Forum Düzeni
Üye Günlüğü
Üyelerimizin kişisel sayfaları olarak da kullanabilecekleri, günlük tutabilecekleri ve hoşuna giden resim, yazı, video paylaşımlarında bulunabilecekleri bölüm.
Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree97Beğeni(ler)

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute

Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı

05 Temmuz 2019


Jurassic Park 1


Yeni çekilen iki taneyi izlemişken bunu da izlemek faydalı olacaktır dedim. Güzel filmdi, dönemin şartlarına göre harika yapmışlar. Dinazorlarla içli dışlı olmak son yapılanlara göre az olmuş doğal olarak aama bizim insanımız yapsa bu 25 yıl önceki film gibisini de yapamazlar. Yönetmen zaten çok iyi dünyaca ünlü adam boşa değil yani

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Yıllar Boyunca Uyuşturucunun Kralı Olan Pablo Escobar'ın Sonunu Getiren Neydi?

Escobar'ın elinden çıkan onca illegal ve korkunç iş nedeniyle öldürülmesi doğal gelebilir ama işin içinde sandığınızdan fazla siyaset var.


escobar, büyük bir ihtimalle uyuşturucu sattığı için değil uyuşturucu piyasasında tekel haline geldiği için öldürülmüş bir druglord'tur. kendisine karşı 90'ların başında yürütülmeye başlanan uluslar arası mücadele ve aktörleri beni bu sonuca odaklanmaya itmiştir.


pablo escobar 80'lerin sonu 90'ların başında tüm düşmanlarını elimine edip tek başına yer altı dünyasının patronu olmuştur

bu patronluk ise yasadışı dünyanın yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek başına elinde tutmanın yanısıra piyasa fiyatını da tek başına belirleyebilme imkanını kendisine tanımıştır. her ne kadar kendisinin döneminde suç dünyasının kendi içinde bir düzeni olmasına karşın nehirin öbür tarafındaki ticaret ortakları tarafından escobar'ın tek başına patron olması her işte olduğu gibi bu işte de rekabeti baltalayan bir durum olmuştur. zira escobar istediği zaman uyuşturucu arzını durdurabilecek ya da fiyatını manipüle edebilecek derecede güçlü birisidir. (90'ların başında 3 milyar dolara yakın bir serveti olduğu söyleniyordu)


esas savımıza gelecek olursak
escobar'a karşı kurulan uluslar arası organize ittifak bize güzel ipuçları veriyor. başta abd olmak üzere (ki kendisi en büyük uyuşturucu talebine sahip ülkedir) uyuşturucu ile bağları olan çıkar gruplarının abd yönetimi üzerindeki lobi faaliyetlerini arttırıp bunu aynı zamanda yaklaşan başkanlık seçimlerinde iyi bir imaj çalışması olarak gören baba bush yönetimine karşı kabul ettirmeleri çok da zor olmamıştır. uyuşturucuya karşı sınır ötesi bir mücadele sürdüren bir cumhurtiyetçi bir başkan gerçekten muhafazakar çevrelerin zihninde gayet yerli yerine oturuyor. uzun uğraşlar sonucunda escobar'ın düşmanları organize edilerek (bkz: pepes) escobar elimine ediliyor ve piyasa bir anda kaos ortamına sürükleniyor. işte bu kaos ortamındaki mücadele uyuşturucu piyasasındaki fiyatı da tam rekabet piyasasına yakınlaştırıyor.

uzun sözün kısası en başta dediğimiz gibi serbest piyasanın palazlandığı dönemde tekel olmak pablo escobar'ın sonunu getirmiştir. uyuşturucu satması değil.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Madalyonun Öbür Yüzüne Bakalım: 9 Eylül ve Sonrasında Yunan Tarafında Neler Yaşandı?
9 Eylül; Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlandığı, ülkemiz için önemi çok büyük bir gün.
Zaferimizin bizim için olduğu kadar Yunan tarafında da etkisi çok büyükmüş. Bir de olayın karşı tarafına bakmamızı sağlayan yazıyı Sözlük yazarı "veto" aktarıyor.


9 eylül, yunanistan'da 1922'den 1981'e kadar süren siyasal kargaşanın başladığı gündür.

9 eylül günü noktalanan kurtuluş savaşı ile ilgili olarak hep türk tarafını inceler ve yunan tarafının politik gelişmelerini gözardı ederiz. halbuki yunan tarafı 1919-1922 arasında oldukça ilginç siyasal gelişmelerle karşılaşmıştır.

tarih kitaplarımız yunanistan'dan söz ederken hep basbakan venizelos'un adını geçirir. önemli bir siyasal kliğin başlatıcısı olarak eleftarios venizelos, balkan savaşları'ndan beri türk tarafına oldukça zarar vermiş bir politikacıdır. 1919 günü izmir'in işgali kararını alan ve 1920'de yunan kuvvetlerinin izmir ve çevresinden çıkarak ankara'da mustafa kemal öncülüğünde yeniden oluşturulmaya çalışılan türk siyasal varlığını yok etmek için harekete geçmesi emrini veren başbakan kendisidir.


Venizelos


ancak 1920'de yunan toplumu artık savaşa ilgisini kaybetmişti.
venizelos karşıtı güçler, halkta oluşan savaş bezginliğini kullanarak “savaşa son”, “küçük ama şerefli yunanistan” sloganıyla, seçimlerde venizelos’u devirdi ve iktidara geldi. ancak gunaris başkanlığında kurulan hükümet vaatlerinin tam aksi bir karar alarak yunan kuvvetlerinin anadolu'yu işgal planını büyük bir şiddetle sürdürme kararı aldı. kurtuluş savaşı sürecinde yapılan bütün çatışmalar megalo idea olarak bildiğimiz büyük yunanistan ülküsünü yaratan venizelos zamanında değil, savaş karşıtı söylemlerle iktidara gelen başbakan gunaris hükümeti emri ile yapılmıştır. gunaris'in iktidarının ikinci senesinde, 1922'de 26 ağustos günü başlayıp 9 eylül günü neticelenen türk taaruzu karşısında anavatanına geri çekilmek zorunda kalan yunan kuvvetleri ülkede büyük kargaşaya neden olmuştur.


yunan toplumsal bilincinde bu kayip öylesine büyük yer kaplar ki yunanlılar bu olaydan mikra asiatiki katastrofi -küçükasya felaketi- olarak bahseder.

savaşın yükünü daha fazla çekemeyen yunan halkının öfkesine ek olarak 1919'da izmir'in işgal edildiği andan itibaren yunan ordusunun emperyalist hedeflerin aracı olmasına karşı çıkan yunan komünistlerinin haklı çıkmaları sonucu topladıkları büyük destekle ülkede komünist bir devrim ihtimalinin belirmesiyle izmir'in kurtuluşundan 5 gün sonra, 14 eylül 1922 günü atina'da bulunan kurmay subaylar darbe yaparak hükümeti devirmiştir. atina'da 100.000 kişilik kitlesel gösterileri bastırmak isteyen darbe yönetimi derhal bir ihtilal komisyonu kurarak savasta kusurlu olarak gördüğü başbakan gunaris'i, diğer 4 politikacıyı ve anadolu'daki yunan ordularının son başkomutanı olan hacıanesti'yi 15 kasım günü idama mahkum etti. mahkumlar aşâğılanmak amacıyla sırtları idam manasına ters duracak şekilde sandalyelere oturtularak sırtlarından vurularak idam edilmiştir. yunan kralı'nın general olan bir oğlu da idama mahkum olmasına karşın ingiliz hükümetinin ültimatomu sonucu cezası infaz edilmemiştir.

idam kararları o derece hızlı ve hukuksuz alınmıştır ki, 26 ağustos 1922'deki büyük taaruz sonrası türk ordusu tarafından savaş esiri olarak yakalanmış olan yunan ordusu başkomutanı general trikopis'in yunanistan'da idam edilmesi tehlikesine karşılık mustafa kemal yunan generalin bir süre daha kayseri'de misafir edilmesini sağlamıştır.


1922 küçükasya felaketi'nin etkileri yunan toplumundan 1930'ların sonuna kadar silinememiştir.
darbeden bir süre sonra tekrar başbakan secilen venizelos 1930'ların sonuna dogru istikrar sağlar gibi olsa da 1939 başlayan 2. dünya savaşı'ndaki italyan ve alman işgali ile yunan toplumu yeni bir kargasaya sürüklenmiştir. savaşın ardından 1980'lere kadar yeniden üstüste darbelerle sarsılan yunan toplumu 1922-1981 arasında sürekli krallık-cumhuriyet-darbe sarmalında yarım yüzyıl geçirmiştir. yunanistan ancak 1981'deki ab üyeliğinden sonra huzura erebilmiştir.

2010 yılında yunan yargıtayı aldığı bir kararla idamla sonuçlanan yargılamayı hukuk dışı saymış ve idam edilen 6 kişiye itibarlarını iade etmiştir.

kıssadan hisse: başkalarının savaşını yürütmenin pahası ağır olabilir.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Alman Amiral Franz Von Hipper'ın Bir Emriyle Hitler'in İktidarına Giden Süreç
Hitler gibi acımasız bir politikacı nasıl bir siyasi ortamda sivrilip de liderliğe kadar yükseldi?


franz von hipper, 13 eylül 1863 doğmuş alman amiraldir. 1916 yılındaki jutland savaşı'nda alman kruvazörlerinin kumandanıydı. 1918 yılında verdiği bir emirle almanya'nın kaderi değişti. önce almanya'daki rejim yıkıldı. ve ardından hitler rejimine giden süreç başladı.



