ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşk - Şiir Dünyası (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/)
-   -   Ahmet Erhan Şiirleri (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/53094-ahmet-erhan-siirleri.html)

Jön TüRk 26 May 2020 02:16

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Küçük Balıkçı Köyü
Şair: Ahmet Erhan


Ağlar asılmış
evlerinin önüne
yakalamak için yıldızları.
Akşam olunca
yanan gaz lambalarını
yem olarak kullanıyor
bura insanları.
Yıldızlar
bir gece olsun
kanmıyor bu yemlere.
Ne bu düş gidiyor oysa
ne de
yoksullukları.

Jön TüRk 26 May 2020 02:16

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Küçük Harfler
Şair: Ahmet Erhan


Adını büyük harflerle başlattığım Hayat
Gitgide dayanılmaz oluyor
Buzdolabında çocuk ölüleri
Sokak korkusu, anason yalazı
- Beni niye kimseler sevmiyor?
Ki ben Hiçlik’e adanmış bir asansör kuğusu
Üçüncü kattan sonrasını hatırlamıyorum
Boynumu büküp kıvrılıyorum
-Ama niye beni hiç kimseler sevmiyor?

Kendi küçük harflerime sığınıyorum...

Jön TüRk 26 May 2020 02:18

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Kül Altındaki Kor
Şair: Ahmet Erhan


Gökteki bulutlar yüreğime yağıyor
Bende iki dünya çarpışıyor artık
Biri umutlu, devingen, gözüpekçe yaşıyor
Öbürü masallarda sarhoş ve ezik.

Toprağı avuçlarımda eliyorum usulca
Bir kum saati gibi akıyor ömrüm
Tükenecek bir gün o kumlar da, ey doğa
Tekrar doldurmak için kalacak mı

Güneş, daldan dala sıçrayarak yürüyor
Bir neden var mı mutlu olmamam için?
Daha ne kadar yaşadım ki şunun şurasında
Adını biliyor muyum bütün çiçeklerin?

Konuşturmayın beni, dilim sürçüyor
Alışkın değilim söz etmeye sevinçten, mutluluktan
Gideyim artık, kül atında kor gibi
Dursun onlar, dönüp üflerim bazen...

Jön TüRk 26 May 2020 02:18

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Kırkayak Takvim
Şair: Ahmet Erhan


1

Octavio Paz ölmüş
Tarihsiz bir gazetede okudum.
Yalnızlığın labirenti...Benim şu an içinde yaşadığım evin bir çeşit tanımlaması bu.Bazen o labirenti bir tabuta çeviriyorum o kadar.

Octavio Paz dün ölmüş.

Aradım demin evin altını üstüne getirdim sanki.Yok.Bende son zamanlarda eve her gelen konuğun bir kitap “götürdüğü” gibi paranoyalar oluştu. Ama biliyorum ki, o kitap burada evde bir yerlerde...

Octavio Paz.Şiirler.Güneş taşı.Çeviren Sait Maden.Tünel kazmak pahasına o kitabı bu gece bulacağım.Evime ‘tabut’ yakıştırmasını yaptığım için kendimi tekzip edeceğim.Yalnızlık zaten bir labirenttir.Ama bir güneş taşı her yerde bulunmaz.

2

Ne kadar aptalmışım.O zamanlar-ne zamanlar-Bir “Her Yerde Bulunmayan Kitaplar Sözlüğü” hazırlamaya kalkışmıştım.Yarasanın ‘sahaf’ Pozisyonuna her ne kadar denk düşüyor gibi görünse de...

3

Düz yazı şiirin tökezlemesidir.
Ama hiçbir yara izi yok dizlerimde.

4

Bir kuşluk vakti telefon çalar.Ben “Şu” der kadındır.Hatıralarda güzeldir. Ama üstüste okunmuş şiirler gibidir.Hatıralarda güzel midir? Belki de yalnızca kuşluk vakitlerinde güzeldi.

Görüşürsün ve ellerini -nedense- hep ceplerine saklayasın gelir.

5

Octavio Paz sahiden ölmüş.
Bütün kitaplığı devirdim.Sarhoş ceketlerimin ceplerine bile baktım: “Güneş Taşı” yok!
Ey kendini bilmez kişi, ya o kitabı getir ya da kendin gel!

6

Mehmet Sönmez bile ölmüş.
Ölüm fotokopi makinesini çalıştırmaya görsün.
Kalbimde sardunyalar.

7

Mehmet Sönmez de sahiden ölmüş
Ama bütün fotoğraflarında gülüyor.

