Forum Düzeni
Üye Günlüğü
Üyelerimizin kişisel sayfaları olarak da kullanabilecekleri, günlük tutabilecekleri ve hoşuna giden resim, yazı, video paylaşımlarında bulunabilecekleri bölüm.
Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree97Beğeni(ler)

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute

Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı

06 Temmuz 2019
Arap Bir Gezginin 10. Yüzyılda Yaşayan Türklerin Hayatına Dair İlginç Gözlemleri
10. yüzyılda yaşamış bir Arap din bilgini ve gezgini olan İbn Fadlan, o dönemde henüz İslamiyeti kabul etmemiş olan Oğuz Türklerinin yaşadığı Orta Asya'yı ziyaret eder ve gördüklerini "İbn Fadlan'ın Seyahatnamesi" adlı kitabına yazar.


Öncelikle İbn Fadlan Seyahatnamesi hakkında kısa bir bilgi
10. yüzyılda (921) bağdad'dan, itil bulgar kaganı yıltavar'a, yıltavar'ın halifeden istediği din adamı ve bir miktar paranın ulaştırılması için hareket eden heyette katip olarak çalışan ahmed ibni fadlan'ın (ibni fadlan) er-rıhle adıyla kaleme aldığı seyahat notlarıdır. türk tarihi hakkında çok kıymetli bilgiler verir ve bugün, ortaçağ türk tarihi hakkında daha fazla şey bilmemizin müsebbibidir ibn fadlan seyahatnamesi.

bu seyahatname, iran'ın meşhed kentinden zeki velidi togan tarafından bulunmuş ve almanca neşredilmiş, türkiye'de ise hocam ramazan şeşen tarafından bedir yayınları arasında çıkmıştır. sadece tarihle ilgilenenler değil, kültür ile ilgili (karşılaştırmalı türk-arap kültürü) olanlar için de zevkle okunacak kitap. bugün, ortaçağ türk tarihi hakkında söz söyleyeceklerin başvuru kaynaklarında ilk sıradaki eserdir.

Gelgelelim İbn Fadlan'ın bu seyahatnamede Türkler hakkında yazdıklarına
“… bu dağdan geçtikten sonra oğuzlar diye bilinen bir türk kabilesinin bulunduğu yere ulaştık. onlar, kıl çadırlarda oturan ve konup göçen yörüklerdi. göçebelerde âdet olduğu gibi, sık sık yer değiştirdikleri için yer yer onlara ait çadırlar görülüyordu. çok güç şartlar altında yaşıyorlardı.

bunlar yolunu kaybetmiş eşekler gibidirler. bir dine inanmazlar, işlerinde akıllarına başvururlar. hiçbir şeye ibadet etmezler. aksine büyüklerine rab derler. içlerinden biri reisine bir şey danışırsa, ona ‘ey rabbim, bu hususta ne yapayım?’ der.

aralarındaki işleri meşveretle hallederler. bununla beraber bir şeyde ittifak edip onu yapmaya karar verirlerse, içlerinden en aşağı ve en değersiz olan biri gelip ittifaklarını bozabilir. allah’a inandıkları için değil de, sırf yurtlarından geçen müslümanlara yaranmak için aralarında ‘lâ ilâha illâ allâh’ diyenleri gördüm.

içlerinden biri zulme uğrar veya sevmediği bir şey görürse başını semaya kaldırıp ‘bir tanrı!’ der. bu türkçe ‘bir allah’ demektir. zira türkçe’de ‘bir’ vâhid ve ‘tengrî’ ise allah demektir.

küçük ve büyük abdestten sonra temizlenmezler. cenabetten ve diğer hususlardan dolayı yıkanmazlar. bilhassa kışın su ile hiçbir ilişkileri yoktur. kadınları yerli ve yabancı erkeklerden kaçmazlar. aynı şekilde, kadın, vücudunun hiçbir yerini insanlardan gizlemez.

kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. bir gün bir oğuz'un evinde oturuyorduk. karısı da yanımızdaydı. biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı... hepimiz gördük. hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, 'allahım, sen bize günah yazma.' diye yakardık. kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: 'sizin, önünüzde açılmamızın nedeni, gördüğünüz halde kendinizi tutmayı öğrenesiniz diyedir. çünkü ulaşamazsınız; böyle olması, gizli olup da elde edilebilir olmasından daha iyidir.'