1918 yılının ortalarında almanya artık savaşı kaybettiğini anlamıştı


bundan sonra almanya adına yapılacak olan askeri hamleler daha fazla kayıptan başka bir şey getirmeyecekti. ancak alman komutanlar hırslıydı. hırsına yenik düşen komutanlardan birisi de amiral franz von hipper'di. von hipper'in planı ingiliz donanmasına karşı son bir hamle yapmaktı. alman donanması ne pahasına olursa olsun karşı saldıraya geçecekti. ancak bu hamle bizim tarihimizdeki "ya istiklal ya ölüm" hamlesiyle yalnızca isim benzerliği taşıyordu. çünkü savaş çoktan kaybedilmişti. yapılacak olan bu hamle "ya ölüm ya ölüm" hamlesinden başka bir şey değildi. adeta amaçsız bir intihar göreviydi. bunu almanya'daki herkes görüyordu. donanmadaki askerler de bunun farkındaydı. o yüzden amiral franz von hipper'in emrini dinlemediler. ve bulundukları gemilerde isyan başlattılar. isyan kısa sürdü. ancak bu isyan amiral hipper'in kararını değiştirerek donanmayı "kiel"e çekme kararı almasına yetmişti. dananın kuyruğu ise bu noktadan sonra kopacaktı.

gemiler kıyıya yanaşır yanaşmaz isyan eden askerlerden 47'si tutuklandı. sendikalar ise bu tutuklamaların haksız olduğunu söyleyerek, tutuklanan askerlerin derhal serbest bırakılmasını istedi. ancak bu istekleri kabul görmedi. bunun üzerine sendikalar halkı kitlesel bir gösteriye çağırdı. çağrıya uyan halk 3 kasım 1918 tarihinde üzerinde "barış ve ekmek" yazan pankartlarla beraber yürüyüşe geçti. bunun üzerine kolluk kuvvetleri halkın üzerine ateş açtı. ve yedi alman vatandaşı öldü. bu tepkilerin daha da şiddetlenmesine yol açtı. almanya'nın dört bir yanında içinde askerlerin ve polislerin de olduğu kitlesel bir isyan başladı. istekleri savaşın sona erdirilmesi ve kayzer'in tahttan inmesiydi.


Kayzer Wilhelm


o sırada almanya eyaletleri hala ufak tefek krallıklar tarafından yönetiliyordu. can ve mal güvenliklerinden endişe eden bu kraliyet aileleri de kendi haklarından feragat ettiler. ancak kayzer bunu kesinlikle reddetti. işler kızışıyordu. bu ayaklanmanın bir iç savaşa ve komünist bir devrime yol açabilme ihtimali vardı. en büyük endişeyi ise sosyal demokrat parti'nin lideri friedrich ebert taşıyordu. kayzer ise olaylar karşısında son derece etkisizdi.

tahtından feragat etmeyen kayzer'e karşı hamle liberal kanattan geldi
reichstag şansölyesi prens max von baden duruma el koydu. ve bir telgraf çekerek kayzer'in tahtı bıraktığını açıkladı. bunun üzerine durumu daha fazla kontrol edemeyeceğini anlayan kayzer süratle hollanda'ya kaçtı. ancak bu noktadan sonra da sular pek durulmadı.


Prens Max Von Baden


ebert'in de desteğini alan prens max von baden, başkanlığını kendisinin yaptığı bir hükümet kurdu. bu hükümet demokrat parti, sosyal demokrat parti ve katolik merkez parti'den oluşuyordu. bu koalisyonun adı siyah kırmızı sarı koalisyonuydu. adını 1848 devriminin bayrağının renklerinden almıştı. amaçları ise almanya'da rus devrimine benzer bir komünist devrim olmasını engellemek ve parlamenter sisteme geçiş yapmaktı. ancak işler oldukça karışıktı. almanya bağımsız sosyal demokrat partisi ve spartaküs birliği hızla örgütleniyordu. büyük bir devrimci hareket başlamıştı. durumu kontrol altına almak isteyen ebert ilk önce baden'in istifasını istedi. ve 9 kasım 1918 tarihinde cumhuriyeti ilan etti. ve kendisi şansölye oldu. ebert oldukça kaygılıydı. komünizmin hızla yayıldığını ve halk arasında da oldukça karşılık bulduğunu görmüştü.

o sırada rus devriminin de vermiş olduğu özgüvenle 1919'un hemen başında kurulan alman komünist partisi ise hızla taraftar topluyordu. artık silahlanmışlardı. ve almanya'nın birçok bölgesinde ayaklanmalar oluyordu. ancak ebert de oldukça acımasızdı. genelkurmay başkanı hindenburg'la gizli bir anlaşma yaptı. ve savunma bakanı noske'yi her ne pahasına olursa olsun ayaklanmaları bastırmakla görevlendirdi. noske de kendisine verilen bu görevi oldukça kanlı bir şekilde yerine getirdi. 15 ocak 1919'da spartaküs birliğinin önemli isimlerinden karl liebknecht ve rosa luxemburg öldürüldü.

siyah kırmızı sarı koalisyonu 19 ocak 1919'da yapılan seçimleri ezici bir çoğunlukla kazandı. ve ebert yeni bir hükümet kurdu. ancak bunu berlin'de değil weimar'da yaptı. böylece weimar cumhuriyeti kurulmuş oldu. kurucu meclis ebert'i cumhurbaşkanlığına, scheidemann'ı ise başbakanlığa getirdi. ancak scheidmann başbakanlıkta uzun kalamadı. özellikle versay antlaşmasıyla dayatılan "savaş suçu" maddesi kabul edilebilir bir madde değildi. ve bu antlaşma halktan da büyük bir tepki alıyordu. scheidmann baskılara daha fazla dayanamadı. antlaşmayı imzalamadı. ve ardından istifa etti. yerine sosyal demokrat gustav bauer geldi. ve antlaşmayı imzaladı. bu tarihten sonra almanya için işler iyice zorlaştı. savaş tazminatları ve yüksek enflasyon weimar cumhuriyeti'nin belini kırdı. 1921-1922 tarihleri arasında alman markı dolar karşısında eridi gitti. 1 dolar 60 mark'ken, bir yıl sonra 1 dolar 8 bin mark oldu. ebert ise 1925 yılında öldü. geriye siyasi ve ekonomik bir istikrarsızlık bıraktı.


ve bu kaos ortamında bir kişi sivrilmeyi başaracaktı: hitler

sonuçta amiral von hipper kaybedilen bir savaşta verdiği saldırı emri nedeniyle donanmada bir isyan çıkmasına neden oldu. isyan neticesinde onlarca asker tutuklandı. bu tutuklamalar vicdanları rahatsız etti. askerlerin salıverilmesi için sendikaların liderliğinde bir halk ayaklanması başladı. komünist devrim için zaten hazırda bekleyen bir kitle vardı. onlar için de bu ayaklanma bulunmaz bir fırsattı. sonuçta halk kayzer'in istifasını istedi. ve ayaklanmaları bastıramayan kayzer soluğu hollanda'da aldı. komünist devrimden korkan ebert iktidarı ele geçirdi ve cumhuriyeti kurdu. ondan sonra da olaylar çorap söküğü gibi gelişti. amiral hipper'in verdiği bir emir adeta kelebek etkisi yarattı. o emir verilmemiş olsa ve bir halk ayaklanması meydana gelmese muhtemelen kayzer görevde kalacaktı. hitler'in kafası daha küçükken ezilecek ve belki de 2. dünya savaşı hiç çıkmayacaktı.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Almanya'da Yahudi Soykırımının Temellerinin Atıldığı Vahşet Gecesi: Kristallnacht
Kristallnacht ya da Kristal Gece; 9 Kasım 1938 gecesinde Nazilerin, Yahudilere ait ev, iş yeri ve sinagoglara yaptığı kanlı saldırıya verilen ad.


1938'e gelindiğinde 1936 olimpiyat oyunları'nın yarattığı barış havası geçmiş, nazi hükümeti siyasi ve askeri açıdan dış tepkilerden çekinmeyecek kadar güçlenmişti. böylece yahudi toplumu üzerindeki baskıların gün geçtikçe artması, 17.000 polonya asıllı yahudinin 1938 ortasında sınır dışı edilmesiyle sonuçlandı. bu olay dış basından tepkilere yol açtı ancak hitler artık bu tür tepkileri umursamıyordu. vagonlara doldurulan bu insanlar polonya sınırına 3 km kala trenlerden indirildiler ve ss muhafızlarının gözetiminde sınıra götürüldüler. ama polonya'nın da onları vatandaş kabul etmemesinden dolayı iki sınır arasında sıkışıp kaldılar. polonyalı yahudi bir mülteci olan herschel grynszpan'ın babası da bu insanlar arasında kalıp hayatını kaybetmişti. grynszpan, intikam olarak 7 kasım 1938'de almanya'nın paris büyükelçiliğini basarak gördüğü ilk subay olan ernst von rath'ı öldürdü. ss ordusu komutanı himmler ve nazi generali heydrich, uzun zamandan beri yahudilere karşı harekete geçmek için fırsat kolluyorlardı. bu olay aradıkları fırsat olacaktı. tezat olarak bu fırsatı yaratan kişi aynı zamanda gestapo tarafından anti nazi eğilimleri yüzünden izlenen ernst von rath'dı.


Herschel Grynszpan

bu olayı fırsat bilen nazi propaganda bakanı joseph goebbels, rath'ın öldürülmesini planlanmış bir yahudi komplosu olarak tanımladı ve alman halkının (ırkının) öcünü kanlı bir şekilde alması gerektiğini konuşmalarında ateşli bir tarzla halka empoze etti. sd'nin önderliğinde sa ve ss organize edildi. amaç halkın ani ve kontrolsüz şekilde harekete geçtiği imajı yaratmaktı. oysaki olanlar o kadar organizeydi ki bunlara bir hareket planı dahi verilmişti. hatta birtakım kurallar belirlenmişti: sadece yahudi mal varlıklarına zarar verilecek, bu yapılar herhangi bir alman mal varlığına komşu değilse yakılabilecekti. ancak komşu olduğu durumlarda mal varlıklarının yakılmasına müsade edilmemişti. ayrıca hiçbir surette yağmacılığa izin verilmiyordu. yağmanın cezalandırılacağı söylenmiştir.


