![]() |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Salladığın el, sallandırdığın umutlar aslında elinde.
Elinde değil biliyorum, Ve elimde değil sil baştan başlamak her şeye. Kırıldık ve paramparçayız… Hayallerimiz birikmiyor artık avuçlarımızda, Avuçlarımız yangın yeri, Avuçlarımız acı taşıyor, Acılarımız merhem şimdi geçmeyen yaramıza… Gül düşmüyor artık gülümseyişlerimizde yanaklarımıza, Dönüşsüz yol düşüyor yar, aramıza. Kurduğumuz düş üşüyor, Çalmıyor bu son bakışlar kalbimizi ayrılığın cebinden, Tüm mutluluklar yüzümüzde biraz hüzne çalıyor… |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Belki de en büyük hatam sana 'inanmak' oldu... Sana bu dünyadaki her şeyden daha çok inanmak bir hataydı. Gitmeyeceğine, her zaman ilk günkü gibi seveceğine, herkesten farklı olduğuna inanmak çok yanlıştı... Ne yazık ki inandığım en güzel şey yüzünden tarifsiz bir acı çekiyorum. Sırf inandığım için kabus gibi geceleri uykusuz geçiriyorum... Ben sana inandım, Çünkü sana gerçekten 'güvendim'... |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Saçları vardı…
Geceyi hasetten öldürecek kadar siyah, Hasretten boynuna dökülen bir nehirdi sanki. Penceresi aralanan göğsüne perde… Hırçın, Asil, Ve asi… Yıldızları koynunda uyutacak gibi... Yumuşacık, Uzun, Ve siyah… İsyan değil Allah’ım bu, yumruğumu sıkmıyorum. Artık saçlarında gezinemeyen parmaklarımı, Avuçlarımda boğuyorum… |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Gittin… Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki… "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım… Gittin… Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım… Gittin… Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım… Gittin… Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. Gittin… Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım… Gittin… Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım… Gittin… Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım… Gittin… Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım… Gittin… Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım… Gittin… Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım… |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Gidişini öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı.
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım. Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya. Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte herşey hazır… acılarımla iki lafın belini kırdık. Yokluğunda bir kuş sütü eksik… Yalnızlığım ve ben… Seni çok bekledik… Büyük bir ihtimalle ölmüştük Şehir kan kıyametti ayaklarımızda Gökyüzünü katlayıp bir köşeye koymuştuk Yıldızlar kaldırımlara dökülmüştü bütün Hamza bütün parmaklarını ortaya dökmüştü Yirmi yıldır cebinde biriktirdiği parmaklarını Hamza son şarkıyı kırka bölmüştü Doğrusu iyi idare etmiştik Doğrusu iyi haltetmiştik Yaşayanlar unutmuştu bizi Biz öldüğümüzle kalmıştık. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Gördüm ki; yüzünü bile görmeye değmeyen insanlar varmış etrafta, Allah’ım değdirme yüzümü bir daha yüzlerine! Yalvarıyorum sana… Sevmekten canı yanar mı bir insanın? Düşün ki mahşer yerinde yalnızım, cehennem ateşi her yanım. Yüreğim, tenim, avuçlarım… Şimdi başını kaldır ve cevap ver bana. Bir uçurumun kenarındaysam, düşmemişsem ve hala tutunmaya çalışıyorsam hayata, Hayallerim kırılmışsa, Umudum kalmamışsa, Yıllar öncesinden isim koymuşsak doğmamış bir çocuğa, Ve sen onu aldırmışsan düşlerimizin rahminden, Giden sen isen ve öldüren sen, Şayet evlenmişsen, Söylesene nasıl, hangi şefkatle okşayacak doğmuş bir çocuğun saçlarını elerin, İçimdeki çocuk boynu bükük, “sen” özlemiyle yaşamaya çalışırken? Yüreğin varsa; gücün yetiyorsa değil, gücüne gidiyorsa, Elimi bıraktığın elin vicdanına uğruyorsa, dokunuyorsa insanlığına, Sevme beni önemi yok ama anla… Ey geçmişimi uğruna heba ettiğim, geleceğimi ziyan eden sen! Seni öylesine sevdim, öylesine kimsenin dokunamayacağı derinlerime yücelttim ki hep bu yüzden kaybettim. Bu yüzden sana olan bütün şefkatim, sevgim. Bu yüzden yoksun yanımda, Bu yüzden unutmayacağım seni asla. Yaşarken tutunamadım ellerinle hayata, aynı uykuya göz kapatamadım seninle, aynı sabaha uyanamadım. Sevgiyle ellerinde olmadı elim bu dünyada, tutamadım. Yeniden dirildiğimizde kinle, nefretle iki yakandan tutacağım. Hakkım helal değil sana… Ezgin KILIÇ |
Cevap: *Mavimsi Madam*
