Forum Düzeni
Üye Günlüğü
Üyelerimizin kişisel sayfaları olarak da kullanabilecekleri, günlük tutabilecekleri ve hoşuna giden resim, yazı, video paylaşımlarında bulunabilecekleri bölüm.
Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree97Beğeni(ler)

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute

Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı

19 Ağustos 2019
Asi ve Mavi Nickli Üyeden Alıntı
orada tamamiz elbette muslum gürses gibi olamaz da bundan iyisi şamda kayısı
Ben malatya kayısısı istiyorum şam'da savaş yok mu napıcaz oradakini

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2018
Mesajlar: 3.103
Konular: 27
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 192 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 53 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 989
Verilen Beğeni: 752
İlişki Durumu: Evli
Burç: Balik
Takım: Fenerbahce
Rep Gücü: 10
Dolunay is a jewel in the roughDolunay is a jewel in the roughDolunay is a jewel in the rough
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
19 Ağustos 2019
Rorschach Nickli Üyeden Alıntı


Ben malatya kayısısı istiyorum şam'da savaş yok mu napıcaz oradakini
kaç kilo
Sinirlerimi aldırmadım daha ; sınırlarımı zorlamayın !!!
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
19 Ağustos 2019
Asi ve Mavi Nickli Üyeden Alıntı
kaç kilo
1 kilo yeter fazlasında gözüm yok

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2018
Mesajlar: 3.103
Konular: 27
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 192 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 53 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 989
Verilen Beğeni: 752
İlişki Durumu: Evli
Burç: Balik
Takım: Fenerbahce
Rep Gücü: 10
Dolunay is a jewel in the roughDolunay is a jewel in the roughDolunay is a jewel in the rough
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
19 Ağustos 2019
Rorschach Nickli Üyeden Alıntı


1 kilo yeter fazlasında gözüm yok
adres ver
Sinirlerimi aldırmadım daha ; sınırlarımı zorlamayın !!!
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
19 Ağustos 2019
Asi ve Mavi Nickli Üyeden Alıntı
adres ver
ahahah teşekkürler dağıt bi fakire

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
20 Ağustos 2019
"Hitler İntihar Etmedi, Kaçıp Yaşlanarak Eceliyle Öldü" İsimli Komplo Teorisi Ne Kadar Mantıklı?
Dünyanın gördüğü en büyük canilerden Adolf Hitler (20 Nisan 1889-30 Nisan 1945), bilindiği üzere karısı Eva Braun ile intihar etmiş ve cesedinin yakılmasını istemişti ancak arada sırada mutlaka "Hitler aslında ölmedi" şeklinde teoriler ortaya atılır. İşte durumu aydınlatacak mevzu: Hitler'in son günleri.


"hitler ölmedi kaçtı" diyen biri, hatalı düşünen biridir.

bu tip konularda kişisel düşünceler/tahminler/komplo teorileri/what-if fikirler yerine maddi gerçekler üzerinden konuşmak daha doğru olur.


berlin'i sıkıştıran ve almanya'ya son darbeyi vuran 2 büyük olay vardır
- batı'da ren nehri'nin batısında bekleşen müttefik kuvvetlerinin şansa bala ludendorff köprüsü (ya da bilinen adıyla remagen köprüsü)'nü ele geçirip bir anda berlin hattına ilerlemesi


ludendorff köprüsü lokasyonu.

- rusların ocak 1945'de doğu'dan vistül-oder taarruzu adıyla başlattığı ve hedefi berlin olan saldırı.

alman genelkurmay'ı ardenler saldırısı başarısız olunca hitler'i batıdan mümkün olduğunca birlik çekip doğu'yu takviye etmesini istedi çünkü doğu'daki alman birliklerinin cephe genişliği ve savaş yetenekleri göz önüne alınınca ciddi bir sovyet saldırısına kesinlike dayanamayacaklarını öngörmüşlerdir. ama hitler kimseyi dinlemedi ve neticede sovyetler doğudan gelerek berlin'e girdi. batı'dan da müttefikler ilerliyordu.


hitler'in kaçması için en azından nisan ortasına kadar havayolunun açık olduğu kesinlikle biliniyor
bu dönemde müttefikler sabah ve akşam olarak 2 defa bombardıman sortisi yapıyordu ve bu yöne gidilse eskort avcılara yakalanma riski vardı. doğu'da ise sovyet hava kuvvetleri'nin ezici bir üstünlüğü vardı ve bu yönde gidilecek bir yer zaten yoktu. bununla birlikte kuzeye veya güneye kaçmak için berlin'de neredeyse son güne kadar elde tutulabilen tempelhof havaalanından hitler'in gece karanlığından faydalanıp bir storch'a atlaması ve kayıplara karışması mümkündü. kaldı ki kendisine sürekli bu yönde telkinlerde bulunulduğu ama hitler'in bu sürekli reddettiği biliniyor.


elde olan verilere bakmaya devam edelim

hitler'in doğum günü
hitler'in 20 nisan'da doğum günü kutlandı ve tüm nazi efradı buradaydı. zaten bu günden itibaren herkesin bir tarafa kaçışması başladı. doğum gününe hitler'in dublörü filan katılamaz elbette, hem bu kolayca anlaşılır ve ifadelere girer hem de son ana dek savaşmayı emreden ve bu fikirde olan bir adamın kaçması mantığa ters.


sığınak zamanları
berlin sovyet topçusu menziline girince, ki bu 20 nisan'dan hemen sonra olmuştur, hitler'in sığınağa indiği ve berlin savaşını oradan yönetmeye başladığı biliniyor. sığınakta sabah ve akşam iki toplantı oluyordu. bu toplantılarda sovyet ilerleyişi ve alman direnişi görüşülmekteydi. bu toplantılara hitler'in dublörü katıldıysa bu da savaş sonrası ifadelerde kesinlikle anlatılırdı.


vasiyeti
sığınağa giren, çıkan ve sığınakta olanların kesin ifadeleri mevcut. son günlerinden önce sığınağa gelen albert speer'in hitler'e berlin'den kaçması için baskı yaptığı biliniyor. ayrıca hitler'in sekreterine siyasi vasiyetnamem dediği bir evrakı yazdırdığını da biliyoruz.


Hitler'in vasiyetinin ilk sayfası.


havayoluyla kaçması mümkün müydü?

