Forum Düzeni
Üye Günlüğü
Üyelerimizin kişisel sayfaları olarak da kullanabilecekleri, günlük tutabilecekleri ve hoşuna giden resim, yazı, video paylaşımlarında bulunabilecekleri bölüm.
Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree97Beğeni(ler)

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute

Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı

06 Temmuz 2019
1 Yıl Boyunca Sadece Et Yiyen İki Araştırmacının Vücutlarındaki Şaşırtıcı Değişimler
Vilhjalmur Stefansson ve Andersen adında iki gönüllü araştırmacı 1920'li yıllarda "1 yıl sadece et ile beslenme" olayına girişmişler. 1930'lu yıllarda da konuyla ilgili bir bilimsel çalışma yayınlanmış. Sonuçlar bir hayli ilgi çekici.


zamanında iki gönüllü; vilhjalmur stefansson ve ekürisi andersen, bu çılgın diyeti gerçekleştirmeye karar veriyorlar
sadece gerçekleştirmekle de kalmayıp üstüne bir de insanlığın bilgisine sunup bizim de fikir edinmemizi sağlıyorlar bize de bunu anlatmak kalıyor.

stefansson amca bugün ne çılgınlık yapsam bugünkü işsizliğimi nasıl gidersem diyerekten aklında bir ampul yanıyor ve protein diyetine başlıyor (gerçi protein demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum, adam sadece et yiyor), o kadar proteini alınca vücut afallıyor tabi ve hem motoru bozuyor hem de acayip bir bulantı çekiyor. sonrasında diyor ki "yok abicim bu böyle olmaz, tamam karbonhidrat yok dediniz de yağ da mı yok kardeşim? rasim kap gel oradan yağlı bir biftek yağı bol olsun diyerekten diyetindeki yağ oranını arttırıyor.


zaten tükettiği protein ve yağa bakınca nasıl mide var arkadaş diyesi geliyor insanın

bu arada et tercihi olarak stefansson kuzu etini tercih ederken (kokmuyor mu amcacım nasıl yiyorsun o kadar) andersen sığır eti yiyor.

bu iki çılgın adam günde yaklaşık 800 gr et tüketiyorlar. gün içerisinde 100-140 gr protein, 200-300 gr yağ ve sadece 7-12 gr karbonhidrat alıyorlar. aldıkları kalorinin 15-25% protein, 75-85% yağ ve sadece %1-2 karbonhidrat.


bir de günlerini nasıl geçirdiklerine bakalım
kahvaltı: yağsız sığır eti 190 gr; yağ 100 gr
öğlen: ciğer 200 gr; yağ 75 gr
akşam: sığır eti 200 gr; ilik 70gr


1 yılın ardından
kafayı sıyırmalarını bekledim ben şahsen, insan arada çaktırmadan çuklat gömer yahu ama gavur bizim gibi değil arkadaş bilim için her şeyi feda ediyorlar. her neyse yaptıkları diyette mental ya da fiziksel anlamda herhangi olumsuz bir etkiyle karşılaşmıyorlar(hadi fiziksel tamam da mental ) yemeyin bizi hiç mi aşermiyorlar allasen). günlük olarak bakıldığında 2000 ile 3100 kcal arasında bir tüketimleri varmış ve bu amcaların şöyle de bir diyet programları gözüküyor söylediklerine göre:

bunların dışında fiziksel yorgunluk, mental yavaşlama gibi problemlerle karşılaşmıyorlar. başta da belirttiğim gibi yüksek protein %45 protein %55 yağ ile başladıklarında sadece sindirim problemleri ortaya çıkmış fakat bu oranı biraz düşürünce (%20 protein, %80 yağ) o da ortadan kalkmış.

klinik olarak herhangi bir vitamin eksikliği efenime söyliyim kalsiyum eksikliği gözlemlenmemiş canavar gibiler yani anlayacağınız. şuradan daha çok detay alabilirsiniz.

üstüne üstlük andersen, et diyetinin başlamasından kısa bir süre sonra saçlarının dökülmesinin durduğunu bildirirken stefansson, ayrıca saçlarının daha da büyümeye başladığını ve kafa derisinin daha sağlıklı olduğunu belirtmiştir. sonra saçım neden dökülüyor diye mesaj atıyorsunuz aha da çözümü burada ) sabah poğaca öğle pilav akşam makarna yersen ben sana ne edeyim gardaşım di mi ama?

tabii bu diyet ikisinde de ketozis'e neden oldu. buna rağmen böbreklerde sıkıntı çıkmamış (hadi yine iyisin stefo bak ileride aç kalırsan böbrek sağlam) diyette yağ/protein oranı artıkça yani yağ daha fazla tüketilince ketozis daha da artmış. (ek bilgi: genel olarak erkeklerde yağ oranı 1,5'un üzerine çıktığında ketozis meydana geliyor.)

