmiyorum.
Cumhuriyetin ilanından sonra sanırım özgürlüğümüzün en çok berbat bir halde yaşanılır dönemlerinde olduğumuzdan hiç şüphem yok.
Hayatın her alanında her şey artık o kadar detaylarla, bıktırıcı şeylerle dolu ki.
Televizyonlarda haberlerde üniversite mezunlarının temizliğe gittiğini gördüğüm oluyordu.
Başka iş mi kalmadı temizlik en son yapılabilecek iş gibi gelirdi. Temizliğe gitmek sanırım oturduğun yerde yaptığın işten daha özgür bir iş gibi gelmeye başladı. İşini iyi yapıyorsan zaten sorun yok. Bedenen yorulsan bile, beynin ve zihnin özgür.
Her gün aynı insanlarla muhatap olmuyorsun. Tek çalışan sensin. Teksin. Ne ortalığı karıştıran, ne dönen dedikodular hiçbir şey yok. Teksin yani. Kendi hatandan mesulsün. Başkalarının hatalarından değil.

Belki de saçmalıyorum. Bilmiyorum. Ama şu virüs de yeterince hayatımızı, özgürlüğümüzü kısıtladığından beri hayat daha çekilmez bir hale geldi.
Çalışan insanların bir tek haftasonu var, o da evde geçmek zorunda.
Dört duvar arasına bizi değil, tüm hücrelerimizi, beynimizi, zihnimizi hapsettiler.

Kendimi yaşamak için bedel ödemek zorunda olan, bir mahkum gibi hissetmeye başladım.
Ya yaşamayacaksın öleceksin. Ya da yaşayabilmek için çalışmak ve o yaşamın bedellerini maddi olarak ödemen gerekiyor.
Çalışıyoruz, kazanıyoruz, kazandığımızı yine yaşayabilmek için vergilere, cebi yakan faturalara, her hafta artan zamlara, tedavisi bile bulunamayan bir hastalık için sağlığımıza yatırıyoruz. Ama yine dört duvar arasında sağlığımızdan oluyoruz.

Tam tımarhanelik! Dünyanın suyu mu çıktı bilmem dedim ya, dünyanın esas bu gidişle akla ihtiyacı olacak.
Ne kazandık? Ne kaybettik? Terazi de hangisi ağır gelir? Muamma...

Onlarca bilim insanından, bir kişi ya, bir kişi bile mi bulamadı bu virüsün ilacını. İlla ki bulan bir dahi vardır. Hani batının ilmi ve bilimi vardı? Nerede?
Bana bıkkınlık geldi. Uğraştırmayın artık kökten öldürün yada çıkarın şu ilacı yeter da.
Şimdi bir de mutasyonlusu falan çıkmış. Virüsü bilmem de, bu insanları biraz daha eve hapsederlerse, insanlık mutasyona uğrayabilir :/

Neyse düşündükçe içinden çıkamıyorum. Yazınca bile bir sıkıldım şimdi ;sıkıldım;

Zeze 09 February 2021 11:19

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
İnsan şu kısacık ömrünü, sadece kendini yanında huzurlu ve mutlu hissettiği insanla geçirmek istiyor...
Tüm sahteliklerden, iki yüzlülüklerden, samimiyetsizliklerden uzak olmak,
Onunla aynı pencereden, aynı gökyüzüne bakmak,
Sorunlarla boğuşmak yerine,
Onun varlığına sarılmak...
Ömrünü boş insanlarla değil, sevdiğinin yanında doldurmak...
Hayattan çok da bir şey beklemiyorsun aslında,
Sadece huzurla, küçücük mutlulukların tadını çıkararak yaşamak...
Elbette hayatı biraz olsun şekillendirmek elimizde,
Ama karşılaştığımız insanlar, çıkan sorunlar da maalesef bizim istemimiz dışında gelişiyor.

Hani bazen bir yola çıkarsın ve o yol da bazen ne yöne gideceğini bilemezsin... Kaybolmaktan korkarsın. Sorarsın birilerine. Ama sorduklarında bilmeden yanlış yönlendirir seni.
Ne kendine, ne de başkalarına güvenemezsin. Yorulsan da dinlenemezsin, kaybolduğun için o yolu bir an önce bitirmek istersin.

Hayat işte tam böyle bir şey...

Eğer hayatınızı güzelleştiren biri varsa; güvendiğiniz, beraber yola çıktığınız...
İşte o yol çabucak bitiverir... Korkmazsınız...
Kaybolsanız da, yanınızda o vardır,
Beraber dinlenir, yine yola beraber devam edersiniz...
O yol uzun da olsa, kısa gelir size,
Engeller zor da olsa aşarsınız...
Çünkü varlığı ve sevgisi güç verir size.

