![]() |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Böyle Ol Böyle Söyle
Doğuyor çocuklar Türkiyede Cezairde Kenyada Eskimolar ülkesinde Dünya ne uzun Ne kısa Milyarlarca milyarlarca çocuk Geldi yeryüzüne Her birinde bir çift göz Baktılar yer-gök aleme Şimdi Eğleşir eşyada İki kere milyarlarca gözle Baktılar nehirlere Yanyana akıp Karışmayan Tuzlu suyu tatlı suya Kuşlara Dağlarda dolanan kartala Şurada bir savaş var kan akıyor Şurada. İki kere müslüman kan Ve milyarlarca çocuk Tarih boyunca Büyüyüp Avuçladı dünyayı Giderken Bıraktılar hep Doğuyor çocuklar Çinde Afganistanda Türkiyede Şimşek sabahta yıldız gecede Doğumlara artık ebeler Anneler de karışmıyor Ya bu sonbahar Dünyanın mevcudu ne Nereye gitti Doğup doğup boy atan nağra atanlar Ne sesleri kaldı Ne cisimleri Ah çocuklar çocuklar İçiniz kararmasın sakın Açıp Okuyunca bu şiiri Şimdi biraz Baksın dikkatle bana gözleriniz Ögrenelim şu duayı Yol boyunca Beşikten başlayıp Mezarlara kadar Önce besmele En güzel kelime Allahım Yol boyunca Bırakma elimi Düşerim sonra Allahım Niçin halkettinse beni Kalbime söyle iyice Engellerden arınsın yolum Allahım O güzeller güzeli Hangi iyilik diledi senden Dilerim ben de öylelerini Allahım Peygamber efendimiz Hangi şerlerden sığındıysa sana Upuzak tut benden de onları Allahım Yol boyunca Tarih boyunca Başıboş bırakma bizi |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Busat
Artist milletizdir. Bizde defaten ölünür ve kalkılır ki sofradan hamdüsenalarla palalarla el yıkanmadan ağız misvaklanmadan zinhar vurulmaz ha ne dosta ne düşmana |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Can Eriği İlk İz
Yumuşak canına ve ince çizgisine Huzur akıtan düş sesi Ve halkalanmış yüreğinin bir yerine Lekesiz güneş çizgisi Bu yaşlı bir ırmak asıl bundan sonra Bir öğle sonrası menekşeden rampaya Kıvırcık göğüsleriyle eğildiler Geçti yalnızlık bir serüven konuştular Bir fidan bulup diktiler ırmağa İçinin bir yerine köşeli bir taş gibi Ad veremedi geçişine can eriğin Pembe duruşuna horoz rengi öpücüklerle Ve bir an bir duygulu adam Mola verdi yanlarına İlk acıtan diken Can eriğine yaklaşan yeni bir dünya treni Sahipsiz noktalarda durdular İki ay geçici karanlık Ve bir güneş çizgisi yine bir öğle sonrası Havuzlu Ve unutulmaz çimenli Dört duvarlı bahçede Kurşun gibi kesin Tüy gibi yumuşak İpince gelişi can eriğinin |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Çağın Küçük Bulanığı
- ah şu yalnızlık kemik gibi ne yanına dönsen batar ... Küçük Haber verdiler Arka karanlıkta bir kadın var yüzü göğsüne akmış |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Çocuğan
Bu bir geç kalıştır Akşam duruşlarında Alna vuran ürpertinin Direklere benzeyen düzenli Gizlenik adamında bir kadın Bir geç kalıştır Taş kapıdan ürkek bir güvercin Aşağı sokaklara uçuşan saçlarıyla İlk akşam vuruşuna kadar Ardında gizlenir bütün seslerin Bu koşu büyür elbet Geçmiş bilinen çehreler sırasından Açıkça saçları belirir Bir gözleri bakar Dudakları gizlenir ağzına Burada yoğun bir savaştan İnmek gerekiyor Taşlarla koşuyu En yakın sonuna Örtmeli Güçleri buğudan atları Kırbaçlarla Kavga gider yol uzayınca Bitirir şarkıyı şapkayla Şaraba sabahsız Uzanan ellere Bir keklik dimdik bakınır Bir kazanca dokunur aklıyla Dünya Sırtına çevrilmiş hamalın Yorgun kalkışı Şehrin torbalanmış sıcağına Kalabalık bir şaldasın Arkandan bir şovalye gelir Üzgün ve eski Zincirlere benzeyen yanlışlarıyla Tutarsa kolunu özgürlüğüne tutar Sen savrulup gülmektesin Dağı anlarım durur kızmadıkça Dağılır buzlar yolları kesilince Akla dümdüz Demir atıp ancak durulan Sedirsiz taş kapıda Sevecen gezdirir ellerini Sürdürür çocuğan çağında Sürmeli Sçar ordularını