zina diye bir şey bilmezler. böyle bir suç işleyen birini ortaya çıkarırlarsa onu iki parçaya bölerler. şöyle ki: bu kimseyi iki ağacın birbirine yaklaştırılmış dallarına bağlarlar. sonra, bu dalları bırakırlar. dalların eski durumuna gelmesi neticesi, o kimse iki parçaya bölünür.

bir türk’ün yurdundan, tanımadığı bir kimse geçip ona ‘ben senin misafirinim. develerinden, hayvanlarından ve parandan şu miktara ihtiyacım var’ derse, türk istediklerini ona verir. eğer tacir bu yolculuğu esnasında ölür ve kafile geri dönerse, türk, kafiledekilere, ‘benim misafirim nerede?’ diye sorar. ‘öldü’ derlerse kafilenin yüklerini indirtir. içlerinde en akıllı tanıdığı tacire vararak yüklerini onun gözü önünde çözer. bir zerre fazlasız, ölen tacire verdiği kadar, bu tacirin paralarından alır… aynı şekilde, bu tacirin develerinden ve hayvanlarından, verdiği miktarı da alır.

oğlancılık onlar arasında çok büyük suçtur.”

kaynak: ibn-i fadlan seyahatnamesi, 10. yüzyıl

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Hayatından Satır Başlarıyla: 9. Başbakan Adnan Menderes'i İdama Götüren Süreç
27 Mayıs 1960 darbesiyle görevden alınan ve 17 Eylül 1961'de idam edilen 9. Türkiye Başbakanı Adnan Menderes'i idama götüren süreç neydi?

adnan menderes; 1899 aydın doğumlu, cumhuriyet tarihinde idam cezası uygulanan en yüksek makam sahibi kişidir
kurtuluş savaşı'na iştirak etmiştir ve istiklal madalyası sahibidir. savaş öncesi izmir'de top koşturmuştur. soner yalçın efendi, kitabında kendisinin kenardan kıyıdan sabetayist olduğunu iddia etse de net bir şey yoktur. zaten aynı kitapta türkiye'nin yarısı sabetayisttir.

1931'de cumhuriyet halk partisi'nden aydın milletvekili seçilmiştir. ismet inönü'nün toprak yasası ile toprak ağası formunu kaybedeceğinden itiraz etmiştir.

1946'da celal bayar, refik koraltan ve fuat köprülü ile birlikte demokrat parti'yi kurmuşlar ve 1950 seçimlerini kazanarak iktidar olmuşlardır. anlatılana göre kendisi başbakanlık beklemediği ve fuat köprülü'nün başbakanlığı alması için görüşmeye gittiğinde bayar tarafından başbakanlık teklif edilmiştir. sebebi de celal bayar'ın menderes'i daha idare edilebilir bir kişi olarak görmesidir.



"yeter söz milletindir" diyerek 1950-1960 arasında 10 yıl 3 gün başbakanlık yapmış olan menderes, 5 hükümet kurmuştur. en önemli icraatleri

- baskıcı rejime karşı çıkmış, üniversitelere özerklik demiş, köy enstitülerini sovyet yanlısı bulmuştur. (gerçi inönü de öyle bulmuştur.)

- milli korunma kanunu kaldırmıştır ama sonradan dara düşünce bir daha çıkarmıştır.

- nato'ya girebilmek için feza uzaklığındaki koreye asker yollamıştır. avrupayla ilişkilerini iyi tutmuş, beş sene sıcak para akışı sağlanmıştır. (türkiyenin ilk görece refahı)

- marshall planı çerçevesinde yardımlar alınmıştır. tabii ilk 4-5 sene için geçerli bir konu bu.

- sanayi ve tarımsal gelişmeler için hamleler yapılmıştır.( tarımsal olarak dikkat çeken değişiklikler belli başlı şeyler zaten. tarımda makineleşme, ilaç uygulamaları, kredi sağlama bilmem ne ama en dikkat çekici özellik, ithal tohum alımlarında ülkedeki fiyat farkı halka yansıtılmamış, tmo tarafından aynı fiyatla verilmiştir. tabii aradaki fark banka kredisiyle karşılanmıştır ama aslına bakarsanız karşılanamamıştır. borç büyüdükçe büyümüştür.)

