ForumDenizi.Com
  • Sayfa 3 Toplam 4 Sayfadan
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumdenizi.com/uye-gunlugu/)
-   -   Bir gün daha eksildi ömürden (https://www.forumdenizi.com/uye-gunlugu/42564-bir-gun-daha-eksildi-omurden.html)

Zeze 31 October 2020 09:35

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Unutuyoruz her şeyi, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Elbette bu güzel bir şey geçmişle yaşamamak. Ama geçmişi hatırlamanın en önemli yanı geçmişten ders çıkarmak.

Salgından ölenler, depremde ölenler, kazada ölenler... Ölümün ne şekilde olduğunu geçin. Ölüm var ve biz şu fani dünyada sanki dünya bize kalacakmış gibi kalp kırarak, böbürlenerek, sadece menfaatlerimiz uğruna yaşıyoruz.

Siz bu dünyaya hiçbir şey bırakmayacaksınız. Sadece bu dünyada eğer iyiyseniz iyi, kötüyseniz kötü olarak hatırlanacaksınız.

Virüs dünyayı sardı ve binlerce ölen oldu. İlk çıktığında virüsü dine bağlamaya çalışanlar, ölenlerin ibadetlerini yapanlardan da olduğunu görünce kapadılar çenelerini.
Herkes çenesini kapadı kapamasına da bir maskeyle ağzını kapayamadı.

Görüyorum kul hakkından dinden imandan söz edenler, en çok kul hakkına girenler. Bu virüs sürecinde o kadar kişi birilerinin hakkına girdi ki.

***

Ya şimdi?
Yine deprem!
Bundan öncesine dönelim... Tam 9 ay önce Elazığ depremi günlerce konuşuldu. Kimisi Elazığ'lıları dışladı kimisi bağrına bastı.
Deprem için neler yapılabileceği, nerelerde fay hattı olduğu günlerce konuşuldu?
Sonuç?
Sıfır...

Bir deprem gerçeğiyle daha karşı karşıyayız.
Zihniyet aynı.
Tecavüze uğrayan kadınları haklı bulmayıp kadın tahrik etti diye sapıkları haklı buluyorlar ya.
Depremde de görüş aynı?
Şekilcilik!
Oysa o kötü çenelerini açanlar onca insanın kul hakkına girdiklerinin farkında bile değiller...
Ölen kişiler üzerinden, bir acı üzerinden nemalanmak. Yada kimisinin tek derdi takipçi kasmak belki de.

Ben kendimi iyi hissetmeye utanırken, haberlerde gördüğüm her ses, her binadan çıkarılan tuğlayı gördükçe sanki o tuğlalar içimde kırılmış gibi hissederken; bu insanlar nasıl oluyor da bu kadar kötü olabiliyorlar?

Ne kimsenin kimseye saygısı var, ne de bilip bilmedikleri konular hakkında susmaları gerektiğini bilecek düşünce...

Yoruldum dünyadan.
Bu kadar düşüncesiz insanla ve kötü düşünceli insanlarla aynı dünyada olmaktan, insan olmaktan utanıyorum.

Zeze 04 November 2020 21:19

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bazen diyorum seni üzenleri, hayal kırıklığına uğratanları affet. Ölümlü dünya boş ver büyüklük sende kalsın.
Aklıma soruyorum, affetsem mi diye; "Enayi misin, salak mısın kızım sen" gibi cevaplar alıyorum.
Aklımın egosunu dinleyecek değilim ya, kalbime soruyorum sonra, "Çok kırdılar beni, bir daha nasıl güveneyim" diyor.
Ölüm var diyorum, üç günlük dünya diyorum bir şey olsa yine ben üzüleceğim diyorum.
Kalbim: "Sana ölüm yok mu?" diyor.
Sonra düşünüyorum affetsem büyüklük bende kalsa bu kez diyorum ki affetsen ne değişir ki iki gün sonra aynı saçmalıklar tekrar başlamaz mı?
Hem çocukluğundan beri hep büyüklük sende kalmadı mı? Evet kaldı.
Küçükken bile büyüklüğün bende kalmasından hep yorulurdum. Hep kimse kırılmasın diye kırgınlıklarımı saklamadım mı?
İçimi acıtsa da cümlelerim kimseyi kesmesin diye susmadım mı?

Çok düşündüm, ben kin güttüğümden örmedim bu duvarları. Bir daha beni kimse kıramasın diye ördüm. Şimdi hiçbir şey yokmuş gibi ölümün hatrına affetmek? Bencillik değil, kalbime haksızlık olur.

~ ~ ~

İlkiz 04 November 2020 21:32

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
https://i.imgyukle.com/2020/11/04/I3Xdsj.jpg

Açım aç gel birlikte olsun bu son ki yazı içime dokundu aynı şeyleri yazardım belki bende :gul: çünkü aynı hisler...

Zeze 04 November 2020 21:50

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Alıntı:

İlkiz Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 254308)
https://i.imgyukle.com/2020/11/04/I3Xdsj.jpg

Açım aç gel birlikte olsun bu son ki yazı içime dokundu aynı şeyleri yazardım belki bende :gul: çünkü aynı hisler...

Afiyet olsun, aç kapıyı geldim. Çaylarda benden olsun. ;çy; ;çy;

:gul:

İlkiz 04 November 2020 21:55

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Olsun şahane bir akşam bak şimdi oldu seninde eline sağlık ;mcx;

Zeze 04 November 2020 22:04

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Alıntı:

İlkiz Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 254312)
Olsun şahane bir akşam bak şimdi oldu seninde eline sağlık ;mcx;

;busana;

Zeze 09 November 2020 20:16

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
2.5 sene önce Ahmet Batman'ın okuduğum kitabından, sosyal medya hesabımda kendime not olarak paylaşmışım bunu. Kim olduğunu bilmeden kendime armağan etmişim. Rastladım öyle ve günlüğüme de not düşeyim. Evet şimdi kim olduğunu biliyorum. Ve bir kalp uzağımda değilsin artık. Kalbim kadar yakınsın. <3

Alıntı:

Dünya nüfusu hızla artmakta ve biz hâlâ karşılaşamadık anlayacağın işler gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu kadar insanın arasında sana rastlamam kolay olmayacak. Senin de beni bulman zor bir ihtimal tabii… Diyelim ki hiç karşılaşamadık olabilir yani hayat bu sonuçta… Eğer öyle olursa her şeyi unut ve sadece şunu hatırla: aşk bir kalp uzağında, ben bir kalp uzağındayım.
Ve bu hikâye bir kalp uzakta olanlara…


https://i.hizliresim.com/UiMNCb.jpg


Zeze 10 November 2020 22:28

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Tam kitabı kalemi elime alıyorum. Kafamda rakamlar değil harfler uçuşuyor.
Şiir yazasım geliyor. Geliyor değil yazarken buluyorum kendimi.
Kafam değil kalbim yönetiyor olabilir mi beni?
Yada kalbimizin de aklı olabilir mi?
Sağ omuzumuzda ki meleği kalbimiz, sol omuzumuzda ki meleği de beynimiz yönetiyor olabilir hani?
Olamaz mı?
Bence insanlık hala sırlarla dolu...
Belki de kalp ve beyin yüzyıllar önceden süregelen düşmanlardır?
Eyvah!
Hayal gücüm yine çığrından çıkmış gibi...
Aslında Kalp ve Beyin düşmanlığı üzerine güzel kitap çıkar hee.
"Saçmalama" dediğini duyar gibiyim...
Arada saçmalamak iyidir boş ver.
O değil de ben kalemden kitaptan nasıl buraya geldim?
Ne diyordum...
Kafamda harfler uçuşuyor işte. Ya da kafamda mı? Kalbimde olabilir mi?
Tamam tamam seninde devrelerini yaktım günlükcüm.
Şey ya ben bir şey dicektim.
Çok Seviyorum! ♥
Uçuşan harflerle tabi ki alakası var. Anladın sen...

