![]() |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Ey !.. Bu böyle kimin gittiği? Sen dur ey! Belki de ellerimiz mi? biraz ince, biraz da çok kelimeli! Bu sanki niye durduğumuz mu? Ay, pencere, göz! Siz git ey! Kim bilir neyi saldığımız bu da, yalnızlığımız gel Yırtıcı kuşları mı gözlerimizin, onlar mı bu sürüylen Yoksa onlar mı işte seninle sevişme biçiminde Oysa sevgimiz yerde, kara sevda sen uç ey! Sen usul, ben yavaş, kime yaraşır bu sessizlik Kim biner bu gemiye insandan kıyılar yapılırken Yetmez mi dalgası vursundu azıcık gözlerimize Gözlerin gözlerime, siz bak ey! Su sen de olmasan insan çıldıracak mı Hiç yoktan bir yerlere mi gidecek belki Olsun neresi olursa, git karanlık ama git Gecemizde duranı sen kal ey! Benim bu çok elli, bu çok gözlü delişmen Çok bildim sana yaraşır olmayı günlerce Şunu sevdim, şuna özendim, şununla yetindim sonunda Ben miyim şimdi nerede, ben çok ey! |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Eylülün Sesiyle Baylar! Bin dokuz yüz seksen birdeyiz Karşınızda eylülün sesi Ağustosa çekildi, eylülün sesi Birazdan konuşacak "Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar." Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği Yosunların kapılara usulca Tırmanıp yerleştiği Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar. Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden Eylül ki, sorabilir mi Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar. Dahası Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek Bir boşluuğu giyinmek mi olur Olsun İşte karşınızda ekimin sesi Kasımın sesi sonra Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz- Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar. Her şey o kadar dokunaklı ki Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri- Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar. Sonra bir kır kahvesi kendini okurken Masaları toplanmış, bardakları toplanmış Tam kendini okurken Derim ki bir semti iyi tanımak kadar İyi tanımal dünyayı Açın radyolarınızı: eylülün sesi Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar. Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun- Gözlerimiz tozlanmış, kirli Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi Sıkılmak iyi baylar Biz hazır tuttukça böyle İçi yangından alev alev Dışı buz tutmuş kalplerimizi. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Geçtikti Birgün Hani... Ben uykudan uyandır uyanmaz Dünyanın bütün huyları yüzümde Ben bunlardan birini seviyorum en çok Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa Tutsam tanelerini Sevincin gözyaşları derdim buna. Bir süre bakışıyoruz karşılıklı Ben uykudan uyanır uyanmaz Benimle şiir gibidir bu Tam karşımda ama yazılmamış Durmadan bileniyor aklımda. Seni unutarak baktığımda bile Dunyanın her yerlerinden geçiyorsun Yayılıyorsun kalabalıklara Yalnız yayılmak mı Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna. Özlenirsin, alabildiğine varsın da Daha da var oluyorsun gün günden Olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin Bir kuş olsa mavilik derdi buna. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Gelincikler gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda işi iş kasabanın su yüzlü çocuğun işi iş bir de poyraza döndü mü hava başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından faytonların turuncu tekerlekleri yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda. saat onikilerde postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi durmadan bakar ki o mektuplar nereye giderse gitsin öylesine uzundur ki kasaba gelinciklerden bükülmüş bir ibrişim gibi gidip gelen mektup zarflarıyla tarif edilebilir ancak içerinde kar serpintisi icçerinde bozkır içlerinde herkesin bir güneyi olan ve marangozlar upuzun kayıklar yaparlar bunun için kesersiz, çivisiz, elsiz sadece ruhlarından o kayıkları içinde domates doğranan bir akşamüstünde yüzdürürler canlanır suya değince hemen bordalarındaki nakışlar bir derya gülü alıp başını gider. yeter ki görünsün gelincikler önce tek tek görünsün sonra topluca usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba gelincikler indi mi çayırlardan