![]() |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Sevdaları -1-
Şair: Hilmi Yavuz sevda derinlerdedir, oysa Ferhat üstünü kazmada dağın kalbimin, yani o yağmur ve acıdan ocağın madenini, laciverdi ve mahmur bir ağrıyla delmede şirin ve en asılmaz, en derin bir şiirin yurt edindiği billur bir köşke girmede Leyla ve mecnuncun, yani o çölden ve ağıttan otağın önünde, bir adak gibi ölüme diz çöktürmede Leyla ve yakut, şafak ve irin ile emzirdiği bir gözün boynunu vurmada şirin sevda derinlerdedir, oysa Ferhat üstünü kazmada dağın |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Sevdaları -4
Şair: Hilmi Yavuz bir göl güle düşerse göl değil de gül bulanır gurbet sende pamuklarsa gece ay oradan doğar şiir acıya çullanır ilkyaz düşeli beridir giden ben değilim, yoldur dili söyleyen sevdaysa mektubum kalbime yollanır nehir kuşa batsa birden aksa tersine aksa batsa kül, batsa turna ve batsa...ve benim bir yanım ki ferhadsa bir yanım dağdır hasret, külünü vurduğum yerdir ateş, kül ile dağlanır bir göl güle düşerse göl değil de gül bulanır |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Sevdaları-2-
Şair: Hilmi Yavuz ay kanar, sevda akar, bir dağ bir dağ kendini delerse sesini yangına verse o dağdır acıların külhanı ve usul uçan şahin kanadında bir çerağ ve kalbim bir sehrayın gibi kendinde yananı alıp hasrete giderse ay kanar, sevda akar, bir dağ bir dağ kendini delerse akşam ki pekmezle yanıp korkunç bir ipek humması ateşi kükreten, vahim ve kolsuz ve tecride hırkası gibi kendini kuşanıp ölüm, bir yaz kadar hain alıp başını giderse ay kanar, sevda akar, bir dağ bir dağ kendini delerse |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Sevdaları-3-
Şair: Hilmi Yavuz sen ilkyazı önce kendinde oluştur ve sonra büyüt hiç solmayanı bir dağ ki kendinden umulmayanı senin yüzünden devşirip birden ve en hoyrat, en sevecen gözlerin ağır bir suçtur ve benim kalbimi yeniden yazabilmek için el aldığım çok olmuştur eski futuvvet namelerden sen o ki dokunuşların ve acının derin bahçıvanı sevda belki bir susuştur ve kim bilir, nasıl ve nemden gelen bir türküyle duyulmayanı bir soluk güldür, ki duyurmuştur eski futuvvet namelerden sen ilkyazı önce kendinde oluştur ve sonra yürü yol olmayanı |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Son Sözü
Şair: Hilmi Yavuz bir gece Çölemerik üzerinde bakır bir bilezik gibi hilali gördü ezik çiğdemleriyle Elazığ acı dağlarıyla Ergani dersim Pülümür, horasan İbrahim talu'nun oğlunu gördüler ve bir keçe kilimi andıran elleriyle göğü bir beşik gibi sallayan Fatma’yı Zeynel’in ayali kimse bizim sevdamızı anlatamadı ne meç u zil hikayesi ne de ahdede hani yaylalar kelepçeydi asi Fırat’a en büyük mahpushane dağlardı ve Dicle, Fırat’ın helali çoktandır akşam denen sanata alışmış olmanın acısı kavuşmuş olmanın hayali ile akardı köpüğünü kanata bir gece diyarbekir'den Hozat’a ayın kızıl bir karpuz gibi çatladığını gördü bir heybenin morardığını ve ölümün bir zerdali ağacı olup köpürdüğünü Nazif ergin, müfettiş-i umumi Muğlalı paşa ve vali işte doğunun dünü, bugünü yaşamış olmanın tuzu, ekmeği ve yarını, acının düğünü gibi duyursun bizlere açsın bir yufka gibi umudu türküleri yeniden yoğursun közlesin gibi, melali |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Soruları