sevgilimdir Kurar çadırını bir tiyatro kahvesine altıncı kata bir denize yükselir Anlatır haftalarca Telefonda susta duran Kapıda bir saat vuruşunun önünde Silahsız duran serçeyi Sen Bir şehir açsında çevrilensin Bu koşan eski ve solgun Aşkın İkinci serpilişin bir yüreğe Tuzaktır adını bildirmek Ama bir şarkıda geçer adımız Sahipsiz vuruşuyla İspanyolun biri bir balıkla yan yana sorulur barıştıramazsa bizi denizler adına ne duymuşsa hepsini çizdirir ve üzgün bir kalkışla çıkar karşımıza |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Çoğalmak
Çocuklarımızla Atlara biniyorduk Dönüp bakarken geçmişe - kumandalı Atlara biniyorduk Benim çok çocuğum oldu Kadınım sen onların yüzlerini Çalılardan kolla Bütün çıplaksın - omuzların Birbirine içiçe iki saat rakkası Gelecekte kumandalı - dönüyor Güneşi alıyor - alıyor gövden Karanlık eşyada bulup Ürkünce parlayıp koşan hayvanda bularak Çocuklarımızlaysa - seçerek beni İçinin çağırması bir kır hayvanı düzlüğüyle Bedensel - seçerek ve buyruk üzerine İçine alışın doyuruşun O erkek giysilerine giydirişin Doğanın çizdiğini Çizip kanattığını hiç görmedim seni Çalı eğildi yumuşadı batan taş Kabuklar düz bir sıyrılma oldu İşte en başta ve değişen dünyada - durmadan "sen" kalabilirlikle Güzel kılınan sen Beni de kutsal sıvamaktasın Güzelleşiyorum çocuklarımızla Hatırladıkça koşuyorum - biz geleceği Çoktan yaşadık öylemi kadınım Koşarak hatırlıyorum alnımın terini Avucumda tutup doyuran buğday ağırlığında Sunarak göğe Sınayarak elimin alnımla anlaşan hünerini Ve hatırlıyorum koşarak o gelecek zamanda İçimize söyleyen sese akıyorduk İlkin korkuyorduk Taşın kovuğunda oturuyorken Önümüzde ağaçsız düzlük - Çöl yada kumsal Gökte o acaip bakılamayan parıltı Buyruk alıyorduk Açık Anlamlı Şu bildiğimiz gibi Ve dünyada Yere basarak Oku'maya başladık Ben çocuklarım ve kadınım Bilerek erkekliği yeryüzünde Onun koşturmasıyla koşarak Bilerek kadınlığı yeryüzünde Onun koşturmasıyla kapanarak Erçocuklar sezinleyerek giderek tanıyarak erkekliği Onun koşturmasıyla atılarak Kızlar kendilerinde doğrudan bularak kadınlığı Onun koşturmasıyla açılarak Hızla istekle alarak Ben ve kadınım Açık anlamlı şu bildiğiniz gibi Ve dünyada Yere basarak Erkekliği ve kadınlığı hükümet ettik Somuttur benim başım Rüzgar yüzümde engellenir Su akar saçımdan Öfkemde alnımda "v" damarı kabarır Kadınımla hayvana benziyorduk Saçaklı üç kollu üç ayaklı Eti eti alıyordu bir hayvanı ( Boğuyorduk Yoruyorduk Ağırlıyorduk ) aramızda Et eti alıyor - sert'e çarpıyor kanlı'dan geçiyor Değiştirmeden bırakıyordu Çocuklarımızla Atlara biniyorduk Dönüp baktırarak başımızı Ardımızda kalan topraklara - Buyruk alarak Atları belirginliğe kamçılıyorduk Açık Anlamlı Şu bildiğiniz gibi Ve dünyada Yere basarak Haberi alıyor yayıyorduk işlenmiş ovalara Sesimiz olan atımızla - atlarımız olan sesimizle Kadında çocuklarımızı çoğaltarak - şiirimizle Kent kurulu yamaçlara - ıssız dağlara da Tanıkol yer sahibi gök sahibi aktığımıza İçimize koyduğun sesle |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Çölde Gizli Bezginler
bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yağmur sıcağı gibi öptüm sonsuz gidişinden saçlarının seyriyle seni yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran akreplerdir duygunun karanlık ordulara güneşsiz sokulan bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek şakakların sıcağında kuytu bir ses büzülüp ölecek sabahsız kuşlara koşarsa durur mu evreni omuzlarında bahar şenlikleriyle sürdüren ellerini yangın borularında şaşkınlıkla başladı bu atlar bu savaşlar insan buluşlarından burada biter düğün gidilir mi evin soğuğuna çölün sıcağından gemilerimiz saklanır ağzımızda bir aşk