![]() |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Para
Göbekler perçin olmuş Hava geçmez aradan Bozulmayacak kız mı var Sen haber ver paradan |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Peri-i Sanat
Muhaîledât-ı hayatın içinde en parlak Güneş, şu kubbenin altında şule-i ahlak. Saçan bedayi-i sanat ki mabed-i hissin Birer eizzesidir her nigâh-i takdisin. O abidât-ı sevânih önünde pür-heyecan, Kalışlarında geçen her dakıka-i iman. Birer asır doğurur, incizâb-ı aşkından Bulur bu nur ile râh-ı hakikati vicdan. Fakat bu hâhiş-i sa’yin önünde nevmidi Serâb-ı hâsiresi, bir ukab-ı tehdidi. Dikenli bir uçurumdan kederle fırlatarak Yanan o şule-i eşvâkı söndürür mutlak. Bu intifa-yı küdüret bu zıll-i vehm ü kelâl, Kaçar eizze-i sanattan orda sen derhal Muhalledât-ı hayatın içinde üç yaprak Çevir, Rübâthi Şikeste teranesinden ufak, Büyük, derin yazılardan o nuru istihsal Edersin artık o anda söner leyal-i melal. Söner leyal-i melal’i nasılsa ağzımdan Kaçırdım amma melalin karanlığı her an Değil midir beşerin sinesinde bir deycûr, Değil midir beşeriyet melal ile mestur? Ölüm, şu hiss-i tefânî, bu nur-ı endişe, Uyun-ı kibr ü gurura kederle tahrişe Temayül etmemiş olsaydı, sanat-ı ibda, Bu rütbe parlayamazdı; hakikat-ı ismâ, İrâe etmeye bir sahne-i deha lazım, Zekâ o sahneden olsun bu hikmete azim. Deyip de başlamış erbab-ı sanatın kalemi Kâğıtta, taşta diriltmiş bu hiss-i muhteremi. Ağaçta, taşta belagat, bedayi ü ihsas, Terane, girye, tedai, kaziyelerle kıyas Ki cezr ü meddile cûşa gelir de bî-hareket, Önünde bade-i ibretle mest olur hayret. Hayali ayn-i hakikat eder, hakikati hiç, Belayı saltanat eyler, cevahiri kerpiç. Tuyûf-ı tâiri, hükm-i kader kadar sabit, Sufûf-ı ceng ü cidali ebed gibi sakit. Ölen duhûr-i esatir içinde ervahın Dolaştığı görülür, canlanıp da eşbahın Hayat-ı muzlimin altında hep hurafâta Mümessil olduğu meşhud olur, hayalâta Bu his, bu ruh u zekâ hep teessürat-ı elim İçer bu bade-i şi’r ü füsunu zevk-i samîm. Bu bade, bade-i muciz, bu hazz-ı ruhanî İlelebet kalacaktır, bütün cihan fani Olur, fakat bu bedayi kitab-ı hikmettir, Bu neşve-i ebediyet şu şekl-i sanattır. |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Rakı, şarap içiyorsam sana ne. Yoksa sana bir zararım, içerim. İkimiz de gelsek kıldan köprüye, Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Sanma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı
Sanma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir Bezm i meyde sufehanın saza meftun oluşu Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Sevda Vadisi
Sevda vadisine düştüm Gamlıyam şahım Ali Kimsesiz kaldım karanlık Gün be gümrahım Ali Doğmuyor mihr-i ümidim Çıkmıyor mahım Ali Gelmiyor mu kulağına Ahlı eyvahım Ali Merhamet et herşeye agahım Ali Var mı senden başka söyle irticagahım Ali Bir günahkar insanım ben Yok yüzüm peygambere İstemem bir türlü gitmek Böyle huzur mahşere Tesadüf eylerim derken Belki bir gün rehbere düşmüşem elsiz ayaksız Bak aslan-ı haybere Çıkmıyor bir an ciğerden Geldi sevda hançeri Hakkın aşkına esir ol Duğum günlerden beri Zikreylerim ismini ben Gal-u beladan beri O kadar yandım yakıldım Unuttum her yeri |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Seyr-î Sefâîn
Zahirinden kapı, girsek içine in gibidir, Levhasında yazılan Seyr-i Sefâin gibidir. Ruh-ı Nuh anlayamaz daire mi, naire mi? Bir dolaptır akıl ermez çeviren cin gibidir. Dosyası Tosya pirinci gibi çok su götürür, Kaydının hepsi de iptal ile terkin gibidir. Bahseder bazı cerâid karasından yüzünün, Kömüre atfeder o, kendine tahsin gibidir. Gişede beş kaladan sonra sakın görme hesap, İsteyenler paranın üstünü hain gibidir. Serti ters anlamayın, halkı eğer terslerse Adeta müşterisi vadeli dâyin gibidir. |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Softa
