
Yine çağımızın sorunlarından biri olan mavi ışıkla karşı karşıyayız. Kullandığımız tabletler, bilgisayarlar, akıllı telefonlar gibi bilimum cihaz maalesef etrafına serotonin hormonumuzu baskılayan mavi ışık yayıyor. Peki serotonin eksikliği ne yapıyor dersiniz? Tabii ki de uyumamızı engelliyor ya da uyku kalitemizi düşürüyor.
Bahsettiğimiz türden cihazlar “uyarıcı” nitelikte olup uykudan bir süre önce mutlaka bir kenara atılması gereken cinstendir. Şayet akşamları bazen acil durumlar sebebiyle bilgisayarınızı açmanız gerekiyorsa f.lux yazılımını kullanmayı sakın ihmal etmeyin. Söz konusu uygulama, bulunduğunuz konuma göre saat diliminizi takip ederek ekranınızın mavi ışığını ayarlıyor.
Bunun haricinde kullandığınız her nevi cihazın ışığını en alt seviyeye indirmeyi de deneyebilirsiniz. Yakın tarihte gerçekleştirilen bir araştırmada ekran parlaklığını %50 civarına indirerek mavi ışığın uykumuz üzerindeki tesirini azaltabileceğimizin belgelendiğini de belirtelim. Her ne kadar sanki tek suçlu elektronik cihazlarmış gibi serzenişte bulunsak da en basitinden evlerimizde kullandığımız lambaların da uykusuzluğa sebep olduğunu eklemezsek olmaz. En azından renk sıcaklığı düşük lambalara geçiş yaparsak uykumuzun kaçma ihtimalini biraz da olsa azaltabiliriz.
Yapılan araştırmalara göre, “Akıllı telefonunuzu burnunuzun ucuna dayayıp 10 dakika kullanmanızla günlük güneşlik bir havada yaklaşık bir saat yürümeniz arasında hiçbir fark yok. Parlak gün ışığı altında bir saat yürüyüp sonra hemen uyumaya çalıştığınızı düşünün. Tabii ki de şıp diye uyuyamazsınız…”
Kısacası yatmadan en az bir saat önce her türlü dijital cihazla temasınızı kesin ve gözlerinizi dinlendirmeye bakın.











Ağaç şeklinde