ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşk - Şiir Dünyası (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/)
-   -   Cahit Zarifoğlu Şiirleri (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/52311-cahit-zarifoglu-siirleri.html)

Jön TüRk 13 May 2020 17:13

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Evet


Evet hatırladım
Küçük basit şeyler
Yetiyor kederlenmeye
Ya mutluluğa

Jön TüRk 13 May 2020 17:13

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Güneş İnip Suya Dokun


Bir ara neydi o bulutlar
Somurtkan dudakları yere sarkan

Arkasında deniz alev alan adam
Çehrem sarsılıyor bakmaktan

Güneş inip suya dokun
Nehre yaslanıp baş aşağı koşan bir yaşlı ağaç ol

Jön TüRk 13 May 2020 17:13

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Güzelcin


Koşu koşuver nargözlüm
Yuvarlak biçimli ayakların
Küheylan kolanı gibi kuşağın
Gürbüz kalçalarının üzerinde

Koştur azaplardan kaçalım
Koruklar üzümlenmiş mi bakalım
Bir söze iki gülüş bir öpücük
İki bedeni birbirine katalım

Ruhsatlım sevdamsın berigel
Kanın höpürtülü başın dik O seven yuyan bakışınla
İçimi yu mermer döşegel

Dorukda yeni ay ince işaret
Geceye bir şey olmaz gayri
Ne kem gözler gezinir karanlığa
Ne evin sevincinden korkan bulunur

Asmalarda güneş ve çocuklarımız
Çardakta ıslak ve ekşi uyur
Bacın bazlama yağlasın sahana
Mutluyuz tüm dünyaya duyur

Jön TüRk 13 May 2020 17:14

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Hesaplanmadan Ölü


1

Onlardı uzak yerler seçtiler
Ve sayesiz ilahları
Kalın ovalar kuşları yaklaşan ağaçlar
Ve taşlaşan boğulu kalan nağra
Bir sarnıç kemeri eğrisinde
Dünden bugüne seyirten
Telaşsız sular seçti padişah buyurdu kervansaraylar
Hudutta kraliçe ağızları serhatte yagız duşlar
İpe saldıran yığınlar çün Osmanlı kanları
Melekmeşen at yangınları
Ülkeyi kol gezen projektör bakışlar
Hayvanlar bile altında rahat uyuyan
Ve elgizin göğsünde kışlık bahçeleri
Ağırlaşan bir çiçekte
Sultan sıcaklığına çarpıp
Ummana sıçrayan çekirgeler
Aşk donanmış bir havada
Şahadet getiren sedir ağaçları gemilerin
El çırpan iskele ve sancakları
-Üzülmek fethedilmiştir kışladan haber
Tevrattan sakıncalı sözler sakınmak gereken göz
Gerek kanatılan gelinler
Davulun orta yerinden bir baş soğan
Katlayıp ince ağızlarında çingen
İçlerin boşalan surlarına zurna

Toplanan şimdilik sürgüne eklenen
Değerli çocuklar
Arkalarında büyük rüzgarlı anne etekleri
Ucuna takılan yaşmak çeşitleri
Mavi çok renkli tülbentler
İri gözyaşı boncukları
İçine kainatlar sıkışan
Caminin yürek konmamış kayalıklarında
Durmadan her lahza yeniden arınan
Henüz bir böceklik yer açılan

Elleri aynı kumaytan
İçlerinde bir haremi tavşan
Açık duran kapılarının arkasında
Çocuklar baştan sona kadınlara düğmeli
Bu bir an yüzümü hayvanlara dikip
Çamurlu
-Ey Babilin yorulmaz artıkları

Dışımda açıkça bir tazı koşuyor
Ölümlerde yorulup
Bir güle kapanan
Gelincikte bekleşen

2

Sonunda ak tavşan ölüme benzeyince
Koşup bir ölümün önüne titremeler içinde
Diz çöken adamlar beynime atıldılar
Ağırlıkları safra taşları yanlarında
Bellerine kancalı tırpanları

