![]() |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Deprem
Şair: Hilmi Yavuz Sen benim kalbimin bakıcısısın Güldeki karanlık yazıdan bir mesel Sussam razı değil dile Konuşsam derin ve geleneksel Bir hüzündür Dolaşır dilden dile Ah bedenin, zakkum bedenin Bir dağyolu tadında Ve ben o yolu kalbiyle bilen Yüzün gizemdir senin, yokluk Acı sessizce yedi dildedir Sevdalar kimdedir, kandedir Ve depremler senin neren? |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Devrim
Şair: Hilmi Yavuz Bir gülün açılması devrimdir Bildiğin anladığın bir devrim Kim bilir nereye varmışlığımız Bir av sonu ağırlayan gözlerim Seni anmak öyle kolay değildir Denizler: biraz çocuk kalmışlığımız Bir gülün açılması devrimdir Bildiğin anladığın bir devrim Gecede bir bozkır kalmışlığımız Bakışları ağırlayan seslerim Sana bakmamak öyle kolay değildir Simgeler: en çocuk yanlışlığımız |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Divan Edebiyatı Beyanındadır
Şair: Hilmi Yavuz Kuş sananlar yanıldılar Bir bakıştır dedi kimi Belki de bir bakış kuşu Kimseler bilmiyor hala Güzelliği yaz iklimi Çiçek boyunca susuşu Uçardı azala azala Kaldı eski gazellerde Uçarı gözlere talimli Usulca yaklaşır sevmeye Kuş dediğin de neresi Bakışları gül resimli Bir şu âRab tezkiresi Yazılır azala azala Hilmi anladı gizini Giderdi hep hava uz re Bakış mülkünce Osmanlı İşsizliği bir elinde Öbür elinde divânı Geçmiş bir gül saatinde Okunur azala azala |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğu 1310
Şair: Hilmi Yavuz işte Solhan ve işte kocaman dağlarıyla kalaba ve gülleriyle hısım olduğumuz Palu gözleri korkunç bir deprem hem aslı, hem kerem gibi yanan suvar: İbrahim talu işte akşam ve işte Çapakçur ve Çapakçur’da akşam bir divanıharp gibi kurulur ağır giden bulut müfrezeleri hem bulanık hem firari yağmur ve bir vur emri gibi ansızın bir akar suya doğrulur Hınıs’tan kopan süvari: İbrahim talu işte can eseren koyu ve kar kar, palandöken dağlarında bir isyan bastırır gibidir işte hörmek köyleri çevrilmiş duvar bir kurt yüzüdür, ince sivrilmiş cibren ovası sanki mevzi almış gibi kar hem başıbozuk, hem seferi hörmek;ten inmiş iniş ölümü savuran süvari: İbrahim talu II Bingöl dağlarının eteklerinde kuytu meşeler vardır o kuytu meşeler ki germiş kartala kanat ya da bir avcı kolu olup tek sıra ve sanki tütüne ve bakıra bir küf gibi musallat hamiye alayları işte Dicle işte Fırat ve acı su boyları sanki yazdan kapanmış sarp ve heybetli dağ yolu yanında üç ince patika üç küçük oğlu ve sanki süvari değil de ilk kez eyer vurulmuş bir kısrak gibi tedirgin İbrahim talu kış kararlı, ova dingin İbrahim talu, sağır bir acıya dökülen tunç ve giderek daha belirgin korkunç bir kızıl çadır olup savrulan yalım işte hoyrat ve zalim ağır bir yangın bin üçyüz ondu ve sen İbrahim talu ağıtlardan bir kış solgun ve mücerret ölümü sürmeli bir tüfek gibi omzuna asmış o sürmeli tüfek ki tetiği kartal namlusu aşiret kabzası yanmış |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Bebeleri
Şair: Hilmi Yavuz doğunun bebeleri taş bebek değildir; say ki onlara cefa ince yaralı bir gömlek ve ninniler en çok akşamları zor say ki onlar ağlarken lor say ki gülerken çökelek doğunun bebeleri taş bebek değildir; yaşmaklı Siirt’i kınalı Van’ı sılayla gerdeğe girercesine geçip gurbetin çobanı ölüm, güz üşüşür yüzlerine ay, gecenin şark çıbanı doğunun bebeleri taş bebek değildir; acıyı trahom, gündüzü emek gülüyse bir gelecek için kullanır say ki anaları ova, babaları dağ ve emzikleri tüfek |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Diyalektiği
