![]() |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Zaman aleyhimize olsa da Bilmediğimiz bir köyün Şiir yüzlü çocuklarına Kutu kutu çikolota dağıtmaya geç kalmadık sevgili “ Dündü. Dün. Sen yorgunluğunu yorarken yarı uykulu halinde Ben kaya gibi sert acılarının kenarlıklarına Harf harf kendimi ilmekledim. Tek bir motifini es geçmeden. Geçmişinden tanıdık, Düşlerine yabancı bir kapıya vururken ayak ucunu Ben topuklu ayakkabılarının sesine sakladım İçimin tahta arabasıyla avutulan çocukluğunu. Ve adını teşhir etmediğin bir sokakta Kalabalık bedenini yüreğinin tenhalığına zorlarken Ben gözlerine binlerce şiirler bağışlıyordum Sana hayat dediğim rüzgarlı tepede. Yıldız yıldız akarken gecenin karanlığına Ben sesinin refakatliğine soyundum. Üryanlığımı yüreğimle kapadım. Günahı boynuma Senli acıların katline boyandım. Seni özlemekten hiçbir zaman feragat etmedim. Etmedim de hep seni içime akıttım. Damarlarımdan taşırdım. Hangi hücremde devşirme bir yeniçeri ayaklansa Hayat diye senin yüzünü sürdüm. Ben sana hayat dedikçe büyüdüm. Büyüdükçe sende, içimde seni büyüttüm. Koca bir şehirde Adından başka her yere yabancıyım. Kalabalıklar üzerime yürüse Senli yüreğimi sürerim ölümün üzerine. Tenimden bir teni koynuna bağışlayıp Yeşil reçeteli ilaç küpürlerin içine saklarım kendimi. Koca gövdemi ince yüreğine indirgeyip El yazması bir mektubun içinden Sana koşarım ben. Geceydi.. Biraz da sendi. İki yanı dağlarla örülü yüreğinin ortasına Bir şiir kurdum kafiyelerden ayıklanmış. Saçlarının gökyüzüne en yakın yerine Bir salıncak kurdum serbest şiirlerimin senli sesinden. Hayatının senli tenhalığına Adımın harflerinden bir kalabalık bıraktım. Acının en katıksız yerinde beni sancılarına bağışla diye. Biraz ben'dim Ama hep sen'dim. Hep senin'dim sevgili. Yolların uzaklığına bakıp bakıp Yorma kendini. Beni bensiz bir uzakta içine çekerken Sen gözlerimin ufkuna vur gözlerini. Yüreğinin yeşil bahçelerinden esinlendiğim Bir ayçiceği tarlasına döndür yüzünün aydınlığını. Parmak uçlarınından sarkıt gövdenin rengarenk balonlarını. Bir Cumartesi günü Bir kargo paketine sığdırılmış mavi bilyelerimi Eteklerinden sal yüreğimin senli bahçelerine. Bendeki “ adın” alabildiğine “ hayat”, Bendeki” hayat “ alabildiğine “ sen” olmuşken Sana kavuşmam bir ölüm sonrası gelsin sevgili. " Sustuğumuz harf miktarı konuşurken sevdayı, Yaşadığımız hayat kadar Gözlerine sakla beni sevgili." 