şimdi buraya kadar aslına bakarsanız bir sıkıntımız yok. 54-55 yılları sonrasında sıkıntılarımız başlıyor

- üniversite özerklik işi yalan edilmiştir.

- basın özgürlüğü kapsamında çok söylemler söylenmiş ama basın özgürlüğü bırakın arttırılmayı daha da berbat bir hale sokulmuştur. hele ki bir basın kanunu var bu dönemde, araştırın enfes maddeler bulacaksınız. (bebek olayıyla ilgili temiz bir maddeyle atıf yapılmış)

- tarım ve sanayi politikaları ülkeyi bir yere kadar götürmüş ama sonra büyük kaynak sıkıntıları çekilmiş ve zart zurt değiştirilmiştir.

- daha dikta bir sisteme geçilmiş. darbe yapılacağı iddiasıyla komutanlar tutuklanmış (asparagas), basın özgürlüğü denilen şey sadece kavramsal bir hale gelmiş. (gazeteler boş çıkıyordu, düşünün) siyasi tutuklamalar (osman bölükbaşı) artmıştır.

- amerikan yardımları bıçak gibi kesilmiştir artık. ülkedeki görece refah bir anda tersine dönmüştür. ithal bir ton makine almışız, araba, otobüs, traktör, tramvay, iş araçları bilmem ne ama araçlar hareket etmiyor. yanlış anlamayın benzin sıkıntısından değil, benzin bolcana var. yedek parça yok, o yüzden.

- bu yüzden iktidara geçerken en çok çemkirilen konulardan bir tanesi hayata tekrardan geçirilmiştir. milli korunma kanunu

- menderesi'n en büyük sıkıntısı, bütçe açığı olmuştur bu dönemde. 1958 yılında baktığımızda 55 milyon küsür dolar bütçe açığı var, bir sene sonra yani 1959 yılına baktığımızda bütçe açığı, 266 milyon küsür dolara çıkıyor.

- üst maddede gözüken uçurumun ana bir sebebi var. 4 ağustos 1958 yılında çıkan istikrar kararları. imf, dünya bankası ve oecd birleşerek türkiye için kararlar alıyorlar, daha doğrusu biz istiyoruz ve bu kararları kabul ediyoruz. devalüasyon yapılarak paranın değerini düşürüyor ve katlı kur sistemine geçiyoruz ama aslına bakarsanız geçemiyoruz, bize geçiriyorlar.

- ilginç bir olay ise 1960 yılında yaşanıyor. darbe zamanlarına yakın bir süreçte bütün ülke kazan kaldırmış bir hale gelmişken, merhum menderes hala bir yerlerin açılışını yapıyor.(yanlış hatırlamıyorsam otel yapımıyla ilgili bir konuydu) buradan çıkaracağımız şey ise, hükumet ve menderes hala darbe yapılacağı ihtimalini düşünmemiş ve bununla ilgili bir önlem hazırlamamıştır.

- örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek.

- 6-7 eylülde azınlıklara yapılan saldırılardan haberi olduğu halde müdahelede bulunmaması.

- devlet radyosunu siyasi çıkar için kullanmak.

- 1954 seçimlerinde demokrat parti'ye oy vermeyen kırşehir'i ilçe yapması.

- tahkikat komisyonu kurup olağanüstü yetkiler vermesi. 15 kişilik komisyon 15 dp'li vekilden oluşuyordu. hem suçlama hem yargılama yetkisine sahipti.

- chp mallarına haksız yere el koydurmak.

- 4 yılda 240 yazarı karşıt yazı yazmaktan ötürü mahkum ettirdi.


sonuç
27 mayıs 1960 günü darbe yapılıyor. darbeyi radyodan duyuran kişi ise alparslan türkeş oluyordur.(bakın darbeyi yapan değil, radyo'da duyuran, cuntanın başı türkeş değil.) bir de menderes'i astıran kişi türkeş değildir. o zaman sürgündedir kendisi.