Ve Sen!
Her yorulduğum da, işte tamam daha adım atacak gücüm kalmadı dediğimde,
Gücüm oluyorsun,
Yolumu her kaybettiğimde, kararsızlık ve karamsarlık içinde kaybolduğumda,
Yolum, yönüm, pusulam oluyorsun...
Yola çıkmaktan da, kaybolmaktan da korkmuyorum.
Her bocaladığımda, nefessiz kaldığım da, kalbime tutunuyorum.
Ve Sen! Benim Kalbimsin...

❣❣❣

Zeze 10 February 2021 20:32

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor gibi bir şey benim durumum :/
Camı kapıyorum içerisi yanıyor, camı açıyorum rüzgar esince buz gibi oluyor içerisi.
En çok da rüzgar başıma iyi gelmiyor. Ah şu baş belası sinüzitler...
Darlandum! ;üff;

Hiçbir şey hatırlamıyorum.
Koyduğumu, koyduğum yerde bulamıyorum.
Ağrı kesiciyi bile kaybeder mi insan?
"Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi" diyorum getirmiyor.
Naptın hepsini içtin mi yoksa? Bari bir tane bıraksaydın bana değil mi?

Bir haftada tüm beyin hücrelerim kısa devre yapmış olmalı.
Ama henüz delirmedim no problem ;angel;
Fazla strese maruz kalmak bana iyi gelmiyor.
Bir yeri topluyorsun, bir yer dağılıyor. (Sağlık anlamında)
Hiç işe gidesim yok. Biri gitse ya benim yerime.
İşe gidince ruhuma silah dayamışlar gibi hissediyorum.
Atın beni denizlere ;sıkıldım;

Zeze 17 February 2021 22:21

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Eskiden bir söz vardı; "Hayat Iskalamaya Gelmez" diye...
Şimdi o sözü söyleyenler bugünleri görselerdi, bugün için ne derlerdi acaba?
Hayatı ıskalayarak yaşamıyor muyuz bir senedir?
Yapacaklar, yaşanılacaklar öyle çok birikti ki...
Son bir senedir neler yaptık değil, son bir senedir neler yapamadık? diye bir soru kalıbımız var artık.
Geçecek elbet, bugünler de geçecek -de bakalım ne zaman?

Zeze 27 February 2021 22:40

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Armağan Çağlayan ile Ayşe Kulin röportajını izledim de, ne kadar güzel bir röportaj yapmışlar.
Ayşe Kulin'de kendimi buldum biraz düşünce olarak...
Kadın çok haklı...
Kendini öteki gibi hissediyor ama memleketini de çok seviyor.
Aslında yalnızlıklarımızın sebebi bu yüzden değil mi?
Kimsenin kimseye, saygısı, sevgisi, hürmeti, tabir-i caizse; Eyvallahı kalmadı!

Televizyonlarda yemekten, modaya bir şeyler öğretmek yerine, ben kazanayım diye yapılan haksızlıklar... Kavga gürültü...

Röportajı seyrederken içim nasıl cız etti.
Ayşe Kulin'in de dediği gibi, benim de bildiğim İslam, müslümanlık bu değil. Sorsan herkes müslüman...

Ve yine Ayşe Kulin şöyle bir açıklama yapmış;
"Derli toplu olmak sadece üstünüz başınızın derli toplu olması değil, içiniz ve davranışlarınızın da derli toplu olmasıdır..."

***

Sonra döndüm kendime,
Hep kitaplarını almayı ertelediğim bir yazardı, bir daha ki sefer alırım deyip hep erteledim. Ne kadar geç kalmışım oysa.

Adını duyduğum, kitaplarını gördüğüm ama biraz da internette güncel ilgi görülen kitapların, reklamların yönlendirmesiyle öncelik sırasına koymamış olmanın utancı oluştu içimde.

Oysa Ayşe Kulin'de büyüklerimizden biri... Günümüzde müslüman geçinen bazı kişilerin büyüklerine saygısı bile kalmadı. Ayşe Kulin'in kendini öteki gibi hissetmesi de hep bu yitirdiğimiz değerler yüzünden değil mi?

Bazen insan kendi varlığını bile sorguluyor...

Neyse işte... Zihnim yoruldu yine. "Düşünmemek mi, düşünmek mi?"
Herkesin kendini mükemmel, süper, çok doğru, bilgili zannettiği günümüzde; bilmemek, mükemmel olduğunu iddia etmemek, iddiasızlık o kadar güzel bir şey ki...

