![]() |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Ten İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz ben tenime yürürüm, tenim benim gereksiz et parçası, atılmış, duruyor bir kenarda... áh, aşklar vardır şimdi, amaçsız ve ereksiz birlikte dolaşırlar; yırtıcı ve hovarda... belleğim? bir kurttur o! dâima ipe sapa gelmeyen bir şeyleri parçalıyor... kemirgen! aşk uzakta uluyor, yalnızlık lapa lapa yığılıyor kapıma... âh, kendini kürerken kaybolan kar günleri!.. elimle yediririm tenimi yeraltına... savaşlarda karartma olduğunda örterler ya... ağır perdelerim öyle kapalı işte... sımsıkı... bir kuşatma! bir kurt nasıl kuşanırsa öyle kar günlerini; aynalar kuşanıyor aynadaki tenini... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Söz ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz bir dağın uzantısı olmak sana yetmediği zaman gör ki sıradağlar talanda... sözlere bak, bağı çözük çiçekler gibi ortada, dağılmış duruyor nerdesin? hangisinde? solmakta mısın doğrularda ve yalanda? işte hangi uçurum dillerinin dip kuytularında olmak beni sana göre daha sınırda kılar? ve aramızdaki sınır hangi kaybolmalarda? tenhayla çizilmiştir? her şeydir, savrulur, ama bir şey direnir o hala bende kalanda kayboldum akarsudan sözlerde aktıkça yıpranan şiirlerde ve en yabanıl olanda... şimdi kim dindirecek, erguvanları bende? çünkü Söz'üm ben, Söz'üm, hem bulandım hem de arındım aynı zamanda |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sömürge
Şair: Hilmi Yavuz Elyazması acılar asılmış duvarlara Tezgahlar umutları daha da germiş Dokurlar kenevirden ev resimleri Uzun bir suskunluk adı verilen Elleri daha kalın tanrılardan Nehirlerle bir tutarlar ölümleri İlk buldukları ateş değildi Gemiler gelmiş de barut getirmişti Direklerinde sallanan çocuk ölüleri Sesleri tüylü sıcak alçıdan Davullar çalınca erimeye başlar Sömürge güneşinde kral heykelleri |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sırası Gelince
Şair: Hilmi Yavuz acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra sen ki eyvan ağıtlarda sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun gözlerin bozkırdan devşirme yolların bozgundan derlenmiş karanlık yolcusu turnaların ve kurdun ey hüzünlere reâyâ olan derviş acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra tarlalarla uzar gider al kısrak gökçe çiçek tozar durur sılalarla oysa ölüm, bir uçtan bir uca bir uzun kervansaraydır ki savrulur günü saati gelince yıkılır yırtıla yırtıla |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sır İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz gidecek... kendisiyle yitecek belki sır’ı: hiçbirşey kalmayacak... sâdece kırık bir cam; hepsi o kadar işte! –ve ne varsa aykırı bildiğin, senden olan... –ve bitecek serencâm!.. âh, ince duvarlara çakılan kaba saba bir çiviye tutunmuş... eğreti, öyle sarsak; çerçeve yenik düştü gümüşe ve ahşaba; dökülür sır’ı yüzün, aynalara bakmasak... hani aşk’ı yazılacak olanda arıyorken bir sahaf, yitirir ya, kitapta yazılmış olanları; nasıl biraraya gelir derken, ne tuhaf! sonunda hep aynalar buluşturur onları... yüzüme bakmaz oldu aynalar, neden katı? âh, benimki değil bu... –aynaların hayatı... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sümbül İle Kuyu
Şair: Hilmi Yavuz sümbül sinan! seni ağır kuyulardan derledim; seni Aşklara, aşklara yolladım ve tayy-ı zaman güzleri vardır işte bir söz ağarır dizelerde bu ‘akşam’dır ve o’dur sende kalan, sende kalan... sümbül sinan! bir suyu öper gibi geçtin tenimizden işte bu, bir kuytuyu okşamak ve varolmaktır bir dağ kendi gölgesinde kaybolur ve bir su, bu akar su yeniden-akmayı öğrenir sende duran, sende duran... sümbül sinan! hüzünler durmuyor; herşey gelgit... bir yaprak, kendini sürgit sana benzetiyor bu kuyu, kalbim ve talan- la birlikte büyüyen kuyu kendi dibindeki çiçekle besleniyor sende solan, senda solan... ah, tayy-ı zaman, tayy-ı zaman!.. |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Size Bakmanın Tarihi
Şair: Hilmi Yavuz size bakmanın tarihi! siz bir gonca kadar kendiliğinden yazılmış olmalısınız derin, korkunç veergen kalbim, sevdalara sığmayan kalbim bir dağı içeriyor geçerken siz o dağa sanki kış ve sanki bıldır yağan karsınız umarsız sözcüklere bulanmış size bakmanın tarihi! siz bir keteni köpürten yaz ve inanılmaz yalnızlıklarsınız: sadece sizin olan o vahim, o beyaz ve kuytu gurbet sesleriyle işlenmiş yazdıklarınız ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz kimbilir hangi sevdalara dolanmış size bakmanın tarihi! bir kalbime güvensem sizi hep okurdum ben... ama nedense hep aynı hüzün ve hep aynı tutkuyla bakmayı bilmediğimden, ne yapsam bir ilenç, bir kargış gibi ardım sıra geliyor şairliğim o solgun yolculuğa adanmış |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Siyah Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz sular kayboldu büyüde, büyü tüldü tül siyah, kendini gösteriyor, kapanır yalnızlık dizlerine... gel, gömül tenine... o tenin ki, Zaman’dır... maide ve siyah, olur elbet, kınından çekilir gibi yollar... sularda ayna sesi! âh, gökler bıkar gider kendi erguvanından; bir aynaya dönüşür ötekinin gölgesi... ve siyah... ayna düşer! aynayla birlikte herşey kırılır! ne kalır geriye aynadan, söyle, ne kalır? geriye kalan âh, sadece yalnızlıklardır... aynalarmış gibi yapan aynalar!.. sır biziz, aynalar sırrolacaklar... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sen Bir Büyüsün Yaz
Şair: Hilmi Yavuz ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken yollar gül sesleridir beni yazın ta içine çağıran gitsem mi? yoksa daha erken mi akşamın kovanında anılar oğul verirken senin gittiğin yollar bana dolanan yollardır solduğum bir büyük ormandır acılarım geçmişten ve gürgen ve derin bulut sözleri olarak yazlar kalbime girerken ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kimbilir hangi gülden kalma diken? ve ne uzun bir büyü'sün, yaz! gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sebsefa Sokağı İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz ben hep senden yanaydım; o bildiğin sebsefa, sokak ilk göçebe yurdum olduydu hani; işte orda seninle gökyüzünü ilk defa çökertip oturduyduk, kötücül ve yabani bir belleğin içinden atılan öteberi; kendini bir aşka benzeterek anımsar: en sığ yılları onun ve en derin günleri orda dururken işte, öyle ince, karamsar biri gibi o sokak... aşkımız fotoroman, okunmuş bitmiş artık, sürünüyor yerlerde; yağmur kendini okşar, yaprakları nemfoman o ağaç, duruyorken, soyunum, pencerede... bir beyaz mikoloji olur sözlerim orda; seni ansa da belki, aynalar anmasa da.. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:03. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.