ForumDenizi.Com
  • Sayfa 3 Toplam 5 Sayfadan
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşk - Şiir Dünyası (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/)
-   -   Cahit Zarifoğlu Şiirleri (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/52311-cahit-zarifoglu-siirleri.html)

Jön TüRk 13 May 2020 17:03

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Böyle Ol Böyle Söyle


Doğuyor çocuklar
Türkiyede
Cezairde
Kenyada
Eskimolar ülkesinde

Dünya ne uzun
Ne kısa

Milyarlarca milyarlarca çocuk
Geldi yeryüzüne
Her birinde bir çift göz
Baktılar yer-gök aleme

Şimdi Eğleşir eşyada
İki kere milyarlarca gözle
Baktılar nehirlere
Yanyana akıp
Karışmayan
Tuzlu suyu tatlı suya
Kuşlara
Dağlarda dolanan kartala

Şurada bir savaş var kan akıyor
Şurada. İki kere müslüman kan

Ve milyarlarca çocuk
Tarih boyunca
Büyüyüp
Avuçladı dünyayı
Giderken
Bıraktılar hep

Doğuyor çocuklar
Çinde
Afganistanda
Türkiyede
Şimşek sabahta yıldız gecede

Doğumlara artık ebeler
Anneler de karışmıyor

Ya bu sonbahar
Dünyanın mevcudu ne
Nereye gitti
Doğup doğup boy atan nağra atanlar

Ne sesleri kaldı
Ne cisimleri

Ah çocuklar çocuklar
İçiniz kararmasın sakın
Açıp
Okuyunca bu şiiri

Şimdi biraz
Baksın dikkatle bana gözleriniz
Ögrenelim şu duayı
Yol boyunca
Beşikten başlayıp
Mezarlara kadar

Önce besmele
En güzel kelime
Allahım
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra

Allahım
Niçin halkettinse beni
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum

Allahım
O güzeller güzeli

Hangi iyilik diledi senden
Dilerim ben de öylelerini

Allahım
Peygamber efendimiz
Hangi şerlerden sığındıysa sana
Upuzak tut benden de onları

Allahım
Yol boyunca
Tarih boyunca
Başıboş bırakma bizi

Jön TüRk 13 May 2020 17:03

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Busat


Artist milletizdir.
Bizde defaten ölünür
ve kalkılır ki sofradan
hamdüsenalarla palalarla
el yıkanmadan
ağız misvaklanmadan
zinhar vurulmaz ha
ne dosta ne düşmana

Jön TüRk 13 May 2020 17:03

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Can Eriği İlk İz


Yumuşak canına ve ince çizgisine
Huzur akıtan düş sesi
Ve halkalanmış yüreğinin bir yerine
Lekesiz güneş çizgisi
Bu yaşlı bir ırmak asıl bundan sonra
Bir öğle sonrası menekşeden rampaya
Kıvırcık göğüsleriyle eğildiler
Geçti yalnızlık bir serüven konuştular
Bir fidan bulup diktiler ırmağa
İçinin bir yerine köşeli bir taş gibi
Ad veremedi geçişine can eriğin
Pembe duruşuna horoz rengi öpücüklerle Ve bir an bir duygulu adam
Mola verdi yanlarına
İlk acıtan diken
Can eriğine yaklaşan yeni bir dünya treni
Sahipsiz noktalarda durdular
İki ay geçici karanlık
Ve bir güneş çizgisi yine bir öğle sonrası
Havuzlu
Ve unutulmaz çimenli
Dört duvarlı bahçede
Kurşun gibi kesin
Tüy gibi yumuşak
İpince gelişi can eriğinin