7 yıl bu diyete devam eden stefan amcam hayatımın en iyi dönemini geçirdiğini saçlarının daha kalın olduğunu ve saç derisinin daha sağlıklı olduğunu belirtiyor.

son olarak

bu çılgın eleman bizim yaşantımıza döndükten sonra da izleniyor ve stefansson 84 kiloya çıkıyor ki diyet zamanında 73 ile başlayıp 1 yılın sonunda 69,4 kiloya inmişti bu arada merak edenler için boyu da 180 (kesin 178'dir o). tansiyonu 120/80'in üzerine çıkmıştır ki diyet zamanında 105/70 civarlarındaydı.

yukarıdaki çalışmadan çıkarılacak en büyük sonuç bana kalırsa düşük karbonhidrat diyetlerinde sadece proteine yüklenmemek gerekli yağ muhakkak o diyette olmalı, hem de bolca olmalı.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Osmanlı Döneminde Kızlık Zarı, Kadınların Başına Nasıl Bela Olmuştu?
Osmanlı İmparatorluğu döneminde şimdiki gibi kızlık zarı dikimi olmadığı için çok ilginç ve acı bir yol izleniyormuş.


kızlık zarı, osmanlı devleti döneminde de kadınların başına bela olmuştur.

o dönemde kızlık zarinin dikilmesi söz konusu olmadığından ve kızlık zarının yırtılan kısımları hiçbir zaman kendiliğinden birleşmediğinden, kızlık zarının yırtılmasına farklı bir çözüm bulmuşlar.

kızlığını kaybetmiş kadının cinsel organının dudaklarına az miktarda kızgın zift dökerlermiş ki böylece birbirine yapışsın kalsın diye. nihayetinde gerdek gecesi ilişki esnasında dudaklar yırtılarak ayrılır ve kanarmış. kız bakire olduğunu ispat eder ve herkes mutlu olurmuş.

bu zift konusu dile düşünce bu kez de ortaya gelin hamamı adlı yeni bir adet ve daha başka bir kadın türü çıkmış; hamamda kız beğenen anne modeli. bu müstakbel kaynanalar gelin adaylarını hamama götürüp göbek taşına oturturmuş, ki varsa zifti bacaklarının arasından aksın ve foyası ortaya çıksın diye.

hakkaten kukun mu var derdin var imiş.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Osmanlı Padişahı Genç Osman'ın Halk İsyanıyla Katledilişinin Dramatik Hikayesi
Sözlük yazarı "baranba", 14 yaşında tahta oturan bir isim olan Genç Osman'ın işkence dolu ölümünü anlatmış. Halkın istekleriyle uyuşmayan yönetim anlayışı sonucu başlayan isyan bastırılamamış ve sarayın oyunlarıyla birlikte hazin bir sona sebep olmuş.

genç osman, osmanlı'nın gördüğü en dramatik olayı yaşamıştır. büyük kararlar almış ama altında ezilmiştir. cesaretin kaybettirdiği de oluyor demek ki.
isyan ihtimaline rağmen yeniçeriyi kaldırmak için hac bahanesiyle anadolu'ya gitmek isterken başlayan isyan padişahın en güvenilir iki adamının kellesini istedi. osmanlı'da böyledir. padişah bir karar alır, kararı uygulayan paşalar isyan çıktığı vakit "kararları padişahın aklına sokmakla" suçlanır. ve bedel olarak padişahın aldığı kararları uygulayan bu paşalar isyancılar tarafından istenir. padişah, kendi kellesini kurtarmak için "nizam bozulmasın" ayağına masum paşaları isyancıların önüne atar. isyancılar paşaları parçalar. mecazi anlamda değil, gerçekten parçalar. isyan biter. isyancılara mevki verilir. nihayetinde padişah gücünü topladığında isyancıların da defteri düzülürdü.

1622'de de böyle oldu. isyan başlayınca, isyancılar padişah genç osman'a "yeniçeriyi kaldırmak fikrini kabul ettirdiği için padişah'ın hocası ömer efendi ve dilaver paşa'yı ister. genç osman'ın yanında bulunanlar da "kl taifesi toplandığında istediklerini alırlar, istediklerini verin" deseler de genç osman "evvel sizi, sonra onları kırarım" diyerek reddeder.

isyancılar saraya dayanıp önce birinci, sonra ikinci ve en son üçüncü avluya girince "sultan mustafa'yı isteriz" diye bağırmaya başlar. mustafa, padişah genç osman'ın babası sultan ahmet'in üvey kardeşidir. asiler, genç osman'ı devirmeyi akıllarına koyunca, işlerin kötüye gittiğini anlayan genç osman yeniçeri ağası ali ağa'ya sığınmak üzere ağa kapısına gider.

ali ağa asileri dizginlemek için padişahın isteklerini iletmeye gider, fakat şehzade mustafa'nın annesi oğlunu tahta geçirme fırsatını tepmez. isyancılara türlü vaatler verir. isyancılar konuşmaya gelen ali ağa'nın lafını dahi bitirmesine müsaade etmeden onu öldürür ve daha sonra genç osman'ın yerini bulurlar.