17 eylül 1961 yılında idam ediliyor.

bu arada 27 mayıs günü ülkede hürriyet ve anayasa bayramı olarak kutlanmaya başlanıyor.(1961 anayasası) 1982 anayasında kaldırılıyor. düşünün 27 mayıs günü ülkede 21 sene bayram olarak kutlanıyor.

asker açısından önemi
darbe ve menderesin idamı ülkede büyük bir sivil otorite boşluğu çıkarıyor. sonraki dönemlerde artık darbeler rahat rahat yapılmaya başlanıyor. "şartların olgunlaşmasını bekle ve darbe yap. hatta yapma, muhtıra yayınla; zaten hükümet kaçar" anlayışı ortaya çıkıyor.


günümüze etkisi
hiçbir zaman bir başbakanın idam edilmesi doğru değildir. bir halepçe katliamı ya da holocaust gibi bir şey yoksa bir başbakanı idam etmek demek otorite boşluğu ortaya çıkarır ve kişiyi kahramanlaştırır. biz şu an bunu yaşıyoruz. adnan menderes kötü bir siyasetçiydi demeye getirmiyorum; aksine, bakarsanız siyasetçinin tam olarak ansiklopedik karşılığıydı ama hiçbir zaman tayyip erdoğan'ın kullandığı bir tabirle "demokrasi kahramanı" değildi. aslına bakarsanız 1954'ten sonra menderes'in demokratlığı, sadece parti ismiyle alakalı bir hal almıştır. bu yüzden tarih bileceksek, nutuklardan değil, belgelerden bilmemiz lazımdır.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Moğol Hükümdarlığının Yıllarca Deneyip Hiçbir Zaman Başarılı Olamadığı Japon İşgâlinin Hikayesi
Moğolların 13. yüzyılda başlayıp yıllarca, farklı hükümdarlarla devam eden Japon işgali sevdası hiçbir zaman tam anlamıyla başarılı olamamış ve hatta Kamikaze tayfunu gibi efsanelere sahne olmuş.


moğol hükümdarı cengiz han‘ın 1227’deki ölümünden sonra yerine geçen oğlu ögeday han önderliğindeki moğol imparatorluğu ilk iş olarak çin’in başındaki song hanedanlığı ile müttefik olarak ortak düşmanları olan curçen tehdidini birlikte yok ettiler, 1234 yılında da jin hanedanlığı‘nı bölüp aralarında paylaştılar. fakat bu ittifak uzun sürmedi ve ögeday’dan sonra yerine gelen yeğeni möngke han, song hanedanlığı’na savaş ilan etti. fakat göçebe moğolların süvari taktikleri, song’un güçlü deniz kuvvetinin manevra kabiliyetlerine işlemiyordu. yüksek surlarla çevrili çin şehirleri de moğol saldırılarına karşı koymakta etkiliydi. hatta 1259’da diaoyu kalesi‘ndeki çatışma, möngke’nin ölümüyle sonuçlandı. böylece kardeşi kubilay han, bütün itirazlara rağmen 1264’de kağan ilan edildi ve savaşı kazanmak adına alternatif fikirler ortaya sundu. song yanlısı güçlü derebeylerini taraf değiştirmeleri için ikna etmek ve deniz ticaretine bağımlı song ekonomisini dize getirmek üzere kore ve japonya başta olmak üzere ticaret yaptığı devletler üzerindeki baskıyı arttırmayı planlıyordu.

kore’deki goryeo krallığı da song ile benzer bir şekilde moğol istilacılara karşı sıkı bir direniş içerisindeydi. krallığın defakto yöneticisi olan choe ailesi, moğollara biat etmek istemiyordu. cengiz de ögeday da defalarca kore’ye sefer düzenlemiş, fakat bu direnci bir türlü kıramamışlardı. sonunda möngke’nin generallerinden calaertay korçi, korelileri bastırıp veliaht prens wonjong‘u esir olarak getirmeyi başarmıştı. kubilay da hakan olduğunda wonjong’u goryeo’ya geri gönderip tahta oturttu. üstüne bir de kızı kutluk kelmiş‘i wonjong ile evlendirerek goryeo krallığı’nı, moğol imparatorluğu’nun -ya da yeni adıyla yuan hanedanlığı‘nın- kuklası hâline getirdi.