20 nisan'dan sonra hızla ilerleyen ve berlin'e giren sovyetlerin ciddi bir uçaksavar gücünü de hemen berlin civarına kurduğu biliniyor. bu süreçte berlin'deki uçaksavar kulelerinin havada uçan neredeyse herkese ateş açtığı, bazı alman uçaklarının bile dost ateşiyle vurulup düşürüldüğünü biliyoruz. ayrıca tempelhof havaalanı da 28-29 nisanda sovyetlerce ele geçirildi. buna göre hitler kaçmışsa 28-29 nisanda kaçmalıydı ve pratikte gideceği nispeten güvenli tek bir yer vardı; güney.

havayolu ile kaçma en azından 20 nisandan sonra çok riskli çünkü ortalık karmaşık, hitler gibi bir adam eskort avcılar olmadan kesinlikle uçurulmaz ama o anda ne elde eskort avcı var ne de en az 3-4 uçaklık bir filonun tespit edilmeden rahatça uçması mantıklı.

peki karayolu kullanarak kaçamaz mıydı?
karayolu ile kaçmak derseniz o iş sakat çünkü doğu'dan gelen mülteciler, güney'e, kuzey'e ve batı'ya kaçmaya çalışanlar nedeniyle alman yollarının feci şekilde tıkandığı, bu nedenle berlin savunması için çağırılan birliklerin bile savaşa yetişemediği, her şeyin birbirine girdiği bir ortamdan bahsediyoruz. kalabalık arasına karışıp kaçmak mantıklı gibi dursa da o kalabalık içinde zayıf koruma desteği ile girmek zorunda olan führer sizce ne kadar ilerleyebilir? bu noktada unutmayın himmler, göring gibi üst düzey naziler bu yolu denedi ama kısa sürede yakalandılar. hitler gibi birinin fark edilmemesi mucizeden de öte bir durum.


hitler'e başka bir tavsiye daha verilmişti
hitler'e önce kuzeye kaçıp orada bir savunma örgütlemesi tavsiye edildi ama kaçıp fareler gibi saklanarak savaşa devam etme fikri hitler tarafından kesinlikle reddedildi. bu konuda tutanaklar var. diğer bir fikir ise nispeten sabit ve doğal engeller nedeniyle korunaklı olan güneydeki cepheye gidilmesi idi ama burada da almanların çok fazla dayanacağının bir garantisi yoktu.


cesedi neden bulunamadı?
hitler'in intiharına doğrudan tanık olan yok ama cesetleri taşınırken gören o anda sığınak içindeki bazı görevlilerin sovyetlerce sorgulandığını biliyoruz. sovyet sorgu yöntemlerine girmek elbette çoğumuzun midesini kaldıracaktır ancak sorguların doğrudan nkvd tarafından yapıldığını söyleyeyim, o yetsin (nkvd=günümüzdeki kgb'nin atası, stalin dönemi katliamlardan sorumlu rus devlet örgütü). ve o sorgularda verilen ifadelerde hitler'in ve eşi eva braun'un başbakanlığın garajından temin edilen yaklaşık 200 litre benzin ile yakıldığını, geride kalan kalıntıların toplanamadan ağır bir sovyet topçu saldırısının başlaması nedeniyle ceset yakmada görevlilerin sığınağa geri kaçmak zorunda kaldıklarını ve bu topçu saldırısı bitince yakma işinin yapıldığı bahçeye çıkılınca ortalığın hallaç pamuğu gibi atılmış olduğunun görüldüğü sabit bir şekilde ifade ediliyor. bu durum cesedin bulunamaması hikayesinin güzel bir açıklaması.


hadi diyelim hitler kaçtı ve bir şekilde x güney amerika ülkesine gitti. bu durumda gidiş nasıl oldu?

a. denizaltı ile kaçtı. (ekşi'de yazılmış, güney amerika'ya ulaşan 2 denizaltıdan bahsediliyor)

b. ortalık sakinleşinceye kadar bekledi (ki en az 2-3 yıl demek bu) ve daha sonra sahte kimlikle ticari yollarla kaçtı.

ekşi sözlük'teki bir entry'de link verilen #69080904 numaralı entry'de adı geçen u997 denizaltısı güney amerika'ya filan gitmedi. 9 mayıs 1945'de teslim oldu ve 13 aralık 1945'de operation deadlight kapsamında batırıldı. u530 ise 3 mart 1945'de horten'den ayrıldı ve 10 temmuz 1945'de güney amerika'ya vardı. hitler'in u530'da olması neredeyse imkansız çünkü o tarihte henüz almanya dayanıyordu ve hitler fiilen savunmanın merkezindeydi. eğer 3 martta kaçtıysa çeşitli faaliyetlerde hitler'i görenlerin hepsinin yanılması, kandırılması, yalan ifade vermiş olması lazım.

denizaltı kayıtlarına bakarsanız teslim olan uboot'lardan yalnızca u530'un güney amerika'ya ulaşıp teslim olduğunu görürsünüz. hadi akıbeti tespit edilmeyen ama güney amerika'ya ulaşan ve kendini batıran bir uboot oldu diyelim bu defa da bunun hem kaydı olur, akıbeti sorgulanır hem de gittiği yerde bir şekilde insanlar tarafından görülür içinden inenler.

"josef mengele plajda yüzerken öldü, hitler neden kaçamasın?" denmiş
bu yanlış bir yaklaşım. israil'in mengele'nin peşini bırakmasının asıl nedeni araplarla olan çatışmaların ciddi noktaya gelmesi ve israil'in nazi artıkları için gücünü ve maddi olanaklarını bölmek istememesidir. yoksa adolf eichmann gibi mengele'nin yeri de saptandı ve neredeyse ele geçirilecekti. bu iki sıradan nazi bile bir şekilde bulunduysa hitler gibi bir figürün güney amerika'ya kaçtıysa tespit edilememesi sizce ne kadar mantıklı?


hitler'in korunmuş olması ihtimali
hitler gibi bir adamın x gizli örgütçe korunması, saklanması ve onlarla bir anlaşma yapıp postu kurtarmak için son derece sessiz bir yaşam sürmesi pratik zorlukları bir yana hitler'in karakterine aykırı. eğer adamın yaşantısını ve fikirlerini iyice okursanız bu gibi bir olaya girmektense ölmeyi yeğleyecek biri olduğunu anlarsınız. kesinlikle böyle bir mevzuya girmeyecek bir tip. ayrıca hitler yaşasaydı ve güney amerika'da tavuk yetiştirmeye başlasaydı o yöredeki eski naziler bir şekilde yaşadığı yeri öğrenir ve orasını bir çeşit nazi merkezi haline sokardı. bu da feci dikkat çeken bir durum olurdu ve hitler'in yaşadığı zaten anlaşılırdı. ayrıca konuşmayı çok seven ama ileri derecede parkinson bir adamdan bahsediyoruz. bu iki belirleyici özellik o dönemde bir kaçış veya saklanma sürecinde çok ciddi dikkat çekerdi.