padişahı alıp sokakta bulunan atın üzerine koyup yürümeye başlarlar ve sultan'a türlü hakaretler ederler. veziriazam hüseyin paşa "sultan ocağınıza sığındı, mertlik sizindir, ona bunları reva görmeyin" diye ortaya çıksa da, katledilir. daha sonra padişahın yanına sokulan bir asi bacağını sıkıp canını acıtınca, ağlamaklı bir sesle "be hey melun, padişahınız değil miyim, nedir bu ettiğiniz cefa" diye haykırsa da nafile, asiler zulmü sonlandırmaz ve ortaya camiye götürürler sultanı.

sultan mustafa, asilerin karşısına çıkarılır ve padişah olarak tanınır. annesi hatta şuan kösem dizisinde de karakter olarak canlandırılan "halime sultan" derhal davut paşa'yı veziriazam yaptırır. karşılığında oğluna rakip istemediğinden devrik padişahın katlini ister. fakat asiler buna yanaşmaz. devrik sultanı görmek isteyince davut paşa genç osman'ı caminin penceresinden asilere gösterir.


Sultan Mustafa

genç osman, caminin içinde bulunan isyancılara "bilmeden size cefa ettimse affeyleyin, siz etmeyin. görün dünyanın halini, dün cihan sultanı idim bugün üryan kaldım. hangi padişahın kulları ona böyle ihanet ettiler." diye yalvarır. ama nafile, davut paşa elinde bulunan kementi padişahın üzerine atar. genç osman "be hey gafil, ben sana neyledim. iki defa katli gereken suçunu affeyledim. öldürmedim. sana memuriyet verdim. bana düşmanlığın nedir." diye isyan eder. sultan mustafa'nın annesi halime sultan "siz bilmezsiniz bu ne yılandır, buradan sağ kurtulur ise bizden, sizden kimseyi komaz" diye çıkışır.

genç osman asilere "benim sipahi ağalarım ve yeniçeri ihtiyarlar, babalarım! gençlik belasıyla münafık sözüne uydum. beni bu hakaretle götürmeden keşke orada öldürseniz. ya beni istemez misiniz?" diye haykırır. asiler "seni istemeyiz" deyince "o vakit katle razı değilseniz beni mustafa'nın odasına hapsedin." diye yalvarır.

bir gün boyunca sultan ve asiler camide kalır. veziri azam davut paşa yeniçeri asilerine "burası camidir, hapishane değildir. yedikule'ye götürelim ne olacaksa orada olsun" deyince padişahı hakaretler içinde yedikule'ye götürürler. kalabalık dışarıda kalınca davut paşa ve adamı ömer ağa ile birlikte birkaç kişi kapıyı kapatır. derhal genç osman'ın üzerine atılırlar ve boğuşma başlar. kilindir uğrusu isimli asi padişahın hayalarını sıkınca kementi boğazına geçirme fırsatı bulurlar ve devrik padişahı büyük bir vahşetle boğarlar. halime sultan'ın isteği üzere genç osman'ın kulağı kesilir ve kendisine götürülür. başka bir asi ise çıkarmak için uğraşmadan parmağını keserek yüzüğünü alır genç osman'ın...

tarihçi peyuçlu şöyle anlatır
"sultan mustafa çeşitli görüşte toplulukların birbirine kenetlenmesi üzerine tahta çıkmıştı. bu yüzden hemen alem fitne ve fesatla doldu. nice kimselerin evi yağma edildi, nice kimseler zamanın ağası iken bir lokma ekmeğe muhtaç oldu ve nice eşkıyanın eline nice mal geçti. davut paşa halkın gönlüne gireyim ve veziriazamlıkta kalayım deyu herkese ne isterse verdi, ne tereddüt etti ne de çok gördü. devletin malı tükenince sıra vakıflara geldi, ne mütevellilik kaldı ne nazırlık... hepsi kayrılan kimselere dağıtıldı gitti. ne şeriata ne vakıf şartlarına uyuldu. garip ve uydurma hizmetler buldular ve bu yüzden reaya ve fukaranın bağrını deldiler."

istanbul'da yaşanan karmaşa dinmedi. davut paşa da, bir noktadan sonra ipleri eline alamadı. üstelik anadolu'da ve trablus'ta yeniçerilerin adı "padişah katili" diye çıktı. yeniçeriler durumun aleyhlerine dönmesi üzerine padişaha çıkıp, genç osman'ı katledenlerin katlini istedi. sultan mustafa da bunun üzerine davut paşa ve adamlarının katline ferman verdi. meydanda başı kesilmek üzere cellat önüne gelen paşayı sultan'ın kız kardeşi olan hanımının para verdiği askerler kurtardı.