Ögeday han

hâlihazırda japonya’nın vasalı ve en önemli ticaret ortağı olan olan goryeo krallığı’nda yaşananlar ve yuan hükümranlığının ortaya çıkması japonya'daki kamakura hükümetini doğal olarak rahatsız etti. shogunluk, yuan tehdidinin giderek yaklaşmakta olduğunun farkındaydı. shogunluk hâlâ japonya içerisindeki meşruiyet sorunları ile uğraşıyor ve giderek özerkleşen bukelerin sadakatlerini garantileyecek politikalar üretmeye uğraşıyordu. kubilay’ın ardı ardına gönderdiği elçiler ve giderek artan savaş ihtimali, ülkedeki dengeleri daha kırılgan hâle getiriyor ve yönetici sınıfın kafasını karıştırıyordu. kubilay karşısında nasıl bir tavır takınılması gerektiği konusunda ortak bir karara varılması zor görünüyordu. ayrıca japonya’ya has imparator-kanpaku-shogun-shikken ve hatta münzevi imparatordan oluşan yönetme ve karar alma durumu da kubilay’ın ısrarlı taleplerine net bir cevap verilmesini güçleştiren sebeplerin başını çekiyordu. ilk yuan elçileri japonya’ya 1267 yılında ulaştılar.

kubilay, “japon ülkesinin kralına” ithaf ettiği mektubunda asırlardır japonya’nın çin’e elçiler göndermiş olmasına rağmen kendisine henüz kimsenin gelmediğini belirtiyor ve goryeo’yu örnek göstererek diz çökmek üzere huzuruna bir japon heyeti davet ediyordu. shogunluk cevap vermiyordu, zira ülke ilk defa bir dış tehditle karşı karşıyaydı ve shogunluk böylesine önemli bir tehdit karşısında ne yapılması gerektiğini bilemiyordu. yuan hanedanı’na biat ederek vasal olmayı kabul ettikleri takdirde kubilay’ın japonya’nın iç işlerine karışacaklarını ve tıpkı çin ve kore’de olduğu gibi rakip klanları kullanarak ülkede zar zor kurulmuş dengeleri bozma ihtimalinin olduğunu biliyorlardı. fakat taleplerini reddetmek de henüz bir savaş hazırlığı yapmadan moğolları öfkelendirmek anlamına geliyordu. bu yüzden japonya kesin bir cevap vermeyerek zaman kazanmaya çalışıyordu. yuan elçilerin kyushu adasındaki yerel yönetim merkezi dazaifu‘dan ileri gitmelerine izin verilmiyor, birkaç ay bekletildikten sonra da herhangi bir cevap verilmeden geri gönderiliyorlardı. her ne kadar japonya’nın bu tutumu moğolları öfkelendirmiş olsa da, kubilay hemen hemen her yıl yeni bir elçi heyeti göndermeye devam etti. yine de hiçbiri heian’daki saraya da kamakura’daki shogunluğa da kabul edilmedi. hatta bazıları japonya’ya dahi ayak basamadan kore ile japonya arasındaki tsushima adasından geri çevrildi. japonların yuan ile iyi ya da kötü herhangi bir ilişki kurmak istemedikleri barizdi. böylece kubilay sefer hazırlıklarına başladı.

1274 yılında kubilay’ın moğol, çinli ve curçenlerden oluşan yaklaşık 22 bin kişilik yuan ordusu, 700-800 gemilik bir filo ile fujian‘daki quanzhou limanından ayrıldı. ordu hakata körfezinde çıktığı gibi hızla ülkenin içlerine doğru ilerlemeye koyuldu. savunmacıların tek tük, düzensiz ve zayıf direnişleri onları durduramadı. japonlar tamamen hazırlıksız yakalanmıştı. bu çıkartma ile başlayan saldırının boyutları, japon halkının tahmin edebileceğinin çok ötesindeydi. tarihte ilk defa yabancı bir güç, japon takımadalarını işgal etmeye çalışıyordu. grup formasyonlarıyla savaşan yuan ordusunun yöntemleri samurayların alışık oldukları düzenden çok farklıydı. geniş davulları ve gongları ile japon atlarını korkutarak kontrol edilemez hâle getiriyorlardı. generalleri yüksek yerlere çıkıp gerileme emri için davul, hücum emri için gong çalıyordu ve yuan ordusu bu işaretlere uyarak savaşıyordu.

