![]() |
Hüseyin Yurttaş Şiirleri
https://img.antoloji.com/media/sair_...908_b_5325.jpg Albümü Kapatırken Şair: Hüseyin Yurttaş bir aşk bir aşkı silerse bir ölüm kapısını çaldırır öteki ölümün canlar canı canımız gidince kalır ki yaprağın arasında acısı iç karartan bencillikler birer gül kurusu gibi yalanların son belgesi olarak bir tanık değilseniz yaşama resminiz tanık olamaz yaşadığınıza! |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Anlat
Şair: Hüseyin Yurttaş kuş ağzıyla anlat o masalları o masal çocuklarına sesine imbatı kat göz göz nilüferler açsın gözlerinde akşam, sefalar getirsin ocakta alevden yazılar gaibi oku! seni susmak karanlık olur ihanet kadar puslu o yürek ansızın soğur enlemleri boylamlar boyunca bir çığlık yayılır ki kutuplardan duyulur kuş ağzıyla anlat o masalları o masal çocuklarına düşleri benzesin yaşamın güzellikleriyle özlerine özlemler sinsin bu ıssız geceyi kuşat şafağı doku kuş ağzıyla anlat o masalları o masal çocuklarına |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Aşk Ehliyiz
Şair: Hüseyin Yurttaş Aşk ehliyiz Ölsek de kaynaşır kanımız En karanlık gecede Tutkuyla aydınlanır bir yanımız Kımıldar Yüreğimizin karıştığı toprak Ölüm şaşakalır Bahçede açan çiçekdir canımız Bilgeler bilemez Tabipler anlayamaz Görünmez olduksa Sonsuzluktur mekanımız Aşk ehliyiz Sevmek dedik bismillah Dilimizde tesbih bu Gayrısına kapalı lisanımız |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Aşk Adımları
Şair: Hüseyin Yurttaş Bilsem adını yollara düşeceğim kervankıran yollara! 1. hangi rüzgarsa yüreğimin yelkenlerinde sürükler suların ışıklı yolunda beni iklimden iklime taşır, dönenceden dönenceye kimdir beni böyle yörüngesine çeken uzay taşları kadar karanlık ve yalnızken bilirim, adı konamaz düşlerde yaşayanın ansızın yerleşir yüreğimize büyülü gizemi saklı çiçeğidir içten içe süren baharımızın 2. önce denizler olmalı, ak denizler kumsallarında koşup oynaşacağımız çakılların çıtırtıları arasında güneşin altında, çamların gölgesinde önce denizler olmalı ve unutulmuş koyları o denizlerin teninde damlacıklar domur domur yosunlara değmeli ayakların bir ürperti gibi gezinmeliyim tüp diplerinde birden ufuklar yıkılmalı ki ötesi yurdu olsun sevgimizin önce denizler olmalı, ak denizler sözlerimizde suların yalınlığı kavuşmalıyız iki ırmak gibi çağıldayarak yataklarımız değişmeli coşkumuzdan birbirimiz olmalıyız kimliklerimizden sıyrılarak 3. ıssız bir köy evinde ocak başında türküsü olup gecenin yeniden yakılalım alevlerin dilinde üşüdünse sokul bana örtün olayım dünyama sunulmuş biricik meyvem haramım seni koruyan kabuğun olayım üşüdünse sokul bana ıssız bir köy evinde yüzlerimizde yalazların yansıması geçelim çağların ötesine iki masal kahramanı gibi anlatılsın öykümüz dilden dile 4. yollardayız eli elimde fundalıklar arasından yürüyoruz çiçekler öpüyor eteklerini yollardayız sevinci sağıyoruz günün göğsünden üstümüz başımız çengi ışık aşkın yolcularıyız yollardayız yüreklerimizde nice esinti çiçek tozlarıyla yüklü uçuyoruz düşlerin çavlanında 5. kentin sokakları aydınlanıyor birden yine yakalanıyoruz bakışların yağmuruna kıskançlığın kıskacındayım gir koluma aç adımlarını tenhalarda yürüyelim haydi yolumuz denizler olsun yoldaşımız martılar birer çarpıntı gibi geçelim günlerin solgun yüzünden esriyen yanımızda dalga dalga sevgiler ardımızda anılarımızın açık sözlü yalınlığı tenhalarda yürüyelim haydi en bildik sözlerle geçelim sevdanın çöllerini bir ışık yağsın sonra sussun her şey kanat vuralım yeşillikler arasında solukları turunç kokan güneyli çocuklar gibi tenhalarda yürüyelim haydi gümüş çizgilerini yoklayalım ufukların sevginin yıldırımlarıyla yırtılsın içimizin karanlığı yağmura hazırlanır gibi dolu dolu ve coşkun tenhalarda yürüyelim haydi 6. söyle hangi denizlerin çocuğusun görüyorum yüzünde tirşe mavi yansımalarını dip dalgalarının bu aşk derinliğindir senin 7. kaç aşkın günbatımını yaşadım çekildim yıkıntılarımın içinde yürüdüm anıların tozlarına bulana bulana içim boz duman -oysa sen beni kaçırdın benden- türkülendim ansızın şimdi bütün uçurumların çiçek ve bu aşk bu aşk sevgilim senin kadar gerçek! |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Aşka Bahar Yetmez