olayın ardından destekçileri davut paşayı yeniden veziri azam yaptırmak istedilerse de yeniçerinin önde gelenleri padişahtan yeni bir ferman aldılar ve bunun üzerine paşa'nın yanında kimseler kalmadı. davut paşa ferman üzere yedikule'ye, genç osman'ı katlettiği odaya hapsedildi ve genç osman'ın idamından 7 ay sonra, genç osman'ı katlettiği kementle boğularak öldürüldü.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


Şahane Hayat

1947 yapımı harika bir film! Bak bunu hiç bir filme söylememişimdir ama imdb puanı 10/10 olmalıydı! Yok böyle hayat dersi veren, duyguyu, oyunculuğu, samimiyeti hissettiren başka bir film. Kahramanımız George çocukluğundan beri kasabadan ayrılmayı ve zengin olmayı kafasına koyuyor. Ama maalesef ayrılamıyor. Babasından devir aldığı işte kendince tıkılı kalmış bir süre sonra mutsuz bile hissediyor ama yaşamın ne kadar değerli olduğunu gösterecek etkenleri farkedince hayatından çok memnun oluyor..Mutlaka ama mutlaka izlemelisiniz.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Almanya'nın Fransa İşgali Sırasında Mona Lisa'yı Yağmadan Kurtaran Adam: Jacques Jaujard
Mona Lisa ve diğer önemli Louvre Müzesi eserlerinin II. Dünya Savaşı sırasında nasıl korumaya alınıp Alman işgalinden kaçırıldığının heyecanlı hikayesi.


mona lisa’yı kurtarmak
almanya, 1938 martında avusturya'yı ilhak ettikten sonra, fransa ulusal müzelerinin müdür yardımcısı jacques jaujard, savaşın önlenebileceği küçük umudunu da kaybetmişti. ingiltere’nin olan bitene seyirci kalmama politikasının dahi, nazi işgalini engelleyemeyeceğini ve fransa sanat eserlerinin de bu işgalden payını alacağını gayet iyi biliyordu. hitler ve kurmayları, işgal etmeye hazırladıkları ülkelerin sanat koleksiyonları için bir liste yapmışlardı, ve listenin en başında 140 yıldır louvre’un gözbebeği mona lisa bulunuyordu. bu nedenle jaujard, louvre'un kuratörü rené huyghe ile birlikte louvre koleksiyonunun tamamını tahliye etmek için gizli bir plan hazırladı.

1939 yıllının yaz ayının sonlarına doğru, savaş canlarının iyiden iyiye çalmasının başlamasıyla, jaujard ve ekibi, eserlerin tahliyesi için fransa kırsallarında, gözlerden uzak , sadece yağma değil, bombalanma tehlikesi olmayan şatoları, kiliseleri ve gözlerden uzak müzeleri belirledi.

25 ağustos 1939’da almanlar ve sovyetlerin saldırmazlık anlaşması imzalasından sonra jaujard harekete geçti ve üç günlük rutin bir onarımı bahane ederek müzeyi kapattı. louvre çalışanları, louvre okulundan öğrenciler ve mağaza işçileri, gece gündüz çalışarak, tabloları çerçevelerinden çıkardılar, heykelleri sandıklara yerleştirdiler. eserler, tahliye önemlerine göre renklendirildi: koleksiyonun çoğu standart sarı ile, büyük önem taşıyan eserler yeşil ve küresel önem taşıyan eserler kırmızı ile işaretlendi. mona lisa, kavaktan yapılma bir kutunun içine kadifeye sarılarak yerleştirildi. içinde bulunduğu kutu üç kırmızı nokta ile işaretlendi (bu şekilde işaretlenen tek eserdir).

tahliye savaşın, almanya’nın polonya’yı işgal ettiği gün olan 1 eylül 1939’da resmiyet kazanmasından sadece üç gün önce, 28 ağustos 1939’da başladı. ilk durak, 1000 sandık eski eser ve 286 tabloya ev sahipliği yapacak olan loire vadisiydi. bu esnada, mona lisa standart kamyonlarla değil, titreşimden etkilenmemesi için, elastik süspansiyonlu bir sedye ile ambulansta taşınmıştı.

mona lisa, ilk durağı olan loire vadisinin en büyük şatosu olan chateau de chambord’a ulaştığında, ikinci adresini beklemeye başladı.


Chateau de Chambord


polonya’nın işgalinden iki gün sonra (3 eylül 1939’da) fransa, almanya’ya savaş ilan ederek resmen ikinci dünya savaşına katılmış oldu
elbette bu, jaujard ve ekibinin “son sevkiyat” için ellerini çabuk tutması anlamına geliyordu; 1863 yılında semadirek adası açıklarında üç parça halinde fransa’ya taşınan semadirek kanatlı zafer heykeli. 3 ton ağırlığındaki bu yapının da, 3 eylül akşamı güvenle kamyona taşınmasıyla 3690 eser louvre’dan güvenle çıkartılmış oldu.

