ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşka Dair Her Şey (https://www.forumdenizi.com/aska-dair-her-sey/)
-   -   Bir Mavi Sevdim (https://www.forumdenizi.com/aska-dair-her-sey/1150-bir-mavi-sevdim.html)

Tomris 20 December 2017 18:40

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Aşk herkesi
Kırar biraz
Eksilmesin
Acısı şükret


Sen bana dediğinden bu yana kırık bir yanım. İçimde bitmeyen yitmeyen bir sen. Senle tutunmuşluğum hayattaki fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim şimdi yalpalıyorum. Acısını yaşıyorum sensizliğin.


Varsın ağlasın
Dalda kiraz
Herkes kendine
Sürgün biraz


Aşkımıza ağlıyor şimdi bulutlar. Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla benim gibi. Kendine sürgün ettin ya beni. Bitmeyen bir özlemin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim bu sürgünün sebebi sen sonu sen.


Çocuk gülüşün
Dünden bir yara
Aşk bize sıla


Gözlerimin önünde yüzün o masum gülüşün. Geçmişten kalan kabuk tutmuş bir yarasın içimde zaman zaman kanayan. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, başka yollar başka hayatlar var. Akıp gidiyor hayat senden uzakta bir yerde.


Günler gelirde
Büyür üzerler
Aşk bize gurbet


Zaman akıp gitmekte yolunda sanıyorum her şey aklıma bir sen düşene kadar. Büyüyor tekrar açın içimde. Tarifsiz sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kap katı kesilip kalıyorum damarlarımda kan akmıyor bir kalp krizine dönüşüyorsun. Feryat ediyor kalbim sonunda patlatıyor damarlarım yinede yoksun.


Ay ışığı
Tende bıçak
Giden sürgün
Kalan kaçak


Sürgün edilmiş bir aşk bu senden uzaklarda bir deniz kenarında sana doğru bakıyorum hasretle. Yüzün gibi parlıyor bu gece ay. Tebessümler oturuyor yüzüme. Yaralarım kanıyor deniz tuz basılıyor üstüne seni hatırladıkça. Mavi bir gecede hasretliğin siyahı sarıyor etrafımı.


Kapansın yarası
Şu gecenin
Ayrılıklar örtsün üstümü


Sensiz geçen yılların yarası kapansın artık. Ya tam sana gelsem ya tam senden gitsem sıkışmasam hep iki arada bir derede. Sen en iyisi bende bitsen ve kapatıp kapıları mühürler vursak üstüne.


Kimim kimsemdir
Ah gözlerin
Gidecek yeri
Yok kimsenin


Hiçbir şeyimsin dokunamadığımsın, gözlerinde kendimi göremediğimsin yanında olmadığım, saçlarını okşayamadığım. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Senden başka kimsem yok. Sende ise bir ben varmıyım?

Tomris 20 December 2017 18:41

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: "Eğer bir
işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en
önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım."
Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim
kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin
kim
olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse
ona büyük
bir mükafat vereceğini ilan etti.

Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri
cevaplar
birbirinden tamamen farklı çıktı. İlk soruya cevap olarak; kimileri
her
hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların,
yılların
yer aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak
gerektiğini söylediler. "ancak böylece" dediler "her şey tam
zamanında
yapılabilir".
Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar
verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep
daha önce olmuş
olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler.

Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse
etsin, tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar
vermesinin
imkansız olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona
yardım edecek bir bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini
söylediler.

Fakat bu defa da başka bilginler; "Bir konseyin önünde beklemesi
imkansız bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına
ancak tek bir
kişi anında kara verebilir" dediler. "Buna karar vermek içinse neler
olacağını önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler
de yalnızca
sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek
isteyen,
sihirbazlara danışmalıdır.

İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en
fazla ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre
danışmanlar;
bazılarına göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir
kısmına göre ise savaşçılardı.

Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince;
bazıları
dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta
ustalaşmak; daha başkaları da dinî ibadet dediler.

Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini
kabul etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi. Ama halâ doğru cevapları
aradığı
için, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya kara verdi.

Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade
halktan
başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek
kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü.
Münzevinin kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da
geride bırakıp
yola devam etti. Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek
tarhları kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti.
Münzevi mecalsiz
ve zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık
toprak
çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu. Kral yanına gelip şöyle dedi.

"Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim. Doğru
şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç
olduğum,
dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar
kimdir?
En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?"

Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya
devam etti.

"Yoruldunuz" dedi kral, " Küreği bana verin de biraz dinlenin."
Münzevi, "Sağolun" diyerek küreği krala verip yere oturdu. Kral iki
tarh
kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine cevap
vermedi; bu defa
ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi: "Biraz dinlenin; bir
parça da ben çalışayım." Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam
etti. Bir saat geçti, bir saat daha. Güneş, ağaçların ardından
batmaya
başladı; sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi: "Ey bilge
kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer
cevap
vermeyeceksen, söyle de evime gideyim". Münzevi, "Buraya koşarak
birisi
geliyor" dedi, "bakalım kim?" Kral arkasına döndüğünde bir adamın
koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı
ellerinin
altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine
inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve münzevi, hemen adamın
üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral
yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla
sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir tey
istedi.
Kral dereden taze su getirip ona verdi. Bu arada akşam olmuş hava
soğumuştu. Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa
taşıyarak
yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya
daldı.

Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki
eşiğe çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku
çekti.
Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle
dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre
hatırlayamadı. Kralın
uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; "Beni affedin" dedi,
zayıf bir sesle. Kral, "Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey
yapmadınız ki" dedi. "Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi
tanıyorum" dedi adam.
"Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için
sizden
öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi
görmeye
gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim.
Ama
akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya
yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp
yaraladılar. Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı
sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz
ise
hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz
olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim.
Affedin
beni." Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu
kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve
kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi,
ayrıca
mallarını iade edeceğine de söz verdi. Yaralı adamla vedalaşan kral,
kapının
önüne çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara
cevap
vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarda, bir gün
önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu. Kral ona
yaklaştı
ve şöyle dedi: "Sorularıma cevap vermeniz için size son defa
yalvarıyorum!"
Yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini
kaldırıp krala baktı ve, "Cevabınızı aldınız" dedi. "Nasıl aldım? Ne
demek
istiyorsunuz?" diye sordu kral. "Anlayamıyorsunuz" diye cevapladı
münzevi.
"Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız,
gidecek ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda
kalmadığınıza pişman olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları
kazdığınız vakitti;
en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı. Daha
sonra
bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla
ilgilendiğiniz
vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan
ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için
yaptıklarınızdı." "Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli
vakit
vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü
sadece o
zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle
beraberseniz
odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini
bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya
gönderilmesinin tek sebebi budur.",

Tomris 29 December 2017 18:51

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Şimdilerde umut daha bi mavi
Gökyüzü ise epeyce eskimiş
Kuşlar kanat çırpmayı unuttu
Mutlu olmayı bilmiyoruz biz
Kırlangıç uçmadıkça hüzünleniriz
Söyleyin
Mutlu olmayı öğretsinler bana
Umut olacağım onlara
Uçmayı öğreteceğim kuşlara
Söyleyin
Maviye boyasınlar gökyüzünü
Hayır hayır
Umuda boyasınlar gökyüzünü

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
"Sevmek ne uzun kelime! Derin deniz mavisi…"

- Cemal Süreya

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. Içimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya Konuş konuş konus derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığıni. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?

Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmaliyim seni yaşanmis tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvım yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşki kolayca unutabılmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi.

Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti,

Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi...

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)

Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?

Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi
nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen
bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları akşamları her işi bir
kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları
özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu
küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir
çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken.
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları
söyleyemeden 'git artık' demek.
'Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek
sana ne de zor..
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi
bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Seni yirmi dokuz harfle seviyorum.
Her harfte bir kere daha aşkım kuvvetleniyor.
Gecenin bitiminde,günün başlangıcında
Işığa hasret ,karanlık gibi
Seni seviyorum.
Bir çilekeşin çilesi,bir çiçeğin nefesi
Bir dağın ayazıymışcasına ,bu sevgim.
Bütün acılar gibi sancılı,beklentili
Gelecek bahar kadar coşkun ,hayalci
Sellerde tutunamıyan topraklar kadar şaşkın
Seni seviyorum.
Yalan rüyaların hakikati görününce.
Bir ömrün bitiminde.ecelim ,yaşamım kadar.
İmanımın sonsuzluğunda,sessizliği delen
Ruzgarlar misali içimde çalan müziğinle
Seni seviyorum.
Kader çizgisinin ufkunda,bilmez,korkak
Günahlardan yılmış bir gönülle, hezeyanda.
Cennetin doruğunda,cehennem kadar ateşli
Seni seviyorum.
Yılların sana bölünmüşlüğünü biliyorum.
İçinden sevgi geçen zamanda olduğunuda,
Ayrılık sahillerinde bekleyen karşıyakanın,
Işıklarını özlercesine ,sıla kokan yosunu kadar
Seni seviyorum
Ben; bütün benliğimle,yüreğimle,ruhumla
Çöllerin su tutan dikenleri gibi sağlam
Seni ,kendimle beraber,kendim bilerek
içimdeki sana ,erememenin yasını tutarak
Seni seviyorum ...
Seni çok seviyorum.......
Ve bir bilsen nasıl özledim…