Zeze 14 November 2020 10:50

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Kalbim yine özlemle dolu...
Hiçbir şey yapasım yok,
Zira özlemekle meşgulüm!
Şarkıda ki gibi;
Bana her şey seni hatırlatıyor...
Dışarıda yağmur,
Fikrimde sen...
Benim yağmurum da sen olmalısın!
Islandım yine bu sabah... <3

Zeze 01 December 2020 16:37

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Geçen sene bunu içimden gelerek, ne kadar kırgın olduğum şey varsa içime atarak yazmıştım. Sonrasında gerçekten yazdığım gibi Allah'ın adaleti hiç şaşmadı. Çocukluğumda hep büyüklerimiz öğüt verirken Allah'tan korkandan ibadetini yapandan zarar gelmez derlerdi. Zaman değişti insanlarda değişti. Şimdi en çok o bildiğimiz zarar gelmez denilen insanlardan gördük en çok zararı.

Ve o bazı insanları bu dünyada görmek istemiyorum ama eğer gerçekten ahirette görebilme ihtimalim varsa hakkımı helal etmiyorum. Hayatım boyunca beni üzen herkesi affederdim daha doğrusu hakkımı helal ederdim. Ama insan büyüyünce mi yoksa tahammülü kalmadığından mıdır bilmiyorum edemiyor helal. Ya da şimdiye kadar canım belkide çok yanmamıştı ondandır.

Ama zaman gerçekten insanı iyileştiriyor. Birde iyileşmesine sebep, gözü kapalı güvendiği, sevdiği ve sevildiği birisi varsa her şeyi unutuyor. Bu yazıyı da görmüşken burada dursun diye eklemek istedim.


Alıntı:

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır
Hatalı kimselerin, hatalarını gizleyerek zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmasıdır ve kendi hatalarını, suçlarını, canını acıttıkları kişilere mâl etmeleridir... Sanki hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yapmamış gibi üzdükleri kişileri, onlar suçluymuş gibi göstererek, mağdur edebiyatı yaparak haklıymış imajı çizerler...

Çoğu zaman haklı görünmeyi de başarırlar.. Çünkü vicdanları körelmiş bu kimselerin uydurmayacağı yalan olmadığı gibi, arsızlıkları ve yüzsüzlükleriyle hatalarını reddeder, etraflarındaki herkesi uydurdukları yalanlara inandırarak, haksızık yaptıkları kimseleri suçlu gösterip kenara çekilirler...

Böyle durumlarda tek sığınağımız ilahi adalettir...
Kulun adaleti şaşar ama Allah'ın adaleti şaşmaz!


Haksızlığa uğradığınızda, korkmayın, üzülmeyin de, insanlara aldırış etmek hem sizi yıpratır, hem de sizin bu haliniz onları yaptıklarının matah bir şey olduğuna inandırır...

Unutmayın;
Bize Allah yeter !


Zeynep H. / 22.09.2019


Zeze 08 December 2020 14:07

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bu aralar uykuculuğum üstümde. Telefonun başında beklerken bile iki dakikada içim geçti. Anında uyuma konusunda guiness rekorlar kitabına adımı yazdırırım sanırım. Ama yine uyanma konusunda da aynı kitaba adımı yazdırabilirim bence. Aklım telefondayken uyuduğum gibi uyandım.

Ne yalan söylim o bir kaç dakikacık uyku çok tatlıydı. Ama en güzeli en tatlısı oydu. En huzurlusu, en sakinleştiricisi. Şu soğuk kış günlerinde en içimi ısıtanı, şu kararık havada bile kalbimi en aydınlatanı.

İnsanın birini sevdiğinde dünyayı tozpembe görmesinin sebebi, dünyayı güllük gülistanlık gördüğünden değil aslında; sevdiğin insanın varlığı o dünyayı daha yaşanılır kıldığından, sana güç kattığından, yeri geldiğinde güçsüz hissettiğinde kolun kanadın olduğundandır.
Hayatta, dünyada sevince güzel.

Ve ben kendimi çok güçlü hissediyorum. Kalbimde her gün tarifsiz bir mutluluk. Dört mevsim baharmış gibi. Kuşların cıvıltısı, kelebeklerin dansı ve uğur böceklerinin görsel uçuş şölenine şahit oluyorum; gözlerimi her kapayıp, kalbimin sesini dinlemeye koyulduğumda dünya orada duruyor ve ben bu mutluluk senfonisinde kaybolup gitmenin büyük keyfini yaşıyorum.

Çok Seviyorum! İyi ki...

Zeze 08 December 2020 22:51

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Kitap okumak her zaman iyi gelmiştir. Ve kitapta ki bu söz çok hoşuma gitti;
"~ İnsanlardan verebileceklerinden fazlasını bekleyemeyiz. ~"

Çok doğru...

Sanırım kendime göre normal saydığım bir çok şey başkalarına fazla geliyordu. Ama bu kez de başkalarına göre yaşamış olmak olmuyor muydu bu, kabullenmişlik veya olumsuzluklara razı gelmişlik... İnsanları, çevremdekileri her zaman olduğu gibi kabul etmeye çalışırım ama bu kadarı da bana haksızlık değil miydi?

Kafamda yine derin sorular.


https://i.hizliresim.com/RuJG6M.jpg


Yalnız özlemişim günlük... Şeker Portakalından sonra bu kitapta da Zeze'yi okumak güzel. Zeze yine aynı hayalperestliğinde.

Ve kullanıcı adımı çok seviyorum, "Zeze" de benle özdeşleşti sanki <3

Zeze 18 December 2020 21:04

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Günlük Hanım Selamlar ;tebessüm;
Bir günü daha bitirdik sonunda... Günler geçiyor işte öyle böyle...
Neredeyse çoğunluğu dört duvar arasında.
Çalışma hayatı da duvarlar arasında geçiyor.
Geçiyor geçmesine de ahh bir de yaklaşık bir senedir eve kapanmak zorunda oluşumuz olmasaydı...
İnsanlar bilemiyor sahip olduklarının kıymetini...
Maddi manevi her şeyi eskitiyor ve öldürüyoruz...
Sonunda tıkıldık mı evlere.
Bize düşen ise bu zamanları güzelleştirebilmek...

Bugün yorucu bir gündü gerçi dünde yorucuydu ama günün yoruculuğundan öte o günün keyifli ve kalpte güzel izler bırakabilmesi değil mi?
Günlerin sıkıcılığı bir kenara o günleri güzelleştiren tüm iyi kilerimin sahibi iyi ki var.

Ama beni mutlu eden başka ufak tefek şeylerde yok değil hani. Onlar yalnız kaldığım zamanlarda bana en iyi gelen şeyler... Hiçbiri onun kadar mutlu etmese de beni, onun varlığından sonra ruhuma iyi gelen bir şey daha var. Kitaplar...
;sonbahar;
Şu çok merak ettiğim alsam mı almasam mı diye düşündüğüm, tekini alsam yarım kalacağını düşündüğüm kitapları indirimde gördüm, dayanamadım aldım... Bugün gelmişler eve. Nasıl sevindim bilmiyorum. Sanırım benim kendi kendimi mutlu edebildiğim şeylerden biri de bu. Diğeri ise yazmak tabi ki...

Sana aldığım kitapları göstereyim. Yanında bez çantası da var. Şimdiden kafamda bir sürü hayal canlandı biliyor musun. O bez çantanın içine kitabı defteri atıp bir ağaç gölgesinde kitap okumak ne güzel olur ama değil mi?

Aldığım kitapların reklamını yapmayı sevmiyorum ama bunlar apayrı böyle içimde çocuksu bir sevinç oluştuğundan günlüğümde bundan nasiplenmeli değil mi?