1939 kasım'ında mona lisa, ilerleyen alman ordusudan korunmak için büyük boyutlu tabloların saklandığı en kuzeydeki sanat deposu olan louvigny’e transfer edildi. tablo bu kez yine ambulansla taşındı ancak bu sefer nemi sabit tutmak için ambülans zırhlı bir kamyonetin içine alınmıştı.

jaujard ve diğer yetkililer bu değerli eserleri hem nazilerden hem de işbirlikçi vichy hükümetinden uzak tutmak için üç kez daha taşımak zorunda kalacaktı.

1940 yılının haziran ayında fransa’nın teslim olması ve doğudan gelen mülteci akını ile mona lisa, kukla vichy hükümetinin bir nevi serbest bölgesi olan güneye taşındı. bu seferki adresi toulouse’a 120 km mesafede yer alan loc dieu manastırıydı. bu manastır 1409 yılında yanmış ve güçlendirilerek inşa edilmesinin ardından 1470 yılında tekrar açılmıştı. ancak küratörler bu kez de nemin resimlere zarar vereceğini düşünüyordu. mona lisa ve arkadaşları bu sefer daha güneye, ingres müzesine taşındığında tarihler 3 ekim 1940’i gösteriyordu. la joconde, montauban psikoposunun bu eski ikametgâhında iki yıldan fazla kalacaktı.

ağustos 1942’de müze şiddetli bir fırtınayla büyük bir zarar gördü ve 69 tablo ıslandı ancak mona lisa bunlardan biri değildi.

1943 yılının başlarında jaujard artık burayı da güvenli bulmamaya başladı. bu şüphesinde, almanların 1942 kasım'ında güneydeki serbest bölgeyi işgal etmeye başlaması yatıyordu. çünkü müze artık bir bombalama hedefi haline gelen tarn nehri üzerindeki vieux köprüsüne sadece metrelerce uzaklıktaydı.

şubat 1943'te mona lisa son adresi olacak olan güneybatı fransadaki chateau de montal’e taşındı.


Chateau de Montal

paris, müttefikler tarafından 25 ağustos 1944 yılında özgürlüğüne kavuşturuldu
almanya’nın da 8 mayıs 1945 tarihinde kayıtsız şartsız teslim olmasından sonra mona lisa’nın eve dönme çalışmaları başladı. ancak louvre, savaş esnasında oldukça zarar görmüştü. almanlar, müzede kalan az sayıdaki eserleri yağmalamış ve galeriler bomboş kalmıştı. mona lisa 16 haziran 1945 yılında evine dönerken, louvre 1945 ve 1946 yıllarında ciddi bir tadilat görecekti. da vinci’nin dünyaca ünlü eseri ziyaretçilerle yeniden buluştuğunda ise tarihler 6 ekim 1947’yi gösteriyordu.

başta jaujard olmak üzere birçok kişi mona lisa’yı altı yıl boyunca korumak için olağanüstü çaba göstermişti. ekibin lideri jaujard, savaştan sonra onur madalyası ile ödüllendirilmiş ve ismi louvre üniversitesi giriş kapısına verilmiştir.

bugün, kurşun geçirmez bir camın ardında, yıllık 6 milyon ziyaretçi ile buluşan mona lisa, hayatta kalmasını işte bu parisliye borçludur.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Eyfel Kulesi'ni Yıkılmaktan Kurtaran Alman General: Dietrich Von Choltitz
Sözlük yazarı "sonderbar", yıllardır Fransa'ya akın akın turist çeken yapı Eyfel Kulesi'nin yıkılmaktan son anda kurtulduğu hikayeden bahsetmiş.


Dietrich Von Choltitz

fransa günümüzde yıllık 80 milyon turistle abd'nin önünde dünyanın en çok turist çeken ülkesi konumunu sürdürmektedir. dünyanın en çok turist çeken ülkesinde turistik olarak ne var derseniz herkesin aklına fransa denilince eyfel kulesi gelir. eyfel kulesi ise günümüzde var olmasını dietrich von choltitz isimli alman generale borçludur.



dietrich von choltitz isimli alman general hitler tarafından, paris'in almanların elinden müttefiklere geçmesinden 3 hafta önce paris valiliğine atanmıştır. müttefikler paris'e iyice yaklaştığında işgal öncesinde hitler tarafından aranarak tüm paris'i ve eyfel kulesini yıkarak paris'in müttefiklerin eline geçmesini engellemesi emrini almıştır. dietrich von choltitz verilen emre itaat etmeyerek "tarihe eyfel kulesini ve paris'i yıkan adam olarak geçmek istemiyorum" diyerek şehre el sürülmemiş bir biçimde müttefiklere teslim ederek kendisi de teslim olmuştur.

bugün fransa'nın dünyanın en çok turist çeken ülkesi olması ve dünyanın en turistik figürü olan eyfel kulesine sahip olması choltitz isimli bir alman general sayesindedir. choltitz "paris'in kurtarıcısı" olarak bilinir. 1966 yılında öldüğünde cenazesi "fransızların" düzenlediği bir törenle defnedilmiştir.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
II. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Birleşik Krallık'ı Mütemadiyen Bombaladığı Dönem: The Blitz
Dünya tarihinin karanlık dönemlerinden biri... İnsanların metrolarda yaşamak zorunda kaldığı ve şehre bombaların aralıksız yağdığı bu dönemi aktarıyoruz.