kaçışı vardır buluşmaların saplandık tadına durduk alnında yüreğe vuruşların yollar sellere gider açılır parklar artık kuşlar dağılır bir aşkı gözyaşlarıyla bulvara çağırmak hiç keseye mi kalır çizildi yalnızlar senin gelişin ne de süvari köprünün diplerinde geçer üstümüzden yağmur alan donanmalar kürek sesleriyle koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından oturur iki bakış ormanından gerilip bir masayı kollar uzayıp uzaya giden akrebe katlanıp zincire gelmeyen yolcular bu bizim sesimiz denizlere ateş gibi eller açılır ortasından su konuşmaz toplanmaz kuşlar ne kazandık yaşamamızdan biz harcandık anam hem kelimesiz kapandık sevgi ektik sonsuz seçtik beğendik ama toprağı kazandık sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle yalnızlıkla ben kaldım sevindiniz işte alın kurtulun aha size son atım |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Dağcılıklarım
Parçlanmaktan arınmış evcil olan Yabana koşar bir aman Kaçıp kuytulardan Derisini sıvazlıyan yangınla yalaz Ve döşüne varan bileklerini Kent dev dev bir kedi sokulmalığı belirdikçe daha ağır fakat hareketli Yarmaktan arındın evcil (yani sofrada elimle birlikte ekmeğe uzanır eli) kurtağzı gibi istekli herbir yaprağında soluk soluğa o ulu insan insan yaban çiçeklerini Sonbahar günleri sağlık ve istekle sikkeler çaktım uçurumlu gövdene Güvendim Demiri alıp ısıran boşluklarına Yüz metre kayayı Yedi vuruşta indim Hep birlikte omuzum demir halka ay gibi şekillenen bildiklerim O buzul yarda kar yataklarında Dağla armızda Yalnız ve yalnız Dostluk vardı aramızda Adem : buzulun bıçakcısında öldürülmeden kelimeleri peki ama nerede gururum ne oldu ona demişti Ak hafif saygı duyarak Soyunarak dağ keçisi sargılarından - ille dert mi ola alemde - dağsözün dinledik iflah olduk Cilo kar yalabı Süphan halat aklı başında sağlam Değişik gergin Burulurken iklimin kar kırmaları Her yükseklikte Dağla yanyana durur bedenim Cilo Cilo karağlarken Buz kaymağı yanağın Dağ ve hava blokuyla ben dağ hava ve ben üçümüzün gözü yekdiğerinin zirvesinde dağ insan zirvesine tırmanıyordu bende hava yatay bir uçurumla karşılaşır hemen en küçük bir korku kabarmışsa ciğerlerimde Bu küçük urganın Küçük derli toplu ve ejder ağızlarıyla O uzak kişilik çığrışlarıyla Altta ormanlara Aşıp ummana kavuşan ulamalarında (büyük kent - insan - ilişkiler - kitaplık vesaire gibi) Bir öz konuşma başlar Şiir ve mahalliler üzerine eksi bir eksi onbir eksi bir eksi yirmibir 1 Şimdi uzak su kaplan kası aşındırır ışıltıyı Bir ipek ince halı Serilir metabolizması üzerine ve dürülüp içine Aşktan rençberliğe azamet eyleyen dervişlerin Haydin kalkalım Adaşım ve kanilişkim olan beyaz çiçekler Kömüre başkaldıran kara açmamak için Ve kadın vuruşundan başka Yaklaşım bilmeyen böcekler Şimdi uzak şu kadar Durmadan olaha habire 2 1974 yazında dünyada toprağın hırçın çalkantılarından yadiğar sarp üzerine sarp bir tepesinin önündeyiz tüm hazırlıklarımızla o kış başparmağım donmuştu yeni yeni çözüldü donu Şimdi ulanıp dolanıyoruz urganlara Yükselirkenlerde Solucanların toprak yemesi gibi durmadan Etimden geçiyor dağın derisi Biraz daha Karlar başlıyor Ve ecdadım nasıl oralara tırmanmışsa Kanımda bir gürcü beygiri Tesbih gibi aklımı çekerek Götürüyor oralara ve sonra açlığın verdiği korkularla bir kaygı basıp giriyor içime Esenliğimi - dedim ki ben gidiyorum ardımdan postala Bir tek an'dır dağcılık Sineğin camda kımıldamadan durduğu bir kaç saniyeyi hatırla Ve ne uzun oldu duyargalarım Şimdi kayanının yapısındaki tuz granit fosfat alüminyum demir ve çarpıntı yataklarından Aşk ihtilacındaki bir delikanlı gibi geçiyorum Sanki Duyargalarımın duyargalarının duyargayarı ile duyuyor gibi O yozgatlı çocuk ayak bileğini tuttu - Kırılmıştı O gibi daha inceleri dağı fobilerden uzak teknik-sağlam halat- uçurumlardan bakabilme yeteneği düğümcülük sananlar dağcı bir kere hata yapar tasasıyla yatıp kalkarlar Düşerek Çarparak koldan ayaktan ve belden kırıldılar Ya o niksarlı üzgündü buzul görmeye dayanamıyorum demiş ağlamıştı Ya gaziantepli fazlı krater gölündeki kar suyuna atmıştı kendini |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Delikanlılar