9 kasım 1938 gecesi sa ve ss, gestapo denetiminde 24 saat sürecek dükkanların, evlerin ve özellikle sinagogların tahrip edilmesi işine giriştiler. bu sürede 7500 yahudi işyeri yok edildi ve 250 kadar sinagog ateşe verildi. çıkan çatışmalarda 91 yahudi hayatını kaybetti. yaklaşık 30.000 yahudi toplama kamplarına gönderildi, çoğu 3 ay sonra bırakılmasına rağmen 1000 kadarı kötü koşullar yüzünden öldü. yahudi mahallelerinin sokakları cam kırıklarıyla dolmuş ve ay ışığının altında parlıyorlardı. bu yüzden bu geceye "kristallnacht" (kristal gece) adı verilmiştir.


bir şey vardı ki naziler orayı hesaplarında atlamışlardı: bu yahudi mal varlıkları alman şirketleri tarafından sigortalanmıştı. bu yıkım yüzünden doğan zararı bu şirketler ödemek durumunda kalacaklardı ve bu şirketlerin büyük bir çoğunluğunun iflasın eşiğine gelmesi kaçınılmazdı. bunu gören nazi yönetimi hemen bir yasa hazırladı. 12 kasım'da yürürlüğe giren bu yasaya göre o gece olan olaylardan yahudiler sorumluydu, toplumu onlar provoke etmişlerdi. zararın faturasını onlar ödemeliydiler. 1 milyar reich mark'lık cezaya çarptırıldılar. bu yüzden birçok yahudi elindeki işyerini ve evini hükümete devretmek zorunda kaldı.


kristal gece, nazilerin yahudi politikalarında bir dönüm noktası oldu. 12 kasım kanundan sonra yahudileri alman toplumundan soyutlayan yasalar kısa bir sürede yürürlüğe girdiler. bunlardan biri de yahudi çocuklarının alman okullarında okumasını yasaklayan yasadır. yahudilerin artık varlıklarını sürdürebilmek için tek yolları almanya'dan göç etmekti, almanlar artık onları ülkelerinde istemiyorlardı. gestapo ve ss iç güvenlik kolu (heydrich'in yönetimindeki sd - sicherheitdienst) yahudilerin almanya için bir daha tehlike oluşturmamalarını sağlayacaktı.

kristal gece boyunca silahlı ss'in rolü çok az olmuştur. sd, olayın organizasyonunda yer almış ve sokak çatışmalarında sadece ss-totenkopfverbände askerleri yer almıştır, diğer silahlı ss alayları hiçbir şekilde bu geceye katılmamışlardır.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Çayınızı Kahvenizi Alın Gelin: Tarihi Değiştiren ve Hitler'in Sonunu Başlatan Stalingrad Savaşı

Stalingrad Savaşı, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve Sovyetler Birliği'ni karşı karşıya getiren ve Sovyetler'in kazanarak Hitler'in de yenilebileceğini gösterdiği, 17 Temmuz 1942 ile 2 Şubat 1943 tarihleri arasında yaşanmış ve 199 gün sürmüş büyük bir tarihi olay. 20. yüzyılın geri kalanını şekillendirdiği söylenen savaşı inceliyoruz. Nedir Stalingrad Savaşı?


Bir Sovyet askeri, 1943 yılında Stalingrad Merkezi plaza üzerinde Kızıl Bayrağı sallarken.


hitler 1942 yılında avrupa'nın büyük bir kısmını ele geçirmişti
doğuda da müttefikleri zor durumda bırakan japonya vardı. artık hitler'i avrupa da doyurmuyordu ve rusya'ya açılmak istiyordu. hitler'in generalleri yazın rusya'ya saldırılması için planlara başlamıştı. operasyona fall blau adı verilecekti. hitler'in hedefi rusya'yı kış mevsimi gelmeden dizleri üzerine getirmekti. rusya'nın büyük bir kısmı kıştan önce alınmalıydı çünkü bölgede kış aylarının ne kadar sert geçtiğini bilmeyen yoktu. hitler'in ilk hedefi voronezh şehriydi. planlara göre burayı ele geçiren almanlar daha sonra stalingrad ve volga'yı ele geçirecekti. eylül ayında kafkas dağları naziler'in kontrolüne geçecekti ve volga'nın etrafına kurulacak kordon ile ruslar'ın bu bölgeden batıya geçmesi engellenecekti.

28 martta almanlar japonlar'a anlaşma önerdiler. buna göre almanya rusya'ya saldırdığında japonya da doğudan saldıracaktı. japonya'nın amacı sovyetler'den toprak almak olmayacaktı. aksine amaç burada mümkün olduğunca sovyet askerini doğuya çekerek naziler'in yükünü hafifletmekti. japonlar ise bu tarihte böyle bir anlaşmayı kabul etmediler ve sessiz kaldılar.

hitler daha sonra karargahını vinnitsa şehrine taşıdı. burada rusya'ya karşı düzenlenecek operasyonu daha iyi yöneteceğine inanıyordu. hitler savaştan galibiyetle ayrılacağından çok emindi. hatta mağlubiyeti bırakın, savaşın 3-4 aydan fazla süreceğine dahi ihtimal vermiyordu. hitler kafkasya ile ilgili planlarını yapmıştı bile. buna göre kafkasya alman devletine katılmayacaktı ama burası doğal kaynaklardan dolayı sömürge ve stratejik bir askeri bölge olarak kullanılacaktı.


1942 avrupa haritası.

24 haziran'da almanlar rus topraklarından 200 km kadar içeri girmişlerdi
bu sırada da rus askerleri sürekli geri çekilmek zorunda kalmıştı. çatışmalarda ön binlerce rus askeri öldürülmüş ve yüz bine yakını esir düşmüştü. o dönemde stalin iktidarı kaybetme paranoyası yüzünden binlerce rus subayını görevden almıştı ve rus ordusu komuta olarak çok zayıflamıştı. stalin bu yüzden ülkesini ikinci dünya savaşının dışında tutmak istiyordu ama bu mümkün olmamıştı. 29 haziran'da almanlar litvanya ve belarus'u da ele geçirmişti. hitler'in düşünceleri arasında "komünizmle nazizm aynı gezegende bir arada bulunamaz" vardı ve ona göre komünizm'i yok etmek için rusya'ya saldırıp rusya'yı zayıflatmak gerekiyordu.


17 temmuz'da avrupa'da hala canlı kalmayı başarabilen tüm yahudilerin toplanıp öldürülmesi emri çıktı
buna göre yılbaşında avrupa'da hiçbir yahudi kalmaması gerekiyordu. bir çok sağlıklı yahudi alman ordusu tarafından köle ve alman bilimadamları tarafından denek olarak kullanılacaktı ve işleri bitenler infaz edilecekti. ayrıca çatışmalarda yaralanan alman askerlere hastahanelerde yer açmak için durumu ölümcül veya yatalak olan bir çok alman hasta infaz edilecekti. almanlar rusya topraklarında yavaş yavaş ilerlerken önlerine çıkan yahudileri toplayıp öldürmeye devam ediyorlardı. ayrıca almanya'daki toplama kamplarına her gün trenlerle yahudiler taşınıyordu.


20 temmuz'da hitler kartal operasyonunun başladığını duyurdu
buna göre almanya'nın işgal ettiği rus topraklarındaki rus isyancılar temizlenecek ve bölge almanlar'ın tam hakimiyetine girecekti. aynı tarihte naziler'in saldırdığı bir yahudi köyünde, köylüler teslim olmak yerine köylerini ateşe verip direnişe geçince makineli tüfeklerle tarandılar. buradan kaçmayı başaran az sayıda yahudi, ormanlık alana geçerek moshe fish liderliğinde örgütlendiler ve rus direnişçilere katıldılar.


23 temmuz'da rus kasabası rostov ön don naziler tarafından ele geçirildi
hitler savaşı kazanmak için petrolün ve yakıtların ne kadar önemli olduğunu biliyordu. kullanılan ön binlerce tank ve binlerce savaş uçağının yakıta ihtiyacı vardı. bu yüzden hitler'in bir sonraki emri rusya'nın karadeniz kıyıları ile grozny ve bakü şehirlerinin ele geçirilmesiydi çünkü buralarda bolca petrol mevcuttu. bu ruslar'ın elindeki petrolü de azaltacak bir hareketti. naziler'in hedefleri arasındaki şehirlerden biri de stalingrad'di. naziler'in amacı burayı alıp burada ileri karakol kurduktan sonra leningrad'ı ele geçirmekti.

alman generaller hitler'i uyarmaya çalışıyordu çünkü hitler'in planı eğer başarısız olursa alman ordusunun sonu olabilirdi. çok sayıda askeri rus topraklarına yollayıp risk almak eldeki toprakların da kaybına neden olabilirdi. aynı tarihte ruslar stalingrad'a yedek askerlerinden 3 ordu asker yollamaya karar verdi. bu yaklaşık olarak 150-200 bin askere tekabül ediyordu. bundan önce almanlar'la ruslar'ın karşı karşıya geldiği çoğu çatışmada almanlar ezerek kazanmıştı. bu yüzden hitler askerlerine yine çok güveniyordu ve esir alınacak on binlerce rus askerinin nereye götürüleceğini planlamaya başlamıştı bile...


temmuzda alman kuvvetlerinden bir kare.

25 temmuz'da alman askerleri stalingrad'a 150 km mesafedeydiler
aynı gün ruslar askerlerinin moralini düzeltmek için daha önceden esir alınan birkaç bin nazi askerini leningrad sokaklarında askeri törenle dolaştırdılar. savaştan sonra ruslar şakayla karışık olarak "leningrad'a girebilen tek alman askerler bunlardı" diyeceklerdi.


27 temmuz'da naziler don nehrini geçip bataisk'e vardılar
aynı gün stalin 227 numaralı emrini yayınladı. buna göre askerler bir adım bile geri atmayacaklar, geri çekilen askerler veya orduda panik havası estirenler infaz edilecekti. askerler ne olursa olsun bulundukları alanı koruyacaklardı. stalingrad'dan çekilen veya kaçan ruslar vatan haini ilan edilecek ve idamla cezalandırılacaktı. bu emirden sonra harekete geçen sovyet partizanlar adolf beck adında bir alman memuru öldürdüler. bu memur işgal altındaki toprakların işlenmesi ve bu topraklardan çıkan yiyeceklerin alman ordusuna aktarılmasından sorumlu memurlardan biriydi. bu da ruslar'ın savaşta moral kazanmasına neden olacak bir olaydı.


1 ağustos'ta almanlar kafkasya'ya doğru ilerlemeye başladılar
aynı zamanda kafkasya ile stalingrad'ı birbirine bağlayan tren yolunun bir kısmını da ele geçirdiler. aynı tarihte ingiliz ve amerikanlar da rusya'nın elini hafifletmek için kuzey afrika'daki alman ve italyan askerlerine karşı saldırıya geçme kararı aldılar. amerikalılar'da avrupa'da yeni bir cephe açacak kadar asker yoktu ama naziler'i kandırmak için avrupa'ya saldırılacak ve büyük avrupa şehirleri yeniden ele geçirilecekmiş gibi planlar yapıldı ve bu planlar naziler'e sızdırıldı. bu naziler'de panik ve alarma sebep olacaktı. böylece naziler rusya'ya istediği gibi saldıramayacaktı. o dönemde amerika ile sovyetler'in ortak hedefi naziler'i avrupa'dan atmak olduğu için bu iki ülke müttefik gibi davranıyordu.