St. Paul Katedrali, Londra / Fotoğraf: Imperial War Museum

the blitz, ikinci dünya savaşı sırasında birleşik krallık'ın almanya tarafından 7 eylül 1940 ile 16 mayıs 1941 tarihleri arasında aralıksız bombalandığı döneme verilen isimdir.

blitz, birleşik krallık çapında birçok kent ve kasabayı etkiledi. ancak asıl saldırı başkent londra'yı hedef aldı. 1941 yılının mayıs ayı sonunda 40 bini aşkın sivil ölürken bir milyondan fazla kişi evsiz kaldı.

hitler, 1941'de rusya'ya karşı saldırı başlatacağı güne kadar ingiltere'yi 7 eylül 1940 ile 16 mayıs 1941 tarihleri arasında neredeyse her gün bombaladı. blitz saldırılarının asıl amacı londra'yı düşürmekti. halk gece evlerinde saklanırken, gündüz yer altındaki metrolarda saklanıyordu.

ikinci dünya savaşı'nın başlamasından sonra hitler'in tam olarak alamadığı yerlerden sadece britanya kalmıştı. fransa zaten teslim olmuştu ve avrupa kıtası almanya'nın kontrolü altına girmişti. hitler büyük bir bombalama kampanyasıyla ingiltere'yi savaştan atmayı ya da işgale hazırlık için hava kuvvetlerini imha etmeyi planlıyordu.

hitler, 19 temmuz’da “ben britanya imparatorluğu’nu yıkmak istemiyorum. benimle barış yapın, pazarlığa oturalım” dedi ama ingilizler bu ültimatomu dinlemediler, savaşmaya devam ettiler.


Broadgate, Central Coventry, 1940 / Fotoğraf: Imperial War Museum

almanya ve ingiltere arasındaki savaş artık denizlere de taşmıştı
almanlar, deniz gücü olarak da ilginç bir şekilde ingilizlere üstünlük sağlıyorlardı. özellikle fransız limanlarını kullanmaları ingilizlerin atlantik’teki hakimiyetini bitiriyordu. ingilizlerin korkulu rüyası alman denizaltıları tam bir baş belası olmuştu. almanlar öylesine denizaltılar üretmişlerdi ki bu denizaltıları 200 metre derinliğe kadar inebiliyor, o basınca bile dayanabiliyordu. alman denizaltılarının en büyük düşmanı da ingiliz destroyerleriydi. denizaltıları takip eden destroyerler, deniz altıların üst hizasında durup sualtı bombaları atıyor, denizaltı mürettebatına adeta kabus yaşatıyorlardı. buradaki en önemli faktör sayı üstünlüğüydü. savaşın başlarında alman denizaltıları sayıca ingiliz destroyerlerine üstünlük sağlıyordu, fakat bu durum atlantik savaşı süresince değişecekti.


Güney Londra'da bir otobüs yıkıntısı. / Fotoğraf: Imperial War Museum

almanlar, ingiltere’nin masaya oturacağından emindi ama bu bir türlü gerçekleşmiyordu
en son şansları deniz aslanı adını verdikleri operasyondu. deniz aslanı operasyonu ingiltere’nin doğrudan işgal edilme operasyonuydu. fakat nazi generallerine göre bu hiç de karlı bir operasyon olmayacaktı. almanya'nın bunun için fazlasıyla harcama yapması, çok güç sarf etmesi lazımdı. bu nedenle de hiçbir zaman bu plan devreye alınmadı. almanlar, ingiltereyi ara verilmeyen bombardımanlarla psikolojik olarak çökerterek masada sonlandırmaya çalıştılar. belki de bu, nazilerin en büyük yanlışlarından birisiydi. çünkü eğer almanya deniz aslanı operasyonunda başarılı olup da ingiltere’yi işgal etseydi, abd dahi almanya ile masaya oturup ortak çıkar hesapları yapmak zorunda kalabilirdi.


Elephant and Castle metro durağında uyuyan insanlar, Kasım 1940 / Fotoğraf: Imperial War Museum

zaman geçtikçe ingiltere’nin direnişi sonuç vermeye başlıyordu
başta luftwaffe’nin üstünlüğüyle başlayan hava savaşı şimdi yavaş yavaş el değiştiriyordu. kraliyet hava kuvvetleri, luftwaffe’nin üstünlük kurmasına izin vermemişti. o dönemde kraliyet hava güçleri yeni yeni radar sistemlerini kullanmaya başlamıştı, alman uçaklarını 5 km öteden tespit edebiliyorlar ve buna göre önlem alabiliyorlardı. bu savaş dünya tarihine radarların kullanıldığı ilk savaş olarak geçti.

işgal için hem hava kuvvetlerinin hem de donanmanın daha güçlü olması gerekiyordu, fakat alman hava kuvvetleri bu şartı şu anda sağlamıyordu. ekonomik nedenlerin yanında, deniz aslanı operasyonu'nun devreye alınama sebeplerinden birisi de buydu aslında.