netice itibariyle "hitler yaşıyordu, postu kurtardı keyif çattı" filan bunlar boş beleş lakırdılar
milleti avutmak için çıkarılan boş dedikodular. hazırlanan belgeseller, ortaya çıkan "uyduruk" ve "zorlama" kanıtımsılar filan hepsi boş şeyler. history channel'de şimdilerde çıkan "hunting hitler" diye saçma sapan bir belgesel var, aynı burada yazılan bazı saçma laflar gibi orada da abuk sabuk şeyleri çekiyorlar ve kanıt diye gösterip "gelmiş olabilir, gitmiş olabilir" diye sözde hitler'i buluyorlar! geçiniz efendiler... hikaye bunlar.
Melisa bunu beğendin

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
20 Ağustos 2019
Koyu Bir Faşist Olan Hitler'in Partisinin İsminde Neden "Sosyalist" İbaresi Bulunuyordu?
Adolf Hitler'in iktidara yükselen Nazi Partisi'nin uzun ismi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi idi. Partinin iktidar süresince uyguladığı politikalar ise ibretlik olmakla beraber sosyalizmin tam tersi. Sözlük yazarı "mr know it all" bu durumu anlatırken sol görüş içinde neden bu tarz zıtlıklar olduğunu da açıklıyor.


her fırsatta marksizme küfreden hitler için sosyalizm fikrinin bir araç olduğunu söylemek mümkün.
partisinin sosyalist kanadı (sa'lar, goebbels vs.), alt sınıflar için burjuvanın alaşağı edilmesinden yanayken, buhran sonrası işsizlik fırlamışken dış borçların ödenmeyeceğini, herkese iş ve ekmek sağlanacağını taahhüt etmişti. 30' seçimi sonrası hitlerin oyları patlamışken, benzer söylemleri kullanan komünistlerin de oylarında artış olmuştu. iktidarı hedefleyen hitler, ortaklık için burjuvaya yönelme amacını güderken ilk işi, sa'lardaki antisemitist, milliyetçi fakat antikapitalist subayları, güçleri tasfiye etmek oldu. birahane ayaklanmasında başı çeken ernest röhm ve gregor strasser gibi "işçi sınıfı siyasetini" diline dolayan kişileri tasfiye etti veya öldürttü.

hitler, yanına çekemediği sosyalistleri öldürtürken burjuvayla olan ilişkilerini sağlamlaştırdı. maden sahipleri, çelik tröstleri, sanayiciler, banka sahipleri, sigorta şirketleri hitler için maddi ve manevi destek konumuna geldiler.



hitler iktidarı ele geçirdikten sonra, sosyal demokratlar ve komünistler için zor günler başladı.
gazeteleri toplatıldı, toplantıları, binaları basıldı. malvarlıklarına el kondu. uydurma davalarla, sahte tanıklarla birçok komünist idamla yargılandı. 1 mayıs'ı ulusal işçi bayramı ilan eden hitler, bunun ertesinde tüm sendika liderlerini toplama kampına attı. toplu sözleşmeler yasaklandı, tüm mukaveleler nazi partisinin atayacağı kişilerce belirlenecekti. burjuva doğru ata oynamıştı! alman işçi cephesini kurmakla görevlendirilen robert ley'in 1 mayıs söylevi yaşananların zıddıydı;

"işçiler! sizin kurumlarınız bir nasyonal sosyalistler için kutsaldır. ben kendim yoksul bir köylü çocuğuyum ve yoksulluğun ne demek olduğunu biliyorum. adsız kapitalizmin sömürüsü nasıldır onu da bilirim. işçiler! size söz veriyorum, biz yalnız mevcut olanı korumakla kalmayacağız. işçinin korunmasını ve haklarını daha da ileri götüreceğiz!"

tüm bunlara rağmen, nazi'lerin "milliyetçilikten, antisemitizmden muaf olmayan sosyalist kanadı", sanayii devletleştirecek, toprak üzerinde mülkiyeti kaldıracak ikinci ihtilalin gerekliliğini vurgulamaktaydı.
böylece kâr eşitçe paylaşılabilecekti. birçoğu işsiz sa birlikleri ikinci ihtilalin motoru olma niyetindeydi. hitler ise generallere yönelip sa'ların gücünü azaltarak kapitalist iktidarını güçlendirme amacındaydı. iktidarın kolluk kuvveti sa miadını doldurmuş, 150'ye yakın üst düzey sa lideri kurşuna dizilmiş, ilk uluslararası görüşmelerle "eşit silahlanma" vurgulanarak generallerin çağı başlamıştı. yeni çağda sosyalizmin, antikapitalizmin esamesi okunmadı.

haliyle, nasyonal sosyalizmi marksizmle eş tutmaya çalışmak, aynı politik tavrın farklı pratikleri olarak değerlendirmek imkansız. fakat, her mağlup ideolojinin sığındığı dolchstosslegende olgusunun soldaki izdüşümü olarak sovyetlerin çökmesi gösterilebilir. nitekim her ikisi de iç güçler, ajanlar, karşı devrimciler yüzünden çökmedi mi? baştakilerin vebalden sıyrılma çabaları her ideolojide aynı maalesef.

geçen gün aramızda birtakım ideolojik farklılıklar olan bi arkadaşımla solun neden bu kadar çok fraksiyonlara bölündüğünü tartışıyorduk. vardığımız sonuç şu ki; aradaki benzerlikleri bahane ederek bir birlik oluşturmaktansa farklılıkları kalın çizgilerle belirtip ayrışmak daha doğru. bundan da rahatsız olmamak lazım. misal; bir yanda işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır diyen marksizm diğer yanda iktidarı kolluk kuvvetleri ve sanayi patronlarıyla pekiştiren, ele geçiren nazizm! benzer söylemlerden yola çıkıp ortaklık kurmaktansa ana çelişkiyi vurgulamak daha yerinde. böylece sol içinde işçi sınıfının yerine başka sınıfları ikame etme anlayışındaki sol geleneklerden de sıyrılmak mümkün.