3 ağustos'ta almanlar stalingrad'ın güneybatısına gelmişlerdi ama şehre hala 100 km kadar uzaklıktaydılar.

4 ağustos'ta naziler kafkasya'nın bir kısmını ele geçirmişlerdi
bu da ingilizler'i paniğe sevk edecekti. buna göre ingilizler'in pers bölgesinde çıkarları vardı ve naziler buraya kafkasya üzerinden saldırabilirdi. ingilizler kuzey afrika'daki askerlerinin bir kısmını pers topraklarına çekmek zorunda kalabilirdi.

5 ağustos'ta almanlar armavir'e girdiler

buranın alınması kafkasya'nın alınmasından bir önceki hedefti. ingilizler almanların kafkasya üzerindeki niyetinin ciddi olduğunu anlamaya başlamışlardı.

9 ağustos'ta rus topraklarında ilerlemeye devam eden almanlar, karadeniz'e çok yakın olan maikop adlı şehri de ele geçirdiler
ruslar geri çekilirken bölgedeki petrol kuyularını ateşe vermişti. bu da hitler'in buradaki petrolden bir süre yararlanamayacağı anlamına geliyordu. karadeniz kıyılarındaki petrol kuyuları naziler'in ellerine geçmeden önce birer birer ateşe veriliyordu. naziler ele geçirdikleri bölgelerdeki yahudiler'i tutukluyordu ve yahudiler'den kaçabilenler sovyet direnişçilere katılıyordu. direnişçilerin buluşma yeri genelde ormanlardı.


12 ağustos'ta churchill ile stalin toplantı halindeydi
stalin ingilizler'den avrupa'da yeni bir cephe açıp nazi askerlerinin bir kısmını başka bir bölgeye çekmelerini istiyordu. churchill ise "avrupa'da yeni bir cephe açmak çok riskli olur, hedefimiz kuzey afrika'da bir cephe açmak" deyince stalin yüzünü buruşturdu ve "siz almanlar'dan niye bu kadar korkuyorsunuz anlamıyorum" dedi. o günlerde her ne kadar rusya ile batı avrupa beraber hareket etse de, ikinci dünya savaşı bitince bu iki kutbun karşı karşıya geleceğini herkes iyi biliyordu. bundan sonra alınan bir başka karar da müttefiklerin almanya'yı taş üstünde taş kalmayıncaya kadar bombalamasıydı. almanlar'a anladıkları dilde cevap verilecekti.


13 ağustos'ta almanlar elista şehrini de ele geçirdiler
stalingrad'ın yakınındaki rus şehirleri birer birer düşüyordu ve hitler'e göre sıra çok yakında stalingrad'a gelecekti. hitler bu tarihte ilk kez rusya'ya düzenlenen operasyonun başarısız olabileceği ihtimalini aklına getirmişti. bu da aynı anda iki cephede savaşmak demek olacaktı. bu yüzden hitler'in bir sonraki emri avrupa'nın sahillerine siperler kazılması ve 15 bin alman askerinin sahillere yerleştirilmesiydi. böylece batıdan gelecek olası bir tehlike için önlem alınacaktı.


12 ağustos moskova konferansından: churchill ve stalin.


14 ağustos'ta almanlar griffin operasyonuna başladılar
bu operasyonun amacı örsha ve vitebsk bölgelerinde direniş gösteren rus partizanların temizlenmesiydi. aynı gün ingilizler almanlar'ın kullandığı iletişim kodlarının büyük bir kısmını çözmüşlerdi ama almanlar'ın bundan savaşın sonuna kadar haberi olmayacaktı.


15 ağustos'ta almanlar kafkasya'daki ellerini sağlamlaştırdı
aynı zamanda stalingrad'a ilk saldırıyı başlatmaya karar verdiler. aynı gün stalin churchill'den askeri madde yardımı sözü aldı. aynı günlerde kanadalılar ve ingilizler batı avrupa'da naziler'e karşı saldırı düzenlediler ve çatışmalar iki taraf için de kanlı geçti.


19 ağustos'ta elbruz tepesini ele geçirip nazi bayrağı diken almanlar'la grozny arasında 200-250 km mesafe kalmıştı
almanlar kafkasya'nın büyük bir kısmını ele geçirmişlerdi ve stalingrad'ın etrafındaki çember de giderek kalınlaşıyordu. aynı tarihte leningrad yakınlarında ruslar almanlar'a karşı saldırıya geçmiş ve iki taraf da kayıplar vermişti.


22 ağustosta almanlar rus kasaba ve köylerini ele geçirmeye devam ediyordu

bu dönemde bölgedeki çingeneler direnişçilere yardım ve yataklık ediyordu ve direnişçilere yiyecek ve giyecek sağlıyordu. naziler bu tarihte bir askeri emir çıkarttılar. buna göre "eğer çingenelerin bir kısmını öldürürsek geri kalanlar bize karşı intikam için bilenecektir, bu yüzden çingenelerin tamamını öldürmeliyiz ve onlara en ufak bir merhamet göstermememiyiz" emri geçiyordu.


23 ağustos sabahı naziler volga nehrinin batısına gelip beklemeye geçtiler

almanlar stalingrad'ın dış mahallelerine ulaşmıştı. planlara göre gün boyunca uçaklar stalingrad'ı bombalayacaktı ve akşama da askerler şehri ele geçirecekti. ilerleyen saatlerde gökyüzünde nazilere ait 600 savaş uçağı görüldü ve bu uçaklar şehrin sanayii ve askeri bölgelerini bombardımana tuttu. stalingrad rusya ile avrupa arasında bir köprü görevi görüyordu ve stratejik olarak büyük bir öneme sahipti. almanlar gün boyunca şehri yoğun bir şekilde bombaladılar ama kara hücumuna geçmediler.


ağustos 1942, stalingrad.

31 ağustosta hitler karargahında ilginç bir emir verdi
buna göre stalingrad alındıktan sonra şehirdeki 1 milyon erkeğin tamamı öldürülecek ve şehirdeki tüm kadınlar başka yerlere gönderilecekti. bu şehirde rus rejimine bağlı kimsenin kalması istenmiyordu. hitler şehri aldıktan sonra en ufak bir direniş istemiyordu ve şehri yeniden kaybetmek de istemiyordu. bu şehir onun için çok önemliydi. almanlar'ın kafkasya'daki ilerlemesi yavaşlamıştı ama bu onları pek endişe etmiyordu. almanlar'ın kafkasya'da petrol kuyuları hariç pek gözü yoktu. onların amacı stalingrad'ı almaktı.


2 eylülde stalingrad'daki kara çatışmaları başlamıştı
askerler karşı karşıya gelmişti ve almanlar karşılarında umduklarından daha sert bir direniş bulmuşlardı. almanlar bölgedeki partizanları yok etmek için askerlerini küçük gruplara bölüp çeşitli operasyonlar düzenleyeceklerdi.


3 eylülde almanlar volga nehrinin batı sahilini ele geçirdiler
aynı zamanda stalingrad'a bakan bu bölgede harekat üssü kurdular. aynı tarihte stalin generallerinden zhukov'a ulaşarak "stalingrad'ın kuzeyi ve kuzeybatısına yığabildiğin kadar asker yiğ ve hiç vakit kaybetmeden oradaki naziler'e karşı hücuma geç. senin için vakit kaybetmek su andan itibaren emre itaatsızlık kabul edilecektir. çok hızlı hareket et" mealinde bir telgraf çekti.


4-5-6 eylülde şunlar oldu
4 eylülde naziler'e ait bin tane savaş uçağı stalingrad'ı ağır bir bombardımana tuttu. şehirdeki bir çok bina alevler içinde, birçoğu da yıkılmış haldeydi.

5 eylülde ruslar toparlanarak şehrin dışındaki almanlar'a karşı hücuma geçtiler. birkaç saat süren çatışmalar sonunda almanlar ruslar'ı şehrin içine geri püskürtmeyi başardılar.

6 eylülde şehre rus uçakları tarafından paraşütlerle çok sayıda takviye asker indirildi.

7 eylülde almanlar şehre saldırdılar ama hiçbir ilerleme kaydedemediler
aynı tarihte kafkaslar'da alman askerleri yahudileri bulup öldürme işiyle çok vakit kaybedince bölgedeki alman ilerlemesi yavaşladı. bunun üzerine hitler bölgedeki alman generali wilhem list'i görevden aldı. aynı tarihte amerikan başkanı roosevelt "görünüşe göre milyonlarca alman askeri bu kişi rus topraklarında sert kış koşullarında telef olarak geçirecekler" mealinde bir açıklama yaptı.


8 eylülde ingilizler alman şehri düsseldorf'u yoğun bir şekilde bombaladılar
almanya'nın bombalanması stalin'a churchill tarafından daha önce verilmiş bir sözün tutulmasıyla alakalıydı.


13 eylül günü geldiğinde almanlar şehrin merkezine doğru ilerlemeye başlamıştı
almanlar'ın saldırısının şiddeti gittikçe artıyordu. gece saatlerinde şehrin dışlarındaki minina bölgesi de almanlar'ın hakimiyeti altına girecekti.


14 eylülde şehirde çok şiddetli çatışmalar yaşanıyordu
şehrin belli mahalleleri bir almanlar'ın bir ruslar'ın kontrolüne giriyordu. almanlar hücum edip bir bölgeyi ele geçiriyor, bir saat sonra ruslar karşı saldırıya geçip orayı geri alıyordu. ruslar yaralı ve sivilleri şehirden taşımak için volga nehri üzerinde küçük gemileri kullanıyordu. almanlar ise nehrin kıyılarına kadar gelmiş ve bu gemilere ateş açıyordu. aynı gün içinde iki rus gemisi batırılmıştı ve birinde yüzlerce yaralı asker, diğerinde de şehri terk etmeye çalışan çok sayıda sivil telef olmuştu.


15 eylülde stalingrad'da göğüs göğüse çatışmalar yaşanıyordu
ve her iki taraf da çok sayıda ölü ve yaralıya sahipti. mamayev kurgan mahallesini önce almanlar ele geçirmişti ve daha sonra ruslar ele geçirmişti. daha sonra savunma pozisyonu alan ruslar, almanlar'ın birkaç üst üste saldırısına rağmen mahalleyi savunmayı başarmışlardı.