;ihih;

https://i.hizliresim.com/rfwWUg.jpg

Kitapların kutusunun arkasında yazan söz ise şöyle;

"Bir hayal kuruyorum; altın sarısı, yeşil ve koyu kırmızı bir hayal... Hayallerin en güzeli... Hayalimin huş ağaçlarının arasındaki bu gizli korudan bana geldiğini düşünerek onu daha da süslüyor ve en ince dalların arasından mistik bir şekilde doğduğunu, havanın ve derenin etkilerini taşıdığını varsayıyorum."

Ne kadar hoş değil mi Günlük Hanım? Benim hayallerim de böyledir belki ama söylemem :hinmlk:


Zeze 31 December 2020 23:51

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
2020 sağlık nedeniyle korktuğum bir yıldı ha virüse yakalandım he yakalanacağım korkusu.
Yakalanırsam ne olur, aileme bulaşır mı? Bulaşırsa atlatabilirler mi diye...
Bir çok insan için ise kabus dolu bir yıl oldu. Çünkü bende ki korkuların aynısını yaşamakla kalmayıp, o korkuyla yüzleşenler oldu.
Ama geriye baktığım da benim canımı en çok acıtan yıl 2019 du. Bu yüzden yılları birbiriyle kıyaslamamak en güzeli.
Bu sene de kimbilir nasıl olacak, umarım çok fazla belirsiz hayallere kapılıp büyük hayal kırıkları yaşamayız.
Çünkü daha virüs bitmedi, daha aşının ne gibi etkilere yol açtığı tam bilinmiyor.
Ve bu süreçte bize düşen 2021 yılını rahat bırakıp, fazla büyük planlar yapmamak.
Anı yaşamak en güzeli...
Çünkü yarınımızı hiç birimiz bilmiyoruz...
Önce sağlıklı, sonra huzurlu bir yıl olsun. Gerisi zaten bir şekilde hallolur.
Ve sen, kalbimin en derini,
2020'nin kalbime ve bana tek hediyesi,
İyi ki geldin. Mutlu yıllarımız olsun ;angel;

Zeze 08 January 2021 10:04

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Geçen yılı benim için güzel kılan, en değerlim, kalbim...
Öyle içimdesin ki, çok seviyorum seni!
Geçen yıl, bu yıla baktığımda benim yılım diyeceğim bir yıl olsun diyordum.
Her gününü güzel, özel hatırladığım, sayende mutlu olduğum bir yıldı.
Mutluluğum her gün daha da artıyor, içimde ki huzurun tarifi yok.
Olmasaydın, nasıl olurdu bilmiyorum.

Sen varsın,
Kalbindeyim,
Kalbimdesin ya;
" Olmasaydın eksik kalırmışım ben. "

Kalbim bomboşmuş... Sevginle dopdolu şimdi...
Beraber daha güzel, mutlu, huzurlu, sevgi dolu yıllara...

❣ ❣ ❣

https://i.hizliresim.com/s3E40i.gif

Zeze 09 January 2021 19:12

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Kar yağmasa da en azından yağmurun yağması da güzel.
Ki ben yağmuru daha çok seviyorum...
Müziği kapattım ve yağmuru dinliyorum pencere kenarında. Kahvemi de aldım, mumlarım da tamam.

Aslında kar yağması çok güzel ama en sonunda kirleniyor ya o görüntüyü hiç sevmiyorum. Tabi bir de yağan karın sesi yok görüntüsü var. Benim penceremde yan tarafa bakıyor karı çok seyretmesi zevkli olmuyor.
Karın yağışı böyle dolu dolu kar gördüğünde çok huzurlu oluyor.

Yağmurun ise sesi yetiyor insana. Huzur veriyor, dinlendiriyor. :rnkkalp:

https://i.hizliresim.com/DWjd5I.jpg

Zeze 18 January 2021 00:54

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Kar yağdığından mıdır bilmem,
Kar olasım geliyor bazen herkesin özlemle beklediği. Üşürsün ama yine de beklersin. Aşk da öyle değil mi, üzüntüsüne rağmen hep beklersin.
Gülü seven dikenine katlanır misali aslında.
Bende bazen kar olmak istiyorum,
Bazen deniz,
Bazen gökyüzü,
Bazen gece,
Bu liste uzayıp gidiyor böyle...
Bazen de sonbahar yapraklarına benzetiyorum kendimi.
Sanırım bu gece biraz yaprak gibiyim... Gücüm kalmamış gibi, savruluyorum.
Yarına bahar gelir mi?
He günlük? Ne dersin...

~ ~ ~

Zeze 25 January 2021 22:24

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bu aralar bazı sebeplerden kitap okuyamıyor olsam da, listem her gün git gide kabarıyor...

Kitap Listemi buraya da kaydedeyim, kaybolmadan.

Umberto Eco - Gülün Adı
Wulf Dorn - Oyunbaz
Joseph Conrad - Casus
John Verdon - Gözlerini Sımsıkı Kapat
James M.Cain - Postacı Kapıyı İki Kere Çalar
George Orwell - 1984
George Orwell - Hayvan Çiftliği
Harper Lee - Bülbülü Öldürmek
Jane Austen - Gurur ve Ön Yargı
Khaled Hosseini - Uçurtma Avcısı
John Green - Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
John Green - Kağıttan Kentler
John Green - Kar Taneleri
Orhan Pamuk - Masumiyet Müzesi
Oğuz Atay - Tutunamayanlar
Lev Tolstoy - Anna Karenina
Toni Morrison - Sevilen
Toni Morrison - En Mavi Göz
John Steinback - Fareler ve İnsanlar
Michael Ende - Momo
Zülfü Livaneli - Son Ada
Kazuo İshiguro - Beni Asla Bırakma
Montaigne - Denemeler
Sara Şahinkanat - Üç kedi Bir Dilek
Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya


Bu liste henüz kütüphanemde olmayanlar. Birde kütüphane de alınıp okunmayı bekleyenler var. Okumaya başlayınca kitap dayanmıyor insana... Bu yüzden kitap listem ne kadar kabarık olursa o kadar iyi :)

Zeze 28 January 2021 10:36

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
İnsan olanlara lafı bir kere söylersin anlar. Ama bin kere söylesen de, söylediğini dikkate almayıp bildiğini okuyan insanların ne karşısındakine ne de topluma saygısı vardır.

Yıl olmuş 2021 sanki taş devrindeyiz. Halen daha insanlar mağarada yaşıyormuş gibi davranıyor. Medeniyet yok, ahlak yok, saygı yok, görgü yok, toplum bilinci yok, birlik beraberlik yok.

Sorsan herkes elhamdülillah müslüman!
Ama birbirlerinin hakkına tecavüz desen, kötülük desen, fitne ve dedikodu desen gırla. İbadet şart ama kul hakkına girenleri ibadetlerinin kurtarabileceğini düşünenlerin vay haline!

Eskiden beni üzen herkese içimden hakkımı helal ederdim,
Artık etmiyorum!

Zeze 29 January 2021 11:09

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bunca çalışma hayatın boyunca ne öğrendin deseler bana. İşten önce, "Çalışma hayatında insan kazanmaya uğraşmayın" derim.
Günlükcüm, insan ne zaman kazanılır biliyor musun? Hiç tanımadığın birine, dokunduğun bir el belki insan kazandırabilir sana. Çünkü içinde herhangi bir beklenilen karşılık yoktur.

Ama iş hayatında asla insan kazanmaya uğraşılmaz. Sırf ziyan. Zaman kaybı...

Çalışma hayatında insan değil, menfaatçi kazanırsın. Senin iyi niyetini daha çok sömürmek isterler ve daha sonra yine bu iyi niyeti sana karşı kullanırlar.

İş hayatında görünmez de olmayacaksın. Ama 3 maymunu oynamak şart!