ha bi de, mussolli'nin tam adı benito amilcare andrea mussolini. babası sıkı komünist. isimleri özenle seçmiş, meksika ayaklanmasında bir liderlerinden benito juarez, anarşist amicare caprini, sosyalist bi figür andrea costa'dan derlemiş. gel gelelim sonuç ortada. bu tip romantik sembolik hezeyanların zerre önemi yok. en büyük kanıtı.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
20 Ağustos 2019
Kuruluş Öncesinden Günümüze Teksas'ın Mücadele İçinde Geçen Enteresan Tarihi
Bizde "Teksas mı burası?" deyimine konu olan, ABD'nin onlarca filme ilham olmuş ilginç eyaleti Teksas'ın, birden fazla ülkenin müdahil olduğu çetin bir tarihi var. Sözlük yazarı "guru", detaylı bir şekilde eğiliyor konuya.


bildiğiniz gibi texas'ın ilk yerleşik halkı amerikan yerlileri. bunlar apache, caddo, comanche, kiowa, cherokee, coushatta, kıckapoo, wichita diye gidiyor.

1519'da ilk avrupa'lılar olan ispanyollar bölgeye varıyorlar ve daha sonra nueva españa yani "yeni ispanya" olarak adlandırılacak olan koloniyi kuruyorlar. merkezi mexico city olan bu koloninin büyüklüğü günümüzdeki texas ile sınırlı değil, neredeyse abd'nin tamamını kapsayacak bir yüzölçümüne sahip ve güneyde güney amerika kıtasına kadar iniyor. bu koloni daha sonra yıllar içerisinde diğer avrupalıların da kıtaya gelmesi ile birlikte savaşlar (özellikle fransa ile) ve bağımsızlık ilanları ile parçalanacak ve meksika'ya evrilecek.


Yeni İspanya'nın ilk haritalarından biri.

ispanyolların sömürgeleştirdiği bu topraklarda yaşayan amerikan yerli uluslarından biri de pueblo'lar. pueblo halkının özelliği amerikan yerlilerinde pek rastlanmayan bir şekilde, çadırlar yerine adobe kullanılarak yapılmış çok katlı ve içerisinde odaları bulunan binalarda yaşamaları. ayrıca diğer yerlilere göre daha gelişmiş tarım teknikleri kullanıyorlar. pueblo'da ispanyolların bu halka verdiği isim zira "pueblos" ispanyolca "kasabalar" demek. aslında ispanyolların pueblo halkı diye tek bir isim altında topladığı bu halk beş farklı halktan oluşuyor ve kendilerine doğal olarak pueblos demiyorlar. kendi dillerindeki isimleri hopi, taos, jimez, zuni ve tigua.

tabii bu halktan durduk yere uzun uzun bahsetmedik. bu halkın texas'ın kurulmasındaki önemi 1620'de santa fe de nuevo méxico'da (günümüzde abd'nin new mexico eyaleti) ispanyollara karşı ayaklanmaları ve 400'e yakın ispanyolu öldürmeleri, geri kalan 2000 tanesini ise günümüzde el paso, texas şehrinin olduğu bölgeye sürmeleri. sürülen ispanyollar bu şehri kuruyorlar ve bu şehir, günümüzdeki texas topraklarında kurulan ilk ispanyol sehri oluyor. bu olaydan 12 sene sonra ispanyollar geri dönüp, pueblos katliamını yapacak ve şehirlerini tekrar ele geçirecekler fakat konumuz bu değil, dönelim texas'a.

bu arada yıl 1625 oluyor. günümüzde corpus christi şehri yakınlarına fransızlar gelip bir koloni kuruyorlar. maksat ispanyollara kıllık olsun. yok yok aslında öyle değil. aslında missisippi nehrine gitmeye çalışırlarken kaybolup orada bir kale kurmaya karar veriyorlar (fort saint louis). bu şanssız koloni kuzeye illinois'e ulaşmaya çalışıyor ve bu şanssız yolculuk boyunca katliamlar, hastalıklar, isyanlarla boğuşuyor ve illinois'a ulaşamadan hepsi öldürülüyorlar.

bu arada fransızların bölgeye geldiğini öğrenen ispanyollar onları aramaya başlıyor çünkü kendilerine tehdit olarak görüyorlar. bu sayede bölgede yayılmaları hızlanıyor. bir süre sonra fransızların terkettiği kaleyi ve topları buluyorlar. topları yakıp, kaleyi gömüyorlar. daha sonra "lan biz bayağı salağız galiba, topu gömüp kaleyi niye yakmadık ki ? saatlerdir uğraşıyoruz" diyorlar. neyse, kale ve toplar ortadan kalkınca kalıntılar üzerine binalar dikiyorlar ve fransızların bıraktığı o kalıntılar 1990'li yıllara kadar toprağın altında kalıyor.

öte yandan kurdukları bu kale daha sonra fransızlar'ın bu topraklar üzerinde hak iddia etmesi için dayanak oluşturuyor.

bundan sonraki bir asır ispanyolların, bölgenin hemen komşusu olan fransız bölgesi louisiana'nın oluşturduğu tehdite karşı ha babam şehir kurması ile geçiyor.

yıllar 1821'i gösterdiğinde meksika ispanya'ya karşı isyan bayrağı açıp, bağımsızlık ilan ediyor. tabii ki o yıllardaki meksika sınırları günümüzdeki meksika'dan çok farklı (çok çok daha büyük). günümüzdeki texas da meksika'nın bir parçası.

bu arada on üç koloni ayaklanmış ve ingiltere'den bağımsızlığını alıp abd'yi kurmuşlar. meksika hükümeti ülkeyi güçlendirmek ve nüfusu arttırmak için bir göçmen programı başlatıyor ve kuzeyden amerikalıların ülkeye gelmesine izin veriyor. 1819 ekonomik krizi'nden dolayı fakirlikten sürünen amerikalılar için meksikaya yerleşmek çok cazip geliyor çünkü meksika hükümeti bu insanlara toprak veriyor. bu ingilizce konuşan, çoğunluğu protestan göçmenlere anglos deniyor ve 1834 yılına geldiğimizde ülkede 8 bin ispanyol/amerikan yerlisi kökenli meksikalıya karşın 30bin anglos yaşıyor.

bu sırada meksika hükümetinde "antonio de padua maría severino lópez de santa anna y pérez de lebrón " gücü eline geçiriyor. insanlar "ona ne kadar da uzun isimli bir adam" diye hayran olup bunu başa getiriyorlar herhalde. kendisi batının napoleon'u unvanına sahip olan antonio abimiz, giderek sağa çekmeye başlıyor. ülkeyi baskıcı, aşırı sağ, askeri bir hale sokuyor. böyle otoriter bir manyağın dikkatini "azınlıklar" çekiyor tabii. "lan daha ülkeyi yeni kurdunuz, ne ara azınlık problemi yarattınız ?" uyarılarına aldırmadan yaverine "bu anglos'lara çok fena gıcık oluyorum" diyor ve sorunu çözmek için kendince bir çözüm buluyor.