18 eylülde rus deniz piyadeleri volga nehrinden gemiyle geçip stalingrad'ın kuzeyinde gemiden inip mevzilenmişlerdi
bölgedeki büyükçe bir tahıl ambarının etrafında mevzilenen rus piyadeler savunmaya geçmişti. aynı gün içinde almanlar buraya 10 defa saldırmışlardı ve her seferinde geri püskürtülmüşlerdi. aynı gün hitler'in karargahındaki bir toplantıda alman generallerden biri "rus şehirlerini almak istiyorsak onları önce tamamen yıkmalıyız ki direniş kalmasın" fikrini ortaya atacaktı. bu da direnişin ne kadar şiddetli olduğunu göstermeye yetecektir.


22 eylülde çatışmalar büyüdü
22 eylülde günlerce süren ve her iki taraftan binlerce askerin canına malolan çatışmalar sonunda almanlar stalingrad'ın şehir merkezine ulaşmıştı. burada rus askerlerine seslenen ve uçaklarla broşür atan almanlar, tüm rus askerlerinin teslim olmasını istiyordu. ruslar ise teslim olmayı kabul etmemişti. stalingrad'ın bir çok bölgesi hala ruslar'ın kontrolü altındaydı. hitler bu işe sinirlenip genelkurmay başkanı franz halder'i görevden alacaktı.


23 eylülde ruslar şehrin kuzeybatısındaki kenar mahalleleri geri almak için saldırıya geçti
bu saldırıya katılanlar arasında sibirya'dan gönderilen ve şehre nehir üzerinden feribotla giren 2 bin taze rus askeri de vardı. saatlerce süren çok şiddetli çatışmalar sonunda almanlar bu bölgeden geri çekilmeye zorlandı. almanlar aynı gün karadeniz sahillerindeki rus şehirlerine saldırdılar ama birçok şehirden geri püskürtüldüler.


24-25 eylülde olanlar ise şunlar
24 eylülde nazi üniforması giymiş 600 rus partizan nazilerin mevzilerine sızarak toplarla ve ağır silahlarla ateş açtıktan sonra geri çekildi. olayda almanlar'ın askeri tedarik bölgesi ve deposunda yangın çıktı.

25 eylülde alman tankları şehrin güneybatısındaki sanayii bölgesine girerek bazı fabrikaların alanlarını ele geçirmeye başladı. almanlar vargüçleriyle saldırıyor, ruslar da var güçleriyle direniyordu. şehrin çok kısa süre içinde ele geçirilemeyeceği anlaşılmıştı ve almanlar kişi burada geçirmeyi hiç mi hiç istemiyordu.


27 eylülde şehirdeki komünist partinin ana binasında nazi bayrağı dalgalanıyordu ama binadan geriye pek bir şey kalmamıştı
ruslar için bu bina bir prestij unsuruydu ve binanın geri alınması çok önemliydi. feribotla nehirden çok sayıda asker getirilmiş ve almanlar'ın ağır bombardımanı ve top atışı arasında bu askerler karaya çıkartılıp binanın yeniden alınması için karşı saldırı başlatılmıştı. hitler aynı gün şehrin ele geçirildiğini dünya'ya duyurmak için berlin'e geçmişti ama henüz almanlar şehri ele geçirmekten çok uzaktılar. şehrin birkaç yüz km kuzeyinde saldırı başlatan ruslar da nazilerin ellerindeki köylerden 25 tanesini geri almayı başarmıştı.

3 ekime girildiğinde şehrin bir kısmına almanlar, bir kısmına ruslar hakimdi
almanlar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, rus direnişçileri şehirden atamıyorlardı. üstelik şehre dışardan takviye asker gelmesini de engellemiyorlardı. ruslar hala volga nehrinde feribot çalıştırıyor ve bu sayede şehre asker taşıyordu. yaralı askerler de şekilde şehirden taşınıyordu. naziler bunun önüne bir türlü geçemiyordu. son 10 günde 160 bin rus askeri volga nehri üzerinden takviye olarak şehre girmeyi başarmıştı.


5 ekimde stalin şehrin tamamının alman işgalinden kurtulunması emrini verdi
ayrıca ingilizler ruslar'a bir çok savaş uçağı bağışlayacaktı çünkü ruslar'ın elinde yeterince savaş uçağı kalmamıştı. amerikanlar da ruslar'a çok sayıda silah ve telsiz satacaktı.


11 ekimde almanlar şehre son bir saldırı yapıp tüm ruslar'ı şehirden atmak için hazırlıklara başladı
hazırlıklar üç gün sürecekti ve saldırı 14 ekimde başlayacaktı. bu sırada rus partizanlar bölgeye kafkasya'dan giden demiryollarını bir çok yerden havaya uçurmuşlardı ve almanlar'ın trenle bölgeye takviye göndermesi imkansızlaşmıştı. almanlar 14 ekim'de saldırıya başladığında saldırıda 300 tank görev alacaktı. bunların görevi şehrin altını üstüne getirip hayatta kalan kaç rus askeri varsa hepsini imha etmekti. şehirde bir çok bina yıkılmış ve harabeler kalmıştı ama buralar bile bombalanacaktı. özellikle şehrin sanayii bölgesine yoğunlaşan alman askerleri fabrikalarda saklanan ve direnen rus askerlerine bomba yağdırıyordu. bu fabrikalardan biri traktör fabrikasıydı. almanlar önce fabrikayı tamamen çember içine aldılar, sonra da saldırıya geçtiler. saldırıdan sonra fabrikanın dış kapılarına ulaşan almanlar yine saldırmaya devam ediyordu. fabrikanın her yeri alevler içindeydi ve çatışmalar hala bitmemişti. ruslar bir türlü pes etmiyordu. hatta bazen ruslar karşı saldırıya geçip almanları dışarı atıyorlar, sonra almanları geri gelip fabrikaya yeniden giriyordu. fabrikanın her katında, her odasında çatışma vardı. yıkılan binaların temellerinde bile çatışmalar sürüyordu. gün boyunca yaralanan 4 bine yakın rus askeri feribotla volga nehrinden taşınacaktı.


15 ekimde almanlar şehri bombalamaya ve saldırmaya devam ediyordu
ama şehirde kalan rus askerlerinin pes etmeye hiç niyeti yoktu. almanlar 15 ekimin sonunda saldırıyı sona erdirip 3 günlüğüne mola vermeye karar vermişti. şehir hala düşmemişti ve alman askerleri yorgun düşmeye başlamıştı.


18 ekimde almanlar şehre yeniden saldırdı
aynı gün şehirde çok şiddetli bir yağmur vardı. bir yandan yağmur, bir yandan mermi ve bombalar şehre yağıyordu. şehirdeki traktör fabrikası daha fazla direnemeyecekti. zaten geriye fabrikadan pek bir şey kalmamıştı. şehrin harabelerinde alman ve rus askerleri göğüs göğüse çarpışıyordu ve yıkılan binaların arasında binlerce ceset vardı. bölgedeki 4 fabrikada almanlar ne kadar uğraştılarsa ruslar'ı atamamışlardı. ayrıca bir çok mahallede rus kontrolü devam ediyordu.

21 ekimde almanlar şehri hala ele geçirememişti ama hitler "ruslar'ın şehirdeki son birkaç gününü yaşadığına" inanıyordu. kimse ruslar'ın daha fazla dayanacağına inanmıyordu.


kasım ayı geldiğinde ruslar şehri hala bırakmamıştı
almanlar şehri hala ele geçirememişti. almanlar ikinci dünya savaşının başından beri ilk kez bu kadar aciz durumdaydılar ve ilk kez insanların kafasında soru işaretleri dolaşmaya başlamıştı. bu belki de almanya'nın savaşı kaybedeceğinin ilk işaretiydi.


8 kasım'da olanlar şuydu
hitler "şehri ele geçirdik, şu anda ufak direniş cepleri var ve onları temizledikten sonra şehir tamamen bizim olacak" açıklamasını yapacaktı ama bu tam olarak gerçekleri yansıtmayacaktı. almanlar ellerindeki zırhlı ve hava araçlarını kuzey afrika'ya kaydırmaya başlamıştı. bu da stalingrad'a olan alman baskısını azaltacaktı.


11 kasımda topçu ve hava bombardımanını arkasına alan alman tankları sanayii bölgesine yine girip 2 fabrikayı daha ele geçirdi
ama şu ana kadarki gelişmeler hala almanlar'ın istediğinden çok uzaktı. aynı gün ruslar'ın pek sevmediği bir olay olmuştu. yaklaşan kış nedeniyle volga nehri donmaya başlamıştı. bu da volga nehrini feribotlar vasıtasıyla asker taşımak için kullanan ruslar'ın pek seveceği bir gelişme değildi. ayrıca yoğun rüzgar nedeniyle gün boyunca rus uçaklarından rus askerlerine paraşütle atılan yiyecek ve cephaneler de alman tarafına düşmüştü. şehrin tam ortasında alman tankları vardı ve şehirdeki rus savunması ikiye bölünmüştü. yine de ruslar pes etmeyecekti.


19 kasımda işler almanlar'ın istediği gibi gitmemeye başlamıştı
şehirdeki rus askerleri ellerinde kalan tüm gücü birleştirip almanlar'a karşı saldırıya geçecekti. bu da köşeye sıkışan bir kedinin son gücüyle saldırması gibi birşeydi. bu saldırı sonunda ruslar ağır kayıplar vererek şehri kaybedebilirlerdi veya almanlar'ı şehirden atabilirlerdi. kelimenin tek anlamıyla rus ruleti oynanıyordu. bir anda 3,500 havan topu ve roketatar almanlar'ın bulunduğu mevziye bomba yağdıracak ve almanlar ne olduğunu anlayamadan ruslar saldırıya geçecekti. ruslar'ın ilk hedefi almanlar'ın yanında getirdiği romanyalı askerlerdi. bu askerlerin arasında macar ve italyanlar da vardı ve bunların pek savaş tecrübesi yoktu. ruslar'ın ilk saldırısında bu askerlerden 65 bini kuşatıldı ve esir alındı. 24 saat içinde 65 bin düşman askerini esir alan ruslar böyle bir şeyi beklemiyordu.


