![]() |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Nostalji
Şair: Ahmet Erhan Sevgili ölüm Damarlarımı genişletiyor yalnızlık Çağırıyor beni toprak kokusu Odam dağınık İğrenç bir sabah Ağzımda hala alkolün buğusu Sevgili ölüm Uğulduyor kulaklarım Bir tek nefes bile çekmediğim sigara Parmaklarımı yakıyor Bedenim Bir de çocukluk Yokluyor arasıra Belki de evet belki de Dönüş yok artık Hiç değilse benim için Sevgili ölüm Penceresinde mızıka çalan Bir çocuğu anımsa Ne zamanlar Denizin karşısında Sevgili ölüm Artık anlıyorum şimdi anlıyorum Ben hep yaşayarak Seni büyütürmüşüm Gün gün... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Oğul
Şair: Ahmet Erhan Anne ben geldim, üstüm başım Uzak yolların tozlarıyla perişan Çoktan paralandı ördüğün kazak Üzerinde yeşil nakışlar olan Anne ben geldim, yoruldum artık Her yolağzında kendime rastlamaktan Hep acılı, sarhoş ve sarsak Şiirler çırpıştıran bi adam Kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü çoktan çekilmiş Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi Ayrık otları, dikenler bürümüş Kapıdaki çıngırak kararmış nemden Atnalı ve sarmısak duruyor ama Oğlum, mektup yaz diyen Sesin hala kulaklarımda Anne ben geldim, ağdaki balık Bardaktaki su kadar umarsızım Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın.. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Otobiyografi
Şair: Ahmet Erhan Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Yalnızlık, ölümün üvey kardeşi Eve hep geç saatlerde gelen babaların ayak izlerinden yükselen buğu Bir toprağın, dalına dokunamadığı yerde büyüyen boşluk Ayışığında kaldırımları süpüren bir kadının ikide bir durup, burnunu önlüğünün koluna silmesi Gibi boğuk, gibi çıldırtıcı, gibi silik Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Nereye gideceğini yitirmiş yol, uçurum, dağ, bayır, çöl Bir kuşun kanadından çıkan kav Bir kibritin ömrünün, bir tek sigarayla sınırlı olması - Alkol, kendileri seni seviyor Her el titremesinin bir fotoğrafını çekmeli yanık masa örtülerinin, kırık bardakların Günışığında herşeyin, herşeyin görünmesi Gibi iğrenç, gibi gerçek, gibi anlamsız Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Tökezlemiş söz, suskun türkü, rendelenmiş umut kırıntısı Şiir... alkolik bir babadan artakalmış sarışın güz boğuntusu Çıkılmaz buradan artık diyor bir ses, hiç değilse kapıları iyice örtün Soğuk, yalnızlığa özenip girmesin içeri Gibi sinsi, gibi alaycı, gibi bungun Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Kötümserlik, kusmukların çiçek kalıplarına dökülmüş hali Herşeyin göreceli olduğu bir dünyada iş mi bu şimdi Değişimlerin bir türlü dönüşüme varamadığı yerlerde Aklımı teğelliyor bir çocuk durup dururken Gibi çılgınlığa, gibi serseriliğe, gibi ölüme Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Parmak damgasının mülkiyete yettiği bir çağda Yüreğini kağıtlara basmanın bedeli Damarlara dolan toprak kokusunun hep ölümü çağrıştırdığı Yaşamın, konuşulan en eski lehçesi Gibi okunmayan, gibi tozlu, gibi gülünç Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Diklendikçe, kendi rüzgarından başı dönen gurur Yürüdükçe, yollardan pencerelere yükselen buhur Çok şey görmüş geçirmişsin biliyorlar Gibi ölüm, gibi aşk, gibi şiir Sana artık Ahmet Erhan diyorlar Akdeniz 1958.1.72, 60 kg., evli, karısı hamile, iki paket sigara. sabah dokuz akşam yedi. - sahi ne vardı başka? Evet, diyorlar ve ekliyorlar: Önüne geleni öpme isteğiyle dolu bir insancıllık Sonunda götürse götürse, çiçek götürür kendi mezarına Gibi deli, gibi meczup, gibi seyda Ve keçe uçlu bir kalemle yazıyorlar: Doğacak çocuğuna ad düşünen nihilizm Sabahın alacakaranlığında, bir uçurum önünde bekleyen dirim Sana artık Ahmet Erhan diyorlar. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Penceremde Dolanma Ayışığı