Zeze 03 February 2021 21:44

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Dünyanın çivisi mi çıktı, yoksa suyu mu çıktı bilmiyorum...
Bizim dönemimiz mi güzeldi, yoksa yüzyıl öncesi mi daha yaşanılırdı onu da bilmiyorum.
Cumhuriyetin ilanından sonra sanırım özgürlüğümüzün en çok berbat bir halde yaşanılır dönemlerinde olduğumuzdan hiç şüphem yok.
Hayatın her alanında her şey artık o kadar detaylarla, bıktırıcı şeylerle dolu ki.
Televizyonlarda haberlerde üniversite mezunlarının temizliğe gittiğini gördüğüm oluyordu.
Başka iş mi kalmadı temizlik en son yapılabilecek iş gibi gelirdi. Temizliğe gitmek sanırım oturduğun yerde yaptığın işten daha özgür bir iş gibi gelmeye başladı. İşini iyi yapıyorsan zaten sorun yok. Bedenen yorulsan bile, beynin ve zihnin özgür.
Her gün aynı insanlarla muhatap olmuyorsun. Tek çalışan sensin. Teksin. Ne ortalığı karıştıran, ne dönen dedikodular hiçbir şey yok. Teksin yani. Kendi hatandan mesulsün. Başkalarının hatalarından değil.

Belki de saçmalıyorum. Bilmiyorum. Ama şu virüs de yeterince hayatımızı, özgürlüğümüzü kısıtladığından beri hayat daha çekilmez bir hale geldi.
Çalışan insanların bir tek haftasonu var, o da evde geçmek zorunda.
Dört duvar arasına bizi değil, tüm hücrelerimizi, beynimizi, zihnimizi hapsettiler.

Kendimi yaşamak için bedel ödemek zorunda olan, bir mahkum gibi hissetmeye başladım.
Ya yaşamayacaksın öleceksin. Ya da yaşayabilmek için çalışmak ve o yaşamın bedellerini maddi olarak ödemen gerekiyor.
Çalışıyoruz, kazanıyoruz, kazandığımızı yine yaşayabilmek için vergilere, cebi yakan faturalara, her hafta artan zamlara, tedavisi bile bulunamayan bir hastalık için sağlığımıza yatırıyoruz. Ama yine dört duvar arasında sağlığımızdan oluyoruz.

Tam tımarhanelik! Dünyanın suyu mu çıktı bilmem dedim ya, dünyanın esas bu gidişle akla ihtiyacı olacak.
Ne kazandık? Ne kaybettik? Terazi de hangisi ağır gelir? Muamma...

Onlarca bilim insanından, bir kişi ya, bir kişi bile mi bulamadı bu virüsün ilacını. İlla ki bulan bir dahi vardır. Hani batının ilmi ve bilimi vardı? Nerede?
Bana bıkkınlık geldi. Uğraştırmayın artık kökten öldürün yada çıkarın şu ilacı yeter da.
Şimdi bir de mutasyonlusu falan çıkmış. Virüsü bilmem de, bu insanları biraz daha eve hapsederlerse, insanlık mutasyona uğrayabilir :/

Neyse düşündükçe içinden çıkamıyorum. Yazınca bile bir sıkıldım şimdi ;sıkıldım;

Zeze 09 February 2021 11:19

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
İnsan şu kısacık ömrünü, sadece kendini yanında huzurlu ve mutlu hissettiği insanla geçirmek istiyor...
Tüm sahteliklerden, iki yüzlülüklerden, samimiyetsizliklerden uzak olmak,
Onunla aynı pencereden, aynı gökyüzüne bakmak,
Sorunlarla boğuşmak yerine,
Onun varlığına sarılmak...
Ömrünü boş insanlarla değil, sevdiğinin yanında doldurmak...
Hayattan çok da bir şey beklemiyorsun aslında,
Sadece huzurla, küçücük mutlulukların tadını çıkararak yaşamak...
Elbette hayatı biraz olsun şekillendirmek elimizde,
Ama karşılaştığımız insanlar, çıkan sorunlar da maalesef bizim istemimiz dışında gelişiyor.

Hani bazen bir yola çıkarsın ve o yol da bazen ne yöne gideceğini bilemezsin... Kaybolmaktan korkarsın. Sorarsın birilerine. Ama sorduklarında bilmeden yanlış yönlendirir seni.
Ne kendine, ne de başkalarına güvenemezsin. Yorulsan da dinlenemezsin, kaybolduğun için o yolu bir an önce bitirmek istersin.

Hayat işte tam böyle bir şey...

Eğer hayatınızı güzelleştiren biri varsa; güvendiğiniz, beraber yola çıktığınız...
İşte o yol çabucak bitiverir... Korkmazsınız...
Kaybolsanız da, yanınızda o vardır,
Beraber dinlenir, yine yola beraber devam edersiniz...
O yol uzun da olsa, kısa gelir size,
Engeller zor da olsa aşarsınız...
Çünkü varlığı ve sevgisi güç verir size.

Ve Sen!
Her yorulduğum da, işte tamam daha adım atacak gücüm kalmadı dediğimde,
Gücüm oluyorsun,
Yolumu her kaybettiğimde, kararsızlık ve karamsarlık içinde kaybolduğumda,
Yolum, yönüm, pusulam oluyorsun...
Yola çıkmaktan da, kaybolmaktan da korkmuyorum.
Her bocaladığımda, nefessiz kaldığım da, kalbime tutunuyorum.
Ve Sen! Benim Kalbimsin...

❣❣❣

Zeze 10 February 2021 20:32

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor gibi bir şey benim durumum :/
Camı kapıyorum içerisi yanıyor, camı açıyorum rüzgar esince buz gibi oluyor içerisi.
En çok da rüzgar başıma iyi gelmiyor. Ah şu baş belası sinüzitler...
Darlandum! ;üff;

Hiçbir şey hatırlamıyorum.
Koyduğumu, koyduğum yerde bulamıyorum.
Ağrı kesiciyi bile kaybeder mi insan?
"Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi" diyorum getirmiyor.
Naptın hepsini içtin mi yoksa? Bari bir tane bıraksaydın bana değil mi?

Bir haftada tüm beyin hücrelerim kısa devre yapmış olmalı.
Ama henüz delirmedim no problem ;angel;
Fazla strese maruz kalmak bana iyi gelmiyor.
Bir yeri topluyorsun, bir yer dağılıyor. (Sağlık anlamında)
Hiç işe gidesim yok. Biri gitse ya benim yerime.
İşe gidince ruhuma silah dayamışlar gibi hissediyorum.
Atın beni denizlere ;sıkıldım;

Zeze 17 February 2021 22:21

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Eskiden bir söz vardı; "Hayat Iskalamaya Gelmez" diye...
Şimdi o sözü söyleyenler bugünleri görselerdi, bugün için ne derlerdi acaba?
Hayatı ıskalayarak yaşamıyor muyuz bir senedir?
Yapacaklar, yaşanılacaklar öyle çok birikti ki...
Son bir senedir neler yaptık değil, son bir senedir neler yapamadık? diye bir soru kalıbımız var artık.
Geçecek elbet, bugünler de geçecek -de bakalım ne zaman?

Zeze 27 February 2021 22:40

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Armağan Çağlayan ile Ayşe Kulin röportajını izledim de, ne kadar güzel bir röportaj yapmışlar.
Ayşe Kulin'de kendimi buldum biraz düşünce olarak...
Kadın çok haklı...
Kendini öteki gibi hissediyor ama memleketini de çok seviyor.
Aslında yalnızlıklarımızın sebebi bu yüzden değil mi?
Kimsenin kimseye, saygısı, sevgisi, hürmeti, tabir-i caizse; Eyvallahı kalmadı!

Televizyonlarda yemekten, modaya bir şeyler öğretmek yerine, ben kazanayım diye yapılan haksızlıklar... Kavga gürültü...

Röportajı seyrederken içim nasıl cız etti.
Ayşe Kulin'in de dediği gibi, benim de bildiğim İslam, müslümanlık bu değil. Sorsan herkes müslüman...