her ne kadar genpei savaşı sırasında daha büyük gruplar hâlinde savaşma tecrübeleri olmuş olsa da geleneksel olarak samurayların teketek dövüşmeyi tercih ettiği, moğolların ise çok sayıda askerden oluşan birliklerini davul ve gonglarla manevra yaptırabilecek yöntem ve taktikleri tercih ettiği görülüyordu. ayrıca yine japonların aşina olmadığı yeni tür silahlar ve özellikle de bir tür barutlu el bombası kullanıyorlardı. yuan askerleri geri çekilirken bu el bombalarını üzerlerine hücum eden samuraylara fırlatıyor ve onları sersemletip karıştırıyorlardı. samuraylar gökgürültüsü gibi olan patlamalarla korkuya kapılıyor, gözleri görmez, kulakları duymaz ve yön duygularını kaybedecek hâle geliyorlardı.

yuan ordusu ciddi bir direnişle karşılaşmadan çok süratli bir şekilde kyushu’nun iç bölgelerine yayılmış, ancak fukuoka‘daki sawara‘ya geldiklerinde şansları bitmişti. önce akasaka savaşı‘nda kikuchi takefusa tarafından sürpriz bir saldırı ile kamplarında mağlup edilen yuan ordusu, kaçtıkları torikaigata‘da ise takezaki suenaga ve shiraishi michiyasu tarafından 3,500 kayıp vererek haşat edildiler. bu mağlubiyetler üzerine yorulan yuan ordusu gemilerine doğru geri çekilmiş olsa da, bunu gören japonlar gece saldırıları ile pek çok yuan askerini öldürdü. sonunda yuan ordusu koreli general hong dagu‘nun emriyle japonya’yı terk etmek zorunda kaldı ve genko adı verilen moğol istilalarından ilki japonya’nın zaferiyle sonuçlandı. fakat kamakura hükümeti moğolların döneceğinden emindi ve o gün geldiğinde hazırlıksız yakalanmamak konusunda kararlıydı.


kubilay ikinci saldırı için aceleci olmadı. bir sonraki hamlesi yine barışçıldı. 1275 yılında budist rahiplerden oluşan yeni bir elçi heyetini japonya’ya göndermiş olsa da, sekizinci shikken hojo tokimune buna elçileri idam ettirerek karşılık verdi. bu büyük bir düşmanlık göstergesi olup tek taraflı bir savaş ilanına denk bir davranıştı. shogunluk da bunun ve potansiyel sonuçlarının bilincindeydi ki olası bir yuan istilasına karşı çoktan hakata körfezinde çıkartma yapılabilme ihtimali olan yerlere sekirui denen iri taşlı surlar inşa ederek savunma hatları oluşturmaya başlamışlardı. yuan ordusu tarafından yıkılan hakozakigu tapınağı yeniden inşa edildi. 120 samuraydan oluşan bir gözlem birliği hakata körfezinde konuşlandırıldı. hatta hiçbir zaman hayata geçirilmemiş olmasına rağmen goryeo krallığı’na general shoni tsunesuke önderliğinde bir karşı saldırı yapılması bile gündeme getirildi. sonunda 1279 yılında, song hanedanlığı da yuan hanedanlığı tarafından dize getirildikten sonra kubilay bütün dikkatini japonya üzerinde yoğunlaştırdı. goryeo’ya 900 adet savaş gemisi inşa ettirmesi emri verildi. toplam 150 bin asker ve denizciden oluşan yeni işgal orduları toplandı.

yapılan plana göre 1281 yılı haziran ayında ıki adası üzerinde buluşan ordular hakata üzerinden japonya’ya çıkartma yapacaktı. ancak daha hiçbir şey başlamadan her şey ters gidiyordu. bazı gemiler gecikti, hakata sahillerindeki sekirui nedeniyle yuan askerleri karaya çıkmakta zorluk çekiyordu, samuraylar düman ordusunun büyüklüğünden çekinmek yerine daha gemilerinden inmeden üzerlerine hevesli bir şekilde hücum ediyorlardı ve beklenmedik bir anda aniden patlak veren ve tanrıların bir lütfu olarak görüldüğü için kamikaze (tanrı rüzgârı) adı verilen bir tayfun, yuan donanmasını denizin dibine gönderdi.