Saçaktan akan buz parçaları
Ona birazda ben katılacaktım
Çünkü herhangi bir hazırlık yapmışlardı
Taş duvarın dibindeydik ölümünden
Ses çıkmasın beni kapıyorlardı bedenleriyle
Alnımı bana bıraksınlar
Hiç yalnızlık korkutmayan alnımı
Karnımdaki boşluklara
Saçlarım uzasın kirlensin ellerim ayaklarıma
Ama onların vakti yoktu onlar için
Ve onlar için çocuk duvara kadar
Gidip gelecekti salıncak ceviz dalında
Ve komşunun ölüm çocukları
Güçlükle göğüslerine tutunan nefesleri
Öldürmeye alışmaları karar kılışları
Toprağı karıştırıp şaşkınlıkla içlerine giriyorum onların
Ansızın bir kravat bazen bir kaç sene deniz
Renkli horozlar ve karanlık doğan yarasa
Sık sık anne tekrarı
Ve kalbinde Allah yazan çocuk
Kızlar hızlanan gelinler
Erkeklerde insen uğultuları
Çocuklar ki mutlaka kutupta bırakılan
Ve dönülen bayrak

Beni buruyorlar renklerin gidip gelişleriyle
İçinde kanlı zincirler elden ele
Yıldız süzerken kadınların karınlarında doğururken
Dilleri terleri damaklarıyla ısırdıkları pamuklar
Ağızdan ağıza
Ve meydanlara
Cılk çıkan yığılan çocuklar

Bağıran balık
Suyu zorlayan midye
Üzerimizden akan gemi karınları
- Çocuk kanlarla sarsıldı
Öğrenciliğim korkunç öğretmenlerim

Sızı olduğum kızlar
Onların şehvetime dokunup kalışları
Anı
Akıllı bir öğrencinin alayındayım
Kanımı ve kamalarını arıyorlar
Aeleyle elleriyle cepleriyle
Bedenime kanımı yapışık olarak
Ya da kumaşa emdirerek
Akıtacak olan
Ve bedenimi arayan korkumu
Açıklıyorlar önüme

(korkumu ölümümle ağzıma kilitlemişim)

İnsanlar salıncak altlarında solur
-Güneş hep aynı artist çocuktu
Nilüfer ipi çok ince parmaklarıyla
Dağlara göklere en yakın elmacık kemikleriyle tutmuş
Yüzüme gülerek severek

3

Şimdi yağmur birikiyor kubbelerin içine
Ak yürek baraj büyüyor
Yarış su pirinç ve içinde canlı çevrilen insanın
Çiçekle döşenen başı

Balıkçı tezgahları
Kayıkçı tezgahları
Ekmek tezgahları

Yağmur alınlara doğruldu
Secdeye durdu süslendi ölümle sözleşen
Ateşli hastalar gibi

Jön TüRk 13 May 2020 17:14

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Hızla Akan Mızrak


Sabahtır
Alkışlar gecenin
Sıcak damları sükun yapılarıyla
Aydınlatır bir ucundan
Kahvaltı sofrasında çay tasını

Düzgün uysal ışıklı bir de ağız
Gizlice götürür hücreyi bütüne
Ve akla her gelen telgraf telinde
Öpüşür iki güvercin
İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla

Bu geçen mızrak
Kalın kararlı
Atanın değer biçilmez atıyla
Kuşkusuz yolunda gerek

Mızrak geçer ışığı
Geçer geceyi dolduran karanlığı da

Jön TüRk 13 May 2020 17:16

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Mavi Gök Orda Mı


mavi gök orda mı
bakıyorsun kuşlar
hazır
sokak lambaları yanık unutulmuş
bir kadıköy vapuru hınca hınç insan
çok geçmeyecek
martılar beyhude turlar atacak
kıyılar lağım konserve kutuları
mısır koçanları

sevgi aranabilir yine
korkusuzca say koskoca kederlerini
bir kuyu bulunabilir

aklımdan çıkmıyorsun
sen hala dizüstü
bunca anıyı besleyerek
sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
görür gibi olarak açıp baktığımı
bense şöyle diyorum
buradan bir acı kanamış boyuna

kuşlar hazır
öncü havalanmak üzre
şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
o vapur hala hınca hınç
kimbilir herbiri hangi dünyaya sağır çok geçmez aradan

kadınlar kapı önlerinde
ellerinde meşalelerle
aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
yorgun bir sarıyla ben de
geçeceğim önlerinden

aklımdan çıkmıyorsun dedim
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
telefonlar yan hücrede çalışıyor
bense kurşunî bir dere
ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarak
mavi gök orda mı

yapayaşlı bir rum kadın
her şeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
haydi koşayım diyorum belki dağılır
koşuyorum
sancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılar
hayır daha sevgili daha sevimli değil
ne başka bir gün ne başka bir zaman

