ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumdenizi.com/uye-gunlugu/)
-   -   Bir gün daha eksildi ömürden (https://www.forumdenizi.com/uye-gunlugu/42564-bir-gun-daha-eksildi-omurden.html)

Zeze 27 March 2021 10:08

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Alıntı:

Dizzy Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 279792)
Yüreğinin dili kalemin olmuş (:

++

Teşekkür ederim ;kalp; ;kırmızıgül;

Zeze 04 April 2021 15:49

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Artık asosyalleştiğimi düşünüyorum.
Bütün gün ne yaptığımı düşününce, çok boş yaşadığımı fark ediyorum son günlerde.
Televizyonda dizi izlemediğimi düşünüp, internetten bölümlerin parçalarına bakmak gibi saçma aktivitelerim olmaya başladı.
Bir an önce bu saçma durumdan sıyrılmam ve evde bile olsam daha verimli, faydalı bir şeyler bulmam lazım.

Aslında asıl yapmam gereken şeyi biliyorum, şu planladığım şeye daha sıkı çalışmam lazım. Kendime plan yapmam lazım. Ama araya başka dinlendirici bir şeyler ekleyerek dinlenme molası modunda şeyler olması lazım. Kendimi yormadan ve sıkmadan.
Yoksa uzaklaşıyorum sıkılıyorum çalışmaktan.
Hatta kendimi kitap okumakla ödüllendirebilirim. Evet evet bu fikir güzel geldi.

Birde bunları uygulayacak bir ben lazım. ;sıkıldım;
Önce araştırmak lazım bir yerden başlamak için.

Zeze 08 April 2021 17:41

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Sadi Şirazi: "Aşk'a uçarsan kanatların yanar..."
Mevlana: "Aşk'a uçmazsan kanat neye yarar?"
Yunus Emre: "Aşk'a varınca kanadı kim arar?"

Tam da, Yunus Emre'nin dediği gibidir AŞK...
Aşk'a vardıktan sonra, uçmuşsun, yanmışsın umurunda değildir...


https://i.hizliresim.com/8zkzSE.jpg

Zeze 24 April 2021 02:23

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Tam da kuş olmak vardı.
Kuşun özgürlüğüne, yüksekten uçmasına olan bir istek ve bir serzeniş değil bu.
Şu an baharın tadını en çok çıkaran onlar değil mi?
Gökyüzünün, doğanın, insansız şehrin tadını ne güzel çıkarıyorlardır.
Yıllarca hasret kaldıkları şeye insanların mahkumiyetiyle kavuştular sonunda.

Bizse şimdi doğaya, yeşile, güneşe, gökyüzüne hasret yaşıyoruz.
Kuş olmak vardı şimdi. O saçaktan bu saçağa, o ağaçtan bu ağaca konuyorlar...
O pencere senin, bu pencere benim huzurun tadını şimdi en çok onlar çıkarıyor.

Özledim doğayı.

Şu üç günlük dünyada ne insanlarla ne de canlılarla kardeşçe yaşamayı becerebildik... Sığamadık koca dünyaya... Çocukken başladı kavgalarımız... Aynı sınıfta sıra arkadaşlarımızla aynı sıralara sığamadık biz.

" Dünyaya sığamayan insanlık, dört duvar arasında şimdi... "

Başkalarının hayatında ne değişti, bilmiyorum ama bu virüs hepimize çok şey öğretti.
Mesela gidip, kafelerde tıkılıp kalmak, bir fincan kahve içmek için, doğadan mahrum kalmak? Artık çok doğru gelmiyor.
Varsın arkadaşlarınız eşlik de etmesin size...

Öyle piknik yapar gibi çantaları doldurmaya da gerek yok.
Kitabını, kahveni, bir kaç atıştırmalık bir de.
Yayılacaksın çimlere, bir ağaç gölgesinde yada bir deniz kenarında denize karşı sereceksin örtünü kimseye aldırmadan...
Hayali bile güzel değil mi?
Hayal edin? Kuşların cıvıltısını, denizde ki dalgaların sesini...
Kendinizi kaptırmışsınız kitaba yada doğaya karşı en güzel hayallerinizi kuruyorsunuz...
Tüm bunların yanında "huzurun sessizliği" de size eşlik ediyor.

https://i.imgur.com/wkJKxox.jpg

Ben hayal ettim... Kahvemi yudumlarken...