Şair: Hilmi Yavuz su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak günün yasmağını örtünür bir tekke nefesi gibi usulca açılır toprak sesin kendini güle ve gülün kendini sessizliğe dönüştürmesi gibi kendi kendini yağmalayarak odur şafağı dönüştüren ölüme bu yağma sanki yıkık hanların bir yazından baç alınan erguvanların üzerinde bir dağ, örneğin nur hak olup geçmiştir olum hangi denizleri gezmiştir bilinir ama mutlak bir büyük hasretle kolan vurarak çıkar kalbimin önüne bir doğudur ki o. gülerken bile bozlak hep susmuş, evet, ve nasıl ki sevdayı gök ekinler gibi tırpanlıyarak yeni sevdalar üretmiş, ve susmak yeniden gök ekinler göğertmiş göğertecek de, gurbeti sılaya bağlayarak su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Geçitleri
Şair: Hilmi Yavuz çok uzun anlatmak gerekti ve biz, sadece ima ile geçtik 'yol verin sevdaya' gördük ve yol verdik acıdan kalkıp acıya varan bir yol gibi kendini göstere göstere bir cihannüma ile geçtik ve kalbimiz bize sahip çıkmadı dağdır, kızılca kopup ve done done duştu döner dağdan sonbahar hüzne geçit yok, ziganalar ve kop'tan bu dönüşleri bir sema ile geçtik ateştir eski geceler 'tut ve yan, tut ve yan kul ol, gülümüzden' sairler aksamdır, ateşgedeler ve biz kendi külümüzden bir Huda ile geçtik bir hayal olmadadır gol simdi göründü elsele gol ve giz gördük, bir kuğuya yolcu olduğu yerde kayboldu nergis ve biz, öyle ki, bu yolculuğu bir rüya ile geçtik çok uzun anlatmak gerekti ve biz, sadece ima ile geçtik |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Gurbetçileri
Şair: Hilmi Yavuz acı biziz, biziz yine bir büyük bozguna yol olduğumuz artık ne acem bahçesi ne acem mülkü ne de yaprakla örtülü havuz bir kaç gün sonbahar ile talan edilip su yıkılıp, hüzün çürüyüp ve yol sefili dağlarımızdan bir ipek uçurum diye devrilip sel gittiyse kalan kumuz biz bir talanla başladık kendimize bundan böyle acının ekmek ve tuz konaklardan geçer yolumuz olum çarktır, sevda direk uçsuz bir gurbete bağdaş kuduzumuzda ve mahsus selam diye söylenerek bir ağıda durulur mektubumuz acı biziz, biziz yine bozguna bağlıyız, yola mahkumuz |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Gurbetleri
Şair: Hilmi Yavuz akşam en güzel masaldır iyi anlatılırsa doğru olan herşeyde biraz öfke, biraz yılgınlık vardır der, bir kıssa cam incelince şarap da incelir yaşam acıdan kırmızıya ölüm hüzünden beyaza ve bir gül gelirse bu yol ayrımından gelir mutlaka ve nasılsa kendi elimizle kurduğumuz gurbetten daha zor bir sürgün yoktur yaşasak da yaşamasak da umuda ve sonbahara hüküm ki: gülün saltanat devrinden ne sevdikse bugünden ve ne kaldıysa dün ki acıyı yakuta döndürsün hüznü döndürsün elmasa akşam en güzel masaldır çünkü iyi anlatılırsa |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Kadınları
Şair: Hilmi Yavuz biz batan güne sahip çıktığımızda ay, Bitlis’te sarı tütün ya da bir akarsu imgesi gibi yiğit ve bütün bir ağıttı kadınlarımızda onlar hüznü bir çeyiz çileyi ince bir nergis ve gülerken bir dağ silsilesi taşırlar ve birer acıdan ibarettiler kayıtlarımızda kadınlar ki alınlarımızda doğuyu mavi bir nokta ve yazgıları çok uzakta bir nehir yoluna karışırlar ölümleri duvaktan beyaz ve ahlat, Erciş, adil cevaz üzerinde geçen bir kederle yarışırlar ve birer yazmadan ibarettirler sevdalarımızda biz bir yazın ayağında en küçük bir gurbeti bile içi titreyerek okuyan ve bir gülü tersinden dokuyan umutlarımızda başlığı kınadan turaç bebesi doğuştan kıraç ve bir ninniyle darılıp bir türküyle barışırlar ve birer hasretten ibarettirler mektuplarımızda |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:04. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.