![]() |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
İnançsız
Şair: Hilmi Yavuz Açılır gecesi inançsızların Tanrı sarı bir çiçektir Ormanın içinden atlılar Geçerken çocuklar ölecektir Denizin gözlerinden tuzlu Bir sıkıntı vurur karalara Uzakta olduğumuzu köprülerden Atlar nereden bilecektir Mavi kuşlar çiziyor biri Eli değdikçe camlarına Avcılar doğrultup namlularını Nasılsa bir bir düşürecektir Yorgun yıkılmış ölü Bir yaz büyütür karnında Soyunup toprağa yatınca Kadınlar göklerle sevişecektir Açılır gecesi inançsızların Tanrı sarı bir çiçektir Ormanın içinden atlılar Geçerken çocuklar ölecektir |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
İçbükey Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz yalnızlık kalıtımdır... aynalara bıraktım; kim bakarsa onundur aynaya benden sonra.... âh, sözlerde açtığım yaraları kanattım; durmadan arayarak tenimi sora sora ona yıktım kendimi... ben içine kapanık bir gece güneşiyle yolu yitiren yolcu! Belki onu bulmaya, belki de o bulanık Yolcu için durulan nehirlerle sonuncu Kez büyük gösterirken o kalıtı, öteki Durmadan küçültüyor... ortası bulunamaz!.. Pazarları verilen kanlı yalnızlık ek’i seni hep alıştığın aldanışa bırakmaz... gündüz herşey öyle düz, öyle dümdüz ki herşey; ben öyle bir aynayım, akşamları içbükey... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yaz Sevgilim
Şair: Hilmi Yavuz kuş uzuyor dizelerde kalbimdir, üretir dinleyin: bir zamanlardı, dağlar ve onların ardı ve yabanıl bir akarsu gibi dadandın kalbime... yaz! sevgilim! yürürken kekiktin boydanboya ve yüzün ne kadar gürdü ah hiçliğe solan gülüm! işte sürüp bulutlar ve elmas ağzından ölüm sözleri üşürdün kalbime... yaz! sevgilim! ve sevda günleri ürettin boydanboya gözlerin kimbilir ne kadar sürdü? ah hiçliğe solan gülüm! |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yalnızlık İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz yalnızlık zamanlandı: önce aşk, sonra yaprak... günler geçilecekler... atlar, gümüş yeleli yüzünü aynalara, bir tek onlara bırak; sürünsün sırrı aşkın, bak, seni görmeyeli çok değişti aynalar ev içleri bulandı; herşey artık ne kadar, ne kadar da kurak odalar orda burda, içlerine kapandı; sofalarsa eğreti; yüklük ve kapkacak somurtup duruyorlar... herşey olgun bekleyiş gibidir burda olmak, 'bekleyiş gibi' olmak... sen gel, şimdi kendini o aynalarla değiş; gel, burda ol daima -ve nasılsa kararmak- ta olandan bakarım sana giden günlere; tenindir, beleniyor, ah, yeşil ekinlere... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yalnızlık Bir Tarihtir
Şair: Hilmi Yavuz Yalnızlık bir tarihtir ikimiz Dururuz odalarda bir giysi gibi En kalın soluklarla çekiyor ipi Kim bilir kimlere kalmışlığımız Yalnızlık bir tarihtir sen misin Bir geçmişi şurup giden ak turna? Ya benden önceydi ya da çok sonra Bir halk türküsüne gül olan sesin Yalnızlık bir tarihtir onlarla Gök dediğin iki kuşun arası Ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası Ansızın donuyor gül, bakışlarda |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yahya Kemal İçin Rübai
Şair: Hilmi Yavuz Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür Her acılan gülde yepyeni bir Sırâz görünür Bakışlar dağılırken denizin belleğinde Senin her sihrinde geçmiş bir yaz görünür |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yaban Atlarını Kışkırtan Dıonysos
Şair: Hilmi Yavuz kışkırt yaban atlarını, kışkırt, dionysos!..’ dediler uzat aşkları ordan, orda fener, kayalar, gelirdi... kim kalbini sana yedirdi? her şey bir’di o zaman: atlar, logos tek olan biz’dik, çayırlar- sa başta sessizlikten doğma silenos ve birlikte çiğ yenen günler... yapraklar, yağmurun teniyse eğer sen o yaprağa beden- sin ve tek değilsin: anababis, onbinler!.. giderek kim neyi eksik gördüyse onu bütünler... gibisin: bir tören!.. şimdi sulara gizlen ve göç, onlarla beraber kül parmaklı akşam dokunurdu sana özenle... ve yer yer insanlar küldendiler... diye söyledim ben hangi yolcuyu izleyen gemilerdim ve neden hep söylen’dim, hep söylendim, hep söylen? ‘kışkırt yaban atlarını, kışkırt, dionysos!..’ dediler |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Torlak Kemal
Şair: Hilmi Yavuz kış, dağların kürkü gibi kış gece midir düşen dal? sen ey böğürtlenlerin ve umutsuzluğun mülkü ve bir hüzünden huruç eder gibi kalın bir türkü ile dağları düz eden abdal şimdi sen ilkyazı, belki kara, yün bir kuşak gibi beline dolayıp acıyı kav, sevdayı çakmak bilip yola çıkmak üzresin Ellerin ovalara üzengi denizin tuğu, ağacın börkü ve dahi ölümü bir yılkı gibi bırakıp gidensin torlak kemal kış, dağların kürkü gibi kış gece midir düşen dal |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Tenha
Şair: Hilmi Yavuz her şiir boydan boya bir ıssızlıktır artık dizelerse giderek daha tenha acının düzyazısı olmaya hazır mi sözlerin kişi? aşklar! onları yazan yasasın sarışı n atlas kağıtlarda yaz ne güz okunur ağaçlar güya sen sussan da susmasan da bir tutup tutuştuğun hayale ağırdan iri güller ve lale düşer düştüğün melale ve hüznü yeniden okumak için bir kitap olur dünya ve her şiir boydan boya bir issizliktir artık dizelerse giderek daha tenha |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Taflan
Şair: Hilmi Yavuz ne zaman dinecek,ne zaman? bu taflan,bu taflan? ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam bir hiçlik tadı ve ağzından yıldızlar uçuran ergin,yeşil ve yabanıl bir yaz gecesi gibisin yüzünde yolların gülüşü ve yaz göğüne ilişkin bir esenlik üretiyorsun geçip giden fırtınalardan ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam aşkların büyük yarlarıyla kuşatılmış görüyorum kendimi safran ve ezilmiş yazlardan bakışlarının kıyısız açıklarında gurbet ve cevahir taşıyan bir gülüş söylencesi geçer bir yazdan ötekine derin anlatılardan ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam bir dağın yırtmacından ince bir dere yatağı gibi kayan yeşil tenini görüyorum akşam nasıl da yakışıyor yüzüne ve sanki bir kayalığın içine durmadan kendi kendini oyan bir ferhâd gibiyim ben ya da pusu da,karanlık bir gül gibi hem solan hem solmayan ne zaman dinecek,ne zaman? bu taflan,bu taflan? ey uçurum gözlü sevgilim! |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:10. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.