Ve yine Ayşe Kulin şöyle bir açıklama yapmış;
"Derli toplu olmak sadece üstünüz başınızın derli toplu olması değil, içiniz ve davranışlarınızın da derli toplu olmasıdır..."

***

Sonra döndüm kendime,
Hep kitaplarını almayı ertelediğim bir yazardı, bir daha ki sefer alırım deyip hep erteledim. Ne kadar geç kalmışım oysa.

Adını duyduğum, kitaplarını gördüğüm ama biraz da internette güncel ilgi görülen kitapların, reklamların yönlendirmesiyle öncelik sırasına koymamış olmanın utancı oluştu içimde.

Oysa Ayşe Kulin'de büyüklerimizden biri... Günümüzde müslüman geçinen bazı kişilerin büyüklerine saygısı bile kalmadı. Ayşe Kulin'in kendini öteki gibi hissetmesi de hep bu yitirdiğimiz değerler yüzünden değil mi?

Bazen insan kendi varlığını bile sorguluyor...

Neyse işte... Zihnim yoruldu yine. "Düşünmemek mi, düşünmek mi?"
Herkesin kendini mükemmel, süper, çok doğru, bilgili zannettiği günümüzde; bilmemek, mükemmel olduğunu iddia etmemek, iddiasızlık o kadar güzel bir şey ki...

Hep derim,
Haddini bilmek her zaman en güzeli!

Ve yine kafanızda şöyle bir soru oluşuyor; "Bu hayatın neresindeyim?"
Bilmiyorum...

Zeze 06 March 2021 12:13

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Zamanla biz mi değişiyoruz, yoksa zamanla değişen öğrendiğimiz kavramlar mı?

Aslında değişen biz değiliz, öğrendiğimiz kavramlar değiştikçe, hayatın içinde olan olaylar ve o kavramların doğruluğuyla hareket ediyoruz ve şekilleniyoruz.

Küresel bir salgın bile, bildiğimiz tüm kavramları alt üst etmedi mi?

Bildiğimiz doğruların yanlış çıkması mesela...

Tanıdığımızı, hayatımızın bir parçası olan insanların aslında bizi hiç sevmediklerini fark etmemiz... Daha doğrusu güvendiğimiz insanların, güvenimizi derinden sarsması...

Hep bu etkenler değil mi? Hayata karşı aldığımız tavrın sebebi?

Bir süre sonra öğrendiklerimizle, mantığımız kalbimizi ele geçirir ve kalbimizle değil, mantığımızla hayatı yönetmeye başlarız.

Kalbimizin merhamet duygusu bizi yine aynı yanlışları yapmaya sevk eder, mantığımız ise hep sorgular.

Yaşadıklarımızdan dolayı ördüğümüz duvarlar, aslında beynimizin kalbimizi koruma iç güdüsünden kaynaklı; acı çekmesin diye.

Çocukluğumuzda daha sevgi doluyuzdur, büyüdükçe öğreniriz ve öğrendikçe kendimizi koruma mekanizması geliştiririz.

* * *

Fakat her ne kadar şekillensek de, kalbimizin içinde ki özümüz hep oradadır. Fakat derinlerdedir. Herkese göstermeyiz onu.

Ancak bizi hisseden, o özün farkına varanlar, kalbimizde ki gerçek sevgiye erişebilirler.

Ve o sevgi öyle çocuklukta ki gibi herkese bol kepçeyle dağıtılmaz,
Sadece kıymetini bilene verilir.
Kalbimizi kıymetini bilene emanet ederiz.
Sevildiğimizde ve sevdiğimizde; kalbimizde ki saf sevgi açığa çıkar. Bu yüzden büyümüş olsak bile ruhumuz çocuk gibidir.

Sevginin etkisiyle, huzurludur, sakindir, mutludur... Ve yeniden güvende hisseder kendini.

* * *

Kalbimin bu kadar huzurlu olmasının, çocuk gibi neşeli olmasının başka sebebi olamaz...
"İçimde ki Sen"
Tek Sebebim...

❣ ❣ ❣

Zeze

Zeze 14 March 2021 03:29

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Ne güzel bu saatlerde forum bomboş günlükcüğüm.
Bir an düşündüm de, yerimden kalkabilsem laptopu açıp konu açardım.
Ama hiç halim yok.
Yeryüzünde kendini 1 ay olmadan hasta edebilen kaç canlı vardır acaba?
Kesinlikle istisnayım.
Ağrılardan uyuyamayınca foruma gelmiş olmama ne demeli peki?
Bir daha şu uykuya nasıl dalacağımı düşünüyorum kara kara.
İki dakika şu telefona bakmak bile yordu.
Hadi Zeynep uyumaya çalış!

Zeze 14 March 2021 19:55

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Düşündüm de,
Halen daha önümde kuş görsem, yolumu değiştiririm.
Karınca yuvası göreyim, bozmamak için adımlarımı oradan uzaklaştırırım bozmamak için.
Kedi yada köpek dinleniyor bir kaldırımda mesela, huzursuz olmasın diye kaldırımdan iner sonra tekrar çıkarım.

Ama insanlara gelince, git gide katılaştığımı fark ediyorum.
Ve bu beni hem üzüyor, hem de böyle olmazsam yine üzüleceğimi düşünüyorum çok garip değil mi?
Hala daha çocukluğumda ki gibi yufka yürekli miyim, yoksa o kalbim taşlaşmaya mı başladı? Bilmiyorum...

Günümüzde görünmezlik iksirine falan gerek yok, insanların sizinle ilgili menfaati yoksa yada duymak istediklerini söylemiyorsanız, zaten görünmez olursunuz bir anda. Ama tam tersi menfaatleri olduğunda bir anda görünür oluverirsiniz. Biraz da pohpohlarsanız, kulaklarına hitap ederseniz tamamdır.
Bu yüzden günümüzde aslında o sihir ve iksir menfaatlerin içinde saklı.

Sanırım görünmez olmak en sevdiğim. Ama bir yandan da canımı acıtmıyor değil hani. Acıtmasının sebebi insanların beni görmemesi değil. Sevgi dolu olmak varken, insanların bu denli menfaatlerine düşkün olmaları ve iyi niyetinizi suistimal etmeleri üzüyor beni.

Şöyle de bir durum var aslında, en çok insan tanıdıklarına yabancılaşıyor... Biliyorsun artık, seni kimin nereden kıracağını... Belki bunu farkında olmadan yapıyorlar, çünkü hayatlarına öyle yerleşiyor ki bu durum, en yakınınız bile en uzağınız oluyor.

Neyse...

Zeze 26 March 2021 21:26

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Dün öyle birden aklıma gelip, "Ne düşünüyorsunuz?"a yazmıştım bu cümleleri. Günlüğümde de olmalı!

* * *

Belki insanoğlu ölümsüz değil ama sevgi ölümsüz ve sonsuz. Ölmeyen tek şey sevgi!
Belki de bedenlerin ölmesi bu yüzdendir?
Bir insanda kalp değil, o kalpte sevgi olmadıkça, yaşasa ne olur ki?
O beden yük olmaz mı? Taş taşır gibi ruhsuz bir bedeni taşımak...
Ve ben bir tek bu hayatta, kimliğimle değil, sadece sevgiyle sonsuzlaşmak istiyorum...

* * *

Ek olarak...

Doğuştan içimizde var olan sevgiyi, öldürüyorlar...
Hayat telaşı, stresli yaşam biçimi, içinde sevgi kırıntısı kalmamış; egoistçe söylenen cümleler ve dahası...

Teknoloji ve elektronik yaşam, içimizde ki saflığı, olgunlaşma yaşını daha mı erken yaşlara çekmeye başladı bu da kafamda oluşan sorulardan biri.