Londra Oxford sokağında dışarı dağılmış vitrin mankenleri. / Fotoğraf: Imperial War Museum

fakat yine de almanya psikolojik baskı yapıp blitz döneminde ingiltere’yi bombalamaya devam etti
hitler, ingiltere’nin hava kuvvetleri direncini bir türlü kırıp da ateşkese ikna edemiyordu. aslında bu nazilerin ii. dünya savaşı’ndaki ilk büyük yenilgisi ve savaşın seyrini değiştiren ilk direnişti. keza, bu direniş haziran 1941’e kadar sürdü. her ne kadar hitler umudunu ekim sonu gibi kesmiş olsa da haziran 1941'e kadar blitz dönemini devam ettirdi, savaşı artık psikolojik oynuyordu. öte yandan ingiltere de boş durmuyordu. kraliyet hava kuvvetleri, almanya semalarında dolaşıp almanya’nın stratejik noktalarına mermiler yağdırıyordu. tersaneler, fabrikalar, cephaneler. net bir üstünlüğün kurulamadığı bu savaş sonuç vermiyordu ve dışarıdan da balkanlara inen bir sovyet tehlikesi geliyordu. bu nedenle almanya, haziran 1941'de ingiltere'den tamamen elini eteğini çekmek zorunda kaldı.

bu süre zarfında ingilizler büyük başarılar elde ettiler. denizlerde gerçekleşen atlantik savaşı'nda ingiliz destroyerleri, alman denizaltılarına korku dolu anlar yaşattı. birçok denizaltı mürettebatı batan denizaltılarında yaşamını yitirdi.

blitz'in sonuna gelindiğinde yaklaşık 30 bin londra'lı ölmüş ve 50 bin kişi yaralanmıştı.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Fahişelikten Korsanlığa Uzanan Acayip Bir Hayat Hikayesi: Ching Shih
Dünyanın en ünlü korsanlarından biri olan Çinli Ching Shih'in genelevden açık denizlere uzanan hikayesi.


ching shih'in tam olarak ne zaman doğduğu bilinmese de 1775 yılında çin'in guangdong eyaletinde doğduğu tahmin ediliyor. doğum adı shiı xiang gu'dur.

bir genelevde fahişe olarak çalışırken 'kırmızı bayrak filosu'nun komutanı zheng yi ile tanışır. tam olarak nasıl evlendikleri bilinmese de iki tür tahmin var ortada. birincisi; ching shih'in güzelliğini bir şekilde fark eden zheng adamlarından genelevini yağmalamasını ve ching'i kendisine getirmelerini ister. adamlar emredildiği gibi ching'i getirir ve evlenirler. ikincisi; geneleve gidip gelen zheng, ching'e aşık olur ve onunla evlenmek ister. ching bu evliliği bazı şartlarla kabul edeceğini söyler; onun filosunda aktif olarak çalışacaktır ve mallardan pay alacaktır. bir şekilde evlenirler ve filoyu beraber yönetmeye başlarlar. bunlar bir araya gelince ching'in stratejileri sayesinde ilk önce 200 gemiden 600 gemiye, daha sonra da 1700-1800 gemiye ulaşırlar.

1801'de başlayan bu başarılı birliktelik 6 yıl sonra 1807'de zheng'in ölümüyle son bulur ancak asıl bundan sonra ching gerçek bir korsan kraliçesi olur. çünkü bir daha fahişelik yaptığı yaşama dönemezdi. filonun ikinci komutanı chang pao'nun desteğiyle liderlik koltuğunu devralır. diğer korsan birliklerinden farklı olarak birçok yasa getirir. bir nevi korsan hükümeti kurmak ister. kadın olmasından mütevellit kadınlara karşı diğer korsanlara nazaran daha şefkatli olmuştur. mesela özellikle kadın tutsakların tedavisi için güçlü kuralları vardı.

yasalardan bazıları:

- çirkin kadınlar herhangi bir zarar görmeden serbest bırakılır.
- güzel bir tutsak kadını eğer filosundan bir korsan beğenirse onunla evlenebilir ama ona iyi davranmak zorundadır. aksi halde idam edilir.
- filoya sadakatsizlik yapan korsan idam edilir.
- tecavüz eden korsan idam edilir.
- kızıl bayrak filosunun kurallarından birini çiğneyen korsan idam edilir.
- filodan kaçmaya çalışan korsanın kulakları kesilir.