Antonio López de Santa Anna

diyor ki [yaverine] "yahu yaver senin adın ne ?" adamcağız da "efendim benim adım yaver değil, tutturduğunuz bi yaver de yaver... daver benim adım diyor". antonio bu konuya fazla takılmıyor, "tamam uzatma" deyip devam ediyor.

"arkadaş bu tejas [evet tejas, texsas'ın orjinal ispanyolca ismi tejas] bir eyalet değil mi ? bu eyaletde de lanet olası anglos çoğunluk değil mi ? bu adamlar ülkede azınlıkken eyalette nasıl çoğunluk olabilir, hayatta izin vermem" diyor ve tejas eyaletini ispanyol kökenli meksikalıların harman yeri olan coahuıla eyaleti ile birleştirip coahuila y tejas adında saçmasapan bir eyalet olarak ilan ederek gerrymandering'in tohumlarını atıyor.

aslında antonio oğlan, kuzeydeki abd'nin meksika'nın bir parçası olan teksas'ta hak iddia ederek ele geçireceğinden çekiniyor. bu yüzden böyle işlere giriyor ama bununla da yetinmiyor. zaten bu konuda toplum desteği varken köleliği kaldırmaya karar veriyor. bu ekonomisi köleliğe dayalı işgücü gerektiren texas'a büyük darbe vuruyor. yetiyor mu ? hayır. hemen arkasından abd'den anglos göçmenlerin gelmesini yasaklıyor. yetiyor mu ? hayır. yanında bu görmüş olduğunuz tarak ve göçmenlerin katolikliğe geçmesini ve ispanyolca konuşmasını zorunlu kılıyor.

bu bardağı taşıran son damla oluyor ve isyan eden texaslı anglolar meksikalı komutanları esir almaya, kaleleri ele geçirmeye başlıyorlar (don't mess with texas). antonio bu isyanların üzerine bildiğin deliriyor ve çok sert bir şekilde bastırmaya başlıyor. hatta "esir almak yok, direkt öldürün. vurun, koman" diye emir veriyor. hızını alamayıp "yök ulan eyalet filan, kaldırıyorum eyaletleri, üniter devletiz bundan kelli, mexico uber alles" diyor ve badem bıyık bırakmaya karar veriyor.

bu artık işlerin geri dönülmez bir şekilde dönüştüğü nokta oluyor ve 1836'nin nisanında texas revolution başlıyor. antonio "texas'ın geri alınması benim kişisel meselemdir, seni almadan ölmeyeceğim" diyor ve hazırladığı dev ordu ile kuzeye yürüyerek saldırıya geçiyor. yoluna çıkan tüm teksas ordularını birer birer biçen antonio nihayetinde günümüzde san antonio şehrindeki alamo kalesi'ne varıyor.

kaleyi savunan herkesi tamamen öldüren antonio oğlan zafer sarhoşluğu içerisindeyken, sam houston liderliğinde yeni bir texas ordusu kuruluyor. bu ordu yavaşça kuzeye doğru çekilmeye başlıyor ve bu çekilme sürecinde meksika ordusunun zalimliğinden korkan sivil halkın da katılması ile giderek büyüyor. çünkü manyak antonio artık yoluna çıkan sivil anglo'ları da öldürmeye başlıyor.

takvimler 21 nisan'ı gösterirken iki ordu nihayet karşılaşıyor. bu aşamada artık antonio teksas'lıları çok küçümsediği için güç sarhoşluğu içerisinde. bu karşılaşma bağımsız texas'ın kurulmasındaki en önemli savaş olan san jacinto olarak tarihe geçiyor zira texas'lılar savaşı kazandığı gibi antonio oğlanı da esir alıyorlar.


San Jacinto savaşı tasviri.


bundan sonraki süreç antonio'nun hayatına karşı meksika ordusunun rio grande nehrinin güneyine çekilmesi, antonio'nun serbest bırakılıp geri dönmesi fakat buna sinirlenen texas halkının isyan etmesi, yeni kurulan republic of texas hükümetinin "texas'da yeni bir fransız devrimi istemiyoruz" demesi, başarısız bir darbe denemesi gibi olaylarla geçiyor. neticede şam houston texas'ın ilk başkanı olup, houston şehrine adını veriyor.

sonraki süreçte meksika, bağımsız texas cumhuriyetini tanımayı reddediyor. antonio döndüğü ülkesinde özellikle de texas'a karşı giriştiği savaşta işlediği suçlardan dolayı gözden düşüyor. meksika hükümeti abd'yi texas'ı kışkırtmakla suçlamasına ve abd texas'ı bağımsız ülke olarak tanımasına karşın, parçası ilan etmeyi reddediyor.


1824'te Meksika toprakları.

öte yandan fransa kendisi için yeni bir ticaret partneri olacağını düşündüğü ülkeyi hemen tanıyor. meksika ile iyi ilişkiler içerisinde bulunan ingiltere ise 1840 yılına kadar bekleyip, meksika'nın geri alamadığını görünce ülkeyi tanımaya karar veriyor.

yıl 1845 olduğunda, hedefleri abd ile birleşmek olan texas hükümeti abd ile anlaşıyor ve abd texas'ı annex etmeye karar veriyor. bunun üzerine meksika "tamam ulan, annex etme bağımsız ülke olarak tanıcam ben dur !" diyor ama artık iş işten geçmiş oluyor. birleşme yönünde oylama yapan texas, abd'ye katılmaya karar veriyor ve bu karar mexican-american war'a yol açıyor.

texas'ın abd ile birleşmesine çıldıran meksika abd'ye savaş açıyor ve savaşın sonucunda topraklarının %55'ini kaybediyor ve texas ile beraber, new mexico, arizona ve california'yı da abd'ye vermeyi kabul ediyor.

ve bu olaylar texas halkının yarı deli, silah düşkünü karakterini şekillendirip bugüne getiriyor.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
20 Ağustos 2019
II. Dünya Savaşı'ndaki Tüyler Ürpertici Hayalet Hikayeleri ve Şehir Efsaneleri
İkinci Dünya Savaşı özellikle acımasız bir savaştı ki hayatını kaybeden tüm askerleri, mahkumları ve sivilleriyle birlikte, bu savaşta paranormal durumların ortaya çıkması hiç de şaşırtıcı değildi.