8

Sevgilimin Bodrum’dan gönderdiği kartpostal
Can Yücel’in !bir Siyasinin...”in kapağı.
Mehmet Sönmez.
Anlatıp duruyorlar: 1968.Asker mehmet.Bodrum.
Ölüme en güzel uyak:
En yakın dostumu yitirdim.

9

(Kalbim ıssız bir makamda
Hatırasız şarkılar dinler
Ne kaldı geriyeler...Sus.
Bir yerden sonra kendini bekler

Ölüm renginde bir kır çiçeği kopardım demin
Suya tutsam olmazdı...kopardım

Bir insan nasıl intihar eder

Hayat dersinde herşeyi sanki çözdüm de
Bir bunu anlamadım)

10

Telefonumun nasıl çaldığını duymak için kendimi dışardan aradım az önce.
Boğuk ve yalnız bir telefondu.
Kendi hatırımı sordum:
İyiydim.Çok iyiydim.

11

Bütün memelilerden nefret ediyorum.

12

Sarhoşluğum en ayık halimdir.

13

“Sayın abonemiz telefonunuz borcundan dolayı görüşmeye kapatılmıştır.Lütfen telefonunuzu açtırınız.”
Telefonum yalnızca çalıyor artık.

14

“Türkçe Sözlük” bile ayaklanıp gitmiş yada benim boyum yetmiyor.

15

Telefonum artık çalmıyor bile.

16

Yarasa değil, Kırkayak!
Yalnızca yürümek istiyorum.

17

Bir çocuk örtüldü üstüme sanki.

18

Ellerim günlerdir portakal kokuyor.
Hayırdır...

19

Az önce elektrikler kesildi.
“Bir bu eksikti”deki eksik olmayan bu gibi.
Yazının minesi soldu.

20

(Ama hizaya sokulmaz ki hüznüm benim
En sarsak çocuğuyum solgun bir devrimin.)

22

Şimdi şu odaya sazlı sözlü bir güneş doğsa
Yalnızlığın son piçi gibi
Kalakaldım karanlıkta.

23

Uçkurlarını çözüverse ampul...
Ne olur...

24

Kırk yaş...Kadınların ‘menopoz’ dönemi gibi bir şey sanırdım; ya da öyle derlerdi.
Sanki ben hep kırk yaşındaydım.

25

Adımı kime söylesem mahçup bir duraksama.
Ölüm bile hatırlamıyor artık beni.

26

Herkes ayılınca unutuyor. Bense unutmak istediklerimi bile hatırlıyorum.

27

Sen idam mahkumuna sorulan o sorusun.

28

En büyük devrimci hareket yürümektir!

29

Her insan kahvaltı ederken gazete okur ben yazı yazıyorum.

30

Aynada en hamarat kadınların bile silmeyi unuttuğu o lekeyim ben.

31

Uzun gezmelere hasret bir otopark bekçisi gibi kaldım burada.Ya da bir benzin istasyonu...nasıl yürümek isterse artık.

32

(Ahmet Erhan yürüyüşe çıkıyor
Ve bağırsakları akasya kokuyor Ankara’nın

Kalbim henüz yarı yoldasın
Ellerim üşüyor, parmaklarım

Şehirde özürlü bir kırkayağım.)

33

Takriben yaşıyorum.

34

Bu dünyada ne kadar kolay bir şey olmak ve ne kadar zor ‘bir şey’ olmak...

35

Bütün kadınlarım, ancak kendilerini aldattığımdan kuşkulandıkları zamanlarda yazdıklarımı okuma gereğini duydular.

36

Gece.Karanlık güzel.Güzel karanlık...

37

Ey hayat, bana ölümü çok görme!

38

Ayaklarının otuzdokuzunu yitirmiş bir kırkayak gibi kaldım şu dünyada.

39

Her sabah dokuzdur saatler
Ve her gün pazartesidir.

40

Yetimlerin bile tüyü bitti.
Hakkınızı helal edin.
Benim helal edeceğim bir şeyim bile yok..

Jön TüRk 26 May 2020 02:19

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Lades Kemiği
Şair: Ahmet Erhan


Boğuk boğuk bir siren sesi
Güz yağmurlarının geri çekildiği aklımda
Aklımda geceler boyu
Çınlayan yalnızlık
Cam kırıkları yağan kar üstüne vuran ayışığı
Odam soğuk
Sevgilim yok
Bir yılbaşı ağacının bütün lambalarının söndüğü aklımda
Anı bile değil artık
Her gün bir arkadaşın öldüğü
Aklımda, tütün kokan ağzım üstüne maydanoz
yediğim ama yine de anneme yakalandığım
Denizden yükselen buğu
Güneş vuruca
Portakal bahçelerinden dağılan koku
Solgun şafak. Kırağı yeli
Odam soğuk
Sevgilim yok...
Aklım, kırılmayı bekleyen bir lades kemiği.