Küçücük çocukların yanaklarında bile, masum gülümsemeye denk gelmek o kadar zorlaştı ki.
Masum olmadıklarından değil, korkunun çok fark etmeseler bile bilinçaltlarına içten içe işleniyor olması.
Tanımadıkları yabancıları görünce artık gülümseyemez oldular.

Eskiden öyle mi, nerede bir çocuk görsem, karşılıklı gülümserdik, hala hatırlarım. En çok toplu taşımada, annesinin kucağında ki çocuklar ne oyunlar yapardı, sevgilerini belli ederlerdi. İçi ısınırdı insanın. Saf sevgiye şahit olurdun.

Ama şimdi kalpler, sevgisizlik yumağı. Korku, güvensizlik kapladı sevgilerin üstünü.

Bu da bizim hatamız değil mi?

Çocukları sevgiyle değil, teknoloji ile baş başa büyütüyoruz. Ve sevgiyle doldurmak varken kalplerini, zihinlerini köreltiyoruz.
Köreltmekle kalmıyor, sevgiden yoksun çocuklar yetiştiriyoruz; farkında olmadan...

"Dünyayı sevgi kurtaracak!"

Virüsten korunmak için, aşı vuruluyoruz bedenlerimiz ölmesin diye...

Dünyaya sevgi aşılanmış olsaydı eğer; dört bir yanımız ölü kalpler ülkesi olmazdı.

Herkes bu dünyadan gitmek istiyor, başka gezegende yaşamak. Bu düşünceye sahip olan öyle üç beş kişide değil, neredeyse tüm insanlık.

İnsanlar iyi, dünya mı kötü? Kötü olan kim?
Gittiğimiz yere kalplerimiz de gelecek bizimle... İçimizi değiştirmedikten sonra, gezegeni değiştirsek, ne değişecek?

Hayattan alacaklıymış gibi, esip gürlüyoruz. Oysa dünya bizden alacaklı; bu yeryüzü, bu toprak, bu gökyüzü ve tüm canlılar...

Doğadan çaldıklarımızı, özgürlüğümüzle ödüyoruz...

Bir insanı sevmek değil sadece, tüm canlıları sevmekle, insanlığı, doğayı, anakarayı sevmekle ruhumuz özgürleşecek, kalplerimiz sonsuz olacak.

Zaten ölü gibi yaşamıyor muyuz?

Sevgisizliğimiz yine bumerang gibi bize dönüyor stres ve hastalık olarak...

Sevmek, sevmek, sevmek...

Sevmekle başlar yaşamak!



https://i.hizliresim.com/PkyqKg.jpg

Dizzy 27 March 2021 01:05

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Yüreğinin dili kalemin olmuş (:

++

Zeze 27 March 2021 10:08

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Alıntı:

Dizzy Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 279792)
Yüreğinin dili kalemin olmuş (:

++

Teşekkür ederim ;kalp; ;kırmızıgül;

Zeze 04 April 2021 15:49

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Artık asosyalleştiğimi düşünüyorum.
Bütün gün ne yaptığımı düşününce, çok boş yaşadığımı fark ediyorum son günlerde.
Televizyonda dizi izlemediğimi düşünüp, internetten bölümlerin parçalarına bakmak gibi saçma aktivitelerim olmaya başladı.
Bir an önce bu saçma durumdan sıyrılmam ve evde bile olsam daha verimli, faydalı bir şeyler bulmam lazım.

Aslında asıl yapmam gereken şeyi biliyorum, şu planladığım şeye daha sıkı çalışmam lazım. Kendime plan yapmam lazım. Ama araya başka dinlendirici bir şeyler ekleyerek dinlenme molası modunda şeyler olması lazım. Kendimi yormadan ve sıkmadan.
Yoksa uzaklaşıyorum sıkılıyorum çalışmaktan.
Hatta kendimi kitap okumakla ödüllendirebilirim. Evet evet bu fikir güzel geldi.

Birde bunları uygulayacak bir ben lazım. ;sıkıldım;
Önce araştırmak lazım bir yerden başlamak için.

Zeze 08 April 2021 17:41

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Sadi Şirazi: "Aşk'a uçarsan kanatların yanar..."
Mevlana: "Aşk'a uçmazsan kanat neye yarar?"
Yunus Emre: "Aşk'a varınca kanadı kim arar?"

Tam da, Yunus Emre'nin dediği gibidir AŞK...
Aşk'a vardıktan sonra, uçmuşsun, yanmışsın umurunda değildir...


https://i.hizliresim.com/8zkzSE.jpg

Zeze 24 April 2021 02:23

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Tam da kuş olmak vardı.
Kuşun özgürlüğüne, yüksekten uçmasına olan bir istek ve bir serzeniş değil bu.
Şu an baharın tadını en çok çıkaran onlar değil mi?
Gökyüzünün, doğanın, insansız şehrin tadını ne güzel çıkarıyorlardır.
Yıllarca hasret kaldıkları şeye insanların mahkumiyetiyle kavuştular sonunda.

Bizse şimdi doğaya, yeşile, güneşe, gökyüzüne hasret yaşıyoruz.
Kuş olmak vardı şimdi. O saçaktan bu saçağa, o ağaçtan bu ağaca konuyorlar...
O pencere senin, bu pencere benim huzurun tadını şimdi en çok onlar çıkarıyor.

Özledim doğayı.

Şu üç günlük dünyada ne insanlarla ne de canlılarla kardeşçe yaşamayı becerebildik... Sığamadık koca dünyaya... Çocukken başladı kavgalarımız... Aynı sınıfta sıra arkadaşlarımızla aynı sıralara sığamadık biz.

" Dünyaya sığamayan insanlık, dört duvar arasında şimdi... "

Başkalarının hayatında ne değişti, bilmiyorum ama bu virüs hepimize çok şey öğretti.
Mesela gidip, kafelerde tıkılıp kalmak, bir fincan kahve içmek için, doğadan mahrum kalmak? Artık çok doğru gelmiyor.
Varsın arkadaşlarınız eşlik de etmesin size...

Öyle piknik yapar gibi çantaları doldurmaya da gerek yok.
Kitabını, kahveni, bir kaç atıştırmalık bir de.
Yayılacaksın çimlere, bir ağaç gölgesinde yada bir deniz kenarında denize karşı sereceksin örtünü kimseye aldırmadan...
Hayali bile güzel değil mi?
Hayal edin? Kuşların cıvıltısını, denizde ki dalgaların sesini...
Kendinizi kaptırmışsınız kitaba yada doğaya karşı en güzel hayallerinizi kuruyorsunuz...
Tüm bunların yanında "huzurun sessizliği" de size eşlik ediyor.

https://i.imgur.com/wkJKxox.jpg

Ben hayal ettim... Kahvemi yudumlarken...

Umut veriyor bana hayal kurmak... Kim bilir ne zaman bu bilinmezlik sona erecek.
Olsundu, elbet bitecek!

Ne diyordu Edip Akbayram?

"Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler"


İnsanlara olan inancımız azaldı belki ama güzel günlere olan inancımız hep baki...
İnanıyorum ben, gelecek... Çok yakında!

Zeze 24 April 2021 02:40

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Bahar Sarhoşluğu" şiiri de güzel günlere olan umudumuza gelsin <3

https://i.imgur.com/hYDgA8F.gif

İlk sevgilinin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allah\'a ısmarladık kaldırımlar.

Giyenler düşünsün dar elbiseyi,
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erik ağacı gelin olduğu gün.

Hayranım bu şehrin bacalarına
İrili ufaklı hep bir ağızdan.
Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Dumanın daim olsun güzel baca!

Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara emanet serçe,
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul\'un

Süt beyaz bir martıyım açıklarda
Gemilere ben yol gösteriyorum,
Buğday ve ilaç yüklü gemilere
Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!

