![]() |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Nostalgıa
Şair: Hüseyin Yurttaş hangi serüvendi uçsuz bucaksız yaşadığımız genç ışıkları altında bahar güneşlerinin sonsuz bir ormanı geçmekti baştan başa kentleri çölleri ve buzulları aşmaktı ansızın trenlerden inmekti, gemilerle açılmak geçmiş bozgunların toz bulutlarını dağıtarak altından geçilecek bir gökkuşağıydı yaşamak! sevinç kahkahalarıyla kelebekler yağardı gökten şen şakrak yağmur yanılıp kara dönünce kırağılar aklardı yüzünü küskün kuşların çocukların ceplerinde çağların çerezi: yaşama sevinci duaları sığmazdı küçümen avuçlarına göğe açılırdı o boncuk elleri altından geçilecek bir gökkuşağıydı yaşamak! ıssız uçurumlarda usanmaz gecekuşları sabahı çekerlerdi derin deryaların dibinden bundandı seslerinin karanlıkta yankılanıp durması bundandı kınalar yakınması gökyüzünün şafağın utanır gibi usul usul ağarması bundan altından geçilecek bir gökkuşağıydı yaşamak! çiyler öperdi yüzünü ilk ışıklarda gövermiş dünya bahçesinin bir sözcük açardı gizem kapılarını ansızın özlediğimiz yaşantılar dökülürdü masal odalarından o balkan yüzler, göçmen geçen yüzyıllar gülümserdi o uzak topraklardan altından geçilecek bir gökkuşağıydı yaşamak! Resmini göğsümüzde taşıdığımız biri vardı. ağaç gövdelerine adını kazıdığımız kırık bir ok kaldı geriye şimdi o sevdadan yüzler güzlere soyundu, dindi ince ağrısı yüreklerin artık ulu ağaçların uğultusu anlatıyor yılların yılkıya saldığı anıları oysa altından geçilecek bir gökkuşağıydı yaşamak! |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
O Kuytu Liman
Şair: Hüseyin Yurttaş su uzak ve derindi sevgim gölgesi gizlice geçerdi yollarından seni sorardı kuş kanatlarına usul uzak ve derindi sevgim sana sunulan taçtı, taç yapraklarımdan o suskun saatin kumuydu akan ince ince beni öğüten zamanın değirmenlerinde koca gençlik gidip gün kocalığa dönünce seslere salınan o çığlık, o yitik sesti nice kalıntıya can veren, sevda örenlerinde saklı düşüm, can icre sancım, utangaç gülüşüm her şey için çok geç, sözcüklerim dağılabilir artık sana söylenecek ne'm kaldı bir şiir bile etmiyor dudaklarımdaki kırık dökük heceler usul uzak ve derin o kuytu liman, o mavilik ufkuma gerilen gözlerin |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Paradoks
Şair: Hüseyin Yurttaş beni yağmura bırak sen çekil iğreti bir cama yazıl susar gibi bak akşama bulaşan o son koku o zencefil sen ol göğsümde tüt gözlerimdeki buğu ben isem onu sil beni yağmura bırak sen çekil |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Senden Sonra
Şair: Hüseyin Yurttaş Senden sonradır Bu benim Düş evlerine girdiğim Uçmaklara vardığım Senden sonradır Bu benim Sevgi köprüsün geçtiğim Ölüm asrı uçtuğum Senden sonradır Bu benim Öz varlığım gördüğüm Sonsuzluğa erdiğim |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Rüzgara Kapılma
Şair: Hüseyin Yurttaş Bir daha rüzgara kapılma Öyle uçusmasın eteklerin Küllerim savrulur birden Sonra seni de tutuşturur alevlerim Bir daha rüzgara kapılma Öyle toprak gibi dirilmesin tenin Tohum olup serpilirim Bulutları da indirme Bütün filmleri yakan o bembeyaz tenine Önce ben eririm Söyle güneşe Çekilsin kirpiklerinden Sataşmasin kulaklarının altındaki sarı tüylere Her hal-ü karda Dövüşebilirim senin için |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Sevgi Baştan