Hep derim,
Haddini bilmek her zaman en güzeli!

Ve yine kafanızda şöyle bir soru oluşuyor; "Bu hayatın neresindeyim?"
Bilmiyorum...

Zeze 06 March 2021 12:13

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Zamanla biz mi değişiyoruz, yoksa zamanla değişen öğrendiğimiz kavramlar mı?

Aslında değişen biz değiliz, öğrendiğimiz kavramlar değiştikçe, hayatın içinde olan olaylar ve o kavramların doğruluğuyla hareket ediyoruz ve şekilleniyoruz.

Küresel bir salgın bile, bildiğimiz tüm kavramları alt üst etmedi mi?

Bildiğimiz doğruların yanlış çıkması mesela...

Tanıdığımızı, hayatımızın bir parçası olan insanların aslında bizi hiç sevmediklerini fark etmemiz... Daha doğrusu güvendiğimiz insanların, güvenimizi derinden sarsması...

Hep bu etkenler değil mi? Hayata karşı aldığımız tavrın sebebi?

Bir süre sonra öğrendiklerimizle, mantığımız kalbimizi ele geçirir ve kalbimizle değil, mantığımızla hayatı yönetmeye başlarız.

Kalbimizin merhamet duygusu bizi yine aynı yanlışları yapmaya sevk eder, mantığımız ise hep sorgular.

Yaşadıklarımızdan dolayı ördüğümüz duvarlar, aslında beynimizin kalbimizi koruma iç güdüsünden kaynaklı; acı çekmesin diye.

Çocukluğumuzda daha sevgi doluyuzdur, büyüdükçe öğreniriz ve öğrendikçe kendimizi koruma mekanizması geliştiririz.

* * *

Fakat her ne kadar şekillensek de, kalbimizin içinde ki özümüz hep oradadır. Fakat derinlerdedir. Herkese göstermeyiz onu.

Ancak bizi hisseden, o özün farkına varanlar, kalbimizde ki gerçek sevgiye erişebilirler.

Ve o sevgi öyle çocuklukta ki gibi herkese bol kepçeyle dağıtılmaz,
Sadece kıymetini bilene verilir.
Kalbimizi kıymetini bilene emanet ederiz.
Sevildiğimizde ve sevdiğimizde; kalbimizde ki saf sevgi açığa çıkar. Bu yüzden büyümüş olsak bile ruhumuz çocuk gibidir.

Sevginin etkisiyle, huzurludur, sakindir, mutludur... Ve yeniden güvende hisseder kendini.

* * *

Kalbimin bu kadar huzurlu olmasının, çocuk gibi neşeli olmasının başka sebebi olamaz...
"İçimde ki Sen"
Tek Sebebim...

❣ ❣ ❣

Zeze

Zeze 14 March 2021 03:29

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Ne güzel bu saatlerde forum bomboş günlükcüğüm.
Bir an düşündüm de, yerimden kalkabilsem laptopu açıp konu açardım.
Ama hiç halim yok.
Yeryüzünde kendini 1 ay olmadan hasta edebilen kaç canlı vardır acaba?
Kesinlikle istisnayım.
Ağrılardan uyuyamayınca foruma gelmiş olmama ne demeli peki?
Bir daha şu uykuya nasıl dalacağımı düşünüyorum kara kara.
İki dakika şu telefona bakmak bile yordu.
Hadi Zeynep uyumaya çalış!

Zeze 14 March 2021 19:55

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Düşündüm de,
Halen daha önümde kuş görsem, yolumu değiştiririm.
Karınca yuvası göreyim, bozmamak için adımlarımı oradan uzaklaştırırım bozmamak için.
Kedi yada köpek dinleniyor bir kaldırımda mesela, huzursuz olmasın diye kaldırımdan iner sonra tekrar çıkarım.

Ama insanlara gelince, git gide katılaştığımı fark ediyorum.
Ve bu beni hem üzüyor, hem de böyle olmazsam yine üzüleceğimi düşünüyorum çok garip değil mi?
Hala daha çocukluğumda ki gibi yufka yürekli miyim, yoksa o kalbim taşlaşmaya mı başladı? Bilmiyorum...

Günümüzde görünmezlik iksirine falan gerek yok, insanların sizinle ilgili menfaati yoksa yada duymak istediklerini söylemiyorsanız, zaten görünmez olursunuz bir anda. Ama tam tersi menfaatleri olduğunda bir anda görünür oluverirsiniz. Biraz da pohpohlarsanız, kulaklarına hitap ederseniz tamamdır.
Bu yüzden günümüzde aslında o sihir ve iksir menfaatlerin içinde saklı.