Jön TüRk 13 May 2020 17:05

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Çağın Küçük Bulanığı


- ah şu yalnızlık
kemik gibi
ne yanına dönsen batar

...
Küçük


Haber verdiler
Arka karanlıkta
bir kadın var yüzü göğsüne akmış

Jön TüRk 13 May 2020 17:05

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Çocuğan


Bu bir geç kalıştır
Akşam duruşlarında
Alna vuran ürpertinin
Direklere benzeyen düzenli
Gizlenik adamında bir kadın
Bir geç kalıştır
Taş kapıdan ürkek bir güvercin
Aşağı sokaklara uçuşan saçlarıyla
İlk akşam vuruşuna kadar
Ardında gizlenir bütün seslerin
Bu koşu büyür elbet
Geçmiş bilinen çehreler sırasından
Açıkça saçları belirir
Bir gözleri bakar
Dudakları gizlenir ağzına
Burada yoğun bir savaştan
İnmek gerekiyor
Taşlarla koşuyu
En yakın sonuna
Örtmeli
Güçleri buğudan atları
Kırbaçlarla
Kavga gider yol uzayınca
Bitirir şarkıyı şapkayla
Şaraba sabahsız
Uzanan ellere
Bir keklik dimdik bakınır
Bir kazanca dokunur aklıyla
Dünya
Sırtına çevrilmiş hamalın
Yorgun kalkışı
Şehrin torbalanmış sıcağına Kalabalık bir şaldasın
Arkandan bir şovalye gelir
Üzgün ve eski
Zincirlere benzeyen yanlışlarıyla
Tutarsa kolunu özgürlüğüne tutar
Sen savrulup gülmektesin
Dağı anlarım durur kızmadıkça
Dağılır buzlar yolları kesilince
Akla dümdüz
Demir atıp ancak durulan
Sedirsiz taş kapıda
Sevecen gezdirir ellerini
Sürdürür çocuğan çağında
Sürmeli
Sçar ordularını sevgilimdir
Kurar çadırını bir tiyatro kahvesine
altıncı kata bir denize yükselir
Anlatır haftalarca
Telefonda susta duran
Kapıda bir saat vuruşunun önünde
Silahsız duran serçeyi
Sen
Bir şehir açsında çevrilensin
Bu koşan eski ve solgun
Aşkın
İkinci serpilişin bir yüreğe
Tuzaktır adını bildirmek
Ama bir şarkıda geçer adımız
Sahipsiz vuruşuyla İspanyolun biri
bir balıkla yan yana sorulur
barıştıramazsa bizi
denizler adına ne duymuşsa
hepsini çizdirir ve üzgün
bir kalkışla çıkar karşımıza

Jön TüRk 13 May 2020 17:07

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Çoğalmak


Çocuklarımızla
Atlara biniyorduk

Dönüp bakarken geçmişe - kumandalı
Atlara biniyorduk
Benim çok çocuğum oldu
Kadınım sen onların yüzlerini
Çalılardan kolla

Bütün çıplaksın - omuzların
Birbirine içiçe iki saat rakkası
Gelecekte kumandalı - dönüyor
Güneşi alıyor - alıyor gövden
Karanlık eşyada bulup
Ürkünce parlayıp koşan hayvanda bularak

Çocuklarımızlaysa - seçerek beni
İçinin çağırması bir kır hayvanı düzlüğüyle
Bedensel - seçerek ve buyruk üzerine
İçine alışın doyuruşun
O erkek giysilerine giydirişin

Doğanın çizdiğini
Çizip kanattığını hiç görmedim seni
Çalı eğildi yumuşadı batan taş
Kabuklar düz bir sıyrılma oldu
İşte en başta ve değişen dünyada - durmadan "sen"
kalabilirlikle

Güzel kılınan sen
Beni de kutsal sıvamaktasın

Güzelleşiyorum çocuklarımızla
Hatırladıkça koşuyorum - biz geleceği
Çoktan yaşadık öylemi kadınım
Koşarak hatırlıyorum alnımın terini
Avucumda tutup doyuran buğday ağırlığında
Sunarak göğe
Sınayarak elimin alnımla anlaşan hünerini
Ve hatırlıyorum koşarak o gelecek zamanda
İçimize söyleyen sese akıyorduk
İlkin korkuyorduk
Taşın kovuğunda oturuyorken
Önümüzde ağaçsız düzlük - Çöl yada kumsal
Gökte o acaip bakılamayan parıltı
Buyruk alıyorduk

Açık
Anlamlı
Şu bildiğimiz gibi
Ve dünyada
Yere basarak
Oku'maya başladık
Ben çocuklarım ve kadınım
Bilerek erkekliği yeryüzünde
Onun koşturmasıyla koşarak
Bilerek kadınlığı yeryüzünde
Onun koşturmasıyla kapanarak
Erçocuklar sezinleyerek
giderek tanıyarak erkekliği
Onun koşturmasıyla atılarak
Kızlar kendilerinde doğrudan bularak kadınlığı
Onun koşturmasıyla açılarak
Hızla istekle alarak