beni güzel hatırla bunlar son satırlar…. farzet ki bir rüzgardım esip geçtim hayatından ya da bir yağmur sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu… kaybolup gittim belki de bir ruyadım senin için uyandın ve ben bittim…. beni güzel hatırla çünkü sevdim seni ben herşeyini…. sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini beni üzdün kınamadım alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım… beni güzel hatırla sayfalarca mektup bıraktım sana… şiirler yazdım her gece çoğunu okutmadım sakladım günahını sevabını içimde sessizce gittim… senden öncekiler gibi sen de anlamadın….. beni güzel hatırla sana unutulmaz geceler bıraktım sana en yorgun sabahlar… gülüşümü…. gözlerimi… sonra sesimi bıraktım en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka…. söylenmemiş merhaba’lar sakladım her köşeye vedalar bıraktım duraklarda… ne ararsan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda…. beni güzel hatırla dizlerimde uyuduğunu düşün saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı mutlu olduğun anları getir gözünün önüne alnından öptüğüm dakikaları…… birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün şaşırtmayı severim biliyorsun? bu da sana son sürprizim olsun: şimdi seninle yaşan günleri ateşe veriyorum beni güzel hatırla gidiyorum….. Okan SAVCI |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Yokluğun, bir iç savaştır yüreğimde sevgilim, geri çekildim seni beklemeye gidiyorum Ayrılık değil ki bu Bir uzun hava çalınacak, son bulacak hicran makamında kadehler vurulacak özlem geceleri kapımıza dayanacak sevgilim, susturma bizi sürç-ü lisan olmasın bu aşk Avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim... Ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri. İtiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam, sen dokundun çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar. Korkma, yaklaş. Tenimin tenine diyeceği var Uğurladım eski sevdalarımı, gözlerine ilk baktığım an çarmıha gerdiğim özlemlerimi azat ettim huzur kazandım müzayededen ikimiz için bol köpüklü bir kahve taşıdım bakışlarımla sana yüreğimi istedin, verdim Şimdi desem ki bahar Şimdi desem ki yol var beklemek bir köpek gibi yapışsada paçalarıma, sevgilim, ikimize yetecek kadar sabrım var Şarkıların resmini çizebilir misin? Bana yüreğindeki ritimleri gönder. Nasıl? hayır, izlemedim bu filmi, sahne tanıdık ama, biz mi oynuyoruz? bu yüzden bitsin istemiyorum demek ki... Daha önce seslendirdiğimiz aşklar nerede peki? Suflörü sen miydin yüreğimdeki sesin? Sevgilim, hadi gel mısır patlattım, bizi izleyelim... Çığlığımı tut, yere düşmesin dar gelirli zamanların açlığını doyurmamız lazım bu hayat bildiğin gibi değil, diyemem biliyorsun, bana da öğret aşkım Korkularımı bir caminin avlusuna bıraktım acılarım ahşap bir bina, bir kibrit çakılsa tutuşacak sevgilim, sesimi sesinle uyut bu yekpare gülüşler o zaman can bulacak denizi hiç böyle mavi görmemiştim. Pardon, baktığım gözlerin mi? gülme, boğulmayacağım, dalgalarında yüzebilirim bu ekmek kavgasında durduk, bir de sevdalandık tabi ki pişman değilim, olamam sevgi bir eylemse, ben eyleme geçtim elimde pankartım, sana yürüyorum... Düşler, yalnızlığın tangosu sen gelene kadar sahnede dansım kalsın sevgilim, geceyi düşlere boya ama tuvalde bir öpüş kalsın |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Aşk... Nereye baksam "Gel Beni Bul" diye haykırıyor Aşk.... Takılıp gidiyorum ardından… Ulaşmaya çalışırken o sese, yakalamaya çalışırken; tökezliyorum her defasında ona giden yolda… Düşüyorum. Her düşüşten sonra yamalı bir sevda bırakıyorum ardımda. O zaman anlıyorum şimdi neden sevdalarımı yaşamaktan kaçtığımı… Ve anlıyorum her defasında neden hep yarım bıraktığımı Anlıyorum ki; sevdadan kaçış nedenim değişmez gerçeği görme cesaretsizliğim: "Sonsuz ve ölümsüz aşk yoktur", "Bulduğumda aynı şeyleri yaşayacağımı ve yaşamaktanda korkuyorum" diyorum ve kaçıyorum aşktan. Yine acı çekmek istemiyorum… Yeniden yaralanmaktan korkuyorum… Günün birinde yeniden cesaretleniyorum. Yeniden düşüyorum peşine kalbimin. Ama her seferinde hüsrana uğruyorum, Üstelik çoğu gerçek aşk rüzgârı bile değil ve aslında ben bunu en baştan anlıyorum. Ama ‘belki’ umuduyla kendimi kandırıyorum her zaman... Her seferinde dayanamayıp yine atıyorum kendimi aşkın ılık esen rüzgârlarına. Sonu başından belli yarım yamalak sevdalar yaşıyorum. Her yamalı aşktan sonra daha çok artıyor yüreğimdeki hüzün... Daha da yavaşlıyor kalbimin atışları… Her biri için "acaba bu kez doğru kişi mi" diyorum ve hep hüsrana uğruyorum. Her defasında; daha da üşüyen bir yürekle, daha da yalnız bir yürekle kala kalıyorum... Ahh! Ama suç bende, . Çok şey istiyorum ben!!!! İnsan olmalı, benim olmalı, bir üçüncüsü asla olmamalı diyerek… Peki çok şey mi istiyorum? Sıcacık bir yürek, sıcacık bir el, sıcacık bir ev, ruhumu ve bedenimi birleştirip, tek insan yapacağım, adını da aşk koyacağım birisi… Belki de… Belki de ben aşkı yanlış yerde arıyorum. Yanlış yerden gelmesini bekliyorum… Belki de Aşk Kaf Dağının ardında… Ey Aşk ! Af diliyorum senden.... Ben çıkamam Kaf Dağlarına… Sen bul beni… Çıksana artık karşıma, savursana beni fırtınalarınla.... Rüzgarınla al götür uçsuz bucaksız yerine…. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmemek ama özgür bırakacak kadar çok sevmekmiş |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:25. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.