Şair: Ahmet Erhan Pencereme dolanma ayışığı Rüzgarın soluğuyla titreye titreye Ağaçların hatırını sor - Yoksul ve kimsesizdirler Denizlerin dibinde oynaşıp duran Balıkların sırtlarını ışıt Pencereme dolanma ayışığı Gözlerimle sokaklara abandığımda Yalnızlığı bulursam Öksüz ve dağınık kitaplarımı bulursam Odalarda, evlerde Her radyoda yürek tellerini titreten Bir türkü bağırırsa Pencereme dolanma ayışığı Rüzgarda el çırpan nehirleri anımsarım Teninde keklik hoplatan kırları Dallarında yeni gelinler gibi İstekle kıvranan Erikleri Eski bir pikapta Theodorakis çalıyor Bir gemi açılıyor Pire limanından Çarpa çarpa dalgalarına Dostluğun ve sevginin Eski bir pikapta kardeşlik çalıyor İç çekmeler ve bağırışlarla Titriyor teller Pencereme dolanma ayışığı Özlerim bir dostu kucaklama duygusunu Onunla ağlaşmayı sessizce Özlerim bir çiçeği öperken Toprağı öpüyormuşçasına sevinmeyi Pencereme dolanma ayışığı Yorgunum Pencereme dolanma ayışığı bu gece |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Röportaj
Şair: Ahmet Erhan Ben bu şiiri daha önce hiç yazmadım Kalemler ağladı, ben yazmadım Gittim bir sürü saçmalık yaptım Bir zaman ölüme taktım aklımı Yağmurlara, denizlere, sorulara, aşklara ve daha pek çok şeye Çevremde hiç akranım kalmadı sonra Elim, ayağım, kalbim, aklım sobe! Yalnızlığın resmine bir fırça da ben attım Dönüp bir daha attım Futbol maçlarına belki ufuk çizgisini görürüm diye gittim Kadınlara, kızlara askıntı oldum bir ara Deliliğime kılıf olsun diye hep sarhoş gezdim Enlemleri, boylamları birbirine düğümledim haritalarda... Ne soracaksan sor artık Bay gazeteci, elindeki kağıda bakmadan ama Gez, göz, arpacık Patlasın flaş. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Sela
Şair: Ahmet Erhan Gökyüzünde akan tek kişilik bir uçak gibi Devletin hava sahasını daraltan Böylece geçtim ölümlerden, altyazılı bir şiirde Kötü bir çeviriyle kendimi aldataraktan Otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır Ömrümüzün gazeli savrulur soluğumdan Musluklar bozuktur, kadınlar şikayetçi Bir küçük rakının, üç günlere bölündüğünü hatırlatan Ve şairlerin selaları yükselir meyhanelerden Çünkü otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır Gitsem, kayıt mı olsam seçmen kütüklerine Yoksa avluda uyuklayan köpekle mi helalleşsem... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Sevda Şiirleri
Şair: Ahmet Erhan Burada bitiyor bir sevda, yenisi nerde başlar; ya da başlar mı bilmem? Kendi derinliğiyle dolan bir kuyu mu yüreğim; kendi boşluğuyla yetinen? Burada bitiyor bir sevda, ele avuca sığmayan kederler, kimi gülüşler ve bir o kadar da unutulmaya yatkın anılar bırakarak geride; belki birkaç da şiir... Sürüp gidecek yaşamım, kimi yerlerde sanki yeniden okur gibi bir romanı ve gülümser gibi yine aynı şeylere sıkıntılı, dalgın; çoğunlukla acılı. Burada bitiyor bir sevda, kaldım işte yine dağlar, uçurumlar arasında birbaşıma. Burada bitiyor bir sevda, önsöz gibiydi bir çağrıydı, daha nice yeni sevdaya. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Sesim Boğuk Çıkıyorsa Da
Şair: Ahmet Erhan Sesim boğuk çıkıyorsa da Aldırma Nice dağlar kırdı onu Nice denizler Savurdu Sesim boğuk çıkıyorsa da Aldırma Artık bir şeyler yapmanın Zamanı geldi Bazı şeyleri kırıp dökmenin Bir kentin sokaklarını Yeniden keşfetmenin Özlemleri, çocukluk günlerini Bir yağmur altında bırakmanın Zamanı geldi Sesim boğuk çıkıyorsa da Aldırma Nice anılar yordu onu Nice özlemler böldü Sesim boğuk çıkıyorsa da Aldırma duyuyorsun ya... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Sevgilim.. Sevgilim
Şair: Ahmet Erhan 3 Elinden şekeri alınmış bir çocuk gibi kaldım Yokluğunda... Yağmur yağar, kar yağar Günler kısalır, geceler uzar On parmağımın üstüne on mum yaktım Gecesefalarının gündüz yalnızlığıydım 4 Ateşböcekleri ışıtır gecemi. Hepsi bu Kanar bir yerlerim: Sevgilim Ufkunda bir yalnızlık aylasıyım Bir delta gibi genişleterek yokluğunu Sevgilim. Hep geceye sakladım sende bulduğumu... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Son Damla
Şair: Ahmet Erhan Her bardağı taşıran bir son damla vardır Toprak gelince ölümle, meyhanelerde bir koltuk daha azalır Damlaya damlaya gider Ahmet Erhan, sel olur gelir ölüm Hayat buysa eğer, meğer ki aldatılışım. Yalnızım... sokağın zulasında bir köpek gibi kaldım Islak bir köpek gibi ancak sabahla ayılır Sürüklene sürüklene götürülür Ahmet Erhan Komiserim, tebdil-i hayatta şiir vardır Şimdi bir ölsem ve artık hiç konuşulmasam Çocuğumun belleğini kefenimle silsem Anlamam ki nicedir yaşım murada ermiş dölüm Neden her çocuğun ille de bir babası vardır Oğlum, zaman ağır, gün ağır, gece acıya aşinadır. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:44. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.