Ben ve kadınım
Açık anlamlı şu bildiğiniz gibi
Ve dünyada
Yere basarak
Erkekliği ve kadınlığı hükümet ettik

Somuttur benim başım
Rüzgar yüzümde engellenir
Su akar saçımdan
Öfkemde alnımda "v" damarı kabarır

Kadınımla hayvana benziyorduk
Saçaklı üç kollu üç ayaklı
Eti eti alıyordu bir hayvanı ( Boğuyorduk
Yoruyorduk
Ağırlıyorduk ) aramızda


Et eti alıyor - sert'e çarpıyor kanlı'dan geçiyor
Değiştirmeden bırakıyordu

Çocuklarımızla
Atlara biniyorduk
Dönüp baktırarak başımızı
Ardımızda kalan topraklara - Buyruk alarak
Atları belirginliğe kamçılıyorduk
Açık
Anlamlı
Şu bildiğiniz gibi
Ve dünyada
Yere basarak
Haberi alıyor yayıyorduk işlenmiş ovalara
Sesimiz olan atımızla - atlarımız olan sesimizle
Kadında çocuklarımızı çoğaltarak - şiirimizle
Kent kurulu yamaçlara - ıssız dağlara da

Tanıkol
yer sahibi gök sahibi
aktığımıza
İçimize koyduğun sesle

Jön TüRk 13 May 2020 17:07

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Çölde Gizli Bezginler


bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yağmur sıcağı gibi
öptüm sonsuz gidişinden saçlarının seyriyle seni
yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran
akreplerdir duygunun karanlık ordulara güneşsiz sokulan
bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek
şakakların sıcağında kuytu bir ses büzülüp ölecek
sabahsız kuşlara koşarsa durur mu evreni omuzlarında
bahar şenlikleriyle sürdüren ellerini yangın borularında
şaşkınlıkla başladı bu atlar bu savaşlar insan buluşlarından
burada biter düğün gidilir mi evin soğuğuna çölün sıcağından
gemilerimiz saklanır ağzımızda bir aşk kaçışı vardır buluşmaların
saplandık tadına durduk alnında yüreğe vuruşların
yollar sellere gider açılır parklar artık kuşlar dağılır bir aşkı gözyaşlarıyla bulvara çağırmak hiç keseye mi kalır
çizildi yalnızlar senin gelişin ne de süvari köprünün diplerinde
geçer üstümüzden yağmur alan donanmalar kürek sesleriyle
koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından
sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından
oturur iki bakış ormanından gerilip bir masayı kollar
uzayıp uzaya giden akrebe katlanıp zincire gelmeyen yolcular
bu bizim sesimiz denizlere ateş gibi eller açılır ortasından
su konuşmaz toplanmaz kuşlar ne kazandık yaşamamızdan
biz harcandık anam hem kelimesiz kapandık
sevgi ektik sonsuz seçtik beğendik ama toprağı kazandık
sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle yalnızlıkla ben kaldım
sevindiniz işte alın kurtulun aha size son atım

Jön TüRk 13 May 2020 17:07

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Dağcılıklarım


Parçlanmaktan arınmış evcil olan
Yabana koşar bir aman
Kaçıp kuytulardan
Derisini sıvazlıyan yangınla yalaz
Ve döşüne varan bileklerini
Kent
dev dev bir kedi sokulmalığı
belirdikçe daha ağır fakat hareketli

Yarmaktan arındın evcil
(yani
sofrada
elimle birlikte ekmeğe uzanır eli) kurtağzı
gibi istekli
herbir yaprağında soluk soluğa
o ulu insan
insan
yaban çiçeklerini

Sonbahar günleri sağlık ve istekle
sikkeler çaktım uçurumlu gövdene
Güvendim
Demiri alıp ısıran boşluklarına

Yüz metre kayayı
Yedi vuruşta indim
Hep birlikte omuzum
demir halka ay
gibi
şekillenen bildiklerim
O buzul yarda kar yataklarında
Dağla armızda
Yalnız ve yalnız
Dostluk vardı aramızda