Şair: Hüseyin Yurttaş açık kapıları ardında bırak, dalgalarla yürü bir kuzey rüzgarı ol, serinliğinle gel susmak bilmeyen koca deniz anlatsın bütün kuşaklara o yitik efsaneyi orfe, orfe! sevgi baştan! şafakta sessizliğe salınan o ezgi mahmur özlemleri büyütsün usul usul uzak dağların havası, akarsuların büyüsü tütsülerin ağır yüküyle çöksün iç duvarlarına bütün toyluğunla uykuların bölünsün, gecelerin uzansın uzanıp uzanıp kopar gibi güç kavuşalım sabahlara düşlerime baskın ver, adını değil yüzünü istiyorum ilk ışıklarla koşalım çılgın yamaçlara ırmak boylarına, otların yumuşacık koruganına orfe, orfe! sevgi baştan! o şehri yeniden kuralım o şehri ve büyük aşıkların tarihine gömülmüş sevda şehirlerini yeniden roman olmak, şiire dökülmek için alanlarda anıtlara karşı öpüşelim tenha gecenin koynunda düşelim o büyük boşluğa yıldızlar ansızın peydahlanıp büyüsünler, gözlerimiz kamaşsın orfe, orfe! sevgi baştan! ölü demirlerle örülmüş sınırları geçelim bir bir toprağın buğulu yüzü gülsün gönensin sıcak merhabalarla sıkalım ellerini cümle aşıkların bahar köpürsün kuytulardan, o uğultu duyulsun taşkın yeşil, gümrah su orfe, orfe! sevgi baştan! |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Sözüm Var
Şair: Hüseyin Yurttaş bırakın dünyayı dolaşsın sesim ışığın hükmüne ersin yoklasın bütün yollarını kara parçalarının bırakın dünyayı dolaşsın hırçın sesim dayansın kulaklarına kara gözlerinden karanlıklar fışkıran adamladın sözüm var benim de dünya dolusu sözler içinde sözüm var halkın mor inancı deli kırmızısı ırmaklar gibi ırılarken sözüm var dünyaya karşı SİTE |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Uyan Ey Kız
Şair: Hüseyin Yurttaş uzun boylu o genç adam o uzak şehre indiği zaman seni düşündü ilk olarak gece tenhalığında şiirlere bulandı uyku ve duman yüklü bir sabahçı kahvesinde sokaklara vurdu kendini ardında kol gezen bir yalnızlıkla uzaktın uyku sularındaydın sen yumuşaktı döşeğin bulutlar gibi nerden bilirdin ki iki uykusuz gözün senin için nemlendiğini? okuduğu şiirdin söylediği şarkı nasıl yoğun yaşıyordu seni bir bilsen evet, ah bilsen sıyrılıp çıkardın yatağından yalın bir bıçak gibi ince uzun alev dili gövden odalara dağıtırdı sıcaklığını üşürdün ve özlerdin onu o uzun boylu çocuk o şehrin en yalnız adamı şimdi be kız sen uyku sularındasın hala uyan artık! |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Yağmur Kuşları
Şair: Hüseyin Yurttaş Bahardı Göğerdi dallarımız Irmak boylarına yürüdük İçimizde parıltılı güneşler Önümüzde düşlerimiz Adlarımızın ilk harfleri Agaç kabuklarında Bir yağmur başladı ansızın Kaçmak ne mümkün Suçlusu bizdik bu baskının Gökte çılgın bulutlar Sırılsıklam yürüdüğümüz yollarda Telaşlı ayak izlerimiz Yüzünde damlacıklar Büyülü bir düşle aralanmış kirpiklerin Bir agaç kovuğunda Tüte tüte sokulduğun göğsüm Nasılda çocuk bu ilk yangınında Bulanan sularla geliyor ırmak Yalnızlığımızın üstüne Köprüleri aştı aşacak Islak saçların yapışmış tenine Öpsem yangınım bulaşacak Bu “delikanlı bahar” Anlıyor bizi Ve gökleri kırbaçlıyor Yağsın diye bu yağmur Sonsuza kadar |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
İki Sarmal
Şair: Hüseyin Yurttaş gökler kanıyordu ıssızlığın bozgununda seğiren sulardı tenimizi ürperten can içre sancıyan sanrılarda bulduk kendimizi yeniden yeniden ayrılıp kavuşmalarda deniz karanlığına sığındığımız zamandı köpükleri kıvılcım yüklü dalgalar saçıp savurarak bizi bizden ötelere bir kıyıyı arıyorlardı, kıyıda bir kulübeyi dingin bir sağnağı emiyordu göğsü denizin gülüşen ışıkların kaynaştığı o uzak limandı ikili sarmaldık akıl almaz bir boşlukta seslerimiz sevişiyordu sevincin ağızlarıyla parmak uçlarımızda kıvıl kıvıl kumların kıpırtısı gök bulut yığılı, inadına çoğalan bir öfkeyle iki ömrün sığdığı küçücük bir andı bir düş seli miydi sürükleyen bizi gerçeklerin kıskacında döne döne birden bulup birden yitirdiğimiz geldiğimiz ve gidecek olduğumuz o yöne bilmem ki hangisi doğru, hangisi yalandı? |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:11. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.