![]() |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ortak Bir İşık
Şair: Enis Batur Bekledik, gelmediler. Açtık pencereleri, kulak kesildik seslere gündüz ve gece, taradık tek tek istasyona inen yorgun yüzleri, ufuktaki lekelere ayarladık dürbünü: Bekledik, kırık, gelmeyeceklerini anladıktan sonra bile. Görkemli geçmedi günler burada: Sıradan, sade, dingin anlar kovaladı sıradan, sade, kekre anları: Yoktu büyük fırtınalar öyle, büyük büyüler kurulup çözülmedi bu yaz: Her zamanki nedensiz hüzünler, çocukların şaşkın falı, biraz tatilde kasaba sosyalojisi, biraz başi boş konuşmayla döndü takvimler. Gözümüz yoldaydı gelmediler. Odalara çekilip şiir okuduk içimizden: Seferis ve Montale, Akdeniz dolu dizeler, hepsi genizden. Durup dururken yürüyüşe çıktık akşamları, durup dururken sustuk yakalamıs gibi seyrek bir anlamı, dağ köylerine çıkıp bir gün öyküsünü dinledik süngerci oğulların, unutulmus bir kadınla konuştuk bir başka gün, tansıklar izledi birbirini sonra: Bir atmacaya baktık uzun uzun avının gözünden, sağanak indirdik kavruk mevsimin ortasına, bir yangını söndürürken bir başkasını başlattık: Durup dururken gelebilirdiniz, bekledik. Hazırdı sofra: Semizotu ve sarımsak, elimizle topladığımız kekik, incir, nane: Hazırdık sürdürmeye telaşı ve coşkuyu bıraktığımız yerden. Geçmişin nasıl geçtiğini, nasıl geleceğini geleceğin soracaktık. Dinmezdi ağrı üstüne gitmedikçe, açılmazdı bu koyu sis tutmadıkça kökünden ortak bir ışığı, içinde olacaktık içimizdeki korkunun: Bekledik gelmediniz. Eksikti önemli bir şey, başladığında dönüş, bavulu kapatamadık. Döndük odalara baktık yeniden, aradık taslık ve hayatta: Neydi yitirdiğimiz anlayamadik. Yarım bir duyguydu belki, belki sürüp giden bir gündüşü, kendimizde beslenmiş, ötekinde sönmüş bir ateşti belki de, eşiğine dayanıp göremediğimiz: Bekledik, gelseydiniz. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Oruç
Şair: Enis Batur Bir tabak tarhana koydu önüne, bir avuç maydanoz; parmaklarını tuttu, bileğini, kolunun içini öpüp bıraktı, soğanı kırdı, böldü ekmeği ve bekledi: Zaman hızla içine akıyordu. "Bu seferî gövde sana birikti" dedi, duyulur duyulmaz bir sesle. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Rahim Meseli
Şair: Enis Batur Bir de gizli duyusu var Zaman'ın orada sınırsız bir genlik kazanır anlam ardı arkası yoktur çünkü oyun sonunun ki yılgının önünde bir sar'a tutar insanı: Orada, aralık bir gözden sızan, ilk, korkulu ışıktır mermerin kof yüzüne düşüp dönüşen. Bir tek yaralı köpek, dışarıda. Uğuldayan sabahın gelip pencerede dövdüğü buharlı kasidenin içinde kıvranıyor oda. Devriliyor buhurdan, yayılıyor ağır ağır kokunun koyu mührü, neşterin gözünde çakıyor sarsıcı şimşek - damara doğru kararlı adımı ölümün. 'Ses ve soluğum şimdi, Gün'e ve Gece'ye katkı. Belki nedensiz bir ürpermeyim, kırışık evrenin taş çekirdeğinde. Görkemim belki, arınacağım kargaşayı beklerken. Sayısız pencere, sayısız çığlığın içinde gitgide ürken engerek koridorda balkıyıp duruyorum. İşte çatlayan duvarlarım. İşte can kolladığım seki, basamak, kanlı düzlük. Sonradan yırtılacağım et, işte. Burada, kül beyaz bir sarnıcın aldatı duyarlığının ortayerinde- hep ve aralıksız burada, zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim artık' Bir de ben. Ne kadar dışrak görünsem o kadar içrek gözüm. Kırdığım kilitte, sızdığım bir dilim çatlakta acımasız bir ezgi duydum hep. Mesihli çörtenlerin altında tanrının kiriyle yıkandım. Gün geldi bungun, çökelek, oradan oraya savrulan dumanın içinde dural bir kimlik aradım. Oysa kufi yazısı yazgının hep geleceğe erteledi sesimi: Bir de orada, Zaman'ın gergin bir boyutu işlediği öte-gövdede hızla aramak kaldı seyrek kantaşını, seyirttikçe yaralarım derin derimden. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sahici Sanrı
Şair: Enis Batur Sabahın eşiğinden devriye gözüm karşı tepeye hafif, uçarı bir hızla süzülürken vurkaç bir duygu tırmanır sırtıma: O mor, etli ışığın içinden madde kıpırdayacak sanırsın. Güzel yağmur, kıvrak yağmur: Duru bir sevda sonrasına kilitle beni. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Salgı
Şair: Enis Batur Her yıl, ağustosta. Bu büyü işte, kısaca allegro diyorum ona ben: Hem zarif, hemde kaba oluyor ağı. Hem zarif, hem de kaba nasıl olur derseniz, bakın: ince dokuduğu için zarif, uzun uzadıya çalışmadığı için kaba. Köşeleri sever çoğunlukla aşağıda dokur ve ağın dışına çekilir. Nereden mi biliyorum bunları? Eskiden örümcektim ben. Her yıl ağustosta. Yalnız kalınca rahatlarlar: Kadın eli dolaşmaz dolaplarda, duvarlarda. İpin ucunu kaçırıverirler tabii: Ekmek kutusu, ilaç çekmecesi, abajurla ampulün arasında büyük trapez yaşanır bir ay boyunca. Bu tutku işte, onun adı andante grazıoso aslında. İnce, ipince dokur, bilir av için önemini ayrıntıların. Eskiden örümcek olmasam bilmezdim bütün bunları ben. Hayır, zehirlileri pek yaşamaz burada. Geçen yıl rastlamıştım birine, çoktandır açmadığım piyanonun kapağına sokulmuş, Fırtına'nın ilk notalarıyla kıpırdayınca gördüm onu: Siyah, diyez, attaca diyordum bu örümceklere ben, (bir tuhaf gülerek) 'ölüm gelecek' benim 'gözümden bakacak'. Korku mu, taşkı mı, ikisinin arasında bölünmüş bir yangın mı, kapağı tak kapatmıştım üstüne. Ağına rastlamadım- ben de kurmaz mıydım yoksa, eskiden. Ağustos, kasım, mart: Örümceğe iklimler değil koyu zamanlar gerek. Geceleri severim ben, kuytu ve aseyrek çağların içinden ağır ağır geçmek: Bilir misiniz parmaklarımdaki arı yalnızlığı, nereden bileceksiniz- Piyano, şiir, ağ içre ilerleyen saatte duyduğunuz tik tak bende dolarken çekip gitmektir bütün istediğim: Dolanır kalır oysa kurumuş gövdem, bu eşsiz ağı eskiden ben kendi kendime örmüşsem. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sandık
Şair: Enis Batur Bir kutu dolusu anahtar. Régie des Tabacs de l'Empire Ottomane, paslanmış, kenarları delinmiş o kutunun ağırlığını tartmak güç. Çekmecelerin, evrak dolaplarının ve evlerin sahipleri geçekte yıkım yerlerinde dolaşan birer hayalet. Ne çok taşındık! Nasıl dolaştırdık bunca umudu, terkedilişi, kaybetme ve kaybolma duygusunu? İçimize kazınmış yolculuklar birer loş düş ve hiçbir zaman hiçbiri gerçekleşmemiş tasarılardı oysa: Bu anahtarları olmamış kilitlerde sandık. Sahi, sandık! kendisi duruyor da onun, yıllardır giz'li bir ölü gibi anahtarsız bekliyor. İnsan asla açmamalı böyle bir efsaneyi. Herkesin hayatında içindekileri unuttuğu, umduğu, bambaşka kutularda aranacak eşya, söz ve işaretler kalmalı. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sessiz Sinema