Umut veriyor bana hayal kurmak... Kim bilir ne zaman bu bilinmezlik sona erecek.
Olsundu, elbet bitecek!

Ne diyordu Edip Akbayram?

"Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler"


İnsanlara olan inancımız azaldı belki ama güzel günlere olan inancımız hep baki...
İnanıyorum ben, gelecek... Çok yakında!

Zeze 24 April 2021 02:40

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Bahar Sarhoşluğu" şiiri de güzel günlere olan umudumuza gelsin <3

https://i.imgur.com/hYDgA8F.gif

İlk sevgilinin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allah\'a ısmarladık kaldırımlar.

Giyenler düşünsün dar elbiseyi,
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erik ağacı gelin olduğu gün.

Hayranım bu şehrin bacalarına
İrili ufaklı hep bir ağızdan.
Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Dumanın daim olsun güzel baca!

Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara emanet serçe,
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul\'un

Süt beyaz bir martıyım açıklarda
Gemilere ben yol gösteriyorum,
Buğday ve ilaç yüklü gemilere
Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!

Zeze 30 April 2021 00:34

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Günlükcan...
Ben geldim...
Nereden başlasam, tam kestiremiyorum.
Bir devir kapandı mı? Ne dersin...
Kafamda dehşet sorular var...
Bu karar çıkmadan önce de vardı, şimdi yerini daha farklı sorulara bıraktı...
Ama sorular dışında başka şeylerde insanın kafasında yer ediniyor.
Bedenim mi, yoksa ruhum mu yorgun düştü yada tam tersi rahatladı tam emin değilim bunlardan; nasıl uyumuşum bilmiyorum. Uyuduğumun bile farkında değilim. Ses duymasam uyanacağım da yoktu belki.

Tabi uyuyup, uyanınca hiçbir şey yerini cevaplara bırakmıyor.
İyi, kötü çok alışmışım.
Kim alışmaz ki, onca sene...
İlk günleri mi hatırlayınca, bir de son senelerime baktığımda, edindiğim tecrübelerle birlikte, üzüntülerim de doğru orantılı artmış hep. O saf, salt mutluluk ve enerji ilk zamanların büyüsüymüş sadece.

Filmlerde hani ölümden dönenler der ya, "hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti" diye.
Benimde son 5 senem gözlerimin önünde, tüm çıplaklığıyla.
Kimler geldi, kimler geçti...
Neler gördü bu gözler.
Bir devir kapanıyor, iyi mi kötü mü kestiremiyorum. Bir kaç ay önce yaşadığım o talihsiz sorun aslında kafamda tüm gemileri yakmıştı.
Ama şimdi içimi sıkan bu şey ne bilmiyorum...

Sanırım edindiğim tecrübeler, bana fazla geliyor.
İlk polyanna gibi açıyorsunuz gözlerinizi, heidi gibi oradan oraya bitmeyen bir enerjiyle koşturmalar. Zamanla artan sorumluluklar... Sonra yerini kimseye güvenme, kimseye derdini anlatma gibi kendini telkinler.
İnsanın için de zaman zaman yara olan insanlar olur.
Güveninizi kazanırlar, değer verirsiniz çok.
Benim ablam yoktu ama öz ablam kadar beni sevdiğini sandığım, benim de sevdiğim, benim için özel biriydi. Neşesi bambaşkaydı.
İlk yıkım onunla başladı.
Menfaati yüzünden okunan, belli eden insanlar vardır. Onlarla zaten hep bir mesafe olur aranızda.
Ben onun da öyle olduğunu, düşünemedim.
İnsan böyle şeyleri filmlerde oluyor sanıyor, eğer kabul etseydim, ben ben olur muydum? Vicdanımı, kişiliğimi satmış olurdum.
En kötüsü de yine o kadar iyi niyetliyim ki, işittiklerime rağmen, belki tekrar arayıp o günden sonra beni merak eder sanmamdı.
Ben arayamazdım... Aramadım da. Bir daha hiç haber de alamadım. Her şeye rağmen umarım iyidir...

Sonra bir de kardeş edindim sanmam var tabi.
Oda büyük hayal kırıklığı oldu...
Haber vermeden, bir telefon uzaktayken, bırakılan bir notla edilen veda.
Herkes değirmenini döndürene kadar tanıyor seni...
Sonrası yabancılık.