su bardaklarına, berber dukkanlarına girdi mi duvarlara sicimle tutturulmuş şişelere girdi mi bir kere -aynaları boğacak neredeyse -taşlıkları basacak sel gibi o zaman... tam o zaman marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında konuştukca binlerce kayık konuştukca binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız bir- birimize unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler ipince bir ıslığa yerleştirilsin türküler süzsün tüveylerinden kahveler eski renklerine boyanır yeniden biralar çiğ ışıkta bile parlak yıkanır tertemiz oluncaya kadar yaşamak. gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde sevgiler umutlar yok değildir öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize çabuk öfkeleniriz durup durup böyle hüzünlenmemiz neden anlamıyoruz da ondan mı yoksa bir bütün olduğunu mutluluğun umudun bir bütün olduğunu seziyor muyuz yalnızca baktıkca gelincik tarlalarına uzaktan öyle bir arada güzel yaşamanın lezzetini kanımızı tutuşturdukça gün günden buğusunu saldıkça bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Gelmiş Bulundum Şair: Edip Cansever Ben mişim---neymiş?---su sesiymiş Oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan--- Yanağında sardunya kokusuyla yazdan Kimmiş o gelen ya giden kimmiş Bir yabancı mı , yoksa bir ermiş Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan. Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan Kim koparmış dalından bu yabani incirleri Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan. Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan Bir kaya, bir ot, bir akarsu Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu Ki bütün ölüleri sağa çıkaran Ve kenti bir ölüm derinliğine salan Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu. Şiirler yazdım, kitaplar okudum Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum Derinlerde kaldım böyle bir zaman Kim bulmus ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Gidemeyiş Şair: Edip Cansever Güz ve kış ve ilkbahar geçti Yaz çarçabuk geçti Hepsi tekrar tekrar geçtiler Bu bana uzun geldi Gecem avurtlarım gibi çöktü Ve çoktum Sabahım, sabahlarım Kabından taşan sütler gibi büyüdü Ve taştım Gün güne taşındı, yıl yıla Gitmedim, gidemedim.. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Gül Dönüyor Avcumda Şair: Edip Cansever I O akşam söylediydim ona Gördüm Hümakuşunun iskeletini Haber de saldıydım Pegasos'un sırtındaki ozana Seyretsin diye ölümün bu sırça gelinliğini Duyan da var bunu duymayan da. O gün bugündür ıslık çala çala Gelip geçiyor kapımın önünden Konuşuyoruz da arasıra. Geçen gün dedi ki Farketmez gözyaşı kimseyi, ruhsa Başıboşbir deniz gibi anlamsız yatar Kocaman bir ıssızlığı yonta yonta Anlattı sonra uzun uzun. Nasıl onardığını eski tekneyi Nasıl kalafata çektiğini, boyasını Hangi dağ çiçeklerinden kardığını. (Bir çocuk dişi parladıydı.. Çekmişti onu kırmızı bir akşamüstünün dişetlerine. Ya direkleri? özenli bir kılıfa girer gibi girmişti göğe. Doğrusu görkem iki parmak arasında büyüyen ama hiç gölgesi olmayan uçsuz bucaksız bir bitkiydi. Giz olmayan bir gizdi belki. Evleri dolaşan cinsiyetsiz bir tanrı da olamazdı ki. İnandıydı bu yüzden kanının tekneyi dolaşıp şafakları çevirdiğine. Ve gördüydü yer değiştirdiğini gövdesiyle teknenin böylece ruh olduğunu anladıydı bira köpüğü gibi altınsı altınsı parlayan tahtalara. Ve yetinmedi. Bir öğleüstü konservesini yedi. Çekti bıçağını sapladığı yerden kaldırdı havaay. Birden parladı bıçak dünya zamanından başka bir zamanla ve noktalandı uzayın çilekleri işbaşındayken. Besbelli bir uzay tapınağındaki ilk duaydı bu. Ve seyretti uzun uzun tarihte yeri olmayan bu titreşimi. Bir şey ki artık birdenbire her şeydi. Ve yazdı bordasına İki Parmak diye İki Parmaktı çünkü teknenin ismi.) II Ey iki el arasındaki çaresiz vakit Yıkanmış çekmiş çamaşırlar gibisin Azsın, öyle çok kıyılısın ki genişliğime İçinde asfaltların dondurmaların eridiği bir salı Mühürler gibi kazılmış çarşambanın üstüne Tuz uzun, bakışlarımsa bir avuç tuzla orantılı Tam yüreğimin hizasında o otel Bir otel ki sabah akşam buruşturan kıyıyı Dönüp dönüp arkama baktığım işte