1950’li yıllardan itibaren oluşmaya başlayan bilgi ekonomisi Sanayi İnkılâbı, II. Dünya savaşı gibi dünya ekonomisine yön veren olaylarla alt yapısını oluşturmuştur. 1990’lı yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte ortaya çıkan küreselleşme kavramıyla birlikte tempo kazanmıştır. Bu doğrultuda 1990’lı yılların geç kalınmış buluşuna bilgi ekonomisi denilebilir. Küreselleşmenin bilgi ekonomisine hız kazandırmasındaki unsurlar ise şu şekildedir:
  • Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra iki kutuplu (Sosyalizm ve Liberalizm) Dünyanın çözünmesi,
  • İktisadi duvarların önemli oranda ortadan kalkması,
  • Global değişim,
  • Kaynakların üretiminin, tüketiminin ve kullanımının ülke ölçeği bazından uluslararası ölçeğe dönüşmesi,
  • Esnek, dinamik, değişken ve tempolu çevrelerin ve piyasaların ortaya çıkması,
  • Hızlı gelişen teknoloji,
  • Dijital devrim,
  • Artan rekabet,
  • Yenilik,
  • Artan bilgiye paralel olarak bilinmeyinin de artması,
  • Araştırma geliştirme faaliyetlerinin artması,
  • İnsan kaynakları alanında yaşanan köklü değişimler,
  • Ekonomik dinamizm ve teknolojik yeniliklerden oluşmaktadır.
Bütün bunların ışığında bilgi ekonomisi, küreselleşmenin ekonomik ayağını oluşturan ekonomidir yani bir iktisadi sistemde tüm ekonomik faaliyetlerin bilgi temelli olarak gerçekleştirildiği ve söz konusu faaliyetlere bilginin entegre edildiği ekonomik yapı olarak tanımlanabilmektedir. 1994’deki İnternetin icadıyla da bilgi ekonomisi Dünya ekonomi konjonktüründeki yerini sağlamlaştırmıştır. Ayrıca enformasyon ekonomisi, ağ ekonomisi, dijital ekonomi, yeni ekonomi, entellektüel sermaye ve tekonomi terimlerinin hepsi birbirlerinin yerine kullanılabilen terimlerdir. Fakat daha kapsamlı olduğu için ve diğer tüm terimlerin yerine kullanılabileceği için çalışmamızda bilgi ekonomisi teriminin kullanılması tercih edilmiştir.