diğer korsanlara nazaran kuralları her zaman farklıydı. diğer korsanlar gibi yağmalayıp talan etmek yerine himayesi altına aldığı yerleri vergiye bağladı. çin hükümeti defalarca ching'e savaş açmasına rağmen her defasında ching'in mükemmel savaş stratejileri karşınında yenildi. çin hükümeti portekizli, hollandalı ve ingiliz gemilerinde de yardımlar alarak dener. yenemeyeceğini anlayınca af çıkarmaya karar verir.

ching, sahip olduğu tüm ganimetleri elinde tutması şartıyla affı kabul eder ve ikinci komutan chang pao ile evlenir ve bir oğlu olur. chang pao öldükten sonra kendi kumarhanesini açar ve öldüğü 1844 yılına kadar başında kalır. daha sonra oğlu devralır ve o da ölene kadar orayı kumarhane ve genelev olarak idare eder.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019


12 Kızgın Adam

Bir genç adam babasını öldürmekle suçlanıyor..Mahkeme jurinin karar vermesini istiyor ve filmimiz başlıyor. Herkes suçlu olduğunu düşünüyor yalnız bir kişi öyle düşünmüyor ve 11/1 başlıyor tartışmamız. Olayın basit olduğu ve gereksiz direttiği söylense de ona katılanlar da oluyor. Filmi hiç sıkılmadan izledim. Tek bir mekanda geçiyor ve gerçekten çok kızgınlar 8,6 puandan fazlasını bile hakettiklerini düşünüyorum.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2018
Nereden: Tel'aran'rhiod
Mesajlar: 6.699
Konular: 883
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 664 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 73 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 2144
Verilen Beğeni: 1250
Nereden: Tel'aran'rhiod
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 47
Farkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond reputeFarkedmez has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Börü Tonga'nın Otağı
06 Temmuz 2019
Apollon'un İlk ve Tek Aşkı Daphne'nin Talihsiz Hikayesi
Antik Yunan mitolojisine air bir destan olan Apollon ve Daphne'nin (Apollon ve Dafni) özeti.


daphne; nehir tanrısı peneus'un bakire kızı, güneş tanrısı, müzik ve şiir'in kompetanı apollon'un ilk ve tek aşkı.

apollon, dağda kırda dolaşırken venüs'ün oğlu cupid'i (eros) okuyla yayıyla oynarken görür. python'a karşı kazandığı zaferin tadı damağında, götü havada bir haldeyken, dur şu velede bi laf sokiim der kendi kendine ve şöyle der: "lan velet, hırt, o okla bizi mi vuracan len. bırak da o aletleri ellerine yakışanlar kullansın sen git de çelik çomak oyna."

e tabii eros da altta kalmak istemez çocuk da olsa tanrı çocuğu. o da şöyle karşılık verir: "apollo apollo! senin okların herkese atılabilir ancak benimkiler sadece sana özel olacak."


bu olaydan sonra eros gider iki tane ok yapar; biri sivri uçlu altından yapılan ve saplandığı mahlukatı kayıtsız şartsız karşısındaki kadına aşık eden, diğeri ise kör uçlu kurşundan yapılan ve saplandığı kişinin kalbini ebediyete kadar aşka ve sevgiye kapatan.

daha sonra gider altın olanı apollon'aa, kurşun olanı da daphne'ye saplar, yani atar. daphne'nin babası "canım daphne, bana bir damat ve çocuk borçlusun, artık evlenmenin zamanı gelmedi mi" diye sorar. daphne de "baba, bana anlayış göster çünkü ben diana gibi hiçbir zaman evlenmeyeceğim" der. bunun üzerine babası şöyle mırıldanır "zaten senin kendi yüzün bunu engelleyecek" der.

daphne, apollon'dan kaçtıkça apollon kovalar, taştan taşa seken daphne'ye haykırır:

"daphne, ben düşmanın değilim benden kaçma. ben jüpiter'in oğlu, güneş tanrısı apollon'um. benim oklarımdan daha ölümcül bir ok beni yaraladı, bitap durumdayım. ayağın kayıp düşeceksin ve tüm ilaç bilgeliğime rağmen benim yüzümden yaralanman, benim kalbimi de yaralayacak."

kaçmaktan sonunda yorulan daphne, babasını çağırır ve bu kovalamacadan onu kurtarmasını ister. derken daphne'nin kolları dallara, saçları yapraklara dönüşmeye ve ayakları da kök salmaya başlar. bunu gören apollon, ağaca sarılıp konuşmaya başlar:

"madem eşim olamıyorsun, benim ağacım ve sembolüm olacaksın. seninle tahtımı süsleyeceğim, arpımı işleyeceğim. kahraman romalı askerler, zafer dolu seferlerinden dönerken senin yapraklarından taçlar takacaklar ve senin yaprakların hiç solmayacak. yaprakların her zaman yeşil kalacak"

bu olaydan sonra apollon, söz verdiği gibi defne yapraklarını kişisel sembolü haline getirir.

To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Konuyu 2 kişi okuyor. (0 üye ve 2 misafir)
 
Seçenekler
Stil




Sağlıklı Yaşam Rehberi - Görev Yap Para Kazan
Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.