yuan ordusundaki 150 bin askerden yaklaşık 90 bin kadarı çok çabuk kaybedilmişti. samuraylar, zorla savaştırılan song askerleri hariç tayfundan sonra bulabildikleri tüm yuan askerlerini öldürmüşlerdi; song askerleri de yakalanıp köle yapıldı. kubilay bu yenilgi üzerine üçüncü bir sefer emri daha verdi, fakat bu kez kendi generallerinden ve vasallarından toplu bir direnişle karşılaştığı için japonya hayalinden tamamen vazgeçti. kubilay’dan sonra torunu temür han da 1295 yılında japonya’ya boyun eğmesini talep etmiş olsa da hiçbir zaman işgale cesaret edemedi.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


Monter Cristo Kontu

Bayağdır izlemiyordum dedim birde altyazılı izleyim eskiden dublaj izlerdim. Kaçırdığım noktaları birleştirdi, şimdi bunun kitabını da okumak icap etti Senaryo itibariyle Ezel'in ilham kaynağını anlamış bulunuyorum. Tabii o daha bi detaylı oluyor dizi olduğundan. Genç Albertı oynayan kişi tanıdık geliyordu baktım da bizim Supermanmiş Kaliteli bir film. Tekrar tekrar izlenebileceklerden.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Gerçek Frankestein Operasyonuna Maruz Kalan Matthew Clysdale'in Tuhaf Hikayesi
Klasik Mary Shelley romanı Frankestein'a ilham veren ve zamanında epey yaygara koparan ünlü deney.


andrew ure, frankenstein ve elektroşok meselesi ufkunuzu açabilir
1751 yılında ingiltere, idam edilen katillerin organlarının deney için kullanmasına izin veren cinayet yasasını kabul etti. bu yasanın iki amacı vardı, birincisi dönemin anatomistlerinin elinde yeterli derecede ceset yoktu, ikincisi, ölümden sonra, vücut “parçalanmak” üzere anatomistlerin eline geçeceğinden , bu durumun bir nevi “ek ceza” olacağı düşünülüyordu.

1780 yılında italyan anatomi profesörü luigi galvani (günümüzde biyolojide halen yaygın olan) bir kurbağa deneyi yaptı. bu deney sonrasında ölü kurbağaya verilen elektrik akımlarının, kurbağanın bacağında ani kasılmalara yol açtığını kaydetmişti.


1818 yılında, sarhoşken 80 yaşındaki bir madenciyi öldüren matthew clysdale, idamından hemen sonra, galvani'den etkilenen iskoç kimyager andrew ure’nin masasında cansız ve sinir uçlarında 270 plakayla yatıyordu.

elektrik ile ilgili hiçbir tecrübesi olmayan andrew ure, glasgow üniversitesinde anatomi profesörü olan james jeffrey’nin asistanıydı.

glasgow polisi cesedi, asıldıktan sonra bir saat boyunca gevşetti, bu esnada ure (elektrik vereceği) pillerini seyreltilmiş nitrik ve sülfürik asit ile doldurmakla meşguldü. boyun, kalça ve topuklardaki insizyonlar, metal çubuklarla sarsılan farklı sinirleri açığa vurdu. ure, clysdale’in diyaframı aracılığı ile elektrik akımları gönderdiğinde, göğsünün inip çıktığını görmüş ve bu başarıyı “gerçekten harika” olarak yazmıştı.

“ölü”nün alnındaki ve kaslarındaki hareketleri, yüzündeki öfke, korku, acı ve mutluluk ifadelerini de kaydeden ure ve jefrrey’in deneyi yaklaşık bir saat kadar sürdü.

dönemin ingilteresinde halk bilimsel gelişmeleri takip ediyordu, ure ve jeffrey'in deneylerinin takipçilerden biri de frankenstein'ın yazarı mary shelley idi. 1816 yılında - kendisi de galvani'den etkilenmişti- tasarı olarak ortaya attığı frankestein’ı, ure’nin deneyi ile aynı sene, 1818 yılının kasım ayında yayınladı.