Sanırım görünmez olmak en sevdiğim. Ama bir yandan da canımı acıtmıyor değil hani. Acıtmasının sebebi insanların beni görmemesi değil. Sevgi dolu olmak varken, insanların bu denli menfaatlerine düşkün olmaları ve iyi niyetinizi suistimal etmeleri üzüyor beni.

Şöyle de bir durum var aslında, en çok insan tanıdıklarına yabancılaşıyor... Biliyorsun artık, seni kimin nereden kıracağını... Belki bunu farkında olmadan yapıyorlar, çünkü hayatlarına öyle yerleşiyor ki bu durum, en yakınınız bile en uzağınız oluyor.

Neyse...

Zeze 26 March 2021 21:26

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Dün öyle birden aklıma gelip, "Ne düşünüyorsunuz?"a yazmıştım bu cümleleri. Günlüğümde de olmalı!

* * *

Belki insanoğlu ölümsüz değil ama sevgi ölümsüz ve sonsuz. Ölmeyen tek şey sevgi!
Belki de bedenlerin ölmesi bu yüzdendir?
Bir insanda kalp değil, o kalpte sevgi olmadıkça, yaşasa ne olur ki?
O beden yük olmaz mı? Taş taşır gibi ruhsuz bir bedeni taşımak...
Ve ben bir tek bu hayatta, kimliğimle değil, sadece sevgiyle sonsuzlaşmak istiyorum...

* * *

Ek olarak...

Doğuştan içimizde var olan sevgiyi, öldürüyorlar...
Hayat telaşı, stresli yaşam biçimi, içinde sevgi kırıntısı kalmamış; egoistçe söylenen cümleler ve dahası...

Teknoloji ve elektronik yaşam, içimizde ki saflığı, olgunlaşma yaşını daha mı erken yaşlara çekmeye başladı bu da kafamda oluşan sorulardan biri.

Küçücük çocukların yanaklarında bile, masum gülümsemeye denk gelmek o kadar zorlaştı ki.
Masum olmadıklarından değil, korkunun çok fark etmeseler bile bilinçaltlarına içten içe işleniyor olması.
Tanımadıkları yabancıları görünce artık gülümseyemez oldular.

Eskiden öyle mi, nerede bir çocuk görsem, karşılıklı gülümserdik, hala hatırlarım. En çok toplu taşımada, annesinin kucağında ki çocuklar ne oyunlar yapardı, sevgilerini belli ederlerdi. İçi ısınırdı insanın. Saf sevgiye şahit olurdun.

Ama şimdi kalpler, sevgisizlik yumağı. Korku, güvensizlik kapladı sevgilerin üstünü.

Bu da bizim hatamız değil mi?

Çocukları sevgiyle değil, teknoloji ile baş başa büyütüyoruz. Ve sevgiyle doldurmak varken kalplerini, zihinlerini köreltiyoruz.
Köreltmekle kalmıyor, sevgiden yoksun çocuklar yetiştiriyoruz; farkında olmadan...

"Dünyayı sevgi kurtaracak!"

Virüsten korunmak için, aşı vuruluyoruz bedenlerimiz ölmesin diye...

Dünyaya sevgi aşılanmış olsaydı eğer; dört bir yanımız ölü kalpler ülkesi olmazdı.

Herkes bu dünyadan gitmek istiyor, başka gezegende yaşamak. Bu düşünceye sahip olan öyle üç beş kişide değil, neredeyse tüm insanlık.

İnsanlar iyi, dünya mı kötü? Kötü olan kim?
Gittiğimiz yere kalplerimiz de gelecek bizimle... İçimizi değiştirmedikten sonra, gezegeni değiştirsek, ne değişecek?

Hayattan alacaklıymış gibi, esip gürlüyoruz. Oysa dünya bizden alacaklı; bu yeryüzü, bu toprak, bu gökyüzü ve tüm canlılar...

Doğadan çaldıklarımızı, özgürlüğümüzle ödüyoruz...

Bir insanı sevmek değil sadece, tüm canlıları sevmekle, insanlığı, doğayı, anakarayı sevmekle ruhumuz özgürleşecek, kalplerimiz sonsuz olacak.

Zaten ölü gibi yaşamıyor muyuz?

Sevgisizliğimiz yine bumerang gibi bize dönüyor stres ve hastalık olarak...

Sevmek, sevmek, sevmek...

Sevmekle başlar yaşamak!



https://i.hizliresim.com/PkyqKg.jpg

Dizzy 27 March 2021 01:05

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Yüreğinin dili kalemin olmuş (:

++


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:37.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.