Tabi bu zaman zarfında, çıkarcılar, yalancılar, iki yüzlüler, düzenbazlar, entrikacılar... Neler neler gördü bu gözler. Hiçbirini midem almadı.
Tecrübe dedikleri bu şeyleri ben hiç sevemedim.
Hep bir kaç beden büyük geldi üzerime.

İnsanca yaşamak varken, neden böyle oluyor? diye çok sordum kendime. Cevabını bulamadım. Herkesin içi bir değil ki?
Ben kendi içimi biliyorum bir tek... Kendi içim gibi sanmak istiyorum, öyle de sandım hep.
Bazen sindiremedim, bazen kızdım, bazen içimde ki kırgınlık içimi kemirdi durdu, bazen sustum ve susmanın ferahlığına sığındım. Yeri geldi hakkımı aradım, susmadım. Hayatla kavga ettim, savaştım, yeri geldi çok düştüm ama yenilmedim. Bu bile kalbim için büyük bir zafer...
Bu kokuşmuş düzenin bir parçası olmamaktan daha büyük vicdanı rahatlatan bir iç huzur olabilir mi? Kolay örmedim ben içimde ki bu huzurun taşlarını... Yalnız kalsam da, kendime ihanet etmedim.

İhanet dedim de, insanlar hep birilerini kandırdığını zannediyor. İhanet ediyor, yalanlar söylüyor. Aslında ihaneti kendi kalplerine yapıyorlar, kötülüğü kendi kalplerine yapıyorlar. Farkında değiller.

Eee şimdi? Ne kaldı? Elimde ne var, ne kazandım...
Her şeyden çok, insan kazanabilmiş olmayı çok isterdim. En çok da bunu düşünüyorum, hâlâ... Ben mi kaybettim, onlar mı? Muamma...

İçim de hala camdan bir kalp varmış. Defalarca kırılsa da, tekrar parçalarını toplayıp, yeniden atsa da... Hatıralar bile yetiyor incitmeye...

Onca şey sanki şimdi yaşanmış gibi hissediyorum. Her şey son bulduğu için mi?
Alışmışlığın verdiği bir his mi yoksa?
Bilmiyorum... Bundan sonra ne olacak bilmiyorum...

Aslında hayat uzun bir yol, yürüdüğümüz...
Karşılaştığımız, yaşadığımız her şey, yürüdüğümüz yol da; karşımıza çıkan duraklar, takıldığımız taşlar...


Ama bu kadar tecrübenin yanında, edindiğimiz farkındalıklar da var tabi...
İnsanın hayatta dik durma çabası, her şeye rağmen eğilmemesi...
Kişiliğini satmamak, insanın kendine en büyük hediyesi.

Sanırım ruhumun bu denli daralmasının sebebi de bu. "Vurdumduymaz" kelimesi benim özüme hiçbir zaman sirayet edebilecek bir kelime olmadı.
Ne olursa olsun, kim ne yaşatırsa yaşatsın vurdumduymaz olamıyorum.

Belki de bundan sonrası ferahlık...
Bekleyip göreceğiz.
Kendimi saatlerdir "İçini Ferah" tut diye telkin ediyorum. Dünyanın sonu değil ya?

Çok şükür diyorum...
Her şeye rağmen kendim olabildiğim, kendim kalabildiğim için, kendime borcum olmadığı için, başkalarının acısı olmadığım için çok şükür diyorum.


Bu ferahlık da, bu bilinmezliğin yanında yüreğime su serpiyor....

Sevgiyle Kal Günlüğüm...

Efendim, bir şey mi dedin günlükcüm?

Onu mu diyorsun, O hep yanımda... İyi ki var...
Edindiğim tecrübeler, tecrübelerle büyümemin hükmü onun yanında geçersiz.
Kalbim hep o en saf haliyle, çocuksu ruhuyla...
Edindiğim tecrübelerin canı cehenneme diyorum, Onun verdiği huzur bambaşka...
Kalbimde ki tek huzur O. Hiçbir şey iyi gelmiyor Ondan başka...
Tam ruhum öldü dediğim anda, Onunla yeniden hayat buldum ben.
Daha ne anlatayım ki, sen anla işte Günlükcüm.
Çok Seviyorum!