çok geçmeyecek aradan
şöyle diyeceğim
bulutlar açmadı
mavi gök orda mı?

Jön TüRk 13 May 2020 17:16

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - Meç


Ağaçlara kılıçlara benzer çocuklar çıkıyor
erikleri itiyorlar
erikleri onları yırtıyor
ellerinde dürtme silahları
plaj yıkıntılarına çarpıyorlar

sarsıntıyla akıyor
ayaklarını ıslatan
yaprakların gergin dallarında yüzücü nehir

gerginlik balık kanadı
sertlik gözlerine yakın gelmiş
suçlu ağızlarında çiğnenmiş bir gemi

çocuklar elleriyle dalların uçlarındaki eriklere
bir mahzendeki uzaklığa kayar gibi

Gerçekler başlarına konan çiçekler
yaprakları boğuluyor
yorgun bir meyve daha geliyor ağaç kökünden

bu sırada tramvay geçiyor
ve duruyor fidan küçük ağaç
göğüne üç ayak yaklaşmış
ilk koçanını ezberine biliyor

her an ürperti geçiriyor
odaya sokulan yemiş

odaya sokulan yemiş
göz hapsi

evinde durmayı seven kadınlar
mermerle sıvıyorlar çocuklarını

top uzağa yakına çağırıyor
hep bir noktada kalan adama
varmaya doğruluyor
sulardan sorulmayan
ama sulara yatkın anılarına
sevgiler koşturan
pencereyi parça parça aralayıp
denize açılan bir sokak kadını

denize açılan çuha kadınını
açıktan geçen son sağlığa bağlamak için
makina ustası
amma da mideli yıkılmadan geliyor
ve sırım sessizliğiyle çalışıyorsa başına ben
gittikçe soğuyan ve soğuyan ben
ekmek kırıntıları döküyor

her zaman yaprak düşleri başlıyor
serpilen kuşlar çimen düzlerine
gelip bir kısrağa yakından bakıyorlar

kuruyan ağza kapak göze kapak çölüne atılan zar
sulardan serpme balık

deniz görünce kargılar atılıyor
karlı yamaçlardan
kızgın kumlara erenler kaydırak
arkalarından aç karınlı
sevilen kurtlar iniyor

ağaçlar dimdik
dallarında gergin su
haber gibi bir şey bekliyorlar
kökleri toprağı geziyor

bir yatagan aşırı gitti mi
zindana çıkıyor kök ucu

zufa bir cins ağaç

Devlet sokağını tek başına bir ayyaş geçiyor
kente verdiği cevap pandomim

başı bir gölge altı açıyor
hotozlu kadınıyla
hovarda damı
yan yana koyunca yatak
yaşama simidi

şimdi eskimolara bakın
kadınları fok balıklarından
buzdan yataklara girip
sımsıcak çoğalıyorlar
denizlerini kargılarını köpeklerini yemeklerini kayıklarını
ve kaygılarını
ayı balıkları bekliyor
ve
başkentte korsan gülçin dil balığı

yelken
gelmek üzereyim gelmeye hazır
şaramla doldurdum
sözleri ağarınca bu geceyi
hartuç ve hece

göğsü kızgın köpüklü tayfası
şişti mi kadın kollarını
kadın ellerini biçimli gergin tutan
insanın su başı rahim
kelime yorgun
gece soldu çan
çan ve çayır
suçsuz çocuklara koridor
yapraklar balık pulu
balıkçılar pul pul
yalnızca bakışlarını kıprıyorlar
dokununca
çatılarda kirişlerde serin dubalarda

