Bugün bayramın ikinci günü...
Hayat olağanca haliyle sıkıcı...
Belkide ben yanlızlığı tercih ettiğimden kaynaklı be bacım...

Dün elazığa gittim, yasemenin mezarına...
Akşama kadar onunla dertleştim. Beni duyamaz... Ama ben yinede anlattım, döktüm ona içimi... Kendimi ona şikayet ettim. O öldü, ölenlerin dirilere faydası olmaz ama olsun ben ona kendimi arzettim... Belkide yürek sızılarımı anlatacak birine çok ihtiyacım vardı...

Arkadaşlar idlibe kamplara ve idlibdeki ailelere kurban ve yardım götürdüler. Mazlumların bayramda yüzü gülsün diye. Bu bayram ben gitmedim... Birazdan semaverimi silahımı ve kamp malzememi alıp ormanlık bir alanda, Muş 'a doğru bir yerde kamp kurup yarın akşama kadar kitap okuyup avlanmak istiyorum...

Annen umarım daha iyidir Onu hiç üzme tamam mı bacım. Birgün Anne olduğunda beni daha iyi anlayacaksın...

İnsanlrla bağım iyiden iyiye zayıflıyor.
Adanayı, arkadaşlarımı terkettikten sonra içim hiç huzur bulmadı... Burasıda bana kalabalık geliyor artık...
Yanlızlaşmak, sekülerleştirir mi bilmiyorum zaman bunu gösterecektir, ama yıkılmaya, yok olmaya başladığımı his ediyorum artık...
Yavaş yavaş artık kafamda ülkeyi terketme fikri yeşermeye başladı...

Artık eskisinden daha yorgunum...

Bir bayram daha buruk geçiyor be bacım. Sahte gülücükler, sahte selamlamalar, sahte hal hatır sormalar, menfaatçi etkileşimler, bişey olmamış gibi davranmalar...
Kalitesiz insanlar her yerde...

Gel be bacım neredesin özledim...