Şair: Hüseyin Yurttaş kırlarda uçtuğumuz o ilk mevsim dalgalanan yeşil otlar, ekinler rüzgâr kaçırıyor seni ardından koşan kelebeğim kaç gün ki şu küçük ömrüm anlıyorum aşka bahar yetmez leylaklar öyle usul öyle deli mor kuytu bahçelerimde yine bir şarkı fışkırıyor pencerelerden bir perde benim için aralanıyor içimdeki küheylan kişnese de adımlarım ürkek yürüdüğüm yolları dal basmış oysa biliyorum aşka bahar yetmez bülbüller çağırıyor çiyli şafağı usulca öpüyor gökyüzünü toprağın nemli dudağı tomurcuk açımı gülümsüyoruz bütün güller yediveren olsa da usulca solduklarını görüyorum aşka bahar yetmez ben bir delice şahanım uçsam, kanatlarım pervane dönerim bulutların arasında güneşin kamaştığı yerde keskindir, aldanmaz gözlerim uzaktan seçerim yalnızları yüreğin çoraksa boşuna bekleme yeşilime koş, karış bana aşka bahar yetmez o ırmak kiminle konuşur eski sevdaların yatağında uyurken büyük uykusunu kim dağıtır bulutlarını kim siler gözlerinin pusunu can usuldan akan o sudur bulur bir gün okyanusunu aşka bahar yetmez gecikmiş yolcular adına yana yana geliyorum tut elimden çek beni içimin kuytularında açan o çiçek o çiçek, öldürecek beni son bir yağmur yağsa da baharımız uzasa da güz yelleri kavurur tomurcukları aşka bahar yetmez |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Belalı Aşklar Gazeli
Şair: Hüseyin Yurttaş O masum çocuk bakışlarıyla başlar Çıkmazlara saplanacak en koyu aşklar Sevinçle serpilir kuytularda, gözden ırak Suçlansa da büyür sevgi, gizli ya da aşikar Boşanır yürekte zincir, kopar kelepçeler Köpüren sevda selidir, bendleri aşar Kuşkunun akrebidir, durur taşın altında İki gövde bir iken, ansızın ordan çıkar Yüreğe akan zehir, zehiri akıtan iğne Güneşe çekilen perde, ışığa örülen duvar O karanlık kapılar, girilen sonsuz dehliz Bütün yollar kapalı, mevsim kış, her yer kar Dişler kamaşır tadından o yasak meyvenin Oysa her büyük günahın sonunda mutlak ölüm var Cinnetin kıranından geçilir, sokaklar bile kan Biter mi belası aşkın, nelerle yüklüdür rüzgar Kim ola uslanan, çılgınsa yaşamın ta kendisi Akmadan kan, boşalmadan son kılcal damar Kemikler sürme olmadan, külleri savrulmadan Unutulmaz o yangın, güze erse de bahar |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Beyaz Leke
Şair: Hüseyin Yurttaş -benjamin moloisi'nin idamı dolayısıyla dünya kalemkıranlarına- 1. afrika doğurdu seni güçlü kıldı bunun için ey yiğit oğlu kara kıtanın moloisi, genç adam şimdi adın ırmaklar gibi akıyor afrika dillerinde biz de türkülerimize katıyoruz seni süzülerek yükseliyorsun ortak sesleri arasında dünyanın asıldığın daracağı kuruyor kahrından kabuklarını çatlatarak o topraklarda doğup büyümenin utancıyla 2. artık ağız değiştiremeszin ey yargıç kırdın kalemimi çünkü vurdun boynunu moloisi'nin şimdi kimbilir neler anlatır sana ölüm gecenin derinliklerinde kendine bakarken bir kanat vuruşu gibi hışırtıyla usul usul artık ağız değiştirsen de yararı yok bütün günlerin bir ölüyle dolu duruyor sonraki hayatın işte önünde asılmış kapkara bir gövde olarak artık ağız değiştiremezsin koca bir dünyanın yüreği çırpında senin ağacının dallarında bir bayrağı yırtmış kadar oldun ölümü bir kez bile sınamadan karar verirken ölüme artık ağız değiştirsen de yararı yok bizim yüreğimize çöken acı buralardan, ta buralardan gelip bulacak seni orda, afrika'nın ucunda bulacak ve kavuracak! 3. orda bir beyaz leke geceler mi gündüz gündüzler mi gece afrika karanlığında orda bir beyaz leke utancın gönderlerinde afrika karanlığında orda bir beyaz leke insanlığın alnında afrika karanlığında |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Bursa Düşleri