Zeze 07 May 2021 01:58

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Alıntı:

Zeze Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 246512)
Her gün ömrümüzden bir gün eksiliyor.
Ve biz ne zaman son bulacağını bilmediğimiz bu ömrü nasıl yaşıyoruz?
Asıl en önemli soru bu.
Eksilen her gün yaşanıp bitiyor ve bize hatıraları kalıyor.
Arkamıza dönüp baktığımızda yada akşam kafamızı yastığa koyduğumuzda bugünü de güzel yaşadım diyebiliyor muyuz?
İşte tüm mesele bu.
Ya da hayatın rutini içinde kaybolup gidiyor muyuz?
Evet sanırım en çok bunu yapıyoruz...
Hayatın içinde ki rutinler tek engelimiz,
Günün nasıl geçtiğini anlamadan bir bakıyoruz bir gün daha eksilmiş.
Farkında değiliz geçen zamanla birlikte ömrümüzden de gittiğini...
Bilsek her anın kıymetini bilerek eksiltirdik günlerimizi.
Hayat aslında şu andan ibaret.
Evet belki yarını yok sayamayız ama gelmeden ve ne getireceğini bilmeden;
hayatımıza şekil vermeye çalışmak bugünü yaşamadan öldürmek gibi değil mi?
Bugünün kıymetini bilmeli, önce bugünün hakkını vermeliyiz.
Çünkü yarın olduğunda yine o günün hakkını vermek yerine gelecek yarınları düşünüp;
dünün yarınının kıymetini bilmeden gün yine yaşanmadan bitmeye mahkum olacak.
Bugünümüzü yarınlarımıza mahkum etmeden yaşamayı öğrenebiliriz umarım...

~ Zeze ~


Bir gün daha eksildi ömürden...
~ ~ ~
Ah yarınlar... Ne getireceğinden habersiz, ne kadar kıymetlisin.
Klişe ama bugünler zaten yarının dünü değil mi?
Her gün yarını bekliyoruz, bugünün kıymetini bilemeden.
Yaşam yarında değil, bugünde.
Ama biz hep yarınlara bağladık o umutları.
Bugünü yaşamadan!
Ne kadar acı ve büyük bir kayıp.
Takvimden her gün bir yaprak eksilirken, yaşayamadığımız her günü tarihe gömüyoruz...
Yaşasak belki, hafızamızda ölümsüzleştirecek kareler biriktirmiş olurduk.
Ama yaşayamadan, öldürüp gömüyoruz günleri...
Yarın var mıyız, yok muyuz? Sonumuzun ne olacağını bilmediğimiz bir sabahı beklemek;
Hayalleri, hayatı yarınlara bırakmak... Yaşamadan ölmek gibi!

Zeze 16 May 2021 19:24

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bir tek büyüklerin değil, her insanın kıymeti bilinmeli.
Küçüklerin, gençlerin, eşin, dostun, akrabanın...
Tüm sevdiklerimizin...
Bir tek büyüklerimizi kaybetmeyiz...
Ölenler bir tek ihtiyar mı?
Ölsün veya ölmesin ayrılıklar yaşanmadan, insan sevdiklerinin kıymetini bilmeli...
Büyüklere saygı göstermek küçüklerin göreviyse,
Ya büyükler?
Onların da küçüklere sevgi göstermesi gerekmez mi?
Herkes birbirini ezerek, kırarak, üzerek, diğerinden saygı beklerse ne olur?
İşte tam da bu,
Hayatı bu kadar çekilmez hale getiren sebep...
Bencil insanların, kendine her şeyi hak görmesi!
Beni öyle her şey kolay kolay bedenen yoramaz,
Ama ruhum...
Yine bu aralar çok yorgun.
Tahammül edemiyorum,
Ruhum kaldırmıyor artık acımasızlığı.

