![]() |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Yıldız Baskını
Şair: Hüseyin Yurttaş yıldız baskınıdır bu beni birden yörüngemden çıkaran bu kalabalık gökyüzü göğsümden taşan sevinç gözleri çiçek çocuklar gibi sesimde kelebekler yıldız baskınıdır bu saat sıfırı vurunca beni uzayın koynuna bırakın hangi soyaçekim hangi kardeşçe düzen yıldızları bu denli birbirine benzeten bire hey aklımı alacak oralarda neler var oralarda neler var durdurun beni durdurun düşeceğim ey eli silahlı dünyalılar |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
İzmir İçin Kenar Süsleri
Şair: Hüseyin Yurttaş 1. imbatı dök yazıya şiir olur söz renk değişir serin mavi izmir olur 2. saçlarına ilişmiş imbat gözlerinde akdeniz yalnızlığın buğusu sabah ağızlarında işte asfalta vuran kartal gölgeleri bıçkın bıçakların bilekleri doğradığı kan tüten geceler bu kent bir kadındır say ki kadındır her gün kanama geçiren 3. sabahsa sonsuz güllerle gelir belkahve üstlerinden akın akın bulutlar hınzır bir rüzgarın önünde ışıkların öpücükleriyle uyanır dağlar denizler düşlerin derin uçurumları görünür birden toprağın nemli ağzında deli filizler göğerir gök tereke şenlenir kıraçlar o yorgun süvari sağrısını yine kırbaçlar başlayan bu kaç milyarıncı günün okunur altı çizilmiş satırları insanla başlayan o uzun öykünün 4. teninde nice hoyrat elin okşantısı bir çocuk gibi gülümsüyor kentim benim, ince kızım, cerenim ağlayıp ağlayıp açılmış gibi sabahlara nazlanıyor yüzünde eski masalların izleri 5. güneşle evlidir gizliden ayla sevişir yıldızlar söylesin dillere destan sevdalarını haşarı bir yürektir vurur ha vurur karanlıkta ışıklı bir salıncak gibi kendi rüzgarıyla savrulur 6. dalgalar kırık fenerler sönüktür demir tarar gecenin ışıkları imgeleminde dip sularının yakamozlarla söner gizemi bir imparator sanılsa da körfezin divanında o yalnız ve uzak gemi bir çocuktur düşlerin beşiğinde sallanan gecedir ve göz kamaşır kendi aydınlığından! 7. ay açar karanlıklar kapısını altın tozlarıyla kuşatır gökyüzünü dingin yer çöker ağırlığından adı izmir olsun hıdırellez ateşlerinden atlayan o haşarı çocuğun |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Ölüler Şehri
Şair: Hüseyin Yurttaş o şehri nerde bıraktık biz hangi yitik zamanda, hangi görünmez günde el ele yürüdüğümüz o güleç kaldırımlar ansızın sevgiyi vuran meydan saatleri neresinde kaldık ölüme yürüdüğümüz tenhalığın o şehri nerde bıraktık biz sevgimiz ağlarken ağaç kabuklarında düşen yapraklara, yosun kokan eski parklara inceden sokulan rüzgarımız hangi kuytulara sığındı şimdi oradan, o uzak ufuklardan bak bahçede inadına açmış o mor menekşe inadına uzanmış asmanın kolları ayışığında öpülen dudakların izi gecede son vapur yanaşıyor kıyıya, ışıklar alesta son vapur yanaşıyor kıyıya, ışıklar alesta yıldızlar hep birden mi kayıyorlar suyun sesi büyüyor gölgesi ağırlaşan kameriyede yasemin kokuları savruluyor iğreti avlularda sürdük sınırlarını kentin, kırlara bayırlara sürdük caddeler genişledikçe bun çöktü varoşlara bir tanrıya yürüdü artık incir bitmeyen duvarlar göğün gözleri kanlandı, ufuklar silindi kıyılardan dağları yitirdik, ağaçlar kuş öldü, ibret cana dayandı sürdük sınırlarını kentin yeni mezarlıklar kurduk ölülerimizi sıraya sokup gömdük geçmişimizi servi diplerine anılar uğulduyorsa, ürkek bir nostaljiyi büyütüyorsak, aldırma yüreklerimizde güne yetişme kaygısı, gerisi ütopya sürgit kendimizi aradığımız bu sonsuz kovalamacada sevgiyi koymuştuk bir yerlere, duruyor mu orda dokunsak tozlu bir vazo gibi elimizin altında sanki nedense sönmüş bütün şamdanlar, perdeler ağır ve uykulu ocakta usul usul o ateş, kim yaktıysa yana yana ağlıyor o içli güz dinginliği kapı aralıklarında rengarenk masallar iniyor bağladı tavanlardan sahi, neyi nereye koymuştuk biz, duruyor mu orda? sürüp çıkardık o şehri şehrimizden anılarımız yeni kenar semtlerde öksüz birer çocuk leylek yuvaları kapanan her fabrikanın bacasında üstelik leylekler de küs artık ve afrika'ya yeminli tezgahta ve gergefte o inatçı eller, gül ağacı, gül oya mahzun bir çocuğun görüntüsü asfaltın serabında hiç kimse bulamıyor kendi şehrini, yok artık kayboldu gülüşü gökyüzünün, dokunuşu rüzgarın eski sokaklarda yeniyetme güneş cesetleri yenildik bu en büyük meydan savaşında gölde gülümseyen nilüfer uzaklığında gençliğimiz ölümü hiç ıskalamıyor bu şehir |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Öptüm Çocukluğumu
Şair: Hüseyin Yurttaş Öptüm çocukluğumu Yorgun bir saatinde gecenin Bir sesin ışıkları önünde Öptüm çocukluğumu Şimdi dönüp geriye bakmalıyım Silkeleyip ayaklarımın tozunu Güzün eğri yolu önümde iste Şimdi dönüp geriye bakmalıyım Hazır olmalıyım kötü güne Çünkü yağmur yürüyecek damarlarıma Yoksul gecelerimin soğuğuyla Hazır olmalıyım kötü güne Ama hep yürümeliyim Şiirin bayrağı altında |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:18. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.