Zeze 30 April 2021 00:34

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Günlükcan...
Ben geldim...
Nereden başlasam, tam kestiremiyorum.
Bir devir kapandı mı? Ne dersin...
Kafamda dehşet sorular var...
Bu karar çıkmadan önce de vardı, şimdi yerini daha farklı sorulara bıraktı...
Ama sorular dışında başka şeylerde insanın kafasında yer ediniyor.
Bedenim mi, yoksa ruhum mu yorgun düştü yada tam tersi rahatladı tam emin değilim bunlardan; nasıl uyumuşum bilmiyorum. Uyuduğumun bile farkında değilim. Ses duymasam uyanacağım da yoktu belki.

Tabi uyuyup, uyanınca hiçbir şey yerini cevaplara bırakmıyor.
İyi, kötü çok alışmışım.
Kim alışmaz ki, onca sene...
İlk günleri mi hatırlayınca, bir de son senelerime baktığımda, edindiğim tecrübelerle birlikte, üzüntülerim de doğru orantılı artmış hep. O saf, salt mutluluk ve enerji ilk zamanların büyüsüymüş sadece.

Filmlerde hani ölümden dönenler der ya, "hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti" diye.
Benimde son 5 senem gözlerimin önünde, tüm çıplaklığıyla.
Kimler geldi, kimler geçti...
Neler gördü bu gözler.
Bir devir kapanıyor, iyi mi kötü mü kestiremiyorum. Bir kaç ay önce yaşadığım o talihsiz sorun aslında kafamda tüm gemileri yakmıştı.
Ama şimdi içimi sıkan bu şey ne bilmiyorum...

Sanırım edindiğim tecrübeler, bana fazla geliyor.
İlk polyanna gibi açıyorsunuz gözlerinizi, heidi gibi oradan oraya bitmeyen bir enerjiyle koşturmalar. Zamanla artan sorumluluklar... Sonra yerini kimseye güvenme, kimseye derdini anlatma gibi kendini telkinler.
İnsanın için de zaman zaman yara olan insanlar olur.
Güveninizi kazanırlar, değer verirsiniz çok.
Benim ablam yoktu ama öz ablam kadar beni sevdiğini sandığım, benim de sevdiğim, benim için özel biriydi. Neşesi bambaşkaydı.
İlk yıkım onunla başladı.
Menfaati yüzünden okunan, belli eden insanlar vardır. Onlarla zaten hep bir mesafe olur aranızda.
Ben onun da öyle olduğunu, düşünemedim.
İnsan böyle şeyleri filmlerde oluyor sanıyor, eğer kabul etseydim, ben ben olur muydum? Vicdanımı, kişiliğimi satmış olurdum.
En kötüsü de yine o kadar iyi niyetliyim ki, işittiklerime rağmen, belki tekrar arayıp o günden sonra beni merak eder sanmamdı.
Ben arayamazdım... Aramadım da. Bir daha hiç haber de alamadım. Her şeye rağmen umarım iyidir...

Sonra bir de kardeş edindim sanmam var tabi.
Oda büyük hayal kırıklığı oldu...
Haber vermeden, bir telefon uzaktayken, bırakılan bir notla edilen veda.
Herkes değirmenini döndürene kadar tanıyor seni...
Sonrası yabancılık.

Tabi bu zaman zarfında, çıkarcılar, yalancılar, iki yüzlüler, düzenbazlar, entrikacılar... Neler neler gördü bu gözler. Hiçbirini midem almadı.
Tecrübe dedikleri bu şeyleri ben hiç sevemedim.
Hep bir kaç beden büyük geldi üzerime.

İnsanca yaşamak varken, neden böyle oluyor? diye çok sordum kendime. Cevabını bulamadım. Herkesin içi bir değil ki?
Ben kendi içimi biliyorum bir tek... Kendi içim gibi sanmak istiyorum, öyle de sandım hep.
Bazen sindiremedim, bazen kızdım, bazen içimde ki kırgınlık içimi kemirdi durdu, bazen sustum ve susmanın ferahlığına sığındım. Yeri geldi hakkımı aradım, susmadım. Hayatla kavga ettim, savaştım, yeri geldi çok düştüm ama yenilmedim. Bu bile kalbim için büyük bir zafer...
Bu kokuşmuş düzenin bir parçası olmamaktan daha büyük vicdanı rahatlatan bir iç huzur olabilir mi? Kolay örmedim ben içimde ki bu huzurun taşlarını... Yalnız kalsam da, kendime ihanet etmedim.

İhanet dedim de, insanlar hep birilerini kandırdığını zannediyor. İhanet ediyor, yalanlar söylüyor. Aslında ihaneti kendi kalplerine yapıyorlar, kötülüğü kendi kalplerine yapıyorlar. Farkında değiller.

Eee şimdi? Ne kaldı? Elimde ne var, ne kazandım...
Her şeyden çok, insan kazanabilmiş olmayı çok isterdim. En çok da bunu düşünüyorum, hâlâ... Ben mi kaybettim, onlar mı? Muamma...

İçim de hala camdan bir kalp varmış. Defalarca kırılsa da, tekrar parçalarını toplayıp, yeniden atsa da... Hatıralar bile yetiyor incitmeye...

Onca şey sanki şimdi yaşanmış gibi hissediyorum. Her şey son bulduğu için mi?
Alışmışlığın verdiği bir his mi yoksa?
Bilmiyorum... Bundan sonra ne olacak bilmiyorum...

Aslında hayat uzun bir yol, yürüdüğümüz...
Karşılaştığımız, yaşadığımız her şey, yürüdüğümüz yol da; karşımıza çıkan duraklar, takıldığımız taşlar...


Ama bu kadar tecrübenin yanında, edindiğimiz farkındalıklar da var tabi...
İnsanın hayatta dik durma çabası, her şeye rağmen eğilmemesi...
Kişiliğini satmamak, insanın kendine en büyük hediyesi.

Sanırım ruhumun bu denli daralmasının sebebi de bu. "Vurdumduymaz" kelimesi benim özüme hiçbir zaman sirayet edebilecek bir kelime olmadı.
Ne olursa olsun, kim ne yaşatırsa yaşatsın vurdumduymaz olamıyorum.

Belki de bundan sonrası ferahlık...
Bekleyip göreceğiz.
Kendimi saatlerdir "İçini Ferah" tut diye telkin ediyorum. Dünyanın sonu değil ya?

Çok şükür diyorum...
Her şeye rağmen kendim olabildiğim, kendim kalabildiğim için, kendime borcum olmadığı için, başkalarının acısı olmadığım için çok şükür diyorum.


Bu ferahlık da, bu bilinmezliğin yanında yüreğime su serpiyor....

Sevgiyle Kal Günlüğüm...

Efendim, bir şey mi dedin günlükcüm?

Onu mu diyorsun, O hep yanımda... İyi ki var...
Edindiğim tecrübeler, tecrübelerle büyümemin hükmü onun yanında geçersiz.
Kalbim hep o en saf haliyle, çocuksu ruhuyla...
Edindiğim tecrübelerin canı cehenneme diyorum, Onun verdiği huzur bambaşka...
Kalbimde ki tek huzur O. Hiçbir şey iyi gelmiyor Ondan başka...
Tam ruhum öldü dediğim anda, Onunla yeniden hayat buldum ben.
Daha ne anlatayım ki, sen anla işte Günlükcüm.
Çok Seviyorum!