Şair: Hilmi Yavuz hangi umut, hangi sevda, hangi dağ ve hangi- dağ, allahu ekber dağlarıdır sevda, nazımınki ve ozan bir garip derviş işte acısı Gevaş’ta, gidi Muş’ta kendini yollarla bezemiş mendili boydan boya meneviş bir büyük akşamın külü sabrı, hasreti doğulu ve ölüm, bir kır yoksulu gibi gök ekin arıyor sanki hangi umut, hangi sevda, hangi dağ ve hangi- |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Ölümleri
Şair: Hilmi Yavuz ölüm bir aşirettir doğuda ay ışığı gülden hoyrat gölleri güzelden talandır ve asi , durak bilmez ağıtlarıyla uçsuz bucaksız turnalarını kat kat gurbete durmuş evvel baharla sevdası göçer olandır ve bu nasıl bir serencimdir satılır umudu beye hasreti bir meta gibi ve alınandır ve tuzdan, bozkırdan ninelerini bir çığlık gibi mengeneden mengeneye söküp çürüten rüzgardır türküsü ki eşkıyaya geniş ve bir kekliğe dardır ovayı çelen bakışlı ve bir fişekliğe dizilmiş gibi omzu kuş nakışlı ağaçlarıyla acıya pusu kurandır ölüm bir aşirettir doğuda |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Doğunun Şairleri
Şair: Hilmi Yavuz işte doğu, ki sen ki sanki pir sultan ile baki efendiyi sırmalı bir çiğdemde birleştirerek Rumeli kılan dize işte doğu, hilkati güzün ne zaman giydiysek o kadar hüzün ve ağır, ürkek ve beyaz bir sülüne benzeyen örtümüzün kat kat altındaki sağır bir hırka gibi ölümdür, dar gelir eğnimize işte doğu, ki orda her şey kendini yineliyor batarak orda her şey batıdan batıyor ve bir ay ışığı dahil olup gülümsememize o doğu ki daim düşen bir yaprak yahut utangaç bir yakut ile tartıla tartıla incelen sözün çıkarır nakışını gözlerimize o doğu ki simyacısıdır siyasetin katledilmiş bir gülün yahut bir çile haneye benzeyen yüzümüzün ve sevgili, gam sultanıdır orda yani doğuda, solgun bir melanetle doğan büyük boynu gecenin ve gündüzün ve şairlerdi sevda askerleridir kızıl bir kadife kadar mağrur yahut bir şayak kadar hırçın ve vakur gönlümüzün |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Endymıon
Şair: Hilmi Yavuz ben daima uçurumlar edinirim bir yerden ötekine göçerken işte sessiz saatlerde kederden türemiş bir söylen gibi göl ve bağlaşığı enymion birlikte kıvrılıp uyurlar ana-bir acıyla ayışığı... da mı birliktedirler? şimdi bu uçurum illerinden uçup göle kaçalım. kirli-olmak bizi orda bekliyor ...içimi melekler... aşklarsa bağlanmak için iyidir -ne farkeder? melekler kendiliğindendirler öyle varolurlar... belki benim terkettiğim şiirden artakalan bu bahçeyi hesperid’ler yüklenir, toplayıp yolları götürür... mü diyorsun? -daha erken!. ben daima uçurumlar edinirim bir yerden ötekine göçerken |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Eros İle Thanatos
Şair: Hilmi Yavuz sana sarı bir yaz gönderdim onu bir zaman gibi koynunda sakla önce kuytular göle çekildi ayrılık, ayrıldığın yerde değildi herkes, artık, elbette dağ’dır biraz ve sarı yaz senin perden suya gömdün yaprağın adını bir kentin hüznüne benzedin birden aşklar kimliksizleşti: süslü zamanlar! sen ki kendi kendinin özleminden sıkılırdın... sorardın: ‘olur mu, anlamak aşkları eski güllerden?’ işte bir söyleyişin solgun yüzü: artık ne bir anıdan arta kalanlar- dan söz var! ne bir şey! -boşuna!.. ölüm, olmak’tır ve bir söz kanar; yalnız yalnızlıklardır bizden olanlar! onlardı, gittiler... daha gelmeden... bense akşam oldum artık ve akşamlar, benim gövdem... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:57. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.