20 kasımda ruslar turan taktiğine benzer bir taktik geliştirmeye karar verdiler
şehrin etrafında kuşatma halinde duran alman askerler çember içine alınacaktı. böylece çember içinde çember olacak, almanlar ironik bir şekilde ele geçirmeye çalıştıkları şehirde çemberin içine düşecekti. almanlar bunu anlamıştı ve alman generallerden von paulüs askerleri şehrin dışına çıkartmaya karar vermişti. olay hitler'in kulağına gittiğince çok kızan hitler, askerlerin şehirde kalıp sonuna kadar savaşması gerektiğini söyleyince almanlar kuşatmayı yarma fikrinden vazgeçtiler.


22 kasımda 250 bin alman askeri ruslar'ın kuşatması içinde kalmıştı
savaşın başında kuşatan almanlar'dı ve şimdi kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşmüşlerdi. general von paulüs yeniden kuşatmayı yarmak için hitler'den izin istedi ama telgrafına cevap alamadı. hitler çoktan berlin'i terk etmişti ve trenle yolculuk etmekteydi.


kasımın geri kalanında olanlar ise şunlardı
24 kasım'da hitler yeniden general von paulüs'a ulaşarak "bu şehri zar zor ele geçirdik, kesinlikle geri çekilmeyeceğiz, sonuna kadar savaşın, kuşatmayı yarmak gibi bir planımız yok" mesajını iletti. artık almanlar'ın bir çaresi kalmamıştı. ruslar'ın kuşatması da gittikçe daralan bir çember şeklindeydi.

28 kasımda ruslar'la almanlar arasındaki şiddetli çatışmalar devam ederken hitler stalingrad'a takviye asker yollayıp kuşatmayı dışardan kırmaya karar verdi. aynı zamanda ruslar da kafkasya'yı geri almak için karşı saldırıya geçmeye başladı.


kasımda stalingrad'dan bir görüntü.
8 aralık'ta almanlar'ın tüm çabaları sonuçsuz kalmıştı
şiddetli çatışmalar devam ediyordu. almanlar hava kuvvetlerini kuzey afrika'ya kaydırdığı ve iki cephede mücadele ettiği için stalingrad'daki askerlerine dışardan pek yardım gönderemiyordu. kafkasya'da da ele geçirilen yerler birer ikişer yeniden kaybediliyordu. alman askerleri rusya'nın sert kısına pek hazırlıklı değillerdi. zaten yazın buraya geldiklerinde kısa kadar burada kalacaklarına ve çatışmaların hala devam ediyor olacağına kimse ihtimal vermiyordu.



17 aralığa gelindiğinde alman askerleri hala çemberin içindeydiler
çemberin içindeki askerleri kurtarmak için bölgeye gelen alman askerleri de sovyet çemberini kıramamışlardı. işin ilginç tarafı bu iki grubun birbiriyle iletişimi de çok azalmıştı ve ruslar bu iki grubu birbirinden uzak tutmak için mücadele ediyordu.

19 aralık'ta çemberin içindeki ve dışındaki alman askerleri bir araya gelebilmek için hücuma geçmeye karar verdiler. iki grup da rus askerlerine karşı saldırıya geçecekti ve çemberin içindeki askerler kurtarılacaktı. bundan sonraki hedef de şehri yeniden ele geçirmekti.


20 aralık'ta almanlar'ın çemberi kırmak için yaptıkları saldırı başarısız olmuştu
artık çember içindeki alman askerlerinden umut kesilmeye başlanmıştı. üstelik bu askerlerin tank ve askeri araçlarında çok fazla mazot da kalmamıştı. bu da onların kuşatmayı yarmasını daha da zorlaştıracaktı.


23 aralık zorluydu
23 aralık'ta rus kuşatmasını yarmak için dışardan gelen alman zırhlıları stalingrad'a 40 km mesafeye kadar yaklaşmıştı ve ruslar'a ateş açmaya başlamıştı. çemberin içindeki almanlar'ın araçlarındaki yakıt ise onları en fazla 25 km taşıyacak kadardı. bu durumda almanlar'ın ellerindeki askeri araçlarla kuşatmayı yarması imkansızdı.


aralığın geri kalanında şunlar gerçekleşti
24 aralık'ta çatışmalar tüm şiddetiyle devam ederken ruslar dışardan gelen zırhlıları şehrin dışında tutmaya ve şehirdeki kuşatmayı sağlam tutmaya özen gösteriyordu.

27 aralık'ta almanlar kafkasya'dan çıkmaya karar verdiler çünkü burada işler hiç iyiye gitmiyordu ve kış da sert yüzünü gösteriyordu.

29 aralık'ta stalingrad'a yakın olan ve almanlar'ın kuşatmayı dışardan yarmak için üs olarak kullandığı şehirlerden kotelnikovo ruslar tarafından ele geçirildi ve almanlar'a büyük bir darbe daha vuruldu.


1943'un yılbaşı almanlar için pek iyi başlamayacaktı
fransa'dan gelip stalingrad'a 40 km kadar yaklaşan almanlar, ruslar tarafından pusuya düşürüldü. ruslar almanlar'ı geri püskürtmekle kalmadılar, çatışmadan sonra onları takip edip kovalamaya başladılar. günün sonunda alman konvoyu şehre 250 km uzaklığa itilmişti. şehrin içindeki kuşatma halindeki almanlar da telef olmaya devam ediyordu.

4 ocak'ta mozdok, 5 ocak'ta nalçık şehirleri ruslar tarafından alman işgalinden kurtarıldı. kafkasya'da almanlar'ın pek bir etkisi kalmamıştı.


sovyet kuvvetleri.

8 ocak isteği
8 ocak'ta stalingrad'daki operasyonları yöneten rus general rokossövsky alman general von paulus'a ulaşarak almanlar'ın teslim olmasını istedi. von paulus teslim olmak istiyordu çünkü şehirde artık savaşı kazanmak imkansızdı ama hitler aynı fikirde değildi. hitler inatla stalingrad'daki askerlerin sonuna kadar savaşmasını istiyordu.


9 ocak operasyonu
9 ocak'ta rus general rokossövsky şehirde çember içinde kalmış tüm alman askerlerinin imha edilmesi için ???????? ?o???o (operation ring) başlatıldı. ruslar şehirdeki savaşı bitirmeyi ne pahasına olursa olsun istiyorlardı ve bunun için binlerce alman askerini imha etmeleri gerekiyorsa bunu yapmaktan çekinmeyeceklerdi. son günlerde yüzlerce alman uçağı düşürülmüştü ve almanlar'ın bölgedeki askerlerine havadan tedarik yollaması imkansıza yakındı. ayrıca cephede 12 bin yaralı alman askeri vardı ve bunların da şehirden çıkartılması mümkün değildi. şu anda şehirde her şey almanlar'ın aleyhine işliyordu.


14 ocak'ta ruslar almanlar'ın stalingrad yakınlarındaki iki havaalanından biri olan pitomnik'e saldırdılar


buradaki havaalanı bir daha kullanılamaz hale getirildi. böylece stalingrad yakınlarında almanlar'a ait sadece bir havaalanı kalmıştı ve almanlar'ın şehirde çember içinde kalan askerlerine havadan yardım atması daha da zor hale getirilmişti.

24 ocak'ta von paulüs hitler'e ulaşarak teslim olmak için izin istedi
hitler de "şehirdeki direnişimiz son alman askeri ölene kadar devam edecek" cevabı verdi. aynı gün ruslar almanlar'a ait bölgedeki ikinci havaalanını da ele geçirdiler. böylece almanlar'ın bölgede hiçbir havaalanı kalmamıştı ve şehirdeki askerler kendi başlarının çaresine bakmak zorundaydılar. aynı günlerde almanya seferberlik ilan edecekti ve ülkedeki 15 yasından büyük tüm erkekleri askere alacaktı.


27 ocak'ta churchill ve roosevelt savaşı bu yıl sonuna kadar bitirmeye karar vermişlerdi
bunun için de ruslar'a her türlü maddi ve silah yardımı yapılacak ve almanlar'ın rusya'dan tamamen atılıp avrupa'da köşeye sıkışması için hiçbir masraftan kaçınılmayacaktı. ayrıca almanya'nın havadan bombardımanı hızlandırılacaktı.


31 ocak'ta hitler von paulus'u mareşal rütbesine çıkarttı ama aynı gün von paulus ruslar'a teslim olmayı kabul etti
şehirdeki alman askerlerinin büyük çoğunluğu ruslar'a teslim olacaktı. o güne kadar şehirdeki 290 bin kadar alman askerinden 160 bini öldürülmüştü. 34 bin asker de bir şekilde şehirden çıkartılmıştı. geriye kalan 90 bin asker de açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. bunların da bir çoğu esir düşecekti veya ölecekti.


2 şubat'ta almanya'da stalingrad mağlubiyeti için 2 gün yaş ilan edilecekti
savaşı kazanan ruslar'a da madalya verilecek ve zafer birkaç gün boyunca kutlanacaktı. bu sadece bir şehrin naziler'den kurtarılması değil, aynı zamanda naziler'in rusya topraklarındaki ilerleyişinin tamamen durdurulması demekti. sonraki birkaç günde ruslar saldırıya geçerek karadeniz kıyılarındaki alman işgalindeki şehirleri de kurtarmaya başladılar.