Şair: Enis Batur Yordu bütün yıl bizi işler ve ilişkiler: Buraya ondan geldik. Korkmuştuk korkularımızdan, coskularımızdan bıkmıştık, ne yavaşlıyor ne de hızlanıyordu çarklar, kimseye rastlamıyorduk, kendimize bile: Buraya ondan gelmiştik. Bulduk aradığımız yeni oyuncuları, öğrendik ve öğrettik basit ve karmaşık kuralları, neden böyle oldu pek anlayamadık: Kağıtlar ve zarlar, pullar ve kibrit çöpleri atıldı tek tek bir köşeye: Bir gençlik oyunuydu, benimsedik birden. Kamera kontrol, döndü makaralar geceden geceye: Rolden role girdik gördüğümuz, görmediğimiz filmlerle; güldük beceriksiz bir anlatıma, usta bir kavrayışı içtenlikle alkışladık, mimikler ve jestler arasında başka durumlara ve kişilere öykündük: Buraya ondan gelmiştik. Kimbilir kim hatırladı piyanoyu içimizden: Bıkmıştık sinemadaki sessizlikten. Biraz buruk, çokca esrik, kendimizden koparak yattık sonra o gece. Buraya ondan mı gelmiştik: Uyandık erkenden, yeniden seslendirdiğimiz filimde: Yabancıydık şimdi giyindiğimiz kişiye, tıpkı gelmeden önce. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sizin İçin Kestim Saçlarımı
Şair: Enis Batur I Femme vous suis-je,et de grand sens. Sizin için kestim saçlarımı. Yıllardır uzattığım. Sizin için durdum ilk, dinlendim. Yıllardır yorduğum. Açtım sizin için bekledim, sizin için güldüm bir tek, sustum. Yıllardır durduğum boşlukta femme vous suis-je, et de grande songe indiğim merdivende gecelere tuttuğum ışıkta sizin için umdum, umursadım. Sizin için yaktım bu ateşi, besledim yıllardır. Esirgediğim zaman, gizlediğim tortu ve tortuda ayrışan bu hayat sizin için kamaştığım gün titrediğim mum aktığım yatak. II Sizin için hazırladım bu masayı, iki kelimenin ortasında dinsin fırtına. Sizin için hazırladım bu döşeği, iki fırtınanın ortasında kuyu uyku. Sizin için hazırladım bu yemeği, iki açlığın ortasında körelmez açlık. Sizin hazırladım bu bu bakışı, bu sözü, bu sesizliği - sizin için hazırlandım. Sizin için uzattım saçlarımı, kestiğim. Sizin için söndürdüm bu ateşi, yandığım. Kurduğum bu çadır, bu saat arındığım su soyunduğum gece: Sizin için. Devrilirken tutunduysam tutuşurken susmam zemberekte bu Eyyub hem cellat hem kurban sizin için bir tohum. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ölü Şiiri
Şair: Enis Batur <> derdi, şüphe yok, Priene'yi görse Kavafis, bir çırpıda: Yalçın dağa sırtını vermiş şehir, başka hangi güç çıkartabilirdi oraya bu gür mermer külçelerini, başka hangi neden özendirirdi sonsuz ova ufka uzanırken tırmanmaya, dimdik? <> diyecekti yaşlı şair besbelli: Yazabilseydi <<ölmeden önce yazmam gereken 25 şiir daha var>> demişti, hiç değilse bir tekini. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sümela
Şair: Enis Batur (bir kaç önsezi) Trabzon: Yıllardır içime gömdüğüm kaçak sevdaya hem büyütüp hem korkarak yataklık eden nefti düş: Sindiğin taşa bakıyorum da inanılmaz, ürpertici bir duyarlığa açılıyor kurumlu dünyam. Hep yola çıksam, ara konakçılar gibi biriktikçe düşsem kayıttan dilimdeki yılgi ağusunu, sisli bir tren uzadıkça uzasa iki tepe arası piyano çalsa Alfred Brendel, bir bükülüp bir kırılmasam. Birlikte boğulurum içimdeki keşişle, atsam ayağımdaki demiri erinçle: Ben ki karşilarim kendimi indiğim her tekneden, silinir mi durur mu adresin. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:44. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.