Tomris 08 January 2018 01:21

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Sana Olan Özlemim

Naylon ayakkabılı bir çocuğun kunduraya bakışıydı sana olan özlemim.
Her gece dizimde uyuttuğum hayallerime masallar anlatırdım,
İçinde hep sen olan.
Kimi zaman pamuk prenses olurdun,
Kimi zaman elmayı veren cadı,
Ama değişmeyen bir şey vardı,
Hep güzeldin hep beyazdı yüzün.
Geceler boyu güneşin doğuşunu bekledim,
Şafağa olan sevgim sanırdım bunu,
Ya da çocukluktan kalma karanlıktan korkum.
Seni beklediğimi itiraf edemezdim kendime,
Sanki bir sabah güneşin ilk ışıkları getirecekti seni,
Kendine faydası olmayan kör meşeleler sönecekti,
Yıkılmışlığım tükenmişliğim bitecekti,
Umudum ışığım gelecekti bir şafağın koynunda,
Gelecekti işte bir kiraz tadında,
Yamalı sevdalar bitecekti bayram sabahına uyanacaktı yepyeni elbiselerle,
Gelecekti işte,
Kirli mendiline bereket düşecekti dilencinin,
Gelecekti ve eksilecekti dokuz canı kara kedinin.
Gelecekti işte, halâ aynı camın önünde bekliyorum,
Aynı umuda açıyorum penceremi,
Aynı korkusunu çekiyorum ciğerlerime gecenin,
Ve halâ korkuyorum.
Mahşerin kısrakları ızdırap tayları doğuruyor sensiz geceler,
Zebaniler gül suyu içiriyor zehir tadında,
Karanlığın yüreğine akrepler doluyor,
Daralıyorum, bir çığlık vakti duruyor zaman.
Kör yılan dalıyor serçe yuvasına,
Bir can öksüz kalıyor, bir can yetim...
Ve bir damla gözyaşı.
Kervanlar geçiyor usul usul,
Aynı ağıtı söylüyor çan sesleri,
Aynı heybede saklı sevincim mehtabım.
Yürüdükçe kervan acımasız, aynı yarayı kanatıyor sensiz geceler...
Artık üşüyorum, kahroluyorum hayaline sokuldukça,
Çivili yataklarda dinleniyor bedenim,
Her geçen an biraz daha daralıyor pencerem,
Soluyor gülleri perdemin,
Yüreğim eski bir manastır sessizliğinde,
Kutsal bir aşkın ziyaretçisini bekliyor.
Gelecek işte...
Gelecek bir gece ansızın.
Kırılacak prangası vuslatın,
Çılgın bir ateş böceği düşecek geceye,
Yeniden açacak gülleri perdemin,
Bir bahar sabahına uyanacak yüreğim yepyeni umutlarla,
Huriler içirecek ilk şerbetini cennetin.
Sevgi tadında aşk tadında...

Tomris 08 January 2018 01:21

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Seni istiyordum, biliyordun... Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. İnanamıyorum, sen var mısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Öptüğüm dudakların mı? Kim bilir? Belki de yoksun, berbir rüyâ görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Herşey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahrecici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. O gün ilk defa seni gördüm. Düşün, sen dünyaya geleliberi kaç yıl geçmiş aradan. Düşün, ne kadar çok özlemiştim seni. Öyleyse hiç gitme, ne olur? Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur? Dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. Suya hasret, kurumuş bir ot gibiyimdim. Yağmur olup yağdın üstüme, yaşardim, filizlendim. Sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. Şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? Çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. Kimseler çalmayacak kapımı. Gidersen beni bana mahkûm edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştanbaşa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni, bana bırakma!


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:37.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.