Sevimli yüz, yaş on altı, uzunca, toplu beden, Gözünde ateş-i hasret, yanar cüdâ köyden. Bu ayrılık iki aydır, pederle, maderden, O sevdiği, ninesinden ve üç biraderden. Omuzda bir halı heybe ki yengesi dokumuş, İçinde tarhana, bulgur, zavallı anne komuş! Başında püskülü kopmuş fes, ince bir tülbent Dolanmış öyle; ilerde, sarıklığa namzet! Solukça bir kara cübbe, ayakta bir yemeni, Bir iştiyak-ı fazilet yakardı sinesini. Köyün yanındaki kaynak kadar beyaz berrak, Bu kalb-i pak-i vatanda yanan ışıklı firak. Nazarlar ufk-ı emelde bir azm ile merkûz, Tasavvur ettiği ulviyyet, aşk-ı bâsıra süz. Bu aşk Türk’ün özünde şu niyet-i ulvi Ki hilkatin bize bahşettiği murad-ı kavi Tevarüsen geliyor yadigârı ecdadın! Fakat ne çare? Gıdası şu celıl-i bîdadın! Elinde Emsile koynunda Mushaf u Tecvid, Dilinde fi’il-i taaccüb, binası belde divid Hayal-i nasır-ı mansur içinde gâib eri, Tefekkür ettiği demlerde zanneder pederi! Bu Emsile, iki milyon lügati tasrife Medar olan bu muamma gelir mi tarife? Bu felsefe, bu cihan o dimağ-ı masumu, Harap eder, yaşatır bum-ı cehl-i meşumu, Cehl: Bu İanede perverde-i şeriattır, Bu lâne ki yeni bir hücre-i meşihattır! Düşer şu melanet-i abada bu zavallı kuzu Başında rai-yi müşfik olur yaban domuzu Emer zemâim-i ahlakı, ilm-i din diyerek Bu istihale üç ayda biter, olur bir eşek! Bina, Avamil ü İzhar içinde tekme atar! Maarife o zamandan kızar, söver ve çatar... Fıkıhla bahs-i necaset, zekât ü cer ıskat Bilindi mi buyurun işte oldu molla sırat! Hu medrese denilen kabr-i aşk-ı istidat, Zebaniler, doğurur ki maarife cellat Şu din-i devlete karşı bu Roksolan kazığı, Zavallı millete girmiş bu hanedan kazığı! Nasıl sokulduğu geldikçe hatıra yanarım, Bu ıztırap ile hissen vatan olur kanarım! Gelir hayalime şeklen, büyük, yaman Tıırguû Ayaklarında pıranga kürek çeker, mesut Bir emr-i harika-peymâ, eder onu tebşir, Güler o fırsata karşı, zekâ içinde bu şîr! Demiş ki: “Ey Dıragota! Nasılsın? " Andriya, Cevabı şu, kısa söz: “Şenle ben kader derya. Sen ey! Bu millete şanlar kazandıran Amiral, Sen ey! Semaları meşhün-ı aşk olan, ikbal. Şafaklar açtı, başımda, o şevket-i mazi, Peri-i hande-i derya unuttu, şimdi bizi! Bugün, vatan dediğim, şu Mefahir-i giryan Ve zıll-i zail-i tarih içinde şu, üryan Gezen fecayii görmek, nazar değil bu ateş, Sokaklara dökülen ırza halka bari yetiş Harap olan köyümüz bir nümunesi vatanın! Hesabı yok, ölenin, kahr u gamla aç yatanın Hükümet öyle ısırmış ki; milletin canı yok. Ve hırs ile dişi kitli Meşihatın kanı çok! Bütün bu milleti giryan eden Meşîhat’tir, Bu bâb-ı fitne-i fetva cahîm-i zillettir. Bunun vücudu bulundukça, Türk'ü sayma adam, Ne doğruluk, ne zafer, ne huzur-ı dil-âram! Siz ey mefahir-i giryan içindeki ecdat, Aman vatan yanıyor Allah aşkına imdat. Yetiş şu çıplak ayaklarla, aç gezen çocuğa! Muhaceretle, fazahat gören şu yavrucuğa! Alıştı hepsi de her bir hakarete eyvah! Sebep mi yoksa buna; “Z,a ilahe illallah? ” Sebep nedir ki ilahi bu emr-i lâ-yüs’el Başımda kışladı, güya sehab-ı kahr ü ecel! Muhammedinse şeriat, na işte nedve-i din! Nümunesi duruyor, işte mehbet-i telin! Bütün fazahatı gördük ulûm şeklinde Baharı, bayramı seçtik, gumüm şeklinde Yeter! Bu Roksolan’m kurduğu bu kanlı tuzak Namazlı, haçlı, oruçlu, bozuk imanlı tuzak. Gönüller anladı hakkın, vatanda olduğunu! Bugün bu fikr ile verdi şu varını yoğunu! Lüzumu yok bana artık, na işte eski dinin! Yeter, Azâb-ı Mukaddes içindeki telkin. Yukarda cerre giden softaya, verin kalemi, Bir aşk-ı şevk ile yazsın bu hiss-i muhteremi. Olur bu softaya sermaye ademiyetten Vatan o gün uyanır, işte hab-ı gafletten Huzur-ı Neyzen’e girdikçe, böyle molla Sırat Elindeki şu kavalla, öter durur cart cart. |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Sözüm Ona Efendim Sensin!