10 bin kadar alman askeri sovyetler'e teslim olup işkence altında ölmektense savaşmaya karar vermişti. şehirde gerilla savaşı başlamış ve saldıran taraf ruslar, gerilla savaşı yapan taraf da almanlar'dı. bu 10 bin alman 2 ay daha direnişe devam etmişti. mart ayında 3 bine yakını öldürülen almanlar'dan geriye kalanlar esir alınmıştı ve stalingrad savaşı tamamen bitmişti.


savaşın başındaki istatistikler

almanlar:

290 bin asker

3 bin top

500 tank

600 savaş uçağı (sonradan 1600'e cikartıldı)

ruslar:

190 bin asker

2 bin 200 top

400 tank

300 savaş uçağı


savaşın sonlarına doğru istatistikler

almanlar:


1 milyon asker

10,250 top

675 tank

732 savaş uçağı

ruslar:

1 milyon 100 bin asker

15,500 top

1,500 tank

1,100 savaş uçağı


zayiatlar


almanlar:

750 bin ölü ve yaralı asker

91 bin esir

900 uçak imha

ruslar:

500 bin asker ölü

650 bin asker yaralı

40 bin sivil ölü

4,300 tank imha

2,700 uçak imha



Savaşın Türkiye için önemi ile bitirelim
stalingrad, gerçekten ii. dünya savaşı'nın dönüm noktasıdır. bizim için de o kadar önemlidir ki, eğer stalingrad savaşından almanya galip ayrılsaydı türkiye cumhuriyeti ile alman reich'i arasında bir müttefiklik olması kaçınılmaz olacaktı. hitler`in planladığı da buydu zaten. savaş sonrası alman dışişleri bakanlığından ele geçirilen yazışmalarda görüldüğü üzere her belgede stalingrad sözü geçiyor, türkiye`den gönderilen yazılarda "stalingrad'ı bitirin, sizinleyiz" temalı mesajlar geliyordu (illa okuyacağım derseniz alman dışişleri bakanlığı 1941-1943 türkiye ile gizli yazışmalar kitabını bulun). özellikle 1942 sonrası 1943 başlarında türkiye`ye bu kadar fazla silah yollamasının bir sebebi de budur. stalingrad'ın alınacağına kesin gözüyle bakan hitler artık operation blau'nun bir parçası olan kafkasya harekatında türkiye`nin aktif bir rol oynayacağını düşünüyordu. bu yüzden türkiye`ye yavaş yavaş modern savaş araç gereçleri gönderilmeye başlanmıştı bile.

(bkz: ikinci dunya savasi zamaninda turkiye/#5772245)

bu gönderilen araç gereçler bazılarına (romanya ordusu) öyle bir batmıştır ki, stalingrad`da 6. ordunun kuşatmaya alınmasına sebep olan romen ordusu generalleri (sovyetler stalingrad kuşatmasını zayıf olduklarını bildikleri romen ordularını ezerek gerçekleştirmişlerdir) kendisini bu büyük hezimetten sonra şu şekilde savunmuşutur:

"almanya hali hazırda müttefiği olan bazı ülkelere yardımda bulunacağına müttefik olup olmayacağı henüz belli bile olmayan ülkelere yardım etmeyi daha uygun görmektedir!"

yani kısacası romenler türkiye`ye yapılan yardım o sıralarda bize yapılsaydı sovyetler karşısında savunmamız çökmezdi demek istiyorlar.


türkiye ile ilgili kısma dönecek olursak
almanların stalingrad kuşatması bilindiği gibi başarısız oldu ve de türkiye doğal olarak almanya`ya karşı yeniden tarafsız konuma geçti. yine de türkiye ve almanya müttefikliği 1943 yılında kharkov (bkz: kharkiv/#10182227) ve kursk muharebelerinde de aynı stalingrad`da olduğu gibi gündeme geldi. silah yardımları, toplantılar, türk komutanların doğu cephesine çağrılması, 503. ağır tiger tank tugayının türk subaylara doğu cephesinde gösteriler yapması (bkz: türkenübung), hüseyin erkilet (emekli) ve ali fuad erden gibi komutanların führer ile bizzat toplantı yapmaları... ancak kharkov`da, kursk de hitler in düşündüğü gibi gitmedi ve türkiye'nin artık almanya'nın savaşı kazanacağını düşünenlerin sayısında büyük bir azalma oldu dolayısıyla da almanya ile ilişkiler yeniden tarafsız konuma geçti. artık 1944'ten sonra nasıl bir alman zaferi mümkün değilse türk alman müttefikliği de mümkün değildi.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Esenboğa, 600 yıllık bir hezîmetin adıdır

Timur'un generali Esenboğa'nın, daha doğrusu ‘‘İsen Buga''nın Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentindeki havaalanına kadar uzanmasının kısa öyküsü:

İsen Buga, Asya'daki Türk imparatorluklarından biri olan Çağatay Devleti'nin hükümdarıydı. Hızır Hoca'nın torunu ve Üveys Han'ın oğluydu ve soyu Cengiz Han'a gidiyordu.

Timur'un 1380'lerde kendi imparatorluğunu kurmasından sonra onun hákimiyetini kabul eden sultanlar, hakanlar ve şahlar unvanlarını korudular ama bağımsız birer devlet başkanı olmaktan çıkıp Timur'un generalleri haline geldiler. Doğu Türkleri'nde o devirlerde ‘‘hakan'' veya ‘‘han'' unvanını kullanabilmek için mutlaka Cengiz Han'ın soyundan gelmek şartı vardı. Cengiz aslen Moğoldu, Timur ise Türk'tü, dolayısıyla Cengiz'le arasında hiçbir kan bağı yoktu ve bütün gücü elinde tutmasına rağmen geleneği bozmadı ve ‘‘han'' unvanını almadı. Sadece ‘‘Emir'' unvanını kullanmakla yetindi ve Cengiz Han'ın torunlarından olan Mahmud adındaki Türkleşmiş bir Moğol prensini sembolik olarak devletinin başına geçirdi. Mahmud Han her ne kadar ‘‘Han'' olarak görünüyor ve fermanlara onun adı yazılıyorsa da bu sadece geleneklere uymak için yapılmış göstermelik bir işti, devlet demek Timur'un bizzat kendisi demekti ve Mahmud Han'ın asıl vazifesi Timur'un ordusunda ve onun emrinde bir general olmaktan ibaretti.

MUTLU ÖKÜZÜN FİLLERİ

İşte, İsen Buga da aynı ordunun aynı durumdaki generallerinden biriydi. Cengiz Han'ın soyundan geldiği için ‘‘Han'' unvanını taşıma hakkı vardı ama herşeyiyle Timur'un emrindeydi ve kumandası altındaki birliklerle Timur'la beraber diyar diyar gezip savaşıyordu.

İsen Buga, Timur'la Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid arasında 1402'de Ankara'da, Çubuk taraflarında çıkan savaşta da bulundu. Bazı harp tarihçilerine göre ön saftaki hücum birliklerinin, başka görüştekilere göre ise Timur'un meşhur fil müfrezelerinin kumandanıydı. Karargáhını bugün kendi adıyla anılan yerde, daha doğrusu adının bozulmuş şekli olan ‘‘Esenboğa'' taraflarında kurdu. Efendisinin 1402 Temmuz'unun son haftasında yapılan savaşın galibi olmasında onun büyük rolü vardı. Timur'un iki oğlunun, Miranşah'la Şahruh'un birliklerinin saldırıları karşısında sıkıntılı anlar geçirmekte olan Osmanlı ordusu İsen Buga'nın fil müfrezelerini ön hatlara sürmesi üzerine tam bir bozguna uğradı. Yıldırım Bayezid, Timur'un káğıt üzerindeki hükümdarı Mahmud Han tarafından esir alındı, neticede herkesin bildiği acı son geldi, Yıldırım birkaç ay sonra canından oldu ve Osmanlı devleti parçalanıp bir ‘‘fetret'' devri yaşadı.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Resimden Müziğe Kadar Avrupa'ya Damgasını Vurmuş Türk Modası: Turquerie Akımı
16. yüzyılda başlayan ve Avrupa'da dalga dalga yayılan bu akım asıl zirvesine 18. yüzyılda ulaşmış. Resimden müziğe ve hatta modaya kadar birçok alanda Avrupa'da Osmanlı esintilerinin başrol olduğu bu akım birçok kültüre bir süre yön vermiş.


bu akıma turquerie ya da türköri denmesinin nedeni dönemin süper gücü osmanlı imparatorluğu'nun merkezinin türkiye ya da türkler olmasıdır. bu fenomen avrupa'da oryantalizme olan ilgi ve osmanlı'nın avrupa ile artan ticari ve diplomatik ilişkilerinin gelişmesi sonucu artmıştır, zirvesi ise 18. yüzyıldır.

rönesans ve keşiflerin ardından avrupa burjuvazisi uzaklarda olan, uzaklardan gelen egzotik şeylere inanılmaz ilgi göstermeye başladı. ticaretle uğraşan zengin burjuva kesiminin bireysel zevkleri ve merakı turquerie modasını yaratan en önemli etmen olmuştur. burjuvalar birikimlerini bu modayı oluşturan objelere harcayarak turquerie’nin avrupa’da yayılmasını sağlamışlardır. parlak, canlı, nakışlı, çoğunlukla kadife dokulu, çiçek desenli türk kumaşlar, kaftanlar, sarıklar, örtüler, türk halıları, mobilyaları, lokum, tütün, nargile, çubuk, hamam, havlu/peşkir, kavuk (serpuş), lale ve nar figürü, kahve, kruasan, "sorbet" olarak adlandırdıkları şerbet, sofa ve divan, gümüş kemer, takunya, ankara tiftik keçisinden elde edilen "mohair" (angora) yünü, minyatür portreler, iznik seramikleri, çiniler, osmanlı çadırları, köşk ve şadırvanları, ahşap edirnekâri, türk enteryörleri, oryantal çiçek motifli bursa çatma, ipek kumaşlar ve bunun gibi türk işi objeleri kullanmak statü gösterdiği gibi kişinin açık görüşlü olduğunu ve bir "dünya insanı" olduğunu gösteren ibarelerdi.


avrupa'da turquerie modasının 1669'da kolbaşı müteferrika süleyman ağa'nın sefaret görevi nedeniyle fransa'ya gitmesiyle başladığı düşünülüyor
o yıllarda osmanlı ile fransa arasındaki ilişkiler gergindi, osmanlı fransa'nın ticaret yapmasını engelliyordu bu nedenle fransa kralı 14. louis zor durumdaydı. osmanlılardan fransa'ya bir elçi göndermelerini istedi. osmanlı kabul etti ancak, rütbesi çok düşük birini, kolbaşı müteferrika süleyman ağa'yı gönderdi. oryantalizm merakı olan avrupalılar, süleyman ağa'yı o dönemde hiçbir diplomatın görmediği ilgi ile karşıladı, adına balolar düzenlediler. öbür yandan süleyman ağa ise tüm protokollere aykırı davranıyor, kralla görüşmeden başbakanla görüşmeyi reddediyor, kral 14. louis'nin huzuruna alelade kıyafetlerle çıkıyordu. tabii tüm bunlara rağmen süleyman ağa'ya olan ilgi azalmıyordu. hatta bu olaylara şahit olan moliere, le bourgeois gentilhomme(kibarlık budalası) adlı komedisinin ünlü sahnesinde fransızlar'ın türk elçisine bu derecede rağbet etmeleriyle eğlenmiştir. süleyman ağa'nın versailles sarayında kabulünde, moliere'in bu eseri sergilenmiş, oyunda türk aksesuarları kullanılmış, asrın en büyük batı bestekarı jean-baptiste lully bu oyun için türkler töreni'ni (ceremonie des turcs) bestelemiştir. rivayete göre kral, süleyman ağa'nın rütbesini sonradan öğrenmiş ve gösterilen ilgiden ötürü pişman olmuştur. ancak bilinen gerçek, süleyman ağa'yı ziyarete gelen parislilerin osmanlı kıyafetleriyle ikram edilen kahvelerle tanışmasıdır. süleyman ağa'dan sonra avrupa'da kahve modası başlayacaktır.


avrupa'da turquerie'nin patlaması ise 1717'de istanbul'a büyükelçi olarak atanan john montagu'nun eşi lady mary wortley montagu'nun türk dünyasını, adetlerini, hamamlarını, kadınlarını ve modasını tasvir ettiği mektupları ile olmuştur
(montagu'nun mektupları daha sonra letters from turkey - şark mektupları olarak kitaplaştırılmıştır.) montagu'nun avrupa'ya döndükten sonra bahsettikleri, henüz avrupa'da uygulanmayan çiçek aşısı'nın osmanlı'dan avrupa'ya getirilmesi ile birlikte turquerie avrupa'da zirve yapmıştır denilebilir. artık avrupa'da tam anlamıyla bir türk modası hakimdi. nargileler, kaftanlar, ayrıntılı türk kostümleri, objeleri...