13 Mart 2010 Mavi Bilyeli Adam // İsmail Sarıgene |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ey acıdan mutluluklar doğuran kadın. Biliyorum sen bu saatlerde yorgunluğunu yormaktasın. Bu kaçıncı rüya kendini hüznün dar ağacında sallandırdığın ? Bu kaçıncı tabut omuzlarında çocukluğunu yıkadığın ? Kanamalı bir gecenin içinden koşuyorum sana Karanlığın içinden ayıkladığım binlerce yıldız, Satırların içinden arakladığım binlerce şiir ile.. Başım otobüs camlarında uykusuzluğa râm olsa da Sana vardım, sana yar'alandım. Sana hayatlandım. Sana gelirken Susamıştı karasallığım, Kurumuştu şiirlerim, Çatlamıştı satır aralarım. Bir meltem gibi yüreğine masal anlatmayalı Depreşmişti sırt ağrılarım Kısırlığım ayyuka çıkmıştı. Sonra suskunluklarımı yüklenip Özlemine susadı üşengeç yaralarım. Ceplerime sığacak kadar mavi bilyeleri doldurup Koştum kır düğünü düşlerimize O kadar dalmışım ki, Yalın ayak kalmış çocukluğum. Beni sevdana giydir sevgili. Kokunla ört düşlerimi.. Gözlerinin hayat deryasına yatır harflerimi Ve sakın beni nefesinde uyutma... Beni, Beni nefesinde yaşat. Ve dudaklarının nihavent sesinde öldür. Eski bir lunaparkın Atlı karıncaların olduğu bölümde buluştuk sonra. Üzerlerimizde çocukluğumuz, Ellerimizde tertemiz düşlerimiz, Ve de sonu gelmeyen sırt ağrılı umutlarımız, Gülümsüyoruz rastgele.. Sanki mavi bir denizin ortasında Yalın ayak yürüyoruz. Gözlerimiz aşk'a kapanmış Yüreğimiz bir sevdaya adanmış.. Yürüyoruz elele.. Sonra ben bir şiir oluyorum gözleri kapalı. Bilyelerini unutmuş bir çocuğun sırtında sona eriyor ağrıların. Ve sana ithaf edilmiş satırların arasında Soluğum, nefesim çağlayan bir nehir gibi. Sana cümle cümle koşarken Taştı içimdeki çocuk, Sonra yalın ayak koştuk mutluluklara... Gül sağnağında kavuştuk hahve rengi umutlara Biraz da sustuk sevda dilin. Sustuk derken dil sustu, Yürek, aşkı binlerce dile tercüme ediyordu. Ve sana yazılmış bir şiirin en hayat damarında, Acıyı payladık. Ve yüzüm yüzünde, Saçların nefesimde.. Ve yıldızlar şahitliğinde Bir fincan umudu mutluluğun utaganç yüzüne çaldık. Biliyorum saat geç oldu. Sen yorgunluğunu yorarken bu saatlerde Ben sana vardım. Saçlarının baş ucuna mavi bilyelerimi bıraktım usulca.. Yüreğine eğilip İçinde hayalleri gerçek olan bir sevdanın geçtiği Masalı anlattım. Sana söz sevgili. Acılardan mutluluklar doğuracağız bir gün. Evet, bir gün; Gözlerinin tenhalığına değen tüm uykuları uyandırıp Yüreğinin bereketli topraklarında Gülümseteceğim umutlarını. Ve dudaklarına yaslanıp tüm alfabemi İçimdeki çocuğun tüm şarkılarını fısıldayacağım Ve sonsuza dek adını haykıracağım satırlara.. Sana söz sevgili.. 7 Aralık 2010 Mavi Bilyeli Adam // İsmail Sarıgene |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Sana göre su bile akışkan değil.