Adem :
buzulun bıçakcısında öldürülmeden kelimeleri
peki ama nerede gururum
ne oldu ona demişti
Ak hafif saygı duyarak
Soyunarak dağ keçisi sargılarından

- ille dert mi ola alemde
- dağsözün dinledik iflah olduk

Cilo kar yalabı
Süphan halat aklı başında sağlam
Değişik gergin
Burulurken iklimin kar kırmaları
Her yükseklikte
Dağla yanyana durur bedenim

Cilo Cilo karağlarken
Buz kaymağı yanağın

Dağ ve hava blokuyla
ben
dağ hava ve ben üçümüzün
gözü yekdiğerinin zirvesinde
dağ insan zirvesine tırmanıyordu bende
hava yatay bir uçurumla karşılaşır hemen
en küçük bir korku kabarmışsa ciğerlerimde

Bu küçük urganın
Küçük derli toplu ve ejder ağızlarıyla
O uzak kişilik çığrışlarıyla
Altta ormanlara
Aşıp ummana kavuşan ulamalarında
(büyük kent - insan - ilişkiler - kitaplık vesaire gibi)
Bir öz konuşma başlar
Şiir ve mahalliler üzerine

eksi bir eksi onbir
eksi bir eksi yirmibir

1

Şimdi uzak su kaplan kası aşındırır ışıltıyı
Bir ipek ince halı
Serilir metabolizması üzerine ve dürülüp içine
Aşktan rençberliğe azamet eyleyen dervişlerin
Haydin kalkalım
Adaşım ve kanilişkim olan beyaz çiçekler
Kömüre başkaldıran kara açmamak için
Ve kadın vuruşundan başka
Yaklaşım bilmeyen böcekler

Şimdi uzak şu kadar
Durmadan olaha habire

2

1974 yazında
dünyada
toprağın hırçın çalkantılarından yadiğar
sarp üzerine sarp bir tepesinin önündeyiz
tüm hazırlıklarımızla

o kış başparmağım donmuştu
yeni yeni çözüldü donu

Şimdi ulanıp dolanıyoruz urganlara
Yükselirkenlerde
Solucanların toprak yemesi gibi durmadan
Etimden geçiyor dağın derisi

Biraz daha

Karlar başlıyor
Ve ecdadım nasıl oralara tırmanmışsa
Kanımda bir gürcü beygiri
Tesbih gibi aklımı çekerek
Götürüyor oralara
ve sonra açlığın verdiği korkularla
bir kaygı basıp giriyor içime
Esenliğimi - dedim ki
ben gidiyorum
ardımdan postala

Bir tek an'dır dağcılık
Sineğin camda
kımıldamadan
durduğu bir kaç saniyeyi hatırla

Ve ne uzun oldu duyargalarım
Şimdi kayanının yapısındaki tuz
granit
fosfat
alüminyum
demir ve çarpıntı yataklarından
Aşk ihtilacındaki bir delikanlı gibi geçiyorum

Sanki
Duyargalarımın
duyargalarının
duyargayarı ile
duyuyor gibi

O yozgatlı çocuk
ayak bileğini tuttu - Kırılmıştı

O gibi
daha inceleri
dağı fobilerden uzak
teknik-sağlam halat-
uçurumlardan bakabilme yeteneği
düğümcülük sananlar
dağcı bir kere hata yapar tasasıyla yatıp kalkarlar
Düşerek
Çarparak koldan ayaktan
ve belden kırıldılar