çok sayıda ikinci dünya savaşı hayalet hikayesi ve şehir efsanesi vardır. bazıları, nesiller boyunca anlatılarak günümüze kadar ulaştı. karla kaplı isviçre alpleri'nden, kaybolan balonlara, yamyamlardan okültizme kadar birçok ikinci dünya savaşı olayının yol açtığı ürpertici hayalet hikayeleri...


kayıp çocuklar

ilk hikaye reddit kullanıcısı ıgloo444'ten geliyor: dedesi, ingiliz ordusunda bir askerdi ve dedesinin mensubu olduğu birlik, 1943 kışında isviçre alpleri'ndeki uzak bir köye konuşlandırılmıştı. köye yoğun bir şekilde kar yağmıştı ve tüm telefon hatları kesikti. karla beraber yollar kapanmıştı ve tüm tabur bütün kış boyunca isviçre alpleri'nde sıkışıp kalmıştı.

köylülerin çoğu yalnızca almanca, askerlerin çoğu ise ingilizce konuşabiliyordu. askerler bir gece yerel bir bardayken bir adam derme çatma ingilizcesi ile “çocukları… nereye… götürdünüz?” diye bağırmaya başladı. oldukça öfkeli ve üzgün görünüyordu. taburdan bir tercüman buldular ve adamı üsse götürdüler. adam, onlara, varışlarından bu yana bazı nesnelerin ortadan kaybolduğunu söyledi. bir muşamba, biraz odun ve balta. ama sonra çocuklar da kaybolmaya başladı diye ekledi. sadece bir çocuk olsaydı, muhtemelen trajik bir şekilde dağda kaybolmuş, kar altında kalmış veya vahşi hayvanlar tarafında saldırıya uğramış olabilirdi, ama üç çocuk?

yüzbaşı, köylülere çocukları arayacağını ve neredeyse her gece vuku bulan garip kayıpların ardındaki suçlunun kim veya ne olduğunu bulacağını söyledi ve adamlarını sokaklarda devriyeye çıkardı. kayıp sayısı gün geçtikçe artıyordu.

o gecenin ilerleyen saatlerinde ingiliz taburundan er reginald, hiç kimse farkına varmadan kışladan kayboldu.

kayıp çocuklara şimdi bir de yetişkin bir adam eklenmişti. bir hayvanın, sağlıklı, yetişkin ve silahlı bir adamı tek başına haklaması muhtemel görünmüyordu. doğal olarak köy sakinleri arasında, ziyafet çekmek için geceleri dağlardan köye inen bir tür canavar söylentileri çıkmaya başladı.

gece devriyeleri yapmaya devam ettiler. bir gece, dedesi ve birkaç asker, karanlık bir evin penceresinin dışında duran ve içeri bakan birini gördüler. kımıldama! uyarısı verdilerse de o silüet kaçtı ve onlar da kovalamaya başladı. silüet bir mağaraya atladı ve onlardan saklandı. askerler ateş ile geri geldiler ve mağaraya girip araştırdılar. mağarada reginald'ın cesedinin etrafına nizami olarak yerleştirilmiş yedi çocuk cesedi bulmuşlardı ve neyin ya da kimin sebep olduğunu asla bulamadılar.


tavan arasındaki adam
fransa, colmar'da genç bir kadın, 1991 yazında garip bir şey yaşadı. ailesi, bir süre önce yeni bir eve taşınmıştı ve kadın, yeni evin tavan arasının duvarında bir delik bulmuştu. delikten başka, gizli bir oda görebiliyordu, ama söylediği kadarıyla odanın kapısı yoktu. delikten gelen garip bir şey hissetti ama başta bakmadı. sonra bir el feneri ile geri döndü, bir şey görmüştü:

"katta oturan genç bir adam vardı, dizleri göğsüne yaslıydı. kolları dizlerinin üstüne uzanmıştı, sanki kendine sarılıyordu. başını bize doğru çevirdi ve gülümsedi. odadan kaçtık ve depoya gittik. kalbim çarpıyordu, nefes nefese kaldım. önce gerçek bir insan olduğunu düşündüm, ama rengi yoktu. üç boyutlu karanlık bir gölge gibiydi. ve hiç ayak sesi duymadık. arkadaşım bir hayalet gördüğümüzü kabul etmeyi reddetti ve bu olaydan sonra kendisiyle hiç konuşmadık.

büyükannemden, daha sonra, evimizin ii. dünya savaşı sırasında gizli bir matbaa olduğunu öğrendim. sahipleri, almanlara karşı sloganlar basmaktaydı. ama o evde başka bir şey olduğunu düşünüyorum. gizli odanın insanları saklamak için kullanıldığına inanıyorum."


normandiya'nın hayaletleri
bir baba ailesiyle birlikte fransa'ya bir geziye çıktı. normandiya'yı ziyaret etmek ve ikinci dünya savaşı'nda önemli olan birkaç yeri görmek istiyordu. kızı o zaman 7 yaşındaydı, ikinci dünya savaşı ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değildi ve iki tarafın üniformalarının neye benzediğini bilmiyordu. eve döndükten sonra işler biraz tuhaflaşmaya başlamıştı.

baba: "normandiya gezimizden sonra, kızım sık sık çektirdiğimiz fotoğraflara bakarken, belli yerleri işaret ederek sığınaklardayken ve normandiya bölgesinin çevresindeyken kendisini takip ederken gördüğü şeylerden ve 'insanlardan' bahsediyordu. onları sık sık çömelmiş, siperlerin ardına saklanmış, silah tutan ve çok kızmış gibi görünen birileri olarak tanımlıyordu."

baba, gördükleri hakkında kızına sorular sormaya başladı: "korkmuş muydun?"