Şair: Hüseyin Yurttaş 1. gözlerimin derin karanlığında birden senin aydınlığın birden bursa şehri bursa şehrinde yeşil kuytusunda aşkımızın büyüdüğü bahçe rüzgârın salladığı beşik havada çiçek tozları denizler gibi karşılıyor seni uçsuz bucaksız göğsüm rüzgâra karışıyor terimiz yüreklerimiz ifil ifil ölümü unutturan bir çağrı nilüferlerin ışıltısında içime ağan gökkuşağı bir taç oluyor başında boynunda o ince fiyonk: aşk bağı 2. bursa'yı döşesem aşkımıza çayır çimen yeşerir uludağ peydahlanır birden kıskanç, eskil bir tanrı gibi şimşeklerini salar üstümüze yıldırımlar yağdırır bir kaya gibi bir ağaç kovuğu kundağımız olur kumru sesleri arasından sarı safran bir ışıkla sızan geçmişin o hüzün demeti belki bir mektup ürkek satırlarla seslenir imza yerinde dudak izi oyalı perdenin ardında bir çift ürkek göz kaldırımlarda ayak sesim usulca süzüldüğüm kapı aralığı göğsümde çırpınan deli kuş köpürüp taşan tenin 3. aynaların arka yüzünde karlı geceler güneşli sabahlar gibi geride bıraktığımız gençliğimiz lodosla savrulan biz miyiz yani ikimiz ve gölgeli aydınlığı kırılgan yüreklerimizin kuşların yere indiği bu kış günü tophane'de sıcak bakışlı iki pencere öyle dursa belki yalnızlığımızı silip atar "bursa'da zaman" ve bursa ellerimizin sıcak buluşmasında o acemi telaş yine de kar düşer düşüncemize hüzün sızar ne kadar gün vursa yamaçlara tutunan sis neyi örtüyorsa işte o yaşanmış öyküler tüllerin ardında mor kâküllü akşam ince buğulu sabahsa dingin bir sessizliğin üstüne kapanmış kubbeler çocuk yüzlü ihtiyar evlerden duman duman yükselen mutluluk kadar kahırsa 4. kapalıçarşı'ya sinmiş doğu'nun gizemi bir dantel ayrıntısı çatılarda ötüşe öpüşe yaşayan güvercinler görmüş geçirmiş bir şehirden geleceğe bırakılan bir güldür inkaya çınarının dallarında savrulan sana dokunsam elimde ipek izi 5. bizansli bir duvar osmanlı bir çınar dağların etekleri tutuşmuş yanar ha yanar sebillerde su ocaklarda kül say ki bir yürektir yarası derin kanar ha kanar 6. senin esintinle esriyorum yüzümde yağmur izleri içdenizlerim dalgalanıyor düşlerim tamyol ileri uykunu bölen dokunuşlarımda tenini tutuşturan kıvılcım nazında ürkek bir yalnızlık üstümüzde karanlığın gözleri dağılsın bungun bulutlar güneş konuşsun gök kamaşsın dursun iç çekişi damlaların mavi yollar bulalım aşkımıza |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Buz Mavisi
Şair: Hüseyin Yurttaş sisleri geçtim, geliyorum hüznü sil, ebruli günü ağart yere göğün öpüştüğü buz mavisine yaz beni kurusun kirpiğindeki son damla dinlensin yorgun gözlerin kış yolları bitti, yönüm sanadır ucu görünen aydınlık siliyor dağlarımın karanlığını yanan yüzüne değen kuzey serinliğiyim o uzak gecelerde özlediğin uzak sesim kapının önünde işte atılsan var ya, kollarım birden deniz birden göğsümde çılgın dalgalar artık seninleyim ateşlerden atladım, sulardan sektim savrulan kül söylesin yangınımı buzullarda uzayan gölgem sana uzanan elimdi benim geçmise dönmek yok artık adlarımızı bile değiştirelim sevgiyle yoğrulsun sevincimiz gökkusağıdır önümüzde açılan hadi, altından geçelim |
Cevap: Hüseyin Yurttaş Şiirleri
Çağrı..
Şair: Hüseyin Yurttaş küçük, tombul bir çocuğun sevinci nasıl sönerse öyle çekilir hayat yüzümden sen gidince gelsen şu kışkırtan bahar sıcağına uysam sana soyunsam bilirsin hiçbir yürek yaşlı değildir aşk için en büyük kuraklıklarda bile çatlatabilir onun tohumunu hadi, bana açıl boş bir kağıt gibi bembeyaz çağır beni sana birikeyim. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:26. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.