artık göze bakmak oyunu yok

Jön TüRk 13 May 2020 17:16

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - İkinci Ayna


Korkup kaçarken çıktı benden
Bir çeşit hayvan nereye dönsem o

Kış olmadı duymadım hiç bir kar
Tendeki papatyaların tutunduğunu

Komşuda bir çocuk daha ağlıyor
Gözyaşı akışı neden var bilseydim

Ve dost yok karşımda daha da çevrildin
Küçülüp yürümek isterim karıncalarla

Bir çeşit sevdam var
Bir çeşit yalnızım kapıda
Yaradana giden yoldadır her ruh
Çocuklar gibi sevmese de kalpler

. şapka bisiklet beyaz sarı
. kırbaçlanan gülüş zalim ağzı

Bir gıybete kapanıyor akıllar
Bizde ruh gencini ihtiyar ederler

Aşabilsem boğulmalarını ömrümün
Bir çocuk havliyle geçsem sevgisiz ıssızları

Yüzün çepesine koştur beni
İsyan eşiğim toprak kayıyor içim

Jön TüRk 13 May 2020 17:17

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - İsteyerek


Karşı dağdan meleyen canım
Günler nasıl homurdanıyor başımızda
Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde
Bülbül neden kenetlenmiş Sorman oldu mu hiç
İskeleti havlar mı bir insanın. Gördüm
Karşı dağdan meleyen canım

Evin görünmeyen elleri
Yağmur yanaklarında gözyaşı taneleri
Art arda gidenler can pareleri erkek kardeşleri
Evde kızlar kimsenin görmediği kızlar
Ateş gibi ülfetleri
Dağlamış serin taslar bakraçları
Anaları bilinmez bir köşede
Bir nağra gibi. Hayatın başında
Tozut koyun yünlerini hallaçla zamanı hallaçla
Bir kapalı ağzın var. Sanki susar çağın ünlü marşlarını

Yüklükten bana bir yorgan çıkardılar
Üstü mavi papatyalar
Bir dehlizden geçirip zirveye döşek attılar
Taradılar uykumun saatlerce uzun saçlarını

Şimdi sırtım sağlam
Karşımda hamle yatakları. Bir elimde kılınç bir elimde zafer duaları

Jön TüRk 13 May 2020 17:17

Cevap: Cahit Zarifoğlu Şiirleri
 
Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları


Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan
Geçerdi babam
Başında yağmur halkaları

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde
Daha ilk güzelliğinde
Alnını iki dağın arasına germiş
Bir devin göğsüne benzer
Göğsünden dualar geçermiş

Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri
Cami avlularına açılan
Havuz sularına kapılan çocuklar
Görmeden güneşin bütün renklerini
Götürmezlerdi dükkandaki babalarına
Ocaktan akan kaynar yemekleri
Nenelerinin koyduğu avuç taslarına

Başı ve yüreği şahbaz
Kaleleri ağırlayan kadınların
Süslerini kemerlerini
Başlarını ağırlaştıran
Ağır siyah şelale saçlarını
Tutunca gençleşirdi erkekler

Sonra insan o ki denizde
Küçük ve büyük nehirde
Bedeni ıslatan afsunlu suda
Önce niyet sonra yıkanırdı
Zaman dert getirdi sulara
İçinde eski balıkların yattığı kayalar
Savaşan insanların elinde
İnce yontulup taşındı balta mızrak şekline

Anam kanları kuruyan
Kavga ayıran bir kargı elinde
Kara ocağın taşlarına
İşaret koydu çocuklarını
Belinde gezdiren babamın
Beyaz yazılarla kazandığı adları

Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın
Unutup genç gelen günleri
Zamanın sürerken çektiği günleri
Çetin bilmecelerle
Sürdü atını şehirlere

Yün ören at güden kadınlar
Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde
Küçük pencereli karanlık dar odalarda
Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin
Uzağa çekilip giden
Ayazda donan gülmeler içinde
Ormanlarda süt emziren anne
Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu

Hep kaçarmış şehirlerin
Demir dağlarına
Uyuyunca toprak beşiğimde
Sahipsiz kalan
Ellerimden kayan aydınlık günlerim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:00.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.