"başta evet, ama beni incitmeye çalışmadıklarını biliyordum ve sonra korkmadım ama çok fazlalardı. her yerde onları görüyordum. etrafta dolaşıyorlardı. kimisi sürünüyordu, kimisi de eğiliyordu. biri sığınaktan çıkıyordu, diğeri tarlada ya da ağacın arkasında saklanıyordu. arabadayken, tarladaki bir çitin arkasından bana baktıklarını görebiliyordum. bazen topluca, bazen sadece bir veya iki tane."

ayrıca üniformalarını, kamuflajlarını ve her şeyini mükemmel şekilde tarif de etmişti.


yamyam japonlar
savaşın pasifik safhası sona ererken, yeni gine ve singapur'daki japon askerlerin, yakalanan esirleri yemeye başladığı dillenmişti. ve bunu, açlıktan ölmek üzere oldukları için değil, sadece ellerindeki istihkakı korumak için yapıyorlardı.

bazı şanslı mahkumlar, japonlar etlerini kesmeye başladığında ölüydü, ama daha şanssız olanlar bu işlem sırasında hala yaşıyordu. yerliler, bölgede hala yalnız gezmekten korkuyor.


l-8 keşif balonu gizemi
1942'de l-8 adında bir donanma keşif balonu, iki kişilik bir ekiple birlikte denizaltı tespit etmek üzere, bay area'dan yola çıktı. birkaç saat sonra karaya geri döndü, sahilde arkadaşları onları bekliyordu. balon geldi, silah arkadaşlarını geçti ve daly şehrindeki bir eve çarptı. gemideki her şey yerli yerindeydi; acil durum teçhizatı da kullanılmamıştı.

ama mürettebat? mürettebat yoktu. asla bulunamadılar.


hayalet uçaklar
ikinci dünya savaşı sona erdikten sonra birçok insan, havada süzülen "hayalet uçaklar" görmüştü. bu savaş uçakları bir anda gökyüzünde beliriyor, daha sonra iz bırakmadan yok oluyorlardı. bir örneği, pearl harbor'da olanlardan bir yıl sonra gerçekleşti. abd ordusu, radarlarında kendilerine doğru gelen bir uçağı fark etti. incelemek adına birkaç pilot gönderdiler ve geri döndüklerinde pilotlar, gördükleri uçakların amerikan savaş uçakları olduğunu söylediler. hatta kesin olarak p-40 gördüklerini eklediler ama sanki cehennemden gelmiş gibi olduğunu ilettiler; iniş takımları yoktu, gövdeleri mermi delikleriyle ve pilot koltukları kanla doluydu.

daha sonra bir uçak gökyüzünden düştü. enkazı araştırmaya gittiklerinde uçağı buldular ama pilot yoktu.


diplomat oteli

filipinler, baguio şehrindeki diplomat oteli, 1900'lerin başlarında bir manastırdı. ikinci dünya savaşı sırasında, japon askerleri şehirle beraber manastırı da işgal etmişti ve bütün din adamlarını ve rahibeleri, kafalarını keserek öldürdüler. binayı savaş sırasında bir sanatoryuma dönüştürdüler ve savaşın ardından sonra manastır, otele dönüştürüldü. otelin misafirleri, sık sık siyah figürler ve beyaz bir kadın gördüklerini bildirdiler. bunun yanında bir de, geceleri çığlık atıp duvarlara vurma sesleri duymuşlardı. otel günümüzde terk edilmiş bir halde ve hayalet avcıları için bir avlanma yeri.



the alkimos

ss alkimos, ikinci dünya savaşı'nda kullanılmak üzere bir amerikan gemisi olarak inşa edilmişti. devamında silah taşımacılığında kullanılmak üzere norveç'e satıldı. 1944'te mürettebatta bir radyo operatörü olarak görev yapan maude e. steane, kendisini silahla vurmak suretiyle intihar etti. norveç olayı örtbas etti ve steane'in ölümüne düşman ateşinin neden olduğunu iddia etti. savaştan sonra gemi, bir yunan nakliye şirketine satıldı.

gemi ile ilgili açıklanamayan olaylar devam etti. gemi 1963 yılında, avustralya kıyılarındaki bir resife çarptı. tamir için fremantle'a çekildi, ancak oradayken, alkimos bir anda alev aldı ve daha geniş bir tamir için hong kong'a çekilmesine karar verildi. çekilirken ara halatlar koptu ve gemi, fremantle'ın biraz açığında karaya oturdu. gemiyi çeken şirket bu işi çözemedi, bu yüzden bir şeyler yapana kadar geminin başında bir bekçi bıraktı. bekçi, gemiden gelen çığlık, darbe ve ayak sesi gibi birçok garip ses olduğunu iddia etti.

yıllar boyunca, birkaç şirket gemiyi kurtarmaya çalıştı, ancak her denemede, deneyen şirketin ekiplerine korkutucu şeyler oluyordu. sonunda gemi suyun altına batmaya terk edildi. günümüzde hala su yüzeyinde görülebilmektedir.


naziler ve okültizm
eski bir donanma askerinin, 1999'da norfolk, virginia'da bir mavnada ürpertici bir olay başına geldi. asker, ikinci dünya savaşı tarihine ilgi duyuyordu ve donanmadan bir arkadaşı da bu ilgiyi görüp ona bir kitap hediye etmişti. verdiği kitap öyle alelade bir kitap değildi; üçüncü reich yöneticileri, savaşı kazanmalarına yardımcı olmak için gizli objeleri bulmaya ve kullanmaya çalışıyordu. ve bu kitap da o çabalar ile ilgiliydi.