Ya o niksarlı
üzgündü
buzul görmeye dayanamıyorum
demiş
ağlamıştı

Ya gaziantepli fazlı
krater gölündeki kar suyuna atmıştı kendini

Jön TüRk 13 May 2020 17:08

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Delikanlılar


DELİKANLILAR

I

Gülünç şapkalarını sahipsiz şarkılarıyla
Bazen mavi yanaklı bir yıldızın
Kızdan heykellerini
Utangaç ve yenilgen
Bir gardırop odasında
Namluya benzer
Her şeyim
Dünyada
Üryan dolaşan bebeğin
Özgürlüğün ama her şeyin
Özgüre ödünç verilen geleceğin
Erişilecek bir üst bir alt kent
Bir de
İçinde durup demir atılacak
Bu binek aşkların
Delikanlılar sofrasında
Kamçılı bağrışları
Derken
Merhem
Yok merhem
Derken
Avuç içlerinin kadın bölmelerine
En usta hücrelerime
En yanıltıcı en dolup en boşalan
Ve boşa atılan
Yıkılan hücrelerime
Bükülen dizlerime
Ve kasılan karın etlerime
Kendime gelince ben kim oluyorum
Cevherim neyse nereden geliyor
Duvarların fayans çinko benzerleri
Kendime gelince
Gözlerini cihan gözlerini
Ellerini kollarını parmaklarını
Göğsüme göğsüme tam yüzüme
Uzatan eşya beyleri
Çanak çömlek Varlığına vardığım hücre gece
Her yandan karanlıklar biçilir
Dikilir üstümüze


II

Yolda kamyonlarla süt satanlar
Düşleri
Evleri ufalayan ve büyüyen çocuklardan
Değerli bir yoldaşlıkla
Ödünç alan ihtiyar babalar
Ateş yanan sokaklar geçiyorlar
Delikanlılar baba ve adam
Delikanlılar ve aşklar
Delikanlılar sevdalı oluşlardan
Bir yıldız poyrazı
İsa Meryem kadar
Bir balıkla girince sulara
İnsanlar kelime hücrelerinde
İnsanın denizlere dağılan saçlarında
--İsa da tam denizlere göre
insanlar İsa'ya göre
Eşyalarıyla ve hayvanlarıyla
Yaşar akıp giden uslarıyla
Geliştirme geliştirme
Bütün ölmek ve öldürmek sınavlarını
Anılarda bırakmak için
Tanrının ve Meryem'in yavrularını
Delikanlı bir çağanoz fabrikasında
Yürekleri devrilir doğum günü bayraklarıyla
Kentlere çağrılan ve insan biçimlerine
Nefret biçilen
Ve bunları düzenli anneler şeklinde
Yalnız düşman getiren
Babanın gecelerine
Delikanlı
Bir sahnenin perdelerinden sonra
Katmerli kadife ve kapanan karanlık küçük odalarda
Ve karanlık küçük odalarda

Jön TüRk 13 May 2020 17:08

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Doğa - Yılan - Kadın - Ana


Doğa seyiriyor gördüm döşüm
Okşanıyor gibi duyarak
Bir yılan ve arkasında halkı
Doğruldu kayadan gerilenerek
Bir bütünlükle kayayı toprağı
Kuşların çevirdiği havayı
Kapsanarak bir bütünlükle
Ve ışık boşluk bırakmadan akıyordu
Yere yapışmış ve doğudan
Ve batıya şeffaf hırçınlanmadan dehşetli
Güneş bakıyordu kayalardan
Kumları sıyırarak denize

Bir yılan doğruldu uzun
Kayasını güneşi ve ovuğunu sevmekten bilge
"Uzaklara bakışım unutulmaz ısınışım"
Ses ver komşu kızı
Çiçeklere su ver
Dudağında açan gülleri göster
Başörtülerin ne hoş ne güzel
Kınalı ellerinle
Şu akrebe bir yelken bir dümen ver

Hey komşu kadın
Dost kadın Zeynep miydi senin adın
Ormanda ağaçlara
Tırmanırsa
Binlerce çocuk
Bahçede
Bir tek erik ağacına
Yoksa tırmanacak bir çocuk
Doğa seyirmeye başlar ve aşksızlık
Bir yılan doğrulmalığı giyer ve güneş
Tende çalışır
Teni burar burar ve güneş
Dönüşür kayalardan denize dökülen şelalelere

Ana
Ekmek tahtasında bir yufka ve bir düş
Kurar gibi gidip gelen el
Eğilen ekmeğe sıcaklığını veren beden
Sacın alevini alan incelik
İçinde tereyağı eriyen bazlamayı
Ana
Aç çocuğa bir atlı gibi yetiştirir
Yoksa çocuk
Elde kalmaz dağılır
Yuvadan kopmak isteyecektir


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:54.
  • Sayfa 3 Toplam 5 Sayfadan
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.