Jön TüRk 26 May 2020 02:19

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Limon
Şair: Ahmet Erhan


Seninle aynı lojmanda, bana bir ev verseler
İstifa ederdim şerefsizim, gerçeklerimden
Sabah geç, akşam erken
Giderim, gelirim
Haberim bile olmazdı saatlerden

Sen bir kompartıman dolusu insansın
Havva'nın 20. yüzyıla aktarılmış renkli fotokopisi
Sen ey bir zamansızlıksın ki... ne zaman geleceksin
Her yerlere erken gelmekten rötarlı

Alnımda 1 sivilce büyüdü yokluğunda
3 kasa bira, 18 paket Camel, 23 damla gözyaşı
Simyadan kimyaya iltica etmiş rönesans yüzüm
Her geçen gün biraz daha kazıdı aynaları
Altından ne mi çıktı?. 24 ayar hüzün

Ben bu geceyi bitiririm de, aydınlık nerde
Bu da güya aşk şiiri, realizme seyrediyor
İş, ekmek, hürriyetle doldurdum seyir defterimi
Baktım ki iş ekmeğe, ekmek hürriyete yabancı

Bu alçak ironiyle yatmasam, ben intihar ederdim
Benzemezdi bu alacakaranlıktaki Ülke'nin en eski baskısına
Ederdim sonra Cumhuriyet'in uzak bir köşesinden sizi
seyrederdim
Bir gün için votkanıza limon oldum iyi ki...

Jön TüRk 26 May 2020 02:19

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Macera . .
Şair: Ahmet Erhan


Omurgasız bir acı
Bedenimde uluyor
Tenha otobüslerin kız kokan yalnızlığında
Elim elimle buluşuyor
Kulağımın arkasına takıyorum ömrümü
Gecenin en olmadık
Saatlerine taşınıyorum
Bir şairin
kendi halinde
Bıyığını ve şiirini fazlalık sayan...
Gitgide kendime
Yakışıyorum
Ortayaş göbeğimi aynalardan sakınaraktan...
Bir alçak sakladı
Ve unuttu beni zulasında
Sanki
Bir ölüm başka bir ölüme
Miras bıraktı

Bitti
Sandığım o macera
Hep yeniden başladı...

Jön TüRk 26 May 2020 02:19

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Mevsim Hadiseleri -1
Şair: Ahmet Erhan


Alkol ve tütün
Ben ölümü bunlarla yendim
Ağaran bir tanın küf kokusunda
Sabah savaşlarında
Uçarı bir neferdim
Herkes işe giderken ben sızardım
Garip bir kitaba, tuhaf bir kitaba
Gün ışığından sözcükleri sağardım
Sığardım kendi dünyama

Ekmek ve kadın
Ben hayata bunlarla yenildim...

Jön TüRk 26 May 2020 02:19

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Milattan Önceki Şiirler
Şair: Ahmet Erhan


Bu kez biraz uzun sürdü bu keder
İçime ağır bir taş gibi takılıp kaldı
Acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde
Sevincinse tüyden ayakları vardı.

Ve sorularım ne çoktu benim
Ellerim her taşın altını kuşkuyla aralardı
İnanmaz olurdum kimi, göğün mavi, yaprağın yeşil olduğuna
Gözlerim her renkte saklı bir karayı arardı.

Bu kez biraz uzun sürdü bu keder
Kollarımı iki yana açıp, dansetmek istiyorum
Mutlu olmak istiyorum, ey kuşlar, ey çiçekler!

Jön TüRk 26 May 2020 02:20

Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
 
Milli Coğrafya
Şair: Ahmet Erhan

Mutluluğum 39 derece ateşle yatar
Dünyanın 42 derece enlem 26 derece boylamında
Öğretirler Edremit’le Van arası kaç saat tutar
Kanadı kırık kuş hesabıyla

Hayatın dulu, ölümün ilk aşkıdırlar
Bu ülkede bir çift kulak ve göz olanlar
Ölüm tarihleri yazar nüfus kağıtlarında

Sarhoşluğum 80 dereceye çıkar
Meyhane taşradan musalla görünür amma...

Oturdum kalbimin nüfus sayımını yaptım
Bir iki dost, çuvalla düşman
Ben ki iki lafı biraraya getirmeyi bilmem
Haklıdırlar her şeyde dostlarım ve düşmanlarım da

Ve mutluluğumuz 39 derece ateşle yatar
Öyle ya da böyle Türkiye mezbahasında...

Grevciler, şairler ve seracılar
Don olayı bekleniyor, son uyarı

Sinop’la Anamur arası bir kuş uçar
Kanadı kırık ama göğsü kınalı


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:42.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.