Zeze 07 May 2021 01:58

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Alıntı:

Zeze Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 246512)
Her gün ömrümüzden bir gün eksiliyor.
Ve biz ne zaman son bulacağını bilmediğimiz bu ömrü nasıl yaşıyoruz?
Asıl en önemli soru bu.
Eksilen her gün yaşanıp bitiyor ve bize hatıraları kalıyor.
Arkamıza dönüp baktığımızda yada akşam kafamızı yastığa koyduğumuzda bugünü de güzel yaşadım diyebiliyor muyuz?
İşte tüm mesele bu.
Ya da hayatın rutini içinde kaybolup gidiyor muyuz?
Evet sanırım en çok bunu yapıyoruz...
Hayatın içinde ki rutinler tek engelimiz,
Günün nasıl geçtiğini anlamadan bir bakıyoruz bir gün daha eksilmiş.
Farkında değiliz geçen zamanla birlikte ömrümüzden de gittiğini...
Bilsek her anın kıymetini bilerek eksiltirdik günlerimizi.
Hayat aslında şu andan ibaret.
Evet belki yarını yok sayamayız ama gelmeden ve ne getireceğini bilmeden;
hayatımıza şekil vermeye çalışmak bugünü yaşamadan öldürmek gibi değil mi?
Bugünün kıymetini bilmeli, önce bugünün hakkını vermeliyiz.
Çünkü yarın olduğunda yine o günün hakkını vermek yerine gelecek yarınları düşünüp;
dünün yarınının kıymetini bilmeden gün yine yaşanmadan bitmeye mahkum olacak.
Bugünümüzü yarınlarımıza mahkum etmeden yaşamayı öğrenebiliriz umarım...

~ Zeze ~


Bir gün daha eksildi ömürden...
~ ~ ~
Ah yarınlar... Ne getireceğinden habersiz, ne kadar kıymetlisin.
Klişe ama bugünler zaten yarının dünü değil mi?
Her gün yarını bekliyoruz, bugünün kıymetini bilemeden.
Yaşam yarında değil, bugünde.
Ama biz hep yarınlara bağladık o umutları.
Bugünü yaşamadan!
Ne kadar acı ve büyük bir kayıp.
Takvimden her gün bir yaprak eksilirken, yaşayamadığımız her günü tarihe gömüyoruz...
Yaşasak belki, hafızamızda ölümsüzleştirecek kareler biriktirmiş olurduk.
Ama yaşayamadan, öldürüp gömüyoruz günleri...
Yarın var mıyız, yok muyuz? Sonumuzun ne olacağını bilmediğimiz bir sabahı beklemek;
Hayalleri, hayatı yarınlara bırakmak... Yaşamadan ölmek gibi!

Zeze 16 May 2021 19:24

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bir tek büyüklerin değil, her insanın kıymeti bilinmeli.
Küçüklerin, gençlerin, eşin, dostun, akrabanın...
Tüm sevdiklerimizin...
Bir tek büyüklerimizi kaybetmeyiz...
Ölenler bir tek ihtiyar mı?
Ölsün veya ölmesin ayrılıklar yaşanmadan, insan sevdiklerinin kıymetini bilmeli...
Büyüklere saygı göstermek küçüklerin göreviyse,
Ya büyükler?
Onların da küçüklere sevgi göstermesi gerekmez mi?
Herkes birbirini ezerek, kırarak, üzerek, diğerinden saygı beklerse ne olur?
İşte tam da bu,
Hayatı bu kadar çekilmez hale getiren sebep...
Bencil insanların, kendine her şeyi hak görmesi!
Beni öyle her şey kolay kolay bedenen yoramaz,
Ama ruhum...
Yine bu aralar çok yorgun.
Tahammül edemiyorum,
Ruhum kaldırmıyor artık acımasızlığı.

Zeze 21 May 2021 13:23

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Biraz bugünden bahsedeyim sana günlüğüm...
Ferah, serin bir hava var bugün.
Sabah erkenden kalktım.
Yine herkesten ayrı kahvaltımı hazırladım.
Bir yandan odamı toparladım, havalandırdım.
Balkonda kumru vardı; kombinin üzerinde, biraz ötüp gitmişti.
O varken mutfağın perdesine dokunmuyorum, kaçmasın diye. Hemen ürküp gidiyorlar.
Gidince bende hemen perdeyi açtım, mutfak balkonunun kapısı zaten açıktı.
Kahvaltıya tam oturmak üzereyken geldi kumru.
Dedim bugün senin de rızkın var.
Bir avucuma pirinç döküp, balkon mermerine koydum.
Normalde kaçardı koyarlarken ama elimi ve elimin içindekileri göstererek yavaşça koydum uçmadı.
Ben içeri girince, geldi ve yedi, sonra uçup gitti...
O yerken, bende yedim tabi, bir gözümde onaydı.
Serin bir hava vardı demiştim ya, yağmur yağdı sonra.
Öyle güzel yağdı ki, bir mayışmışım ki...
Azıcık kestirivermişim, yatağın üstünde.

Hemen de rüya gördüm.
Kumrunun bıraktığı etkiden olsa gerek, balkondan içeri (üst kattan nasıl girecekse artık, adı üstünde rüya) güya tavşan, ördek ve kedi girmiş mutfaktaydılar. Çok da tatlıydılar. Odamın penceresinden onları seyrettim.

O kısacık sevimli uykudan sonra, kahve yaptım kendime.
Pencereyi açıp dışarıyı seyrettim, yağmuru, yağmurun sesini.
Yan binada, odamın karşı penceresinde hep bir kedi oluyor sabahları. Perdesini açıyorlar, kedi dışarıyı seyrediyor.
Ben de onu seyrediyorum, gözünü hiç kırpmadan bana bakıyor. Çok tatlı ve sevimli bir şey.
Kedi alıp bakasım geliyor ama, ama işte evdekiler istemez.
Bende o kediyi uzaktan sevmekle yetiniyorum. Sanki beni duyacakmış gibi, kedicik diye mırıldanıyorum.
Belki hissediyordur? Kim bilir...

Bir de kargocuyu aradım tabi ama ulaşamadım. Aslında benim yaptığım bir alışveriş değildi. Ama benim kitap hesabım üzerinden yaptığımız için, takip etmesi bana kaldı. Ulaşmadı iki hafta oldu ama kargonun akıbeti muamma...
Kargocuya ulaşamayınca, kitap firmasını arayıp çözmelerini istedim. Bakalım ne zaman dönerler?

Sonra salona geçtim, evdekilerle sohbet falan derken, babam çay aldın mı dedi?
Bak bitiyor dedi...
Çay bitiyor ve sen bana şimdi mi söylüyorsun dedim?
Kendime çay alıp yine odamın yolunu tuttum.
Yağmur öyle güzel yağıyordu ki, mum yaktım, az biraz kitap okudum. Çayımı yudumladım.

Sonra? Sonrası Aşk <3

Bir süre sonra da içerden bizim muhabbet kuşlarının sesi gelmeye başladı. Babamlar kuşları açmıştı.
Gittim biraz ilgilendim onlarla.
Çiko yine dün tribe girmişti, naz yapıyordu. Bugün normale dönmüş.
Bir de karadeniz müziği açtım onlara. Çok seviyorlar, karadeniz müziği açıp birde parmak şıklattın mı? Tamamdır, ondan neşelisi yok.
Onlarında gönlünü hoş ettim.
Odamda, buradayım, kendi halimde. Öyle işte :rolleyes:

Zeze 23 May 2021 10:39

Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
 
Bir pazar sabahı...
Dışarıda çok güzel bir hava olduğu kesin.
Güneş içeri kadar doluyor...
Geçen gün ki, yağmur, fırtına ve selden sonra,
bahar hissettiriyor yine kendini.
Erkenciyim yine.
Tüm uyanma, kahvaltı gibi ritüeller yapıldı.
İçimde tarifsiz bir huzur.
Camdan yayılan ışık,
Çalan fon müziği,
Kahvem,
Forum,
İyi geliyor insana.
Her şey tamam,
Tamam olmasına da...
Kalbim eksik!
Ahhh şimdi yanımda o da olsaydı,
ne güzel olurdu...
İşte tam da o zaman,
var olan her şey;
Aşkla gerçek anlamına kavuşurdu...
Özledim!
Aşka içiyorum kahvemi... ♥

:gul: :gul: :gul:


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:43.
  • Sayfa 3 Toplam 4 Sayfadan
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.