"kaderin mızrağı", çarmıha gerilme sırasında isa'nın derisini delmek için romalı asker longinus tarafından kullanılan mızraktı. efsane, longinus'un mızrağına sahip olan birinin tanrı benzeri güçlere sahip olacağı yönündeydi. ss'in lider kadrosu da bu safsatalara inanacak kadar hayalperestti.

bahriyeli, bir gece yatmadan önce kitabı okuyordu. longinus'un mızrağı'nı arayan bir arkeoloji ekibini yöneten reichsführer-ss heinrich himmler hakkındaki bir bölümdü, ondan sonra kitabı yastığının altına koydu ve uykuya daldı. o gecenin ilerleyen saatlerinde, karanlıkta ranzaların arasından geçen yavaş ve ağır ayak sesleri ile uyandı. sonra ayak sesleri onu geçti:

"aniden rafımdaki perdeler bana doğru havaya uçmaya başladı ve perdelere eşlik eden soğuğu tarif dahi edemiyorum. sanki donmuş bir rüzgar üzerime esiyor gibiydi ve çenemin kilitlendiğini hissedebiliyordum, dişlerim anında donmuş sağlam bir buz bloğu haline gelmişti. michigan'da büyüdüm ve hayatım boyunca hiç böyle soğuk olduğunu görmemiştim. soğuk bana derinlemesine saldırırken ağlamaya çalıştım, beni bir kerede bıçaklayan on milyon donmuş iğne gibiydi. gerçekten tarif edilemezdi."

ayak seslerinin tekrar yanından geçtiğini ve kapının açılıp kapandığını duydu. bir anda her şey normale döndü. ertesi gün kitabı arkadaşına geri verdi ve olanları anlattı. arkadaşı ona gülmüştü ama birkaç hafta sonra aynı şey kendisinin de başına geldi. tavuk yetiştiricisi himmler belki okültizm sayesinde savaşı kazanamamıştı ama iki amerikan denizcisini korkutması da onun için bir zaferdi.


saipan havalimanı
ikinci dünya savaşı sırasında abd, bir ada olan saipan'ın kontrolünü japon ordusundan ele geçirdi. japon ordusu orada bir havaalanı inşa etmişti ve havaalanının içinde bomba sığınakları vardı. bir kadın, çok sonraları adaya yaptığı ziyareti sırasında barınaklardan birinin içinde japon askerlerinin hayaletlerini gördüğünü söylüyordu:

"kapının tam ortasında durduğumda, sessizce etrafa bakarken, ışık aniden sığınağın içinde azalmaya başladı ve aceleyle konuşan birisinin sesini duydum. ses giderek yakınlaşıyordu, sonra bir gölge sağ yanımdan geçti ve duvara yapışık olarak monte edilmiş eski ve paslı bir koltuğa oturdu. hemen ardından birkaç tane daha gölge yanımdan geçti ve bir banka oturdular.

iki gölge kalktı, bir gölge soldaki odaya, diğeri ise sağdaki odaya koştu. gölgeler hızla koşuyorlardı ve ikisi de aynı noktaya doğru gitseydi çarpışacaklardı. sanki bomba sığınağında acil durum tatbikatı yapıyor gibi görünüyorlardı. gölgeleri görebiliyordum. gri dumandan yapılmış gibi görünüyorlardı. başlarını ve vücutlarını görebilmiştim, ancak ellerini veya ayaklarını göremedim. seslerinden ve boylarından anladığım kadarıyla onlar, cılız japon askerleriydi."


sandakan ölüm yolu hayaletleri
1945'te müttefik kuvvetler, yaptıkları amfibi harekat ile japon ordusunu borneo'nun dışına itti. japon ordusu geri çekilirken binlerce esiri serbest bırakmak yerine, bir ay boyunca 160 milden fazla yürümeye zorladı. sadece altı esir kurtulmuştu.

2010'da binbaşı john tulloch, esir müttefik askerlerin yürüdükleri yolda ilerleyerek rotalarının bir kısmının fotoğrafını çekti. fotoğrafların birinde garip silüetler oluşmuştu. binbaşı tulloch, illüzyona arabanın ön panelindeki camda oluşan yansımanın sebep olduğu kanısında. fotoğraftaki durum açıklanmış olmasına rağmen binbaşı bunun tesadüf olmadığına inanıyor.


başsız gringa
ikinci dünya savaşı sırasında, abd ordusu galapagos adaları'nda bir üs kurmuştu. efsaneye göre, bir asker ve kız arkadaşı üste yaşıyordu. asker, kadının kendisini aldattığını öğrendi, bu yüzden kadını bir uçurumdan itti ve onu öldürdü. bu ne kadar korkunç olsa da, durum daha da garip bir haldeydi: kadın düştüğü zaman, başı kayaların arasına sıkışmış ve kopmuştu.

üzerinden seneler geçti, asker belki de ölüp gitti ama söylenenlere göre kadın hala adada dolaşıyor ve geceleri yalnız yol alan erkeklere intikam hisleriyle bela oluyor.


islington'daki hayalet
rosina french, ikinci dünya savaşı'nın en karanlık günlerinde londra'nın islington bölgesi'nde yaşıyordu. hem o hem de kocası, almanlarla mücadelede ülkeye yardım etmek için ayrı görevler üstlendi. french gönüllü bir itfaiye görevlisiydi. cephede hizmet edemedi, ancak düşen bombaların yol açtığı yangın tehditlerini kontrol eden ekibin bir parçasıydı. londra için artık sıradan bir hal alan the blitz geceleri vardiyalarından birinde, iddiaya göre doğaüstü bir güçle karşılatı. french görevini yaparken garip, parlak ve beyaz bir figür fark etmişti. ilk başta bunun bir mezar taşı ya da bir insan olduğunu düşündü, ancak görünüşe göre ikisi için de çok uzun bir şeydi.

saçının dikelmesini hissetmeye başladığında o şeyin hayalet olduğunu düşündü. hayalet, kadına yaklaşmadı ya da ona zarar vermedi ama bir süre önünde dikilip durdu. kaç dakika orada öyle kaldığının farkında olmayan french, st. paul katedralinin etrafından yükselen ateşi fark ettiğinde hayalet çoktan gitmişti.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
20 Ağustos 2019


J.Edgar


amerika için çok büyük adamdı. Böylesine detaylı bilgi sahibi olduğum tek amerikalı adam..Daha önce hayatına dair bi kaç yazı okumuştum. Sıfırdan FBI'ı kurup böylesine bilime önem veren bir adam bulmaları nimet. Tabi filmde de gösterildiği üzere çok takıntı yapan her şeyden önce vatan diyerek hareket ederken sahte deliller bile üreten biriymiş. O kadar emin oluyormuş demek düşüncelerinden..amerika da kanuna takılıp amerikaya arar veren pek çok kişi olmuştur. adam tek başına derin devletmiş..Çizgi roman ve sinema filmi olaylarını bilmiyordum..Kaptan amerika filminde k.amerika askerlere destek olmak için bono nasıl topluyorsa film çekip çizgi roman basılıyorsa aynılarını yapmış..Güzel filmdi..

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Konuyu 6 kişi okuyor. (0 üye ve 6 misafir)
 
Seçenekler
Stil




Sağlıklı Yaşam Rehberi - Görev Yap Para Kazan
Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.