Severek bir ıslak battaniyeyi belki Didiklenmiş bir saati, yıpranmış Tırnak uçlarını ve her şeyi. Oysa ey denizlerin ıslak geçidi Her yandan sızan şeridi akarsuların Balığın dil bilmeyeni ben Neden hep tuzdan anlardım o zaman Tuzdan mı, evet tuzdan Denizin merasından yani. Uzat elini artık, kutla kendini Götür bir bardak sonsuz suyu ağzına Bak Gördün mü, hem de nasıl Bir gül dönüyor öteki avucunda. III Ağrıtmayan böylece dindirmeyen o sabah Puhukuşu muydu, neydi, öttü uzun uzun Biçimini vermeye çalıştı bir yıkıntıya Biz geçince dönüp baktı arkamızdan üç çocuk Üçü de Bir tahta perdenin önündeki ömründe Gözleri dümdüz, kireç kıyıları gibi Bir yanıp bir sönüyordu umuda ve ezikliğe. Farketmez deniz de gözyaşını, dedim ustama Ve gözyaşı denizi Ey göstergelerinen güzeli, göster ki beni Ben ıssızı yonta yonta gürültüler ederim Kendimi yonta yonta dağılan bir mermerim O sabah demir atmış bulduk Tekneyi bütün kıyılarda. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Gül Kokuyorsun Şair: Edip Cansever gül kokuyorsun bir de amansız, acımasız kokuyorsun gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun dayanılmaz birşey oluyorsun, biliyorsun hırçın hırçın, pembe pembe öfkeli öfkeli gül gül kokuyorsun nefes nefese. gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle sen koktukca düşümde görüyorum onu düşümde, yani her yerde yüzü sararmış, titriyor dudakları şakakları ter içinde tam alnının altında masmavi iki ateş iki su iki deniz bazan bazan iki damla yaz yağmuru mermerini emerek dağlarının şiirler söylüyor gene ölümünden bu yana yazdığı şiirler kızaraktan birtakım şiirlere büyük sular büyük gemileri sever çünkü ve odur ki büyüklük şiir insanın içinden dopdolu bir hayat gibi geçerse o zaman ölünce de şiirler yazar insan ölünce de yazdıklarını okutur elbet ve senin böyle amansız gül koktuğun gibi yaşamanın herbir yerinde. gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun bu koku dunyayı tutacak nerdeyse gül, gül! diye bağıracak çocuklar bütün herkes, hep bir ağızdan: gül! ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek saçların, alınların,göğüslerin üstüne yüreklerin üstüne bembeyaz kemiklerin mezarsız ölülerin üstüne kurumuş gözyaşlarının titreyen kirpiklerin üstüne kenetlenmiş çenelerin ağarmış dudakların unutulmus çığlıkların üstüne kederlerin, yasların, sevinçlerin ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek. bir rüzgar, bir fırtına gibi esecek gül yıllarca esecek belki ve ansızın dünyamızı göreceğiz bir sabah göreceğiz ki biz dunyamızı gerçekten görmemişiz daha geceyi, gündüzü, yıldızları görmemişiz hiç tanışmaya komamışlar bizi güzelim dünyamızla. öyleyse dostlar bırakın bu yalnızlıkları bu umutsuzluklari bırakın kardeşler göreceksiniz nasıl güller güller güller dolusu nasıl gül kokacağız birlikte amansız, acımasiz kokacağız dayanılmaz kokacağız nefes nefese. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Güzel Atomların Yaptığı Ayak Şair: Edip Cansever Bir menekşe duyuyorum ellerimsiz O kadar güzel ki, Amerika bile güzel Sen bile güzelsin bensizce Atomlar bile güzel Moleküller bile Toplanıp ayak oluyorlar bende Ağız oluyorlar biraz Diş oluyorlar keskince İki göz parlakca On tırnak sivrice. Bir menekse duyuyorum ellerimle Bir molekul duyuyorum Bir atom Korkunç Birleşip ayak olmuyorlar bende Ağız, diş, tırnak Göz olmuyorlar Hep birden, Hep birden bir şey oluyoruz işte Ağzı, burnu, elleri, kolları O korkunç güzelliğe karşı. |
Cevap: Edip Cansever Şiirleri
Gök Anlam Şair: Edip Cansever ben büyürüm ne zaman her yerde hep deniz olana yarısı kesik inceden bir parmakla ondan ki yaslısıyım durup durup sevmenin ondan ki çoraklarda büyüdüm bir dilim tatlı kavunla. seni bir çare yaptım sana özendim bazı şiirler yırttım yenilerini edindim. geçtimse bir durumdan bir başka duruma hızla kanla ölümle değil bir çeşit sokulganlıkla artık ki güçlüsüyüm bir kişiden fazla olmanın bir anıdır susmamsa bakınca kesik parmağıma. açınca gözlerimi ipe çekilmiş güneşler varsın mavi bir çocuksun aşkımız mavi bir ambarın ortasından bakarsın. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:52. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.