Geleneksel Osmanlı kıyafetleri içinde Lady Mary Wortley Montagu

türkler'e olan bu ilginin karşılığını en iyi görmüş isimlerden biri ise yirmi sekiz mehmet çelebi'dir. kendisi 1720 yılında paris'e elçi olarak gönderilmiş, orada merak ve hayranlık oluşturmuştu. çelebi'nin paris'e gittiği dönem ramazan ayı içerisindeydi ve parisli kadınların onu, ramazan yemeklerini, teravih namazlarını saatlerce izlemek üzere izin aldıkları bilinir. yirmisekiz mehmet çelebi paris'e turquerie'nin en yoğun yaşandığı dönemde gitmiş olmasına karşın kendisi fransız hayranı olarak ülkesine dönmüştür. fransız sosyal hayatı, gece düzenlenen davetler yatsı ezanından sonra uyuyan osmanlılar için oldukça ilginçtir. yirmi sekiz mehmet çelebi 1721'de yazdığı fransız sefaretnamesi'nde bunların yanı sıra teknolojik gelişmelerden, paris'in şehir planlamasından, sarayların bahçe dizaynından, fransız kadınların toplumdaki konumundan bahsetmiş, osmanlı'da matbaa'nın kurulmasını ve lale devri'nin ivmesini sağlamıştı.


turquerie modası mimari, edebiyat, kıyafet, mobilya, müzik ve resim sanatını da etkiledi
pek çok sanatçının hayal gücünü doğu mistizmi, harem, oryantalizm şekillendirdi. jean-etienne liotard adlı isviçreli bir ressam hayatının uzun bir dönemini izmir ve istanbul'da geçirmiş, türkleri ve türk kıyafetlerini gösteren pek çok resim yapmış, avrupa'da ‘peintre turc’ (türk ressamı) olarak anılmıştır. turquerie modası, avrupa resim sanatını o kadar etkilemiştir ki, dönem portrelerine bakıldığında objelerin, kıyafetlerinin, sahnenin türk esintileri taşıdığı görülür. portrelerde poz, kıyafet, sahne seçimi statünün belirtilmesi açısından önemli olduğu için son moda türk kıyafetleri, divanlar, sarıklar, kahveler, tüller portrelerin çoğunda görülür.




turquerie, avrupa müziğini de etkilemiştir
ilk zamanlar mitolojik öğeler, hikayeler içeren operalarda, oryantal öğeler, türkler ve turquerie hakim olmaya başlamıştır. 1693'te reinhard keiser fatih sultan mehmet'in istanbul'u fethinden bahsettiği basilius operasını bestelenmiştir. yine fatih sultan mehmet'i anlatan gioachino rossini 1820'de maometto ii'yi bestelemiştir. bunlar dışında yıldırım bayezit ve timurlenk'in ankara savaşı'nı anlatan operalar da bestelenmiştir. bunlara örnek george frideric handel'in tamerlano'su (1724) ve vivaldi'nin bajazet'ıdır(1735). dönem operaları en ayrıntılı harem, cami, kıyafet ve egzotik karakterleri içerir.


neredeyse tamamen osmanlı ya da türk dünyasını tasvir eden operalarda önceleri türk müziğinden hiçbir esinti yoktur. çünkü avrupalılar için türk müziği çok ilkeldir. sadece operaların komik sahnelerinde kısa geçişler amacıyla kullanılmıştır. ancak beethoven ve mozart türk müziğinden esintiler uygulamıştır. beethoven turkish march'ı türk stilinde yazmıştır. mozart'ın ise saraydan kız kaçırma'sı topkapı sarayında geçer. türk despotizmini anlatır. operanın müzikleri ise türk ve yeniçeri müziğinden, mehter marşı'ndan esintiler barındırır. türk enstrümanları kullanılmıştır. ayrıca mozart'ın piano sonata no. 11'in kısımlarından biri rondo alla turca'dır. bu da yeniçeri esintileri taşır. bu eserde "turkish stop" kullanmıştır ki, bu, esere abartılı perküsyon etkisi sağlardı. 19. yüzyıla girilirken operalarda turkish stop kullanmak çok moda olmuştu. piyano üreticileri turkish stop ya da "jannisary (yeniçeri) stop" içeren piyanolar yapmıştı.

turquerie ile kısa süreli de olsa avrupa, osmanlı’nın kıyafetleri, mimari eserleri ve bunun gibi şeyleri ile ilgilenmiştir. fakat bu ilgi hiçbir zaman, batının osmanlı’yı etkilediği ölçüde olmamıştır. bir moda olarak yaygınlaşıp yerini kısa sürede diğer arayışlara ve modalara bırakmıştır.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
Karasakal Lakabıyla Kısa Sürede Büyük İşler Yapan Ünlü Korsan: Edward Teach

1680-1718 yılları arasında yaşayan ve "Blackbeard" (Karasakal) lakabıyla dünyaya nam salan korsan Edward Teach'in hayatının kısa bir özeti.


edward teach, sadece eylül 1717-kasım 1718 arasında (yaklaşık 15 ay) faaliyet göstermiş bir korsan için epeyce ünlüdür.

namı-diyar "karasakal". bu şekilde anılmasının nedeni kolayca anlaşılabileceği üzere uzun, siyah ve gür sakalıdır. maynard tarafından söylendiğine göre sakalını kurdelelerle bağlayıp bir ahtapotun kollarıvari bir görüntü yaratırmış. üzerinde taşıdığı askısında genellikle 5-6 civarı tabanca olduğu da başka bir söylenti.

1701-1714 yılları arasında ispanya veraset savaşında savaşıyor. savaştan sonra ise bir şekilde bahamalar'a new providence'e gidiyor. burada korsan benjamin hornigold ile tanışıyor ve onun mürettebatına katılıyor. korsanlığı oldukça çabuk bir şekilde öğreniyor ve esir alınan bir geminin kaptanlığı hornigold tarafından kendisine veriliyor -ki bu gemi queen anne's revenge'dir-. ardından new providence civarında ünlenmeye başlıyor.

woodes rogers'ın new providence'a gelmesiyle yeni bir üs bulma ihtiyacı ortaya çıkıyor ve kuzey carolina, ocracoke adasına yerleşip bu adanın yakınından geçen gemileri yağmalamaya başlıyor. fakat tabi ki filmlerde ve çizgi filmlerde gördüğümüz gibi her gemiden sandık sandık altın çıkmıyor. karasakal bu yağmalar sonucu ele geçirdiği rom, köle, odun vs gibi sayısız malları yakındaki kasabalarda satıyor. hatta bu amaçla valiye rüşvet vererek hakkında bir af çıkarttırıyor ki yargılanmaktan kurtarabilsin.

neyse, mart ayı civarında ele geçirdiği gemilerle birlikte toplamda 400 mürettebatlık bir donanmanın başındadır. fakat bu süreç boyunca özellikle güney carolina'daki charleston limanının kuşatılması, 8'den fazla geminin yağmalanması ve sürekli şikayetler kraliyet donanmasının dikkatini çekmiş, donanmaya harekete geçilmesi yönünde emir verilmiştir.

bu amaçla, maynard yönetimindeki hms pearl ve hms lyme mürettebatı ocracoke adasının büyük savaş gemilerinin yanaşmasına müsade etmeyecek kadar sığ olması nedeniyle iki küçük şalopa'ya -jane ve ranger- aktarılmış, sayıca az durumda olan karasakal ve mürettebatına -adventure- ani bir baskın düzenlemişlerdir. çıkan çatışmada karasakal adventure'ı, maynard'ın jane'ine aborda etmek gibi bir hata yapmış. bunun sonucunda ise çoğunluğu jane'in güvertesinde saklanmış kraliyet donanması askerleri saklandıkları yerden çıkarak karasakal'ı sayıca az durumda bırakmışlardır. buna rağmen karasakal maynard'ı öldürmek üzereyken maynard'ın mürettebatındaki bir iskoç yardımına koşmuş ve karasakal'ın kellesini uçurmuştur. ardından karasakal'ın kellesi geminin civadrasına asılmıştır.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
05 Temmuz 2019
KUSURSUZ OLMAK

Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı
testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu testilerden birinin yan kısmında
çatlak varmış... Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; ve her seferinde
bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış
eve..Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım;
diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki
testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su
kalırmış...Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı
için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok
utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de
çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen
çatlak testi,ırmak kenarında adama şöyle
demiş:

'Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar
akıp gidiyor..' Adam gülümseyerek dönmüş testiye; 'Göremedin mi? Yolun senin
tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu.

Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.Çünkü ben başından beri senin
kusurunu, çatlaklığını biliyordum..Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve
hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel
çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın
olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim' diye cevap vermiş

Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları
vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı
ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren..

Etrafımızdaki her kişiyi,oldukları gibi kabullenin.. Onlardadaki kusurları
değil, içlerindeki güzellikleri görün...

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Konuyu 4 kişi okuyor. (0 üye ve 4 misafir)
 
Seçenekler
Stil




Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.