Nehir olsam; utanacağım süzüldüğüm yataktan, vardığım okyanustan! Ben miydim hacmine sığmayan, yıkılsın bendim! ... Al beni, ummanlara vur! Al beni alnına sür, alınyazına değmişliğim olsun! [Özgür Gümüşsoy // Çok Bilinmeyenli Bilinmeyen Numaralar Servisi] |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Kırık bir kemanmışçasına,
Dudaklarımdan gamlı Notalar damlıyor Her ‘imdat’ çığlığımda. Sanki dikenli bir telim, ...Dokunsan, Kan dolacak avuçlarına. Zamanın gri ve mat O akıl almaz gölgesi Islak bir duman gibi Yapış yapış düşerken koynuma Biraz daha şehit veriyorum Ürkmüş çocuk yanlarımı Seni özleten bir şarkının Kurduğu haince pusuda Yüreğini, hissizlik kuşatırken Hiç düşündün mü, Bana doğru gelmeyi Yelkenlerini özlemekle doldurmuş Işıkları titreyen bir gemi gibi. Haberin olsun, Burada kelimelerin kalbi kırıldı En başı, sevmek çekiyor. Haberin olsun, Şiirler yoğun bakıma kaldırıldı, Sana dair kelimeler can çekişiyor. Ben seni özlüyorum, Özlemim can çekişiyor. Bundan haberin olmasın Nasılsa, Bensiz de yaşayabiliyorsun, İşte bak, Bunu kalbime söyleme sakın, Bundan onun haberi olmasın. Hepimiz ölürüz. Hepimiz düşürülürüz kağıtlardan Birer kelime fazlalığı gibi. Avuçlarını sımsıkı kapa, Hayatımın geri kalanı, Avuçlarını sımsıkı kapa… Rüzgâr geliyor, Rüzgâr bilmediğim Bir yönden esiyor. Beni, onlara Bı Rak M a. Batuhan Dedde. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Sen bana kadınım dedin adamım… Kendime iyi bakmamı söyleme bana, Hiçbir iyi dilekte bulunma benim için. İstemiyorum, üzülmemem gerektiğini anlatma defalarca… Sen bana kadınım dedin adamım… ...Başka aşklara emanet etme sakın beni. Ben hiç yaşanmamış sayamam ki ikimizi... Böyle olması gerekiyor’ları git kendine anlat sen ! Hangi sabah sensiz uyanmamı hak ediyor ? Hangi şarkı sensiz dinlenecek şimdi ? Hangi yollarda sensiz yürünecek ? Sen bana kadınım dedin adamım... Şimdi gidiyorsun ya ? Hangi ikinci el aşkıma değecek ? Beni bırakıyorsun ya öylece… Elini, kokunu, gözünü alıp gidiyorsun ya ? Bana mutlu olmamı söyleme ! Sen bana kadınım dedin adamım… Kokumu içine çektiğin günlerin bile hatırı yok mu sende ? Öyle çok sevdim ki ben ‘biz’i, Ben sana ‘git’ diyerek küfür edemem ki ! Gitme, sakın bırakma‘ikimiz’i… Elçin Gelir |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ben elleri olmayan bir adam sevdim. Onu kendimden çok sevdim. Onu yağmurdan sonra eşi olmayan toprak kokusu gibi sevdim. Onu soğuk havalarda içinden çıkmak istemediğim yatağım gibi sevdim. Ben elleri olmayan bir adam sevdim. ...Onu çok sevdim. Hayallerim gibi sevdim. Evladım gibi sevdim. Ben elleri olmayan bir adam sevdim. O adam bana git dedi ! Sevme dedi ! Vazgeç dedi ! Gittim. Sevmedim. Vazgeçtim ben. Ve Allah sizi inandırsın el bile sallamadı ben giderken. ELÇİN GELİR |
Cevap: *Mavimsi Madam*
AKŞAM ÜSTÜ RÜYASI Şimdi gemiler geçer uzaklardan Gönlüm güvertede sereserpedir. Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek Ne biletim ne param ne dostum var Pır pır eder yüreğim bakındıkça... -Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme'dir. Terme köprüsünden kamyonlar geçer, Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı Cigaramı yakar evime dönerim... -Gidin gemiler, gidin Vardığınız yerlere selam edin Gün olur bütün kaygılardan uzak Ben de gelirim... Turgut UYAR |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ah! Neydi Benim Gençliğim Şair: Orhan Veli Kanık Nerde böyle hüzünlenmek o zaman; İçip içip ağlamak, Uzaklara dalıp şarkı söylemek; Hafta sekiz ben eğlentide; Bugün saz,yarın sinema, Beğenmedin Aile Bahçesi; Onu da beğenmedin,parka; Sevdiğim dillere destan; Sevdiğim, Meyil verdiğim; Ben dizinin dibinde elpençe divan, Samanlık seyran. Nerde, Nerde, Nerde böyle hüzünlenmek o zaman! |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Yollar bir tükeniş içinde; Fakat benim, yürüdükçe uzayan yollar var içimde! |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır… / Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.… |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:38. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.