bu deney sonucunda clysdale canlanmadı, canlanmadığı gibi kamuoyu bir süre sonra ure ve jeffrey’i şeytani varlıklar olarak görmeye başladı. üstelik tüm deneyler “suçlu”lar üstünde yapıldığından, sonuçta hayata geri dönecek kişi de bir katildi. bu deneyler, halen günümüzde kullanılan defibrilasyon (elektroşok) ve resusitasyon (kalp masajı veya tıptaki adıyla cpr) yöntemlerinin önünü açtı ve gelişmesini sağladı.

o zamanın saygın ancak tuhaf bilimadamları, 200 yıldır okunan bir esere ve bugün birçok insanın hayatını kurtaracak teknolojinin gelişimine ön ayak olmuştur.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Kapıcılar Kralı'yla İlgili Okuduktan Sonra Filme Olan Saygınızı Artıracak Bir Analiz
Kemal Sunal'ın başrolde olduğu 1976 yapımı Kapıcılar Kralı filminin geçtiği apartmandaki karakterler ve bu karakterlerin o apartmanda oturma sırası Türkiye'yi gerçekten de çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

en üst katta tefeci-sermaye yani kapitalist oturur. kapıyı açması için güzel bir sebep lazımdır.



onun altında asker oturur ki kısa zamanda yönetimi ele geçirecektir. baskıcı yönetimi işçi sınıfına yeni çözümleri, fikirleri hayata geçirmesi için fırsat tanır.



onun altında seçilmiş yönetici oturur ki kısa zamanda baskılara dayanamayarak yönetimi seçimsiz devredecektir.



onun altında memur oturur ki yönetimle-çekişmeyle işi yoktur. tek derdi artan masrafları sineye çekip, geçimini sağlamaktır.



en altta işçi-köylü oturur ki şark kurnazıdır. çalışkanlığı, uyanıklığı ve cesareti ile kısa zamanda zengin olacaktır.



lakin ne kadına ne de eğitime saygısı vardır. varsa yoksa kazıklananacak adam, varsa yoksa karaborsadır.



film, türkiye'nin fotoğrafını mükemmel bir şekilde çekmiştir.


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


Casuslar Köprüsü


Tom Hanks yine üstadlığını konuşturuyor. Bir avukata adil yargılama için rus casusunu savunması teklif ediliyor ama kimse adil yargılanmasını istemiyor. Film gerçek hayattan alıntı olması ve dönemini iyi anlatması açısından izlenmeye değecek bir yapım olmuş. Siz ne kadar kararlıysanız o kadar iyi sonuçlar alırsınızın açıklaması olmuş. Bir de rus casusu oynayan kişi ready playe one da oynayan o oyunu yapan adamdı. Film boyunca aklıma takıldı sonuna doğru hatırladım. Konuşması çok akılda kalıcı

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


Ölümlü Dünya

Feyyaz'ın sahnesini çok izlemiştim dedim filmi de izleyim. Ali Atay iyi yönetmiş. Son yılların en iyi yerli filmlerinden olmuş. Kalite dediğin budur bence. Salt komedi yok işin içinde en azından. Devamı gelir umarım. Birde müzik seçimleri de güzel olmuş.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


Alfa Kurt

29 Ekimde iş olmamasına rağmen patron şirkette bizi dikince bir film izleyim dedimdi Çok dolu dolu bir film değil. Doyurucu da değil ama güzel bir yapım olmuş. Senaryo daha sağlam olabilirmiş ama bu da idare eder. O kadar büyük hayvan avlamaya kendini küçük hayvanlarda bile kanıtlamamış bir çocuğu götürmeleri bana kalsa saçmalıktı. Eskiden Atalarımız çocukları daha bebeyken eğitirmişler. Ama adam 16-18 yaşına gelmiş filmde ateş yakamıyor. Velhasıl film güzeldi

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


Casablanca

Bu kadar eski filmleri izlemek adetim değildir. Hem yengemin faslı olması hemde filmin kalitesinin yıllardır anlatılmasından dolayı izledim ve hayran kaldım. Bu tür eski filmleri daha çok izlicem gibi.
Gece bunu beğendin

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Konuyu 2 kişi okuyor. (0 üye ve 2 misafir)
 
Seçenekler
Stil




Sağlıklı Yaşam Rehberi - Görev Yap Para Kazan
Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.