İnsan tamamen huzur bulduğunda tek kelime edemiyor.
Eğer kafasında soru işaretleri, güvensizlikler, kaygılar, şüpheler, sıkılmalar, sıkıntılar varsa işte o zaman bir şeyler yazmaya, söylemeye başlıyor.
Örneğin ispat etme ihtiyacı, güvensizlik hissinin bir ürünüdür ve çok konuşturur insanı. Tek bir boşluk bırakmadan, münazaradaymışçasına savunmaya yönelir insan. Yok öyle seviyorum, böyle seviyorum; yok yanlış anladın öyle değil de böyle, yok bıdı bıdı da bıdı bıdı, fıtı fıtı da fıtı fıtı.
Bunun haricinde bir örnek daha vermek gerekirse de anı yaşamak yerine paylaşıyor, konuşuyor, farklı konular açmaya çalışıyorsa kesin bir sıkıntısı vardır, farklılık arayışı, ben de varım/yaşıyorum deme ihtiyacı ya da gösteriş merakı.
İnsan doyduğunda, insan gerçekten teslim olup da huzurla yaşadığında bütünüyle susuyor. Kendini kelimelerin zorlayıcı ve yetersiz dünyasından çekip sessizliğin sonsuz anlam havuzuna çekiyor ve orada sadece anın tadını çıkarmak var. Kaçmak yok, değiştirmeye dönüştürmeye çalışmak yok, süslemek ya da ispat hiç yok.
Sadece yaşanan an ve içindekiler var...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.