Memleketi altüst edip yıktılar, Bir takım pankuduz efendim sensin! Taşındılar, kaşındılar, on üç yıl Başı, kıçı, uyuz efendim sensin! Âlim, cahil, handavallı, külhanî, Sözüm burdan öte, Malta yaranı. Hepisi de birbirinden yabani, Domuz oğlu domuz efendim sensin! .......dedikleri, boyalı Bir çakalmış, ilmi Turan masalı. Gelmemiştir cihan cihan olalı Böyle bir zırtapoz efendim sensin! Fikret, Cemil gitti, kim ne diyecek? Bu da sanat, bence hani yiyecek? Donumuz yok götümüze giyecek Alayımız kokoz efendim sensin! Kemiği ölçmeden doru tıkar mı, Zaloğlu Rüstem'i çocuk yıkar mı? Şahinle dünyada başa çıkar mı Bu hımbılca horoz? Efendim sensin! 0 son imza bu lekeyi kapamaz, Çingene’ye filozofluk tapamaz. Siyaset sırrını turşu yapamaz Bu çatlak kavanoz, efendim sensin! Vardır bir keramet pîr sillesinde, Dervişlik taslarmış boş kellesinde, Satılır mı İslam mahallesinde Sümüklü salyangoz? Efendim sensin! Sıçradıkça sen bu daldan o dala, Seni gören sanmaz saf bir budala. Senin içindeki kin değil, hava, Bir şişecik gazoz, efendim sensin! Ankara’nın cini seni çarpamaz, Bir kemikle it ağzını kapamaz. Korkma sen yaz hiçbir şeycik yapamaz Dinsizi afaroz efendim sensin! Madam Miloviç’e bir doya doya Sulanmışsın gördüm, yüz değil, kaya. Hıyarlık etme, hiç doğranır mı ya, Kaymağa maydanoz? Efendim sensin! On üç yıl aç kaldım süründüm fakir. Hiçbir cemiyete olmadım esir, Cebinde iken etti namını tahkir, Aldığın kaparoz efendim sensin! Neyzen-i bi-zenim çok etme orsa, Kaptansın civanım, belinde korsa. Erler meydanında eksiğin varsa Başında bir hotoz efendim sensin! |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Sözüm Yabana
Fatih.......Neron'u, AsrîFehim Paşa, sivil... Fatih onun bir emirber kuludur, Hazer edin ki laf değil...! Dilediği şahsı azapla ezer, Onun emri altında hükm ü kader. Yer gök secde eyler, esnaf baş eğer Hangi kâra etse meyil...! Eşeklikte şu kırdığın rekordur, Fi’lin yakar seni ateştir, kordur, Bu tuttuğun yolun sonu çukurdur; Gelecek var başına bil...! Çok pot kırdı, çam devirdi Bartın’da, Dümenciydi madrabazın yanında, Zabıtanın ayağının altında, Tam basacak yerde siğil...! |
Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
Şahane Cehalet
Evet! .......şu dünya dersi'ni verdi, Yeter artar bu hikmet; ihtiyara, kâhile, gence. Kabul etti bunun tatbikini alkışla yardaklar, Maarif zindanında ilme, tarihî bu işkence! Huzurunda bu zatın intihar eylerdi Cebrail, Bilinseydi ezelde hilkatin bu sırrı evvelce; Yıkardı arşı, kürsiyi, eğer çıksaydı bu dâhi Bu şahane cehalet uğratırdı Tanrı’yı felce! Bakırköy Tımarhanesi |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:21. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.