DELİKANLILAR I Gülünç şapkalarını sahipsiz şarkılarıyla Bazen mavi yanaklı bir yıldızın Kızdan heykellerini Utangaç ve yenilgen Bir gardırop odasında Namluya benzer Her şeyim Dünyada Üryan dolaşan bebeğin Özgürlüğün ama her şeyin Özgüre ödünç verilen geleceğin Erişilecek bir üst bir alt kent Bir de İçinde durup demir atılacak Bu binek aşkların Delikanlılar sofrasında Kamçılı bağrışları Derken Merhem Yok merhem Derken Avuç içlerinin kadın bölmelerine En usta hücrelerime En yanıltıcı en dolup en boşalan Ve boşa atılan Yıkılan hücrelerime Bükülen dizlerime Ve kasılan karın etlerime Kendime gelince ben kim oluyorum Cevherim neyse nereden geliyor Duvarların fayans çinko benzerleri Kendime gelince Gözlerini cihan gözlerini Ellerini kollarını parmaklarını Göğsüme göğsüme tam yüzüme Uzatan eşya beyleri Çanak çömlek Varlığına vardığım hücre gece Her yandan karanlıklar biçilir Dikilir üstümüze II Yolda kamyonlarla süt satanlar Düşleri Evleri ufalayan ve büyüyen çocuklardan Değerli bir yoldaşlıkla Ödünç alan ihtiyar babalar Ateş yanan sokaklar geçiyorlar Delikanlılar baba ve adam Delikanlılar ve aşklar Delikanlılar sevdalı oluşlardan Bir yıldız poyrazı İsa Meryem kadar Bir balıkla girince sulara İnsanlar kelime hücrelerinde İnsanın denizlere dağılan saçlarında --İsa da tam denizlere göre insanlar İsa'ya göre Eşyalarıyla ve hayvanlarıyla Yaşar akıp giden uslarıyla Geliştirme geliştirme Bütün ölmek ve öldürmek sınavlarını Anılarda bırakmak için Tanrının ve Meryem'in yavrularını Delikanlı bir çağanoz fabrikasında Yürekleri devrilir doğum günü bayraklarıyla Kentlere çağrılan ve insan biçimlerine Nefret biçilen Ve bunları düzenli anneler şeklinde Yalnız düşman getiren Babanın gecelerine Delikanlı Bir sahnenin perdelerinden sonra Katmerli kadife ve kapanan karanlık küçük odalarda Ve karanlık küçük odalarda |
Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
Cahit Zarifoğlu - Doğa - Yılan - Kadın - Ana
Doğa seyiriyor gördüm döşüm Okşanıyor gibi duyarak Bir yılan ve arkasında halkı Doğruldu kayadan gerilenerek Bir bütünlükle kayayı toprağı Kuşların çevirdiği havayı Kapsanarak bir bütünlükle Ve ışık boşluk bırakmadan akıyordu Yere yapışmış ve doğudan Ve batıya şeffaf hırçınlanmadan dehşetli Güneş bakıyordu kayalardan Kumları sıyırarak denize Bir yılan doğruldu uzun Kayasını güneşi ve ovuğunu sevmekten bilge "Uzaklara bakışım unutulmaz ısınışım" Ses ver komşu kızı Çiçeklere su ver Dudağında açan gülleri göster Başörtülerin ne hoş ne güzel Kınalı ellerinle Şu akrebe bir yelken bir dümen ver Hey komşu kadın Dost kadın Zeynep miydi senin adın Ormanda ağaçlara Tırmanırsa Binlerce çocuk Bahçede Bir tek erik ağacına Yoksa tırmanacak bir çocuk Doğa seyirmeye başlar ve aşksızlık Bir yılan doğrulmalığı giyer ve güneş Tende çalışır Teni burar burar ve güneş Dönüşür kayalardan denize dökülen şelalelere Ana Ekmek tahtasında bir yufka ve bir düş Kurar gibi gidip gelen el Eğilen ekmeğe sıcaklığını veren beden Sacın alevini alan incelik İçinde tereyağı eriyen bazlamayı Ana Aç çocuğa bir atlı gibi yetiştirir Yoksa çocuk Elde kalmaz dağılır Yuvadan kopmak isteyecektir |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:54. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.