Zeze 21 May 2021 13:23

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Biraz bugünden bahsedeyim sana günlüğüm...
Ferah, serin bir hava var bugün.
Sabah erkenden kalktım.
Yine herkesten ayrı kahvaltımı hazırladım.
Bir yandan odamı toparladım, havalandırdım.
Balkonda kumru vardı; kombinin üzerinde, biraz ötüp gitmişti.
O varken mutfağın perdesine dokunmuyorum, kaçmasın diye. Hemen ürküp gidiyorlar.
Gidince bende hemen perdeyi açtım, mutfak balkonunun kapısı zaten açıktı.
Kahvaltıya tam oturmak üzereyken geldi kumru.
Dedim bugün senin de rızkın var.
Bir avucuma pirinç döküp, balkon mermerine koydum.
Normalde kaçardı koyarlarken ama elimi ve elimin içindekileri göstererek yavaşça koydum uçmadı.
Ben içeri girince, geldi ve yedi, sonra uçup gitti...
O yerken, bende yedim tabi, bir gözümde onaydı.
Serin bir hava vardı demiştim ya, yağmur yağdı sonra.
Öyle güzel yağdı ki, bir mayışmışım ki...
Azıcık kestirivermişim, yatağın üstünde.

Hemen de rüya gördüm.
Kumrunun bıraktığı etkiden olsa gerek, balkondan içeri (üst kattan nasıl girecekse artık, adı üstünde rüya) güya tavşan, ördek ve kedi girmiş mutfaktaydılar. Çok da tatlıydılar. Odamın penceresinden onları seyrettim.

O kısacık sevimli uykudan sonra, kahve yaptım kendime.
Pencereyi açıp dışarıyı seyrettim, yağmuru, yağmurun sesini.
Yan binada, odamın karşı penceresinde hep bir kedi oluyor sabahları. Perdesini açıyorlar, kedi dışarıyı seyrediyor.
Ben de onu seyrediyorum, gözünü hiç kırpmadan bana bakıyor. Çok tatlı ve sevimli bir şey.
Kedi alıp bakasım geliyor ama, ama işte evdekiler istemez.
Bende o kediyi uzaktan sevmekle yetiniyorum. Sanki beni duyacakmış gibi, kedicik diye mırıldanıyorum.
Belki hissediyordur? Kim bilir...

Bir de kargocuyu aradım tabi ama ulaşamadım. Aslında benim yaptığım bir alışveriş değildi. Ama benim kitap hesabım üzerinden yaptığımız için, takip etmesi bana kaldı. Ulaşmadı iki hafta oldu ama kargonun akıbeti muamma...
Kargocuya ulaşamayınca, kitap firmasını arayıp çözmelerini istedim. Bakalım ne zaman dönerler?

Sonra salona geçtim, evdekilerle sohbet falan derken, babam çay aldın mı dedi?
Bak bitiyor dedi...
Çay bitiyor ve sen bana şimdi mi söylüyorsun dedim?
Kendime çay alıp yine odamın yolunu tuttum.
Yağmur öyle güzel yağıyordu ki, mum yaktım, az biraz kitap okudum. Çayımı yudumladım.

Sonra? Sonrası Aşk <3

Bir süre sonra da içerden bizim muhabbet kuşlarının sesi gelmeye başladı. Babamlar kuşları açmıştı.
Gittim biraz ilgilendim onlarla.
Çiko yine dün tribe girmişti, naz yapıyordu. Bugün normale dönmüş.
Bir de karadeniz müziği açtım onlara. Çok seviyorlar, karadeniz müziği açıp birde parmak şıklattın mı? Tamamdır, ondan neşelisi yok.
Onlarında gönlünü hoş ettim.
Odamda, buradayım, kendi halimde. Öyle işte :rolleyes:

Zeze 23 May 2021 10:39

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bir pazar sabahı...
Dışarıda çok güzel bir hava olduğu kesin.
Güneş içeri kadar doluyor...
Geçen gün ki, yağmur, fırtına ve selden sonra,
bahar hissettiriyor yine kendini.
Erkenciyim yine.
Tüm uyanma, kahvaltı gibi ritüeller yapıldı.
İçimde tarifsiz bir huzur.
Camdan yayılan ışık,
Çalan fon müziği,
Kahvem,
Forum,
İyi geliyor insana.
Her şey tamam,
Tamam olmasına da...
Kalbim eksik!
Ahhh şimdi yanımda o da olsaydı,
ne güzel olurdu...
İşte tam da o zaman,
var olan her şey;
Aşkla gerçek anlamına kavuşurdu...
Özledim!
Aşka içiyorum kahvemi... ♥

:gul: :gul: :gul:


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:42.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.